|
|
|
 |
ÇOCUKLARDA KONUŞMA BOZUKLUKLARI VE TEDAVİSİ
Shu.Güldane Kavgacı
Zeynep Kamil Kadın Ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi
gulkav04@gmail.com |
İnsanı diğer çanlılardan ayran en temel yeti
onun konuşmasıdır.Sosyal bir varlık olan insan zamanının büyük bir kısmını
istek duygu düşünce alışverişinde bulunmak üzere konuşarak geçirir.
Bir insanın kendini ifade etmesi ve konuşma isteğinin altındaki temel
dinamik o kişinin duygularıdır.Çocuklar içinde aynı kural
geçerlidir.Konuşmadaki her hangi bir yetersizlik insanın dengeli ve doyurucu
kişiler arası ilişki kurma gereksinimini engeller buda çocukta güvensizlik,
içe kapanma sosyal izolasyon gibi bir dizi önemli sosyal problemlere yol
açar.
Çocuğun gelişim evrelerindeki her hangi bir bozukluk ve engelleme konuşma
bozukluğuna zemin hazırlayabilir.Çocuktaki iletişim ve konuşma yetersizliği
ne yazık ki onun diğer gelişimsel özelliklerini de etkiler.Örneğin sosyal
etkileşimlerini,bilişsel gelişimini,ve dolayısı ile uygun gelişimsel
seviyeye ilerlemesini engeller Konuşma bozukluğu olan çocuk değişen duygusal
durumları anlama ifada etme,ve kendini buna göre ayarlayıp uygun sosyal ve
duygusal tepkiyi vermekte zorlanır.Böylece bu bozukluk çocuğu başka kişiler
arası problemlere karşı yatkın hale getirir.
Diğer önemli bir nokta konuşma bozukluğu çocuğun ebeveynleri için istendik
bir durum olmadığından ister istemez çocuk-ebeveyn etkileşimine yansıyıp
çocuğu ihmal ve istismara yatkın hale getirebilir.
Konuşma bir çok organın eş zamanlı olarak eşgüdüm içinde çalışması ile
oluşan bir süreçler toplamıdır. Konuşma çocukların sonradan kazandığı bir
yetidir.
Konuşma bozukluğu,konuşmanın akıcılığının bozulması ve bazen de konuşmaya
eşlik eden ve uygun olmayan vücut hareketlerinin varlığı ile karakterizedir.
Konuşma bozukluğu organik nedenlerle yada görevsel nedenlerle konuşmanın
anlaşılmasını güçleştirecek biçimde değişkenlik göstermesi durumudur.(Enç,1974)
Temel özelliği dinleyeni çocuğun ne söylediğinden ziyade nasıl söylediğine
odaklanmaya yönlendirmesidir.
NEDENLERİ
1-Yapısal(organik) Nedenler
Üst dudak yarıklığı,damak yarığı,dudakların gereğinden ince veya kalın
olması,dilin küçüklüğü,ve gereğinden fazla büyüklüğü,dilin ağız içindeki
devinim yetersizliği, çenenin yapısı,çenenin deviniminin yetersiz olması
,çarpık dişler,dişlerin hiç olmaması,dil bağının çok uzun olması,dil ucunun
küntlüğü,dil kasları ve sinirlerindeki bozukluk, yüksek damak yapısı,yada
düz damak,küçük dilin yarıklığı,ve gereğinden küçük olması,ve bu konuşma
organlarına eşlik eden sinirlerin fonksiyonlarını tam yapamaması
2-Görevsel Nedenler
konuşma organları sağlam olmasına rağmen görevlerini etkili bir şekilde
yerine getirememektedirler.
