|
|

Çocuk Yaşamın Ta kendisidir
Özgür Karakaya
ozgkara@hotmail.com/Bursa
Yeryüzünün en büyük neşesi, insanın dünyada
sahip olacağı en güzel varlık ve ailenin sevgi meyvesidir. Hayatın ölüme
verdiği gözdağı; umutla, ilk aşklarla, insanın içini yıkayan su, ışıl ışıl
gözlerle hayatın anlamını taşıyandır. Büyüklerin dünyasın da gülümseyen
canlı, dört mevsim gibidir. Gülüşüyle yüzümüzde çiçekler açtıran,
pırıltısıyla içimizi ısıtandır. İki öpücük kondurmayı neden beceremiyoruz
yanaklarına şımarmasın diye mi? Gözleri içtenlikle gülen bu canlıları, nasıl
bizim gibi ruhsuz ve yaşamdan zevk almaz birer kişi haline geliyor? Ya da
kimi zaman neden sokağa atıyoruz? Çalışsınlar sokaklarda, hayatı öğrensin
diye mi?
Türkiye çocuk sorunlarını ertelemektedir.
Bununla birlikte ülkemizde çocuk sorunları her geçen yıl derinleşmektedir.
Sosyal güvenceden yoksunluk nedeni ile güç koşullardaki aile sayısındaki artış
devam ediyor. Onlara mutlu bir yaşamı, hayallerini gerçekleştirecek ortam da
sağlanamadı. Okul başarısı ve hayat başarısı arasında denge kurulamadı.
Çocuklarımız küçük yaşta hiç bitmeyecek sınavlı tek tip
yaşamın içine itiliyor. Çocuk sorunlarına bakıldığında en büyük etken yoksulluk,
dört çocuktan biri yoksul beş çocuktan biri çalışmaktadır. Çocuğun hayata karşı
olumsuzluğunda ailenin etkisi bulunmaktadır.
Diğer bir sorun ise, Doğu\'da doğumların % 54\'ü evde
gerçekleşiyor. Son 5 yılda çocuk suçlarında artış göze çarpmakta, Türkiye, üstün
yetenekli çocuklarını eğitemeyen bir ülke durumunda. 6-13 yaş grubu okullaşma
oranı kızlarda daha az, kızların okullaşma oranı her alanda erkek öğrencilerin
gerisinde. Töre namus olaylarında kız çocuklarının yaşama hakkı yeteri kadar
sağlanamadı. 0 – 18 yaş sağlık güvencesi sağlanmayarak, çocukların beslenme
bozukluğunun neden olduğu hastalıklarda yaygın. Korunmaya muhtaç çocuk sayısı da
artmaktadır.
Çocuklar bizim geleceğimiz idi ama ne yazık ki kötü emellere alet
ediliyorlar. Yakın zaman içersindeki olaylara baktığımızda Cumhuriyet gazetesine
Molotof kokteyli atan üç saldırgandan birisi 13 yaşında bir çocuktu. İlk
ifadesinde “İnternet kafe de oyun oynuyordum” demişti. “Birileri geldi,
gidiyoruz diyordu.”
Yine Hrant Dink’i de bir çocuğa vurdurmuşlardı. Rahip
Santoro’yu da öldürende çocuktu.
Egemen anlayış çocukların gerçeklik algılarını ve değer yargılarını medya,
eğitim sistemi ve din gibi aygıtlarla yeniden şekillendirir. Hiçbir çocuk,
değişimden, kendisinden farklı olandan öldüresiye nefret edemez. Onları
yönlendiren dürtü, güçlüden yana olmanın, topluca bir şeyden nefret etmenin ya
da topluca bir şeyi sevmenin dayanılmaz çekiciliğidir.
Bebek ve 5 yaş altı ölümleri hâlâ yüksekken ve işsizlik her
geçen gün artarken Başbakanımız da “üç çocuk yapın diye çağrıda bulunuyor”.
Yapalım ya sonrası?
Çocuklarımızın geleceğini garanti almadan onları bu dünya ya
nasıl gönül rahatlıyla getirebiliriz ki. Her gelen çocuk borçla doğuyor.
Yarınlarımız ipotek altında. Ne yazık ki bağımsız çocuklar dünyaya
getiremiyoruz. Her yapılan yolsuzluk ve çevre tahribatı çocuklarımızın
geleceğinden çalınmıştır.
|
|