|
|
|
|
|
İZMİR'DE EĞİTİM HASTANELERİNDE ÇOCUK İSTİSMARI TANISI ALAN OLGULARLA İLGİLİ İZMİR ÇOCUK İSTİSMARI ARAŞTIRMA GRUBUNUN ONSEKİZ AYLIK DENEYİMİ ÖZET
Amaç: Toplumda var olduğunu
bildiğimiz çocuk istismarı olgularının hastanelerimizde de karşımıza
çıkmakta olduğunu ve multidisipliner bir ekibin bu olgulara tıbbi ve sosyal
olarak destek olabileceğini göstermek
Materyal Metod: İzmir'deki beş
eğitim hastanesi, İzmir Sosyal Hizmetler Müdürlüğü (SHM) ve İzmir Baro'sunun
katılımıyla oluşturulan İzmir Çocuk İstismarı Ekibinin üyelerine tanı
konulan olguları bildirmek için bir form dağıtıldı. Olguların tıbbi, sosyal
ve demografik özellikleri belirlenip SHM'e izlenmek üzere bildirildi.
Bulgular: 32 olgunun özellikleri
şöyle idi: Hastane dağılım: Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi %59; Dokuz Eylül
Üniversite Hastanesi %19; Ege Üniversite Hastanesi %13; Tepecik Sosyal
Sigortalar Hastanesi %6; Atatürk Devlet Hastanesi %3. Yaş ve cins dağılımı:
İki ay 25 yaş; %41 erkek, %59 kız. İstismarcı: Baba %72, anne %34, birden
fazla %19. İstismar tipi / lezyon: Ensest/cinsel istismar %38, boğma %13,
ağır ihmal %13, kırık %9, zehirleme %9, yakma %6, intrakraniyal kanama %6,
yumuşak doku lezyonu %6, saf psikolojik istismar %3. Yüzde 94'ünde birden
fazla çocuk istismarı risk faktörü saptandı. Yüzde 72'si SHM'e bildirildi ve
bunların %52'si izlenebildi. Yüzde 56'sı ekibimizin desteğiyle normal uyum
ve sağlığına kavuştu. Yüzde 13'ü öldü, %31'i izlenemedi.
Sonuç: Çocuk İstismarının bizim
hastanelerimizde de tıbbi bir sorun olarak önemli bir antite olduğu ve her
Çocuk Hastanesi/Kliniğinin istismar sürecini kesintiye uğratmak için böylesi
bir multidisipliner ekibe gereksinimi olduğu düşünülmektedir.
SUMMARY
Aim: To prove that cases of child
abuse which is known to be prevalent in the community do refer to hospitals
and a multidisciplinary group may medically and socially interfere with them.
Material Method: A format to
report abuse cases was presented to the members of the Izmir Child Abuse
Follow-up Team from five training hospitals, İzmir Regional Social Affairs
Bureau (RSAB) and İzmir Bar. Medical, social and demographic features of
them were determined and they were reported to RSAB for follow-up.
Findings: The features of these
32 cases are as follows:. Hospital distribution: Dr. Behçet Uz Children's
Hospital 59%; Dokuz Eylül University Hospital 19% Ege University Hospital
13%; Tepecik Social Security Hospital 6%; Atatürk State Hospital 3%. Age and
sex distribution: Two months to 25 years; 41% male, 59% female. The offender:
Father 72%, mother 34%, multipl 19%. Abuse type / lesion: Incest/sexual
abuse 38%, smothering 13%, severe neglect 13%, fractures 9%, poisoning 9%,
burn 6%, intracranial hemorhage 6%, soft tissue injury 6%, pure
psychological abuse 3%. More than three child maltreatment risk factors were
present in 94% of the cases. Seventy-two percent was reported to RSAB and
52% of them was followed-up. Fifty-six percent gained acceptable health by
the team's support, 13% died, 31% failed with follow-up.
Result: Child maltreatment does
exist in hospitals as a medical entity, and every children's hospital/department
needs such a team to increase diagnosis establishment to interrupt
maltreatment course..
