Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

ÇOBAN...

Kemal GÖKCAN
Site Editörü


   O günde yapabilecek ve zamanını geçirecek bir şey bulamadı. Çok uzun zaman da olmuştu, çobanların yanına gitmediği, Çobanlarının yanına gitmeye karar verdi, hayvanlarını güden üç çobanları vardı. Alisofu köyü’nün karşısında bulunan ve devlete ait besihanenin bulunduğu boğahane çevresinde büyük baş hayvanları ve küçük baş hayvanları güdüyorlardı. Temmuz ayı olması nedeni ile gecede bu mera yerinde kalıyorlardı. Sarıkamış’tan yaklaşık Dört km uzaklıktaydı. Sabahın serinliğinde yürüyerek yaklaşık bir saate vardı

-“Selam aleyküm”
-Çobanlardan Hasan “Aleyküm selam,hoş geldin,uzun zamandır gelmiyordun,bizleri unutun diye düşündük.”
-“Fırsatım olmadı,ama sizleri özledim.Diğer arkadaşlar nasıl?”
-“Hepimiz iyiyiz,artık dört kişi olduk. Sağ olsun baban yeni bir çoban daha gönderdi. İşini çok iyi bilen çok değerli bir kişi” diye memnuiyetini belirtti.
Çobanlardan Hasan, 25 yaşındaydı. Sarıkamış’ın Hamamlı köyündendi. İlkokulu bitirdiğinden itibaren çobanlık yapıyordu. 13 yıldır çobandı. Yeni evliydi. Çok konuşurdu, işini iyi bildiğini babası söylerdi. İki yıldır çobanlarıydı. Remzi ise 30 yaşında ve Hasan’la aynı köylülerdi. Dört çocuğu vardı. Servet ise Alisofuluy’du. Oda 45 yaşlarındaydı. En kıdemli çobanlarıydı.
Yeni gelen çobanı Hasan’a sordu.
- “ Ne zamandır çalışıyor ?”
- “ bir haftadır. 55 yaşlarında Bozat Köyünden. Düğeleri ve tosunları otarıyor. ”
Bu konuşmalardan sonra, etrafı gezinti, etrafta oldukça fazla küçükbaş ve büyük baş hayvanlar vardı. Güneşte etkili olmaya başlamıştı. Gölge yer aradı. Ama etrafta tek bir ağaç yoktu.
-“Hasan ağabey gölge yok ne yapıyorsunuz bu sıcaklarda”
Hasan, “idare ediyoruz. Hep burada durmuyoruz. Bazen de soğuksu tarafına gidiyoruz.”
O yeni çobanı merak ediyordu. “ ağabey yeni çobanın adı ne yanına gidecem.”
Hasan, “Servet ile Hamamlı düzündeler adı Mehmet”
Hemen bir km ötede tosunları ve düğeleri güden çobanları Servet ve Mehmet yanına gitti.
—Servet, “Hoş geldin yeğen nerelerdesin.”
-“Sağ ol amca, Mehmet ağabey nerde?”
—Servet , “şimdi gelir. Su dolduruyor gözeden”
On beş dakika sonra 55 yaşından fazla görünen, yüzünde çizgileri derinliği çok belirginleşmiş, saçları tamamen beyazlaşmış, orta boyda esmer tenli ve zayıf görünümlü Çoban Mehmet göründü. Her iki elinde de su bidonu vardı.
-“Selam Aleyküm”
-Servet, “tanıdın mı bu delikanlıyı”
-Mehmet “tahmin ettim bahs etmiştin delikanlıdan.”