İşitme özrü, zeka geriliği,yanlış öğrenme, yetiştiği ortamda konuşmanın
engellenmesi,ihmal istismar,ruhsal sosyal çatışma,çocuğun düzgün konuşan
özdeşim kurabileceği ve öykünebileceği rol modelinin olmaması ,organik beyin
harsları,çocuğun yaşadığı travmalar, Ağır ve yıkımla seyreden aile ve
evlilik problemleri yetersiz yaşam koşulları,
Araştırmalar fakirliği çocukları gelişiminde risk olarak
göstermektedir.Uygun olmayan barınma,yetersiz beslenme,ebeveynin
işsizliği,hem bakım vereni hem de çocuğu stres altına iter.bu her iki
tarafın iletişimini baskı altına alır bu etkenler hem zekayı hem de dil
gelişimini engeller.( Tüzün,1999)
ÇEŞİTLERİ
Konuşma bozuklukları artikülasyon bozukluğu,kekemelik ve gecikmiş konuşma
olmak üzere üçe ayrılır.Konuşma bozukluğunun bütün çeşitlerinde hem alıcı
dilde hem de ifade edici dilde kısıtlamalar ve gelişimsel gecikme mevcuttur.
Artikülasyon (eklemleme) bozukluğu:çocuğun gelişimsel olarak çıkarması
beklenen konuşma seslerinin gelişimsel seviyesine uygun olarak
çıkaramamasıdır.
Kekemelik:Ses ve hece tekrarı kelime tekrarı uzatma,kelimeleri parçalama
durdurma,dolambaçlı konuşma ve konuşma esnasında bedende aşrı bir gerginlik
gibi belirtilerin bir veya daha fazlası ile seyreden konuşmanın akıcılığında
ve zamanlamasında görülen bir bozukluk
Gecikmiş Konuşma: Konuşmanın akıcılığı,anlamı ve kelime dağarcığındaki
yetersizlikle karakterize olan normal gelişimsel evresinde çocuktan belenen
bu yeteneklerinde gelişimsel çizgisinin altında bir seyir izlemesidir.
Bazı kaynaklarda konuşma bozukluğu konuşma ve dil (lisan)bozuklukları olarak
da adlandırılmaktadır
Konuşma bozukluklarının hemen hepsinde bariz bir şekilde sınırlı kelime
haznesi,dil bilgisel aktivitelerde hatalar,,kelime hatırlama ve cümle
kurmada zorluklar, konuşulan kelime ve cümleleri işleme ve anlamadaki
yetersizliklerle birlikte anlatımla ilgili güçlükler vardır.
Konuşma bozukluğunun nedeni ve çeşidi ne olursa olsun mümkün olan en kısa
zamanda konuşma sağaltımına başlamak gerekir.(2-3-5-7yaşlarındaki geçici
kekemeliğin dışında ) Çünkü çocuktaki konuşma güçlüğü çocuğun bütün kişiler
arası ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek öz güven yetersizliği akademik
başarısızlık,sinirlilik vb .başka problemlerin oluşmasına zemin hazırlar.
Konuşma ve lisan bozukluğu bozukluğun derecesine bağlı olarak çocuğun
okul,arkadaş akademik başarı ve diğer sosyal etkileşimlerinde sıkıntıya yol
açar
TEDAVİ
Konuşma bozukluklarının tedavisi konuşma ve dil terapistleri tarafından
yapılır.Yardımlar ses kalitesi oral motor kontrolü ve akıcılıktaki
güçlükleri kapsayan ,konuşma engellerine odaklanır.Alıcı ve ifade edici
konuşma bozukluğu sorunları kelimeleri anlamayı adlandırma
yeteneklerini,cümle yapısını ve kurallarını fark etmeyi ve dinlemeyi ;anlama
ve çözümleme yeteneklerini geliştirmeyi amaçlayan egzersizlerle ele alınır.
Tedavide temel ilke çocukla konuşma terapistti arasında güvenilir bir
ilişkinin kurulmasıdır.Ayrıca çocuğun ailesi ile de güvene dayalı iyi bir
ilişkinin kurulması gerekir Çünkü konuşma tedavisi uzun erimli yoğun emek ve
özen gerektiren içinde eğitimsel çalışma ve önlemleri de barındıran zahmetli
bir iştir.Sözün kısası sağaltımda terapist, çocuk ve aile arasında iyi bir
işbirliği tedavide temel ve birincil ilkedir.