GİRİŞ
Ülkemizde Çocuk İstismarı (Çİ)
konusundaki duyarlılık son yıllarda gelişmeye başlamış ve konunun
sorumluluğunu 70'li yıllardan beri taşıyan eğitimci ve hukukçuların yanısıra
hekimler de bu alanda çalışmalara başlamışlardır (1-4). Çİ'nın boyutlarını
anlamak için birkaç rakam yetecektir. ABD'de 15 yaş altında hastaneye
başvuran çocuklar arasında Çİ sıklığı 2.7/1000 olarak bildirilmektedir
(5-8). İngiltere'de haftada dört çocuk Çİ ve ihmal nedeniyle ölmekte, dört
yaş altında her 1000 çocuktan biri fiziksel istismara uğramaktadır (1).
Türkiye'de ise Bilir, 16000 çocukta yaptığı alan çalışmasında fiziksel
istismar oranını %33.5 bulmuştur (9). Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi
Psikiyatri Polikliniği'ne başvuran çocuklar arasında yapılan araştırmada da
%36 oranında fiziksel ve duygusal istismar saptanmıştır (2).
Bu konuda çalışan tüm yazarların
üzerinde birleştikleri konu, Çİ ile ilgili duyarlılığı arttırmak ve konunun
bilimsel olarak ele alınmasını sağlamak için başlangıçta yapılması gereken
en önemli şeyin tanımlanan olguların disiplinlerarası tartışılması ve
yayınlanması olduğu şeklindedir (10-13). Bu nedenle İzmir'de biraraya gelen
doktor, avukat, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, eğitimci gibi değişik
mesleklerden bir grup araştırmacı 1996 yılından beri İzmir Çocuk İstismarı
Araştırma Grubu (İÇİAG) olarak çalışmaya başlamıştır. Bu grup pekçok
etkinliğin yanısıra İzmir'in eğitim hasanelerinde Çİ tanı olanaklarını da
arttırmayı hedeflemiştir. Bu çalışma ile ülkemizdeki hastanelere de Çİ
olgularının başvurduğunu göstermek amaçlanmıştır. Ayrıca multidisipliner bir
ekibin bu olgulara hem tanı olanaklarını arttıracağını hem de uygun destek
programını başlatarak istismar sürecini kesintiye de uğratabileceğini
göstermek amaçlanmıştır.
MATERYAL METOD
Bu çalışmaya İzmir'deki beş
eğitim hastanesinden hekim, psikolog, sosyal hizmet uzmanları yanısıra İzmir
Sosyal Hizmetler Müdürlüğü (SHM) ve İzmir Baro'su katılmışlardır. Ege
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan bir öğretim üyesi,
DokuzEylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı'ndan
bir öğretim üyesi, Atatürk Devlet Hastanesi'nden bir aile hekimliği
asistanı, Tepecik SSK Hastanesi Çocuk Hastanesi'nden bir klinik şefi ve Dr.
Behçet Uz Çocuk Hastanesi Çocuk İstismarı İzlem Ekibinin (iki pediyatrist,
bir psikiyatrist, bir psikolog, bir sosyal hizmet uzmanı, bir ppediyatrik
nörolog) katılımıyla bu çalışma yürütülmüştür. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi
Çocuk İstismarıı İzlem Ekibinin başını çektiği bu grup (İÇİAG) üyelerine Çİ
tanısı konulduğu takdirde doldurulmak üzere form dağıtılmıştır. Bu formlarda
ad, soyad, adres, cins, yaş, tanı konulan hastane, tanı tarihi, ailedeki
çocuk sayısı, indeks olgunun ailkedeki sırası, özgeçmiş ve soygeçmiş, aile
yapısı, ebeveynlerle ilgili ad, yaş, iş, fiziksel/ruhsal hastalık, eğitim ve
sosyo-ekonomik düzey, çocuklukta istismar edilmiş olma, madde ve alkol
bağımlılığı, evlilik sorunları ve aile içi şiddet gibi demografik bilgiler
edinilmiştir. Bu bigiler çocuğu hastaneye getiren ebeveynden alınmıştır.
