|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|
BİR SOSYAL
HİZMET UZMANININ PORTRESİ
SHU.Rıza
ELİTOK

Merhaba sevgili
meslekdaşlarım bu yazımda sizlere kısaca; rus sosyal çalışmacı ve pedagojist
Makarenko'nun hayatından ve sosyal hizmet, sosyal sorunlarla ilgili çalışma
ve eserlerinden bahsedeceğim. Aslında Makarenko' nun çalışmaları ve
pedagojist yaklaşımları geniş bir zamanda, bilimsel bir araştırmayla
titizlikle ele alınması gereken bir araştırmadır. Türkiye sosyal hizmet
literatüründe Makarenko'nun sosyal hizmet uygulama ve yaklaşımları maalesef
hakkıyla ele alınmamış ve keşfedilmemiş bir bilgi hazinesidir. Herhangi bir
araştırmacı, internette Makarenko ile ilgili yazı ve eserleri araştırdığında
bu konunun yüzeysel bir kaç Türkçe kaynakla sınırlı kaldığını, tam
aksine yabancı kaynakların bu konuda oldukça geniş, derin ve bilimsel
çalışmalar ortaya koyduğunu rahatlıkla fark edecektir. Temennimiz yıllardır
görmezden gelinen veya ihmal edilmiş bu konunun en kısa zamanda, herhangi
bir ideolojik veya önyargıdan uzak kalınarak bilimsel düşünceyle bir an önce
sosyal hizmet literatüründe hak ettiği yerini almasıdır.
"Kusurlu olan insanlar değil, aralarındaki ilintilerdir.(Makarenko)
"Her bireyi ayrı ayrı ele aldığınızda, güçlüklerini, kuşkularını, insan
sıcaklığını gözönüne getirdiğinizde, belki son derece önemsizdir, ama büyük
insan kültürü içinde, müthiş önemlidir."(Makarenko)
M.Gorki'nin A.S.Makarenko'ya mektuplarından
"Nefis bir iş yapıyorsun, eşsiz meyvalar verecektir... Ne olağanüstü
insansın -tam da Rusya'nın çok ihtiyaç duyduğu türde bir insan." "Oniki
yıldır büyük emek harcadın ve bu emek paha biçilmez sonuçlar verdi.
Gerçekleştirdiğin bu devrimci ve şaşırtıcı ölçüde başarılı pedogojik deney
bence dünya çapında büyük bir öneme sahiptir." "Çocuklara duyguğunuz
sevgiyi, onlara gösterdiğiniz ilgiyi ve çocuk ruhunu ustaca anladığınınızı
okuyucu (kitabın) her sayfa(sın)da hisediyor." "Kanımca 'Destan'ınız çok
başarılı. "Ne harika insansın, ne nitelikli bir insan gücü bu!"
A.Semyonoviç Makarenko(1888-1939)
(1888 - 1939) Ukraynada doğdu. Henüz 5 yaşındayken okumayı öğrenen Makarenko,
17 yaşında öğretmen olarak babasının çalıştığı demiryolu işletmesine bağlı
bir okula atandı. 1916 da Poltaova Öğretmenler Enstitüsünü bitirdi. Ekim
Devriminin gerçekleştiği günlerde, Kriyukovada Yüksekokul Müdürü idi.
Makarenkonun, pedagojik faaliyetleri 1905 Devrimiyle aynı döneme rastlar. Bu
dönemde Makarenko, kendisinin entelektüel gelişiminde Maksim Gorkinin önemli
rolünü şöyle belirtir; Gorki bize tarihi hissetmeyi öğretti. İçimizdeki
öfke, coşku, daha da fazla iyimserlik ve bırakın fırtına bütün gücüyle
patlasın sözlerinin altında yatan o büyük sevinci uyandırdı.1920-1935
yılları arasında kimsesiz çocukların ve sokak çocuklarının eğitimini
üstlendi. 1920 de Maksim Gorki Kolonisi 1931de Dzerjinskiy Komününü kurdu ve
yönetti. Makarenko pedagojiyi, yaşamın içerisinde, bütünlüklü olarak hayata
geçirmeye çalıştı ve başarılı da oldu. Disiplin, kolektifin yüzü, sesi,
güzelliği, hareket kabiliyeti, inancıdır. Kolektif yapı içerisinde her şey
son tahlilde, disiplin biçimini alır. Disiplin; öncelikle eğitimin bir aracı
değil, bir sonucudur ve ancak bundan sonradır ki, bir araç halini alır
diyerek eğitimbilimine devrimci bir yaklaşım getirdi. Kimsesiz kalmış, suça
itilmiş ve despot Çarlık rejimi tarafından ıslah olmaları için cezaevlerine
doldurulmuş çocukları, daha devrimin ilk günlerinde, katlanılamaz zorluklara
göğüs gererek ve onların sorunlarının yapısal olmadığına ve sosyalist bir
yetişme yöntemi ile giderilebileceğine olan sonsuz inancıyla bir araya
getirdi ve burada özverili ve sabırlı bir çaba içerisinde onlarla birlikte
yaşadı. Gorki Kolonisinde yaşadıklarını biraraya getirdiği Yaşam Yolu isimli
romanı, okuyan herkesi, anlatılanların umut vericiliğiyle ve edebiyatıyla
büyüledi. Hizmetlerinden dolayı, Sovyet Hükümeti Makarenkoya 1 Şubat 1939 da
Kızıl Bayrak Nişanı verdi.
