|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

Çocuk eğitiminde otorite
Prof.Dr.Kemal Çakmaklı

Bazı ailelerde çocuklarına karşı ya aşırı
otorite noksanlığı görülüyor, ya da aşırı otorite hakimiyeti...Otorite
çocuğa yapması lazım geleni yaptırabilmemiz, yapmaması lazım geleni de
yaptırtmamamızdır. Bu konuda irade kullanıp başarılı olabilmemizdir. Tabii
bunun bilimsel ve doğru olması gereklidir. Şimdi bunları kısaca açıklayalım.
Çocuk her şeyi bilemez. Kaldı ki büyükler de şüphesiz her şeyi bilemez. Bu
nedenle çocuk sürekli olarak çevreden birşeyler öğrenmektedir. Onun
yaptıkları arasında iyi, doğru, güzel olan davranışlar olabileceği gibi
yanlış hatalı, suç teşkil edecek hatta tehlikeli olanlar da
bulunabilecektir.
Çocuklar, evde yangın çıkarmak, pişmekte olan yemeği devirmek, musluk
suyunu açık bırakmak ve daha niceleri gibi hayatî öneme haiz işler de
yapabilmektedir. İşte otorite bu kabil durumları çocuğun yapmasına engel
olunabilmesi için gereken iradenin anne ve babada var olması anlamındadır.
Çocuğun herşeyi bilemeyeceğini söylemiştik. Çocuk hata yaparak aradığı
doğruyu bulmaya çalışır. Zaten çocuk da hatalı, yanlış tutum ve
davranışlarında aileden ve ilgililerden her zaman yardım görmek ister.
Çocuk psikolojsinin temel çizgileri itibariyle durum böyledir.
Nitekim literatürde bilim adamları çocuğun isteklerini çocuğun ağzındanmış
gibi mektup halinde yazmışlardır. Burada çocuk "yaptıklarımın hepsinin
doğru olmadığını biliyorum, siz mani olmadıkça onları yapmaktan da kendimi
alamıyorum, yaptıklarımın hatalı olduğunu bana söylemezseniz -yahut buna
mani olmazsanız- bunları nasıl düzeltirim" demektedir.
Ne yazık ki gerçekler böyle olmasına rağmen pek çok anne baba çocuklarının
eğitiminde otorite denilen altın kuralı yeterince kullanamamaktadırlar. Ya
aşırı otorite noksanlığı, yahut da aşırı otorite çocuklara karşı yanlış
olarak ailelerde mevcut bulunmaktadır. Bunun dengesini bulmak zorunluluğu
vardır. Aşırı otorite, otorite noksanlığı kadar tehlikelidir. Bunun önemli
olduğu daima bilinmeli ve gerçek bilimsel otorite tanınarak çocuk için
sağlanabilmelidir.
Nice durumlar olmaktadır ki çocuk aşırı şımartıldığı için evde her dediği
harfiyyen yerine getirilmektedir. Tabii aile bundan hiç memnun değildir. Ama
adeta eli mahkum bu esaret hayatını çekmektedir. Evde bulunan saati, teybi,
radyoyu çocuk kaç kez yere çarpmıştır. Hatta bu davranışını alışkanlık
haline getirmiştir fakat aile çocuk inciniverir diye bu masrafa katlanmış ve
otoritesini ortaya koyamamıştır.
Çocuklar, küçüklüğünden itibaren hoşgörülmemesi gereken yerde
hoşgörülmemelidir. Yahut hoşgörülmediği ilk o olayı yaptığında ihsas
edilmelidir. Aynı hareketi yinelediğinde anne baba otorite prensibine göre
buna mani olmalıdır. O şeyi elinden almalı veya o şeye mani olmalıdır.
Bunda kesin ve kararlı olmalıdır. Zaten kesinlik, kararlılık olduğunu çocuk
gördüğünde birkaç ısrardan sonra onu elde etmek için ısrar edemeyecektir.