İstismarcı, istismar tipi, süresi ve şiddeti belirlenmiş, izlem ile ilgili
bilgiler de periyodik olarak kaydedilmiştir. Bu çalışma prospektif olmakla
birlikte belli bir zaman diliminde hastanelerimize başvuran tüm olguları
taramayı amaçlamamıştır. Konuyla ilgili çalışan arkadaşların günlük
pratikleri sırasında karşılaştıkları olguların kayda girmesi amaçlanmıştır.
İstismar davranışları çocuğa
bakmakla yükümlü ve çocuktan en az 6 yaş büyük bir erişkin tarafından çocuğa
uygulanıp çocuğun ruhsal ve fiziksel iyilik halini bozacak her tür fiziksel,
cinsel ve psikolojik zarar verici kasıtlı eylem olarak tanımlanmıştır
(12,14). Uygulanan eyleme göre yapılan tıbbi ve psikiyatrik değerlendirmeler
sonucunda fiziksel, psikolojik ve/veya cinsel istismar (Cİ) olarak
sınıflandırma yapılmıştır. İstismar şiddeti aşağıdaki kriterlere göre hafif,
orta, ağır olarak sınıflanmıştır: *Ağır: Sürekli ve fiziksel/psikolojik
sekele yol açmışsa, *Orta: Sürekli ama sekel yol açmamışsa, *Hafif: Arada
bir olup hiçbir ağır lezyon ya da sekel yoksa.
Olgular, SHM ve hastanelerin
Çocuk Psikiyatrisi poliklinikleri tarafından izleme alınmıştır. Böylece aile
yanında kalabilecek olgularda çocuk ve aile bireylerine psikolojik destek
tedavisi verilmesi amaçlanmıştır. İstismarcı ebeveynden ayrılıp çocuklarını
koruyabilecek olan ebeveyne SHM aracılığı ile ekonomik destek, bazı
durumlarda anne ve çocukların sığınma evlerine alınması planlanmıştır. Aile
yanında bakımı yaşamsal tehlike taşıyan olguların ise SHM tarafından koruma
kararı alınarak çocuk bakım kurumlarına devlet himayesine alınması
planlanmıştır.
Yaşamsal tehlikesi olan ya da
cinsel istismar olguları için adli bildirim yapılmıştır.
Sonuç dört grupta
değerlendirilmiştir: *İyi bir izlem ve uyumla fiziksel ve ruhsal sağlığa
kavuştu, *Öldü, *Sekelli izleniyor, *İzlenemedi.
Olgular Cİ olan ve olmayan olarak
iki alt gruba ayrılmıştır. Bu grupların çeşitli özellikleri student t ve
Fischer's Exact testleriyle değerlendirilmiştir.
BULGULAR
Onsekiz aylık sürede 32 olguya Çİ
tanısı konulmuştur. Bu olguların hastane dağılımı şöyle bulunmuştur: Dr.
Behçet Uz Çocuk Hastanesi %59 (19/32); Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi %19
(6/32); Ege Üniversite Hastanesi %13 (4/32); Tepecik Sosyal Sigortalar
Hastanesi %6 (2/32); Atatürk Devlet Hastanesi %3 (1/32).
İstismar tipi %85'inde (27/32)
psikolojik, %66'sında (21/32) fiziksel, %38'inde cinsel idi. Saf fiziksel
istismar (Fİ) yalnızca %16'sında (5/32), saptanırken %38'inde (12/32) hem
fiziksel hem de psikolojik istismar (Pİ) saptanmıştır. Cİ olgularının tümüne
Pİ da eşlik etmiş, olguların %13'ünde (4/32) üç tip istismar bir arada
bulunmuştur (Tablo I).
Lezyonlar şöyle belirlenmiştir:
Ensest 12 olgu, boğma 4 olgu, ağır fiziksel ihmal 4 olgu, kırık 3 olgu,
zehirleme 3 olgu, yakma 2 olgu, intrakraniyal kanama 2 olgu, yumuşak doku
lezyonu 2 olgu, ağır aşağılama 1 olgu, cinsel pazarlama 1 olgu.
İstismar şiddeti %78'inde (25/32)
ağır, %22'sinde (7/32) orta buulunmuş, hafif istismar olgusu saptanmamıştır.