Makarenko eğitimbilim konusunda hem teorik hem pratik çalışmaları olan bir
eğitimcidir. Yaşam Yolu 1-2, onun Türkçe'ye çevrilen kitapları arasında adı
en çok duyulan, ve ülkemizde yılardır beğeniyle okunan bir eğitim kitabıdır.
Ama, o sadece bir yazar değil, pratiğin içinde biridir.
Makarenko, eğitimini üstlendiği sokak çocuklarının oluşturduğu toplulukta,
bir askeri okul düzeni oluşturur. Sabahın altısında kalk borusu çalar. Saat
yedide, kahvaltıdan sonra bir borozan sesi daha duyulur. Sonra da tören
eşliğinde yeni güne programlı bir biçimde başlanır. O okulda kural da vardı
ceza da; ama bunun tespit ediliş mantığı da uygulanma biçimi de burjuva
örneklerinden farklıydı. Kurallar, topluluğun genel çıkarlarını gözetirken;
cezalandırma, ezme amaçlı değil, kazanma amaçlı olarak gündeme geliyordu.
"Bu trajedide en çok acı, benim payıma düşüyordu belki de. Sekiz yıl
süresince çukura atılmış olan bu çocukların yalnızca göze görünen dile gelen
acılarıyla değil, ahlak bozukluklarıyla da ilgilenmek durumundaydım. Onlara
yalnızca acımakla, hak vermekle, onlara yandaş olmakla kalmamalıydım,
bununla yetinmeye hakkım yoktu. Onları kurtarmak için kesin tavırlı, katı ve
güçlü olmak zorundaydım. Bunu daha baştan anlamıştım. Onlar, kendilerine
karşı nasıl filozofça davranıyorlarsa ben de onların sorunları karşısında
öyle filozofça davranmalıydım.
Bu benim trajedimdi. Ve bu notları okurken çok daha derinden, çok daha ağır
bir biçimde duydum. Bu hepimizin trajedisi olsa gerektir. Ve bundan
kaçınmaya, sakınmaya, açıkçası yan çizmeye hakkımız yoktur. Bu çocukları
sevindirmek yolunda tatlı istekler duyan, yalnızca acıma duygularıyla
gözlerini sulandırmak zahmetine katlananlar yapaylıklarını bu çok anlamlı
olan, ancak ikiyüzlülükleri nedeniyle, bu sulu gözlü kişiler tarafından beş
para etmez birer çocuk hıçkırığı sayılan derin acılarla örtmekten başka bir
şey yapmıyorlar demektir . (Makarenko, aktaran Gorki, Yaşam Yolu, S:23)
Makarenko, eğitim verdiği topluluk'ta bir öğrencisi, aşık olduğunu
söylediğinde, sevinç duyar ve "Güzel sev, dürüst sev, tutumlu-yani nasıl
diyeyim, şövalye gibi sev..." diyerek kamçılayıcı bir etki bırakır. Ama aynı
Makarenko, sözkonusu öğrencisi, sevgilisi tarafından terkedildi diye intihar
edeceğini söyleyince, yanıtı çok farklı olur:
"Öyle mi, git as kendini öyleyse, lanet olası! Sümüklü bebek! Kundak çocuğu!
Git as kendini, ama bana bir iyilik et gözünü seveyim, Topluluk'tan uzak bir
yerde as kendini, aşk hastası bedeninden çıkacak leş kokusu bize ulaşmasın
."
