|
|
|
 |
Çocukları Sinirli Yapmanın Garantili
Yolları ve
Bencil Çocuk Yetiştirme Teknikleri
Dr. Ekrem Çulfa ( ekremculfa@hotmail.com
) |
Öncelikle
Çocukları Sinirli Yapmanın Bir kaç Yolunu ele alacağız.
Çevremizde tepinen, bağırıp çağıran, isyan eden, söylediklerimizin tam tersini
yapan onlarca çocuğa şahit olmuşuzdur. Aslında bu çocuklar bir kaç hünerli
anne-baba e çocuk yakınlarının eseridir!!!. Ne kadar iftihar etseler azdır. !!!
Çocukların sinirli ve öfkeli davranmaları genetik değil, daha çok öğrenilen bir
davranışın sonucudur. Çocuğunuzun sinirli davranışlarını aynı sertlikle
bastırarak , bu durumu sinir harbine dönüştürebiliriz. Bu şekilde çözmek daha
doğru olacaktır !!!.
Mutfakta çocuğun yemeğini hazırlarken, bir taraftan da kara kara düşünüyordu
Emel Hanım. Acaba beş yaşındaki oğlu Emre, hazırladığı yemeği güzelce yiyecek mi
yoksa yeni bir sinir harbi mi başlayacaktı?
Babasına çekmiş Zaten kocası da çok sinirliydi Emel Hanım'ın. 'Acaba bu çocuk da
babasına mı çekti?' diye düşünmeden edemiyordu. Çocuk ne zaman zoru görse veya
istemediği bir şey ona yaptırılmaya çalışılsa bağırıp çağırıyor, kıyametleri
koparıyor ve bazen de kendini yerden yere atıyordu. Gerçekten de Emre babasına
mı çekmişti? Onun için mi bu kadar sinirli davranışları vardı?
Çocuğum neden böyle sinirli?
Çocukların sinirli davranışlar
göstermesi genetik bir miras değil; ondan daha çok, öğrenilen bir davranıştır.
Örneğin, küçük çocuklar yemek yemek istemediğinde önce ağzını kapatır. Başını
sağa sola kaçırmaya çalışır, olmadı kendisi kaçmaya çalışır; ama sonuç nafile.
Anne onu yakalar ve yemeği ağzına dolduruverir.
Çocuk bütün yolları denemiş ama kurtulamamıştır. Son çare avazı çıktığı kadar
bağırır. Sonra bir bakar ki bu yöntem işe yarıyor, bağırıp çağırınca annesi
yedirmekten vazgeçiyor; bundan sonra her istediğini yaptırmanın yolunu öğrenmiş
oluyor.
Nasıl baş edeceğim peki?
Çocuğun bir kişiliğinin olduğu ve seçme hakkı olduğunu unutmayın. Bazı çocuklar
bir iki yemeği seçerken bazıları sadece hep aynı şeyi yemek isterler. Bir iki
yemek seçen çocuğa saygı duyulmalı ve onları seçmesine izin verilmeli. Yok ama
hepsini seçen ve belki de hep aynı bir iki çeşit yemeği yiyen çocuğa da değişik
çeşitler yedirilmelidir. Ancak bu ağzına tıktım zorlamasıyla olmaz; yoksa çocuk
bağırır çağırır. Çocuk diyelim sadece çikolata ekmek yemek istiyor. Ona, "Her
zaman çikolata olmaz, hadi söyle bakalım şimdi sana mercimek çorbası mı ısıtayım
yoksa pilav mı?" diyerek ve bir iki alternatif sunup arasından seçme özgürlüğü
verelim.
Başınıza gelecekleri önceden tahmin ederek tedbir alın Çocuğun muhtemel sinirli
hareketleri, önceden yaşadığımız tecrübelere bakılarak tahmin edilebilir. Biz de
böyle tahminler yürütüp önden tedbir alabiliriz. Örneğin çocuğunuz komşunun
çocuğunun oyuncağını almıştır. Elinden alsanız kıyametler kopacak, bunu tahmin
edebilirsiniz. Bunun için önce çocuğunuzun çok sevdiği başka bir oyuncağı ona
gösterir, "Hadi şimdi bununla oynayalım mı?" dersiniz veya "Aaa burada ne
varmış?" diyerek dikkatini başka bir obje üzerine çekerek dikkatini dağıtarak
oyuncağı uygun bir şekilde alırsınız. Her çocuğun doğuştan, farklı ve kişisel
özellikleri olduğundan kimi çocuk sinirlenme davranışına daha meyilli kimisi
daha uzak olabilir. Ancak sinirlenme genetik bir geçiş değil, hayatın içinde
öğrenilen bir davranıştır.
Tek çocukluklu ailelerde Bencil Çocuk Yetiştirme Teknikleri
Her isteği kısa süre içinde yerine getirilen çocuklar, bu imtiyazın hayatlarının
her döneminde sürmesini bekleyebiliyor. İstekleri karşılanmadığında ise bencilce
tepkiler veriyor ve hayal kırıklıkları yaşıyabiliyorlar.