Tüm Cİ olguları ağır istismar olarak kabul edilmiştir (Tablo I). Cinsel ve
cinsel olmayan istismar (COİ) olguları istismar şiddeti açısından farklılık
göstermemiştir (Fischer's Exact p=0.08) (Tablo II).
Yaş ortalaması 9.8 + 8.2
bulunmuştur (2 ay 25 yaş arası). Bu dağılım COİ grubunda 3 ay-14 yaş arası
olup %70'i 5 yaş altında saptanmıştır. Cİ grubunda ise yaş dağılımı 4-25 yaş
olup %77'si 13 yaşından büyük bulunmuştur. İki grup arasında anlamlı
farklılık saptanmıştır (4.8 + 4.2 vs 15.5 + 6.0 yıl, p<0.0001) (Tablo II).
Cins dağılımı %41 (13/32) erkek,
%59 (19/32) kız olarak belirlenmiştir. Cİ grubunda %15'i erkek, %85'i kız;
COİ grubunda ise %66'sı erkek, %34'ü kız olarak belirlenmiştir (p<0.01)
(Tablo II).
İstismarcı %72'sinde (23/32)
baba, %34'ünde (11/32) anne, %6'sında (2/32) üvey baba, %6'sında (2/32)
ailenin yakını, %3'ünde (1/32) hala, %3'ünde (1/32) teyze, %3'ünde (1/32)
üvey anne ve %19'unda (6/32) birden fazla aile bireyi olarak belirlenmiştir
(Tablo III).
Çİ ile ilşkili risk
faktörlerinden en sık saptananlar sırayla şöyle belirlenmiştir: Düşük eğitim
düzeyi %75 (24/32), anne/babada ruhsal sorun %69 (22/32), aile içi şiddetli
geçimsizlik %66 (21/32), aile içi şiddet %59 (19/32), düşük sosyo-ekonomik
düzey %56 (18/32), anne/babada alkol kullanımı %47 (15/32), işsizlik %44
(14/32) ve parçalanmış aile %44 (14/32). Yüzde 94'ünde (30/32) üç ve daha
fazla Çİ risk faktörü saptanmıştır (TabloIV).
Olguların %72'si (23/32) SHM'e
bildirilmiş ve bunların %52'si izlenebilmiştir. Kalanı adreste bulunamama,
kent değiştirme ya da ölüm nedeniyle izlenememiştir. Genel sonuç olarak
%56'sı (18/32) ekibimizin desteğiyle normal uyum ve sağlığına kavuşmuş,
%13'ü (4/32) ölmüş, %31'i (10/32) sekelli ya da sekelsiz olarak izlem dışı
kalmıştır. Beş olgu (%16) anne ve kardeşleriyle sığınma evine alınmış, daha
sonra anneye iş bulunarak aile yeni bir uyum sağlamıştır. Beş olgu (%16) ise
SHM'nün koruma kararı ile çocuk yuvasına alınıp aileden uzaklaştırılmıştır.
Olguların 17'si (%53) için
hastanelerden adli bildirim yapılmıştır, diğer olgularda ise psikolojik ve
sosyal destekle sorun çözümlenmesine gidilmiştir.
TARTIŞMA:
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de
bir Çocuk Hastalıkları Kliniği ya da hastanesinde ilk kez yürütülmekte olan
bir yaklaşım biçimini tıp çevrelerine duyurarak örselenmeye uğrayan çocuklar
için biz hekimlerin de yapabileceği şeyler olduğunu göstermektir. Batıda
çocuk hasta gören tüm hastanelerde birer Çİ İzlem ekibi vardır (5-7,12-14).