Tedavide doğru bir tanılama önemlidir.Bunun için çocuk ilk önce bir çocuk
kulak burun uzmanı muayenesinden geçirilmeli terapist doktorun bulgularını
onunla konuşmalıdır.Gerekirse çocuk işitme testinden geçirilerek işitme
kaybı olup olmadığı varsa kaybın kaç olduğu bilinmelidir bütün bunlar çocuğa
uygulanacak tedavinin içeriğini etkiler.
Çocuğa uygulanacak sağaltım konuşma bozukluğunun türüne bağlı olmakla
birlikte hepsinde uygulanacak ortak ana ilkeler vardır.
Sağaltıma başlarken nedenlerin ortaya çıkarılması da önemlidir.önlenebilen
nedenlerin önlenmesi ilk yapılacak iştir.
Çocuğun konuşma organlarını düzgün ve eş zamanlı olarak kullanıp
kullanmadığı sağaltımcı tarafından gözlenmeli burada bir problem varsa ilk
önce çeşitli özel tekniklerle konuşma organlarının doğru kullanımı çocuğa
öğretilmelidir.
Konuşma sağaltımı tedavisinde görsel algıdan yararlanmak son derece önemli
olduğundan terapist çocuğun gelişimsel seviyesine uygun bol görsel malzemeyi
uygun zamanda ve uygun biçimde çocuğun hizmetine sunmalıdır.Örneğin
beslenme,banyo yapma gibi günlük yaşam aktiviteleri öğretilirken çocuğa
ilgili resimler defalarca gösterilir.Sonra çocuktan yapmak istediği
faaliyetin resmini yapması istenebilir.
Sağaltımcı esnek yaratıcı,iyimser her çocuğun kişisel özelliklerine ve
gelişimsel seviyesine uygun yön temler geliştirebilen çocuk düşünüsünü ve
çocukluk fantezilerini bilen birisi olmak zorundadır. Bazı vakalarda çocuk
ve ailesi çok çeşitli çözüm arayışları denemiş kafaları arışmış ve
umutsuzluğa düşmüş olabilirler.Bu tür durumlarda terapist çocuğun mutlaka
bir işitme kalıntısı olduğunu bilerek sağlam bir duruş alıp aileye ve çocuğa
güven aşılayarak rehberlik etmelidir.Çünkü konuşma bozukluğu olan çocukların
genellikle zekalarında bir problem yoktur ve uygun yaklaşımla bu
problemlerini büyük bir oranda hallederek bizi şaşırtmaları az rastlanan bir
durum değildir.
Konuşma bozukluğu olan çocuklarla düşüp kalkma deneyimlerimde bu çocukların
dinleme alışkanlığını edinmediklerini gözlemledim.Oysa konuşma sağaltımında
dileme ve işitme eğitimi son derece önemlidir Bu nedenle terapistin çocuğa
tedavinin ilk başlarında önce dinleme sonra konuşma tekrar dinleme dizgesi
alışkanlığını kazandırması gerekir.Terapist komut vermeden evvel çocuğu adı
ile çağırmalı ve çocuk bize bakana kadar beklemelidir.Burada amaç çocuğun
dinleme,bakma ,göz teması kurma ,sıra olma ve dolayısı ile öğrenmeye açık ve
hazır hale gelmesini sağlamaktır.
Genel olarak konuşma kısıtlılığı olan çocuklar çok az konuşurlar Az
konuşmaları problemlerinin daha da artmasına neden olur Bu nedenle bu
çocuklarla diğer çocuklarla olduğunda iki üç kat daha fazla konuşularak
zaman geçirilmelidir Çocuğun dili öğrenmesi için bir çok sözcüğü defalarca
,işitmesi gerekir.Aynı ilkeyi öğretmen ve ebeveynlerinde uygulamaları için
onların işbirliği ve ortaklığı sağlanmalıdır.