Mehmet, tok ses tonu ile uzun bir süre çobanlık işi hakkında konuştu. Çoban Mehmet’in konuşmasından çok etkilenmişti. Kendi kendine gördüğü çobanlardan çok farklı olduğunu düşündü. Ayrı bir havası vardı. O gün akşama kadar çobanların yanında kaldı ve sürekli Mehmet çobanı izledi. Sanki tosunlar onu anlıyordu. Normalde yaz sıcaklarında sürekli huysuzluk yapan tosunlar o gün hiç huysuzluk yapmamıştı. İşini çok iyi bildiği görülmekteydi. Diğer çobanların da Mehmet çobandan çok etkilendikleri, ona karşı saygı ve hayranlıklarını konuşmalarda söylemişlerdi.
- “Mehmet abi nasıl gidiyor? Alıştın mı? Hasan, Servet ve Remzi ağabeylere”
-Mehmet, “yeğen hepsi işini iyi bilen saygılı kişiler. Saklamama gerek yok. Fakat her üçü de kendi aralarında Kürtçe konuşuyor. Buna biraz alınıyorum. Ben aslen Posofluyum. Bozat köyünde Posofdan geldik. Ahısa Türküyüz. Kürtçede hiç bilmem ama bu kırolar Kürtçe konuştukları zaman sanki gıybetimi kırıyorlar gibi düşünüyorum.”
Demesine kalmadan Servet konuşmaya başladı.
- “Mehmet ağabey hiç öyle bir şey olur mu,hiç farkına varmadık. Daha bir hafta oldu. Keşke baştan uyarsaydın. Çok haklısın. Kusura bakma dikkat edeceğiz.”
-Mehmet, “ Takmayın, öylesine dedim. Biliyorum. Benimle ilgili ne konuşabilirsiniz ki takıldım.”
- “ Babamdan duydum. Antep’ten komisyoncu aramış acilen hem koç, hem de tosun istemiş. Galiba bir haftaya kalmaz Antep’e gidersiniz.”
-Servet, “yeğen sende gel.”
- “Aslında gelmek isterim. Bilmem babam götürür mü”
- Servet, “ babana Mehmet ağabey söylese kırmaz. Ağam Mehmet abiye karşı sevgisi çok bir haftadır bunu hissettim”
- “ Servet ağabey alınmayım. Babam hepinizi çok sever bilirsin.”
- Servet, “ doğru söylüyorsun. Mehmet yaşça da bizden büyük,babana söylerse kesin kırmaz.”
Mehmet, “söylerim yeğenimde gelsin diye,merak etmeyin.”
Bu konuşmadan çok mutlu olmuştu.Akşama doğru Sarıkamış’a döndü. Biraz arkadaşları ile oyalandıktan sonra eve gitti. Eve gittiğinde babası da gelmişti.
- “ Baba bugün çobanların yanına gittim. Yeni çoban işe başlamış. Hiç bahsetmedin. Harika bir insan sanki hayvanlarla konuşuyor. Diğerleri içinde iyi olmuş.”
Babası, “Mehmet iyi bir çoban ve farklı değerli birisidir. Çok da gururludur. İnşallah diğerleri ile iyi anlaşır.”
- “Çok iyi anlaşıyorlar. Onların hocası gibi, kendi aralarında Kürtçe konuşmaya biraz alınmış gibi onu da Servet abiye şaka yolu söyledi. O da özür diledi. Baba Mehmet Amca çok farklı bir insan bilirim sen birisini çalıştırınca iyi araştırırsın. Ondan biraz bilgi versene merak ettim.”
-Babası, “ Mehmet’i uzun yıllardır bilirim. Yaşça benden biraz büyük. Yakın akrabalarının çoğu Almanya’ya gitti. Hepsinin durumları çok da iyi,ona da Almanya’da kabulü olmuştu gitmedi. Hanımı hasta galiba beş çocuğu var. Bir oğlu ise özürlü. Çok çalışkan birisidir. Fazlada bir bilgim yok.”
Babasının Çoban Mehmet ile ilgili çok şey bildiğini his etmişti. Ancak söylemek istemediğini anlamıştı. Fazlada bu konuda soru sormadı. Aradan bir hafta geçmişti. Babası Antep’e hayvanları götürmek için kamyonları tutmuştu.
O akşam kamyonlar hazırdı.
-Babası, “Yarın soğuksuda hayvanlar yüklenecek gideceğiz. Seninde gelmeni istiyorum. Hem de gezersin. Buradan sıkıldın”
Anlamıştı ki Mehmet abisi gitmesi için babasına söylemiş. Babasının Çoban Mehmet’e ne kadar sevgisi ve saygısını olduğunu, anlamıştı.
Ertesi gün,sabah erkenden 6 kamyon tosun ve koç soğuksudan yüklendi. Yola çıktılar Karakurt ,Erzurum geçtikten sonra Mutki köprüsünden Tunceli yoluna girdiler. Bu yol 100 km stabilize yoldu. Beş saat sonra Tunceli’ye vardılar. Uzun bir mola verildi. Sabaha karşı Antep’te hayvanların kalacağı ahırlara vardılar. Oldukça yorulmuşlardı. Çobanlar ahırlarda hayvanların yanında kaldı. Babası ile birlikte, daha önce ayrılmış ve şehrin en önemli otellerinden biri olan Şeker Oteline gitmek için taksiye bindiler.