Bu ekipler geliştirilmiş olan Çİ tanı kriterlerinden de yararlanarak
başvuran çocuk olgular arasında Çİ olgularını saptamakta ve olguların Çocuk
Koruma Servislerine bildirimini dolayısıyla gerektiği biçimde izlemini
sağlamaktadırlar (5,6,13-15). Ülkemizdeki hastane uygulamalarında ise ne
yazık ki olguların yalnızca başvuru yakınması ile ilgili tıbbi sorunları ele
alındığı için Çİ olguları atlanmakta, böylece Çİ döngüsü süregenleşmekte,
bazı olgularda tanı ne yazık ki otopsiye kalmaktadır. Oysa olgularımızın
çoğunda olduğu gibi hekimin tanı koyması ve SHM'ne bildirmesi sonucunda bu
olguların Çİ süreci kesintiye uğratılabilir. Öncelikle ölümler
engellenebilir, hatta ailenin normal fonksiyon görmesi bile sağlanabilir. Bu
bildirim yapılmadığı zaman ise yalnızca yasal bildirimde bulunmak Türkiye
koşullarında tıbbi ve sosyal sorunların çözümü olarak görünmemektedir (1,9).
Çeşitli yayınlar göstermektedir
ki Çİ'da mortalite %0.1-10 arasında değişebilmektedir (13-16). Serimizde
Çİ'a bağlı mortalite %13 bulunmuştur. Bu yüksek rakam olasılıkla hekimler
arası Çİ'a ilişkin bilgi düzeyinin henüz yetersiz olması nedeniyle bu seride
ancak çok ağır olguların yer almasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca
çalışmacılardan birinin Adli Tıp Kürsüsü çalışanı olması nedeniyle de otopsi
olgu sayısı yüksekliğine de bağlı olabilir.
Batı kaynakları Çİ'nın en sık beş
yaşından küçük çocuklarda görüldüğünü belirtmektedir (13-16). Bu serideki
olguların ise %38'i beş yaş ve altı çocuklardır. Bunda cinsel istismar
olgularımızın fazlalığı rol oynamış olabilir çünkü bu olguların yaş dağılımı
göreceli olarak yüksek bulunmuştur.
Kaynaklarda örseleyen kişi
çoğunlukla çocuğun yakını olarak bildirilmektedir (12-16). Bizim
olgularımızın da yalnızca biri aile dışından ama yine çocuğun tanıdığı biri
tarafından istismar edilmiştir. Bu bulgu da göstermektedir ki Çİ aile
ortamının önemli bir sorunudur. Bilir ve arkadaşlarının en geniş alan
çalışması da Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde yapılan Psikiyatri poliklinik
çalışması da handikaplarına karşın çok yüksek aile içi Çİ oranları
göstermektedir (2,9).
Serimizde istismarcı çoğunlukla
baba olarak belirlenmiştir. Oysa batı kaynaklarında en sık istismarcı anne,
fatal olgularda daha çok baba saptanmaktadır (13-16). Bizim serimizde de
mortalite çok yüksek ve ağır istismar olguları çoğunlukta olduğu için baba
daha sık istismarcı olarak bulunmuştur düşüncesindeyiz (Tablo I, III).
Risk faktörleri özellikle önemle
üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu faktörlerin hiçbiri tek başına
bir aileyi istismara aday yapmamaktadır. Bu seride olguların %94'ünde bu
faktörlerin en az üçü bir arada saptanmıştır. Bu nedenle düşük sosyo-ekonomik
düzeye, düşük eğitim düzeyi, alkolizm, ruhsal hastalık gibi hekimlerin
kolayca farkedebilecekleri birkaç risk faktörü daha eşlik ediyorsa o çocukta
Çİ açısından araştırmacı tavır almak uygun olacaktır (Tablo IV).
Ayrıca üzerinde durulması gereken
bir konu da olgu serisindeki hastane dağılımıdır. Bu çalışmaya katılan
hastaneler arasında yalnızca Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde sistemli
olarak çalışan ve konuya ilişkin asistan eğitimi yapan bir Çocuk İstismarı
İzlem Ekibi vardır. Bu nedenle serideki olguların yarıdan fazlası (%59) bu
hastaneden bildirilmiştir. Daha da önemlisi bu hastanede tanı koyulan Çİ
olgu sayısı zaman içinde de hızla artmış, giderek ayda 1-2 olgudan haftada
2-3 olguya çıkmıştır. Bu da göstermektedir ki eğitim hastanelerimizde
kurulacak multidisipliner Çİ izlem ekipleri hem asistan eğitimini sağlayacak
hem de tanı koyulan Çİ olgu sayısını arttıracaktır.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Bizce çağdaş tıp yaptığımızı
iddia ediyorsak, artık Çİ konusunun Çocuk Sağlığı alanının önemli bir konusu
olduğunu hep birlikte kabul etmeli ve bu alandaki bilgi düzeyimizi hızla
arttırmalıyız. Çİ olgularını yakalayabilecek iki önemli meslek alanı bizce
eğitim ve tıptır. Bu nedenle tıp öğrencisi, pratisyen ve asistan düzeyinde
konunun sosyal içeriğinden duyulan çekingenliği kırıp, sorumluluk alma
gereği sürekli vurgulanmalı ve profesyonel duyarlılık arttırılmalıdır.