Şehir hayatında geniş ailelerin yerini çekirdek aile almış durumda. Çalışan
annelerin sayısı ise giderek artıyor. İş yoğunluğu içinde birden fazla çocuğa
yeterli ilgiyi gösterememe endişesi ve ekonomik olarak ikinci çocuğun
ihtiyaçlarını karşılayamama düşüncesi tek çocuklu ailelerin yaygınlaşmasına
sebep oluyor.
'Biricik' evladını yetiştirirken özenli olma kaygısı taşıyan ebeveynler, aşırı
koruma ve kollama gayreti sergiliyor. Çocuklarının daha özgür, daha sorumlu,
zorluklar karşısında ayakta durabilen bireyler olmasını isteyen anne-babalar,
bunun yolunun sınırları kaldırmak olduğunu sanabiliyor. Ailesine tüm isteklerini
yaptıran çocuk, başka çocuklarla oynamayı arzuladığında sessiz, pasif, çekingen
ve utangaç oluyor. İletişim kurmakta güçlük yaşıyor ve sorunlarını çözmek için
anne-babasına ihtiyaç duyuyor.
Sürekli ailedeki yetişkinlerle olmaya alışan çocuğun temel güven duygusu
gelişiminin sekteye uğramaktadır, bunun da çocuğun yetersizlik duygusu
geliştirmesine ya da her ortamda ayrıcalık istemesine neden olabilmektedir.
Ailedeki tek çocuğun ruhsal ihtiyaçlarına cevap vermenin kolay olmadığını
biliriyoruz. Büyüttükleri ilk çocukta anne babaların deneyimsiz olması ve temel
ihtiyaçlarının karşılanması sırasında sabırsız davranan çocuğun imdadına yetişen
ailelerin sınırları belirlemekte güçlük yaşayabilirler. Her isteği kısa süre
içinde yerine getirilen çocukların bu şartlanmaya çabucak uyum sağlayamaz ve
devam eden süreçte de aynı beklenti içine girer. Bu durumdaki çocuk doyumsuz,
sınırsız, bencil, paylaşmakta zorlanan ve mutsuz olabilir.
Benmerkezciliği pekiştirilen çocukların aynı ilgiyi ileriki yaşantısında da
beklerler. Bu tarz çocuklar okulda, işte, yakın ilişkilerinde ilgi
göremediğinde, öncelikli konuşma, karar verme hakkı ona verilmediğinde hayal
kırıklığı yaşayabiliyor. İstek ve ihtiyaçlarını ertelemekte güçlük yaşayan,
annelerine bağımlı, eleştiriye tahammülsüz, uyum sorunları yaşayan bireyler
hâline gelebiliyor. Çevresine karşı agresif davranabiliyor ya da yeterince
sevilmeye değer olmadığını düşünüp içine kapanabiliyor.
Çocuğun kişilik gelişiminin aile ve çevre tutumlarıyla bağlantılıdır. Tek çocuğa
ailelerin daha fazla zaman ayırır, bu durumun avantajlarının yanı sıra,
dezavantajları da bulunmaktadır. Çocuk ev içinde kendini oyalamayı, yalnız
oynamayı, kendi işlerini yapmayı, sorumluluk almayı başarmalıdır. Eğer aile çok
koruyucu, her an gözlemci durumdaysa, çocuk da onlar olmadan bir şey
yapamayacağını düşünür ve kendine güveni gelişmez.
Çocuğa engellenmeyi, isteklerini gerektiğinde ertelemeyi, dürtü kontrolünü
öğretmenin ebeveynlerin görevidir. Anne-babaların çocuğuyla güven ilişkisini
oluşturması gerekmektedir. Çocukların sosyalleşmesi için yaşıtlarıyla ve diğer
kişilerle iletişim kurmasına kontrollü izin verilmelidir.
Çocuğun anaokuluna gitmesi; yaşıtlarıyla oynaması, paylaşmayı öğrenmesi,
otoriteye uyum ve becerilerini geliştirmesi açısından faydalı olur. Bu mümkün
değilse, çocukların yaşıtlarıyla sık sık bir araya gelmesi yararlı olacaktır.
Tek çocuklu aileler ne yapmalı?
Yaşına uygun kurallar koyun. Bu kuralları kararlılıkla uygulayın. Beklemeyi ve
sabretmeyi öğretin. Her istediğini anında karşılama çabasına girmeyin. 3
yaşından sonra yaşıtlarıyla ya da başka çocuklarla bir arada olmasını sağlayın.
Kreşe gönderme imkânınız yoksa çocuğu olan ailelerle sık sık görüşün. Mükemmel
olmasını beklemeyin. Söz hakkı verin ama tüm kararları ona bırakmayın. Uygun
karar seçenekleri sunun, birisini seçmesini sağlayın. Bireyselliğinin
gelişmesini destekleyin.Giyinme, soyunma, yemek yeme, temizlik gibi her türlü öz
bakımını kendisinin yapmasına fırsat verin. Bu sırada ortaya çıkabilecek
sorunlardan dolayı eleştirmeyin.
www.ozelpedagog.com
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|