|
|
|
ÇOCUĞUM ARKADAŞ KURBANI OLUR MU?
Seçil Çelik Özbeklik
Uzm. Psikolojik Danışman
|
İster okul öncesi bir kuruma,
isterse ilkokula başlasın her çocuk ilk haftadan itibaren kendindeki hızlı
değişiklerle ailesini şaşırtır. Önceden her gittiği ortamda anne ve
babasından, akrabalarından, varsa kardeşlerinden bahseden çocuk, okula
başlamasıyla birlikte sürekli arkadaşlarından, öğretmenlerinden ve okulundan
bahsetmeye başlar. Anne babasını onlarla kıyaslar, yaşı ilerledikçe de
onları tercih eder. İlk haftadan itibaren evinde konuşulmayan konularda
sorular sorar, yanında kullanılmayan “kötü” sözleri söyleyebilir veya
arkadaşlarının bu sözleri söylediğinden bahseder ve ona karşı kesinlikle
uygulanmayan tavırları sergileyebilir. Anne babalar çocuklarının
sınıflarındaki düzenli, sorumluk sahibi, kibar ve çalışkan öğrencileriyle
arkadaşlık kurmalarını istese de, çocuklar bazen sınıfın en yaramaz ve
derslerle en az ilgili öğrencileriyle arkadaşlık kurarlar.
6-13 yaş arasındaki dönem, çocukların kendi fiziksel özellikleriyle en az
ilgilendikleri, aileden uzaklaşmaya başlayıp kendi sosyal ortamlarını ilk
kez kurmaya çalıştıkları, çevrelerinde olup bitene daha fazla ilgi
gösterdikleri, arkadaşlık ilişkileri kurarak gerçek anlamda sosyalleşmeye
başladıkları bir dönemdir. Okul çağının başlamasıyla belirlenen bu dönem,
aynı zamanda çocuğun sosyal ortamının en radikal şekilde değiştiği zamandır.
Çocuk, evinde tanıdığı ve benimsediği kişilerden uzaklaşıp, tanımadığı bir
çevreye ve insanlara uyum sağlamaya çalışır. Bu yeni ortamda kendini
tanıtmak ve kabul ettirmek zorundadır. Kendisini kayıtsız şartsız seven ve
kabul edenlerin oluşturduğu aile ortamından sonra, belki de ilk hayal
kırıklıklarını yaşar. Ne yaparsa yapsın bazı çocuklara kendini kabul
ettiremeyeceğini fark eder. En sevdiği arkadaşının en sevdiği arkadaşının
başka birisi olduğunu öğrenir bazen. Hasta olduğu için okula gidemediği
birkaç günün ardından en sevdiği arkadaşının başkalarıyla arkadaşlık
kurduğunu, o yokken konuşulan konulara yabancı kaldığını, bazı konular
konuşulurken onu yanında istemediklerini görür. Bazen yeteri kadar hızlı
koşamadığı yada yeteri kadar sevimli gözükmediği için istediği oyunlara ve
gruplara giremediğini fark eder. Bir de ek olarak çocuklar çoğu zaman
içgüdüsel davrandıklarından, arkadaşlarından gelen çok acımasız davranış,
söz ve tavırlarla başetmeyi öğrenmeye çalışır.
Bütün bu hayal kırıklıklarının yanı sıra, çocuklar okuldaki arkadaşlarıyla
çok keyifli zamanlar da geçirirler. Oynanan oyunlar ve yapılan aktiviteler
çocukların sürekli konuştuğu konular haline gelir. Her ne kadar okuldaki
sessiz durulması gereken dersler ve verilen ödevlerden sıkılsalar da bir
süre sonra tatil günlerinde ve hasta yattıkları günlerden sonra evde
sıkılmaya, okulu ve arkadaşlarını özlemeye başlarlar. Çoğu zaman arkadaşları
için okulu da severler.