En tehlikeli olay şudur: Çocuğu aynı hareketinden dolayı bir defasında hoş
görmek diğerinde hoş görmemektir. Ailenin morali iyi ise o davranışı hoş
görmekte, o gün canı birşeye sıkılmışsa aynı davranışı veya işi hoş
görmemekte, çocuğa bağırıp çağırmakta, cezalandırma yoluna gitmektedir.
Haklı olarak çocuk da "aynı hareketi dün yaptım birşey demediler, öbür gün
yaptım yine ses çıkarmadılar, bugün yaptığım da onlardan farksız, niçin
acaba bugün bana bağırdılar, bu insanlar tuhaf birşey, gidip bir tedavi
olsunlar" diye düşünür.
Aile ona kızarken çocuk da onlara belki onlardan fazla kızar. İşte bu hal
çok hatalıdır. Çünkü çocuk olayı kavrayamamış, üstelik de kendinin haklı
olduğunu düşünmektedir. Zira olay meydandadır. Aynı hareketine üç kere
müsamaha gösterilmiş, aynı hareketine dördüncüde şiddetli tepki
gösterilmiştir.
Bu tutarsızlık büyük insanları da aynı şekilde kızdırır. Büyükler arasında
bu tür davranışlar olsa acaba aynı anne baba olayı nasıl değerlendirirler?
Tehlikeli olan davranışlarında çocuk kesinlikle engellenmelidir. Tehlikeli
olmayan ama hoş olmayan davranışları için en başında kendisine işin doğrusu
söylenerek öğretilmelidir. Aynı olayı yaptığında bu öğretilen bilgi
hatırlatılmalıdır. Yine de aynı davranışı yapıyorsa en fazla iki kere
hoşgördükten sonra çocuk ailenin otoritesini karşısında bulabilmelidir.
Dediğim gibi otorite çocuğa yapması lazım geleni yaptırtmak, yapmaması
gerekeni yaptırtmamaktır. Otoritenin kazanılması ve sürdürülebilmesi için
çocuğa suçuyla ilgili olarak ceza verilmesi de normaldir. Sevdiği şeylerden
bir süre için onu mahrum etmek en iyi ceza yollarındandır.
Ama mutlaka ceza çocuğun yaşına ve suçuna uygun olmalıdır. Çocuk mutlaka
cezayı hak ettiğini kavramalıdır sonra ceza verilmelidir. Ancak bu şekilde
ceza ıslah edici olabilir. Çocuk suçunu anlamalı, kabul etmeli ve hatta
"şimdi ben şöyle bir cezayı hak ettim" diyebilmelidir. O ceza verilince de
"ben dememiş miydim işte oldu" bir daha yapmayayım bu işin sonu işte böyle
ceza oluyor" diyebilmelidir.
Çocuk eğitimi zannedildiği kadar zor ve güç değildir. Bunun kuralları da
karmaşık olmaktan uzaktır. Ancak ne var ki çok iyi özetlenmiş yüzelli
sahifelik, hatta daha özetlenmiş bunun yarısındaki bilgiyi anne ve babanın
çocukla ilgili bireylerin öğrenip kavrayabilmeleri büyük bir gelişimdir.
Ancak bu alanda ilim adamlığı şüphesiz en zor mesleklerdendir.
Burada anne babayı amatör bir şoföre, ilgili uzmanları da o otomobili imal
eden mühendise benzetmek mümkündür. Amatör şoför olmak 3-5 saatte bile
öğrenilebilirken bir makina mühendisi olmak herhalde çok uzun yıllar süren
eğitim sonunda olacağını herkes bilebilir. Bu bir örnektir, ama kanaatımızca
olayı anlatması yönünden oldukça iyi değerlendirilmelidir. Çocuk eğitiminde
otorite prensibinin de var olduğunu hatırlamak bile anne ve baba için
doğruyu bulmada başlı başına bir mürşit olabilir. Önemli olan çocuğun
ciddiye alınması ve olayın akademik bir çalışma alanı olduğunun
benimsenebilmesidir.

|
|