|
|
Show TV de yayınlanan, 1980 darbesinden bu güne kadar Türkiye’de
yaşanan siyasal ve sosyal çalkantıları sorgulayıp ve irdeleyen
görünümündeki televizyon dizisi daha birkaç bölüm geçmeden kendi
rengini belli etmeye başladı.
Dizinin başrol oyuncularından “SİNAN” karakteri İllegal Devrimci bir
örgüt militanı ve yöneticisidir. Sinan Diyarbakırın zulüm evinden
onuru ve direnişi ile çıkmış, direnişçi bir karakter. Yani onca zulüm
ve işkenceye direnen ve güzel bir duruş sergileyen, arkadaşlarını
kollayan, Diyarbakır cezaevi mücadelesinin neferlerinden Sinan aynı
zamanda Kürt ve sol devrimci bir karakter.
Olay buradan sonra kopuyor. Sinan dışarıya çıkıyor önce kendisini
boşlukta hissediyor, sonra bu boşluğu doldurabilecek biri karşısına
çıkıyor bu karakterin adı “CEMİLE” Cemile Türkiye’nin siyasal ve
sosyal ilişkilerinden uzak küçük burjuva duyarlılığını sergileyen evli
ve yeni doğmuş bir çocuğu olan karakter. Bu, devrimci duyarlı
işkenceye direnen binlerce insanı örgütleyen yönlendiren ve duruşunu
miras bırakan Sinan karakteri, evli ve yeni doğum yapan bir kadın ile
duygusal ve hatta öpüşme noktasına kadar götüren ahlakın ve sosyal
normların dibe vurduğu, cinselliğin tavan yaptığı bir karakter haline
geliyor. Soruyorum. Bu nasıl oluyor? Bilinçaltımıza “Toplumda saygı
duyulan En devrimci en duyarlı Devrimci karakter bile bu kadar
ahlaksız bu kadar kifayetsiz ve başkasının evli eşine bakmak değil
ilişkiye girecek kadar ahlaksız bir kişiliktir” diye mesaj veriyor.
Ama dizi yöneticileri bununla da kalmıyor. MHP nin en önde giden ve
dizide 7 tipli gencin öldürüldüğü ve birçok radikal eylemde şüpheli
olan“Kürşat” karakteri ise davasında tutarlı davranan ve cezasını
karşıt görüşlü olan Diyarbakır cezaevinde geçirmekten gözünü
sakınmayan tutarlı bir genç.
Kürşat karakteri, daha sonra cezaevinden çıktıktan sonra sakin ve
mülayim olan olaylara daha duyarlı ve hümanist yaklaşan bir karakter
haline geliyor. Kürşat karakterini Sinan karakterinden ayıran en
önemli yanı ise: Tutarlılığı… tek siyasal yaşantısı ile değil aynı
zamanda kardeşini tehlikeden koruyan babasına saygılı ve en önemlisi
ise aşkına ve sevdasına ihanet etmeyen ve yıllar geçse de sevdalısını
unutmayan ve ona ihanet etmeyen duyarlı onurlu bir karakter. Kürşat
karakterin Sevgilisinin ailesi, o kadar tutucu ve fundamentalist bir
aile olmasına rağmen ailesine karşı koyup sevdalısın cezaevinden
çıkmasını bekleyen ve hiç bir görücüsü ile evlenmeyen, Kürşat’ı
bekleyen, idealist bir öğretmen. Yani kısaca Kürşat hem siyasal olarak
tutarlı hemde ahlakın en üstünde yaşayan başkasının karısına kızına
bakmayan tutarlı bir duruş. Sinan ise siyasal olarak tutarlı ama daha
sonra psikolojik travma geçirmiş ama başkasının karısına bakacak
öpüşecek kadar da dibe vurmuş ahlaksız kişilik. Ama bununla da
bitmiyor senaristlerin işi.
Başka bir karakter var “Yıldız” devrimci duruşu ile yakalandığında
tutarlı bir çizgi çizen “Yıldız” karakteri de eşi cezaevine
girdiğinden beri gazeteci Kerim(Gazeteci) ile başlayan dostluk
ilişkisi de yavaş yavaş duygusallığa dönüşecek gibi görünüyor.
Bu dizinin ana fikri nedir acaba? Bumu yoksa?: “12 Eylül darbesinde
cezaevinde ve dışarısında direnişçi ve tutarlı tavır ve duruş
sergileyen bu örgütün en ön safhasında yer alan örgüt yöneticileri.
Aslında aşkına esir olmuş cinselliğin ve duyguların kölesi olmuş ve
başkaların aile ilişkilerini zedeleyecek ve yıkacak kadar tutarsız ve
yasak ilişki yaşayacak ve yasak ilişki yaşadığı kocası ile dart
oynayacak ve yüzüne bakacak kadar kifayetsiz onursuz ve
kişiliksizlerdir. Bu karakterlerin erkeği evli kadına, kadını ise evli
olmasına rağmen bekâr erkeğe meyil verecek kadar tutarsızlar. Örgüt
dışında bu kadar lakayit olan bu davranışlar örgüt içinde ne haldedir
ne boyuttadır ve yoldaşlık ilişkisi ne kadar ahlak yoksunu durumdadır,
soru işareti? Artık aynı örgütte yoldaş olursanız vay halinize” demeye
getirmiyorlar mı?
Bu karakterlerin siyasal duruşları irdelenseydi kimse bir şey demezdi
fakat siyasal duruşlarını bırakıp ahlaksal duruşları irdelenmesi direk
ideolojinin, inançlarının yok edilmesi anlamına gelmektedir. İnsanlar
inançları ve değerleri için yaşar. Değerler ve inançlarda insanca
yaşanırsa kaybolmaz. Karakterler yanlış yapabilir hatta ihanet içine
girmişte olabilirler ama inançlar ve ideolojileri haksız yere ahlaktan
yoksun hale getirmek ancak kargaşa ortamı seven ve toplumuna düşman
olan kişilerin eserleridir. Bu tür girişimler tehlikeli oyunlardır bir
an evel değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum.
İster sağ ister sol örgütler olsun, düşüncelerini beğenmeyebilirsiniz,
siyasal analizlerine karşı koyabilirsiniz, vaat ettikleri gelecek ile
ilgili endişe ve kaygılarınız olabilir hatta ve hatta samimide
bulmayabilirsiniz. Ama belden aşağı vuramazsınız, ahlaksız kişiliksiz,
onursuz ve sırf aşkı için tüm onursal normlardan arındırılmış hale
getiremezsiniz. Bu ilk önce Türkiye’ye ayıptır. Çünkü bu insanlar
halkın içinden gelmişlerdir. Siz bu insanların inandığı
idealleştirdiği idelojilerin temsilcilerine ahlaksız ve onursuz
yakıştırmasını köylü kurnazlığı edası ile yaparsanız gün gelir bu
halkta sizin gibileri unutmaz ve unutturmaz.
Bundan dolayı bilinçaltımıza empoze edilen bu diziyi izlemeyi protesto
ediyorum.
Saygılarımla
Soner KOŞAN
Psikoterapist/Sosyal Hizmet Uzmanı
|
|
|