Böylesi durumlarda sıkça rastlanan "artık yaşamamın bir anlamı yok tepkisi,"
ya alışkanlıkla (ezbere) verilen bir refleks olmakta ya da kişi, yaşamının
anlamını gerçekten o denli daraltmış olmaktan kaynaklı olarak yıkılmakta ve
bir daha içinden çıkamayacağı bir boşluk hissine kapılmaktadır.
Makarenko, çeşit çeşit mutluluktan söz eder. Çalışmanın verdiği mutluluk,
doğayla, kötü toplumsal koşullarla, serserilerle yapılan savaşımların
verdiği mutluluk vardır: Güç, rahatsız edici, huzursuz bir mutluluktur bu.
Bu tür mutluluğun bir yerinde bir şiş, bir yerinde bir çürük-çizik, yara
vardır her zaman- ama unutma ki, dünyayı döndüren tek şey de budur. Bir de,
herşeyini yeterli bulan, başka hiçbirşey istemeyen insanların sessiz sakin
mutluluğu vardır
Bugün artık hemen herkesçe bilinen, başarısı ve bıraktığı miras örnek alınan
Makarenko 1920'nin koşullarında, Sovyetler Birliği'nde Halk Eğitim Bakanlığı
Vilayet Müdürlüğü tarafından kendisine,Sokak Çocuklarının Eğitimi görevi
verildiğinde tereddütte bulunur ve şu yanıtı alır: "Yüzüne gözüne
bulaştırırmış! Ne demek istiyorsun yani! Anlamadım mı sanki? Becersen de
becermesen de, bulaştırsan da bulaştırmasan da bu iş yapılacak, o kadar!
(...) bu işi yapmak sana düşüyor! Hiçbirimiz herşeyi anamızın karnında
öğrenmedik; sen de öğrenirsin "
Ve Makarenko, ismini tarihe yazdıran bir başarı ile görevini tamamlar. Aynı
yerde, devrimden önce de suçlu çocuklar barındırılıyormuş. 1917'de, oradaki
herkes, üstelik eğitim gördüğüne dair en ufak bir belirti taşımadan kaçmış.
Yapılan araştırmalar, çocukların başında, terfi ettirilmeden emekli edilen
subayların durduğunu, eğitim aracı olarak sadece kızılcık sopası
kullandıklarını ortaya koydu. Başka türlüsü de beklenemezdi. Bir sorunun
müsebbipleri, yani çocukları sokağın davetine eğilimli hale getirenler, o
sorunu çözmez, aksine büyütür.
MAKARENKO' NUN ESERLERİ
:
AİLEDE VE OKULDA
ÇOCUK EĞİTİMİ
"Aile, sadece belli ilişkilerin bir araya getirdiği insanlar komşuluğu, ya
da üyeleri bir avcı kuş gibi tüketicilerden oluşan bir olgu değil,
ihtiyaçları kendi üyelerince yaratan bir kolektivitedir." diyen Makarenko;
gerek aile kolektifi içinde gerekse bütün bir hayatı kapsayan ilişkilerde
ana, baba ve öğretmenlere, çocuk eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda
en doğru ve sağlıklı yöntemlere dayanan öğütler ve dersler aktarmaktadır.
Kitap, tüm koşullara rağmen çocuk eğitimi konusunda ciddî kaygıları olan ve
çocuklarını kötü eğitim anlayışlarının etkisinden kurtarmak isteyen ana,
baba ve eğitimcilerin çabalarına katkı olacaktır.