Batıda giysileri kirli ve bakımsız olan bir çocuk için bile hekim "Bu aile
bu çocuğa sağlıklı bakamaz" gözlemiyle Sosyal Servislere bildirimde
bulunmaktadır (5). Bizler ise hala kafası gözü yarılmış, kemikleri kırılmış
çocuklarımızın bile yalnızca alçısı ve drenajı ile ilgilenip bu olaylara yol
açan nedenler konusunda hiçbir girişimde bulunmamakta ve çocukları belki de
bir gün öldürülmek üzere aynı ortama göndermekteyiz. Bunu kırmak ve
hekimleri süreci kesintiye uğratmak konusunda istekli hale getirmeliyiz.
Bütün üniversite hastanelerinde Çİ İzlem ekiplerinin kurulmasının bu konuda
çok şeyi değiştireceğine, diğer hastanelere örnek olacağına ve il SHM ile
yakın ilişki kurularak her Çİ olgusuna az ya da çok yardım edilebileceğine
inanıyoruz. Biz hekimlerin böylesi girişimleri SHM bünyelerindeki gizli
yetersizlikleri (bilgi, personel, finans) ortaya çıkaracak ve bu kurumun da
süreç içinde yenilenmesini zorunlu kılacaktır. Aslında Dr. Behçet Uz Çocuk
Hastene'sinde sunulacak çok daha fazla sayıda olgu olduğu hastanemizde
çalışan tüm meslekdaşlarımız tarafından belirtilmektedir. Hastanemiz Eğitim
Koordinasyon Kurulu'nun da onayıyla çalışmalarına başlamış olan Behçet Uz
Çocuk Hastanesi Çİ İzlem Ekibinin sistemli çalışmaya başlamasıyla birlikte
tanı konulan olgu sayısı Aralık 1997 sonunda 50'ye çıkmıştır. Tüm
hastanelerimizde buna benzer ekipler etkin hale gelene dek saptanan az
sayıdaki Çİ olguları çok sayıda bilimsel toplantıda sunulmalı ve
yayınlanmalı, böylece tüm profesyonelin eğitimi ve sorunun farkına varması
sağlanmalıdır. Bütün bu nedenlerle HER ÇOCUK HASTANESİNE BİR ÇOCUK İSTİSMARI
İZLEM EKİBİ sloganının gerçekleşmesi için tıpta Çİ ile ilgili temel eğitim
hızla başlatılmalıdır düşüncesindeyiz.
KAYNAKLAR
1)Kesim NZ. Çocukta fiziksel
istismar ve bunun Adli Tıp açısından incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, 1993,
İstanbul.
2) Oral R, Yavuz Ş, Can D,
Kutlugün A, Genç I. Bir Çocuk Psikiyatrisi Polikliniği'nde Kötü Muamele
Edilen Çocuk Sıklığı. Çukurova Üniveersitesi Tıp Fak Derg 1997; 22:137-144.
3) Oral R, Miral S, Aksel Ş, et
al. İzmir Çocuk Hakları Çalışma Günleri Çocuk İstismarı Grubunun Ulusal
Organizasyon Planı Önerisi. Tıpta Sürekli Eğitim Derg 1997 (in press).
4) Oral R, Can D, Vatansever K,
Özenmiş M, Orhon Y. Pediatri asistanları ve pratisyen hekimlerin çocuk
istismarı konusundaki tutum, davranış ve bilgi düzeyleri. 2000'e 5 kala
Türkiye ve Dünyada Çocukların Durumu. XXXI. Türk Pediatri kongresi Kitabı.