Antep’te 1979 yıllarda belirli günlerde canlı hayvan pazarı kurulurdu. Buradan Ortadoğu ülkelerine ihraç yapılırdı. Pazara çıkmadan önce genelde hayvanları akşamdan çok iyi beslemek gerekirdi. Çünkü Arap Tüccarlar, hayvanlar fazla ağırlıklı olmaması için, öğleden sonra gelirlerdi. O akşam çobanlar normalden fazla saman ve arpa karışımı yem vermeleri ve uzun yolculuk onları yormuştu. Nöbetleşerek yattılar.
Sabah ezanı ile tekrar toklulara yemlerini verdiler. Suyu bol içirdiler. Bismillah diyerek hayvan pazarına gidildi.
-Babası, “Akşam rahat ettiniz mi?”
Çobanların hepsi bir ağızdan, rahat ettiklerini belirterek, herhangi bir sorun yaşamadıklarını söylediler.
Hayvan pazarında en erken satılan celeplerden oldu, kendi tokluları, iyide kazanç yapıldı, satış sonrası hep birlikte lokantaya gittiler.
Lokanta babası,“Sizlerden Allah razı olsun. İyi bir alış veriş oldu. Antep’in pasajları çoktur. Burada Suriye’den gelen elektrikli eşyalar ve kumaşlar vardır. Hem aylığınızı, hem de çok emek verdiniz, size ikramiye verecem, akşama kadar gidin ihtiyacınıza göre, çoluk çocuğunuza hediyelik eşya alın. Bol alışveriş yapın bura çok ucuzdur. Sıkı pazarlık yapmayı unutmayın!”
Lokantadan sonra tüm çobanlar paralarını alarak alış veriş yapmaya gittiler. Hepsi oldukça fazla alış veriş yapmıştı. Çoban Mehmet’in mutluğu her hali ile belli ediyordu. Akşam ise otobüs ile Sarıkamış ’a hareket ettiler. Ertesi sabah vardılar. Hayvanlar satıldığı için yeni hayvan alınana kadar çobanların hepsi izinliydiler. Aradan bir hafta geçti, çoban Mehmet’i merak ediyordu.
Babasına sordu. “ Mehmet abiden haber varmı? Merak ettim.”
-Babası, haberim yok. Zaten az kaldı Digor’dan birkaç celep hayvan varmış. Gidip alacam, yakında işe başlarlar.”
İki gün sonra Digor’dan celepler geldi. Çoban Mehmet hariç tüm çobanlar işinin başındaydı.
Mehmet ağabey ise ani hastalanarak Kars Devlet Hastanesine kaldırılmıştı. Hemen babası ile geçmiş olsuna yanına gittiler.
Felç geçirmişti, konuşamıyor ve hareket edemiyordu. Göz göze geldiler, bakışları çok şey söyler gibiydi. Elini tutu sıkıca, hiç bırakmak istemedi. Bir daha en sevdiği işini yapamayacaktı. O günü hiç unutmadı…
Babası ile Çoban Mehmet arasındaki sırrı hiçbir zaman öğrenemedi….
 

 

 


               Bize Ulaşın

Google