(Kitabın Girişinden)
YAŞAM YOLU 1
Anton Makarenko, 'yaşamımın yapıtı' diye nitelendirdiği Yaşam Yolu'nun
birinci cildinde sokak çocuklarıyla çocuk suçları bir araya getirerek onları
yeni bir yaşam yoluna çıkarışının öyküsünü anlatıyordu. Çeşitli ödüllerin
yanı sıra 'edebiyatın gelişmesi alanındaki başarılarından ötür' de
ödüllendirilen, yazdığı romanların tümü, Maksim Gorki'nin kendisini
'coşkuyla' kutlamasına neden olan, eğitibilimsel görüş ve deneyimleriyle
dünya çapında ün kazanan Makarenko, bu ikinci ciltte, belki de dünya
tarihinde bir daha hiç yaşanmayacak, acı ve seviçlerle dolu bir dönemi,
insan olmanın tüm canlılığını, tüm karmaşıklığını, coşkularla, ödüllerle
dolu bir savaşımı destanlaştırmaktadır. Maksim Gorki yazarı şu sözlerle
kutlamaktadır: 'Sevgili Anton Semyonoviç, kitabınızı sevinç ve coşkuyla
okudum. Çocuklara karşı duyduğunuz sevgi ve sevecenlik, insan ruhunu ne
denli iyi tanıdığınız, yapıtınızın her sayfasında görülmekte. Sizi bu
kitabınızdan ötürü içtenlikle kutlarım' Louis Aragon'sa, Yaşam Yolu'yla
ilgili duygularını şu sözlerle dile getiriyordu: 'Bugün, hiçbir dünya yazın
tarihinin Yaşam Yolu'nu yokumsayabileceğini sanmıyorum. Çünkü bu, daha önce
eşi görülmemiş bir kitaptır, yeni bir yazın türüdür. Giderek büyüyen
etkisini ölçebilmek olanaksız olduğu gibi, onu parlak geleceğinden yoksun
bırakmak da olanaksızdır.' (Arka Kapak)
YAŞAM YOLU 2
İç savaşın alevlerinin henüz tümüyle sönmediği ve yaşamın daha yeni yeni
normale dönmeye başladığı dönemde, 1920 güzünde, Eğitim Bakanlığı, o
zamanlar genç bir öğretmen olan Anton Semyonoviç Makarenko'ya kimsesiz
çocuklarla, çocuk suçlular için bir topluluk kurma görevini verdi. 1921
yılında ana babaları iç savaşta ya da hastalıktan, açlıktan ölen sokak
çocuklarını bir araya getirdi. Bu toplumdışına itilmiş gençleri değiştirmek
ve onları birer dürüst, değerli, üretici insan haline getirmek,
Makarenko'nun yaşamının ereği oldu. Buradan elde ettiği zengin yaşam
deneyimlerinin ışığı altında yıllar sonra kaleme aldığı Yaşam Yolu kitabıyla
da büyük bir eğitimci olduğu kadar büyük bir yazar olduğunu kanıtladı. 'Bu
kitap benim her şeyim', diyen Makarenko, bu yapıtını tümüyle olgulara
dayandırmış, birkaç ad ve durum dışında hiçbir şeyi değiştirmemiştir. (Arka
Kapak)
ANA BABALARIN KİTABI
"Otuz yıldan beri eğitsel çalışmalarla uğraşıyorum. Bu sürekli çalışma için
iki yüz bin saat ayırdım. Elimden üç bine yakın çocuk geçti. Bir eğitimci
olarak son on beş yılımı uygulamaya ve kominist eğitim sisteminin
yetkinleştirilmesine adadım. Bunun için bin bir güçlükle, tüm savlarımı
gerçekleştiren pilot bir kolektiflik kurdum.
Anton S. Makarenko
"Eğitmeyi bilmek de bir sanattır; viyolon ya da piyano çalmak, bir tablo
yapmak, iyi bir frezeci ya da iyi bir makine ayarcısı olmak sanatı gibi"
diyor Makarenko eşsiz bir biçimde sahip olduğu bu sanatı, Ana Bababaların
Kitabı'nda okuyucularıyla paylaşıyor.
Makarenko bu yapıtta, yaşamın büyük deneyimlerini aktarıyor; çeşitli aile
tiplemelerini zor çocukları, ana babalarla çocuklar arasındaki karmaşık
ilişkileri sergiliyor.Kuşkusuz kesin reçeteler değil, ama pek çok okuyucunun
sorunlarına yanıt bulabileceği gönüllü öğütler veriyor. Yaşamın meyve
bahçeleri ve çiçekleri arasında, fırtınalar, boralar içinde ve dolu
vurgunlarında, yaşamla sonsuz ve son derece karmaşık bir ilişkiler ağına
giren çocuğa yardım etmenin en yalın, en alçakgönüllü püf noktalarını
sunuyor. İyi bir eğitimci olmanın ancak ve yalnızca, iyi bir eş ve iyi bir
yurttaş olmaktan geçtiği gerçeğinden hareketle, aynı zamanda en zor görevin
sorumluluğunu yüklüyor omuzlarımıza.
Makarenko'nun eğitsel yapıtları, paylaşma, dayanışma, sevgi ve insan saygısı
duygularıyla ve aynı zamanda kendi onuruyla dopdolu. Bu anlamda ona haklı
olarak, yazar Pavlenko'nun dediği gibi birsoyluluk işçisi demek hiç de
yanlış olmayacak.
Okurken kah öfkelenecek, kah kızacak, kah sevineceksiniz, olay ve anlatımlar
sizi sürükleyecek kadar canlı ve ders vericidir. Makarenko'nun anlatımı da,
eşler arasındaki emek ve sevginin, çocuklara yaklaşımın nasıl ciddiyetle ele
alınması gerektiği konusunda herkesin kafasını açacak ölçüde nettir.