Bu bozukluk ilk önce çocuğun sosyal uyumu ve gelişimini etkilediğinden önce
en kolay söylenen seslerden başlanmalı ve çocuğun en küçük bir başarısı
hemen anında söz ve beden dili ( aferin deme,kucaklama ve öpme,) gibi sosyal
ödüllerle ödüllendirilerek çocuğa olumlu kişiler arası ilişki deneyimi
yaşama olanağı hazırlanmalıdır.Bu çocukların bazılarının motivasyonları
bozulmuş ve hatta bazıları sağaltımcı ile güç mücadelesine girmiş
olabilirler.Ancak çocukla iyi bir ilişki kurulabilirse ve kendisini güvende
hissettikten sonra uyumun arkasından ilerleme başlar .Bu bütün diğer insan
ilişkilerinde olduğu gibi sadece bir zaman meselesidir.
Bütün bu genel ilkelere itina ile uyulurken sağaltımcı konuşma tedavisi
içinde olan çocuk için çeşitli eğitsel ve öğrenme tedbirleri de
almalıdır.çocuğa sayılar giyecekler,fiiller,genel ve ortak adlar, taşıt
araçları,hayvanlar ,zaman kavramı,insan adları vb. öğretilmelidir.Bunlar
bilgiye ilişkin önlemler ve çalışmalardır. Bu çalışma ile çocuğun belli bir
kelime dağarcığının oluşması ,düşünme yetisinin gelişmesi günlük yaşamdaki
kelimelerin işitme merkezine iyice yerleştirilmesi amaçlanır.
Konuşma eylemi akıl yürütme,düşünme ,karşılaştırma yapma, ayıklama ve
gereğinde ekleme yapmayı gerektirdiğinden konuşma sağaltımı içinde çocuğa
mukayeseler mutlaka öğretilmelidir. Örneğin erkek- kız,gece-gündüz,
soğuk-sıcak ,benimki-seninki vb .çocuğun çevresinde en çok kullanılan
kavramlar öretilmeli ve çocuğun bunları içselleştirmesi sağlanmalıdır.
Ağır aile ve evlilik problemleri ve ağır ebeveyn- çocuk çatışması varsa
ailenin bir aile ve evlilik terapisine yönlendirilerek uygun tedavisinin
öncelikle veya çocuğun tedavisi ile eşzamanlı olarak yapılması gerekir.Çünkü
çocuk zamanın hemen hemen tamamını ailesi ile geçirir.Ailede olan bir
problemi göz ardı etmek çocuğun sağaltımını güçleştirir,zaman ve emek
kaybına yol açar Ülkemizde uygulanan rehabilitasyon programlarında aile
tedavisinin dışarıda bırakılması büyük bir kayıptır ve bu eksiklik bir an
önce giderilmelidir Kısacası tedavide vakanın spesifik özelliğine göre
bireysel konuşma terapisi ,aile danışmanlığı ,aile terapisi gibi aileye
yönelik eğitici destekleyici sosyal yaklaşımlar kullanılmaktadır.
Konuşma tedavisi, aile ,konuşma terapisti ve çocuğun birlikte yaptıkları
zahmetli bir yolculuktur.Ancak yolculuk ne kadar zahmetli ve yorucu olursa
olsun bir çocuğun dünyasına girip onunla düşüp kalkmak ve onun kendine özgü
benzersiz öğrenme serüvenine tanık olmak bir terapist ,için heyecan verici
ve kendiliğinden ödüllendiricidir.
Kaynaklar:
1-Özgür,İskender “ Konuşma Bozuklukları Ve sağaltımı” Nobel Yayınları,2003
2-Tüzün,Ümran” Çocuk Ve Ergen Psikiyatrisi” Nobel Tıp Kitapevleri,2002
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|