23-27 Ekim 1995; İstanbul, pp 187.
5)Finkelhor D, Zellman GL.
Flexible reporting options for skilled child abuse professionals. Child
Abuse Negl 1991, 15(4):335-341.
6)Paradise JE. The medical
evaluation of the sexually abused child. Ped Clin North Am
1990, 37(4):839-862.
7)Duhaime AC, Alario AJ, Lewander
WJ. Head injury in very young children: mechanisms, injury types, and
ophthalmologic findings in 100 hospitalized patients younger than 2 years of
age. Pediatrics 1992; 90:179-85.
8)Garcia VF, Gotschall CS,
Eichelberger MR. Rib fractures in children; a marker of severe trauma. J
Trauma 1990; 30:695-700.
9)Bilir Ş, Arı M, Dönmez NB. 4-12
yaşları arasında 16.000 çocukta örselenme durumları ile ilgili bir inceleme.
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Dergisi 1986; 1:7-14.
10)Deschamps E. Çocuk İstismarı
paneli. XXI. UMEMPS Kongresi 18-24 Ekim 1993, İzmir. Yayınlanmamış kongre
notları.
11)Krugman RD. Future role of the
pediatrician in child abuse and neglect. Pediatr Clin North Am 1990;
37:1003-1011.
12)Johnson CF. Inflicted injury
versus accidental injury. Ped Clin North Am 1990, 37(4):791-811.
13) Vandeven AM, Newberger EH.
Child Abuse. Annu Rev Public Health 1994; 15:367-79.
14) Leventhal JM. Child
Maltreatment: Neglect to Abuse. In: Rudolph AM, Hoffman JIE, Rudolph CD (eds).
Rudolph's Pediatrics. 20th edition, Stanford, Appleton and Lange 1996; pp
145-151.
15)Dubowitz H. Pediatrician's
role in preventing child maltreatment. Pediatr Clin North Am 1990;
37:989-1002.
16) Leventhal JM. Sexual abuse of
children. In: Hoekelman RA, Friedman SB, Nelson NM, Seidel HM, Weitzman ML (eds).
Primary Pediatric Care. (3rd Ed), Mosby, 1997: 651-655.
Tablo I: Çocuk İstismarının tip
ve şiddet dağılımı.
Tablo II: Cinsel istismar
grubuyla cinsel olmayan istismar grubunun karşılaştırması.
Parametre CİG* COİG**
n % n % p
İstismar şiddeti Ağır 13 100 12
63 NS ***
Orta 0 0 7 37 NS
Cins Erkek 2 15 10 66 <0.01
Kız 11 85 5 34 <0.01
Yaş (yıl) 15.5 + 6.0 4.6+ 4.0
<0.0001
________________________________________________________
* CİG: Cinsel istismar grubu, **
COİG: Cinsel olmayan istismar grubu, NS: İstatistiksel olarak anlamsız
(p>0.05)
Tablo III: İstismar eden kişi
dağılımı.
İstismar eden n %
-----------------------------------------------------------------
Baba 23 72
Anne 11 34
Üvey baba 2 6
Aile yakını 2 6
Hala 1 3
Teyze 1 3
Üvey anne 1 3
Multipl 6 19
Tablo IV: Çocuk istismarı ile
ilşkili risk faktörleri.
Risk faktörü n %
-------------------------------------------------------------------------
Düşük eğitim düzeyi 24 75
Anne/babada ruhsal sorun 22 69
Aile içi şiddetli geçimsizlik 21
66
Aile içi şiddet 19 59
Düşük sosyo-ekonomik düzey 18 56
Anne/babada alkol kullanımı 15 47
İşsizlik 14 44
Parçalanmış aile 14 44
Multipl (>3 risk faktörü) 30 94 Web sitesi:
http://www.med.ege.edu.tr/~hanci (Tıp ve Sağlık Hukuku) Doç.Dr. İ.Hamit Hancı
Ege Ü. Tıp Fak. Adli Tıp A.D
|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
. |
|