Çocuklarının hayatlarında bu değişimler
yaşanırken ailelerin günün büyük kısmını okulda geçiren çocuklarına fazla
etki etme şansları da olamaz. Aileler çocuklarının arkadaşlarıyla ilgili
fazla olumsuz konuşmaya başladıklarında çocukları ya onlara olanları
anlatmayı keserek cezalandırır yada olumsuz bulunan arkadaşlarına daha da
yakınlaşırlar. Aileleri tarafından fazlaca beğenilen, benzetilmeye
çalışıldıkları çocuklardan da çoğu zaman uzaklaşırlar. Aileler fazla
müdahaleci olurlarsa kendi hatalarını öğrenmek yerine her durumda
başkalarını suçlamayı alışkanlık haline de getirebilirler. Yada ailesi her
şeye müdahale ettiği için arkadaşlık gruplarının dışında kalabilirler.
Bütün bunların oluşmasını engellemek için ailelerin özellikle dikkat etmesi
gereken iki konu bulunmaktadır. Birincisi aile çocuğuna güvenmeyi
öğrenmelidir. İkincisi ise çocuğunda gördüğü olumsuz değişimler için
arkadaşlarını sorumlu tutmamalı ve bu arkadaşlıklara müdahale etmemelidir.
Çocuklar okul ortamına girdiklerinde içgüdüsel olarak kendi kişiliğine en
yakın ya da olmayı en fazla istediği kişilikteki öğrencileri kendilerine
arkadaş olarak seçerler. Örneğin aile içinde yönetmeye, söylediklerinin
yapılmasına alışmış bir çocuk, önce kendisi gibi liderlik özellikleri
bulunan çocukları tercih edebilir. Ancak zaman içinde karar almada bu
arkadaşıyla çatışmaya gireceğinden daha sessiz ve sözünü dinletebileceği
başka arkadaşları seçebilir. Daha iyisi ise iyi yönlendirilirse, liderlik
özelliklerini çatışmaya girmeden daha iyi kullanabilmeyi öğrenebilir. Sessiz
çocuklar önce kendileri gibi sessiz ve sakin arkadaşları yada olmayı
istedikleri gibi popüler ve lider arkadaşları da tercih edebilirler. Her
şekilde okul yılları ilerledikçe en iyi anlaşabilecekleri arkadaşları seçme
konusunda daha bilinçli davranmaya başlayacaklardır. Seçimini daha bilinçli
yapmaya başlayacağı döneme kadar geçen sürede çeşitli sıkıntılar yaşayarak,
eve geldiğinde mutsuz olduğundan bahsedebilirler. İşte tam da bu noktada
aileler çocuklarının mutsuz olmasından dolayı çok üzülürler ve onları mutlu
görebilmek için bir şeyler yapma ihtiyacı hissederler. Böyle bir durumda
ailelerin yapabileceği en yanlış şeylerden biri, çocuğunun mutsuzluğundan
dolayı diğer arkadaşı sorumlu tutmak, çocuğun gerçek sıkıntısını fark etmek
yerine arkadaşına daha doğru davranmayı öğretmek için arkadaşlarıyla yada
öğretmenleriyle görüşmeye çalışmaktır. Yapılacak en iyi şey ise doğrudan
arkadaşlığına ve arkadaşlarına müdahale etmek yerine, çocuğun gerçek
sıkıntısını fark ederek bu sıkıntısını kendi başına aşabilmesi için onu
yüreklendirmek olacaktır. Çünkü çocuklar yetişkinlere oranla sorun çözme
konusunda çok daha beceri sahibidir ve ancak sıkıntılarını kendi başlarına
çözebilirlerse bu becerilerini en iyi hale getirerek kendi başına ayakta
durabilmeyi ve kendini kabul ettirebilmeyi öğrenirler.
Aslında her çocuk kendini arkadaşlarıyla tanır ve tanımlar. Güçlü ve güçsüz
olduğu alanları, aileler de çocuklar da yine arkadaşlarıyla kendilerini
kıyaslamaları sayesinde fark ederler. Yeterince iyi yönlendirilebilirse
güçlü olduğu alanlarda daha başarılı olabilir ve güçsüz olduğu alanlarda
kendilerini geliştirebilirler. Bu doğrultuda ailelere düşen bu yaşlarda
arkadaşlara ve arkadaşlıklara doğrudan etki etmeye çalışmak yerine,
çocuklarının yanlarında olacağını onlara hissettirmek ve bu yeni öğrenme
ortamında onlara dışarıdan destek vermektir.
Seçil Çelik Özbeklik
Uzm. Psikolojik Danışman
AGAPE Danışmanlık Merkezi
http://www.agapedanismanlik.com
|