Paylaşma, dayanışma, sevgi ve insan saygısı bu yaklaşımın özünü oluşturur.
Kitap sadece ana-babalar için değil, çocuklar, gençler, yaşlılar kısaca,
herkes için bir eğitim kitabı olabilecek bir özelliğe sahip.
Kitap okunduğunda her insanın başta kendisi olmak üzere, tüm ailesini ve
aile ilişkilerini yeniden gözden geçirip sonuçlar çıkarabileceği
düşüncesindeyiz. Anlatılan her deneyden çıkarılacak sonuçların günümüze,
insan ilişkilerine, kendi yaşamımıza dönük yanlarıyla incelenmesi ilerletici
ve geliştirici olacaktır.
Makarenko daha kitabın 1. Bölüm girişinde kendisine şunu soruyor.
"Bugünün ana-babaları çocuklarını yetiştirirken, ülkemizin tarihini, giderek
dünya tarihini yapacak olan insanı yetiştiriyor. Böyle geniş bir konunun
onca ağırlığını taşıyabilecek kadar güçlü mü omuzlarım?" (s. 9)
Makarenko gibi ana-babalar da bu sorunun cevabını açıklıkla verebilmelidir.
Çoğu zaman ana-babalar çocuğunu sevme, koruma görünümü altında onun adına
düşünür, onun adına karar verir. Çocuklarını tüketici ve giderek bir asalak
haline getirirler. Sevgi adına çocuklarının kişiliğinin gelişmesinin önünde
ENGELDİRLER. Çocuklarına İYİLİK değil, KÖTÜLÜK yaparlar.
Evet analar babalar, nasıl çocuklar yetiştiriyorsunuz? Bir "Düşman" mı?
Halkına, değerlerine, ana-babasına yabancı, toplumsal olaylara duyarsız,
insan sevgisinden uzak, asalak ve tüketiciler mi?
Ana-babalar çocuklarının geldiği noktadan öncelikle kendilerini sorumlu
tutmayı öğrenmelidirler. Çocuk eğer, bir "düşman" olarak yetişmişse bunun
bir sorumlusu da o ailedir.
Makerenko, aile arasındaki sorunların ana kaynağını oluşturan "para"
konusuna da el atmadan geçmemiştir.
"En şeytanca buluş" olan paranın yokluğunun çoğu zaman aileleri, çocukları
yuvarladığı "uçurumlar" bilinir.
Makerenko, ailenin çocuk eğitiminde izleyeceği yöntemi de tartışmaya
açmıştır. Ana-Babalar nasıl bir yöntem, izleyecektir?
Çocuğun eğitiminde dayağın yeri nedir mesela? Dayak olmalı mı, olmamalı mı?
Makerenko, doğal bir otoriteden yanadır...
Tüm bunların daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle kitabı okumak, aile
içinde tartışmak yararlı olacaktır
KULELERDE BAYRAKLAR
Kulelerde Bayraklar, yalnız dünün değil, bugünün de büyük öyküsüdür.
Potansiyel suçlu olarak görülen, sokak çocuklarının yeteneklerinin açığa
çıkartılarak özgüvenli insanlar haline getirilmesi ve Sovyet toplumuna
kazandırılmasının öyküsü. Ünlü Sovyet eğitimcisi Makarenko'nun, kendi
disiplinlerini ve hukuklarını kendileri belirleyen, kendi kendilerini
yönetmeyi öğrenen, çalışmayı bir angarya değil de insani bir zorunluluk ve
zevk olarak görmeyi öğrenen 1 Mayıs Kolonisi'ndeki gençlerin yaşamı dile
getiriliyor kitapta. Bugün bütün dünyada, sokağın vahşetine itilmiş ve ne
zaman ne olacağı, ne zaman ne yapacağı belli olmayan "korkunç" bir çocuk ve
geçlik yığınından söz ediliyor. Kimileri bu tehlikeden korkuyor, kimileri
belli belirsiz acıyarak bakıyor. Ya çözüm? Bir iddiadan, bir öneriden çok
fazlasını içeriyor Makarenko'nun kitabı. Rastlantısal veya bireysel değil,
sosyalizmin, bir sistem olarak gücü kanıtlanmış gerçekliğini taşıyor. Kitap,
sosyalizmin sokak çocuklarını sahiplenme ve topluma kazandırma tutumu ile
kapitalizmin "Uygar Batı"da Türkiye'de "sokak çocukları" olgusu konusundaki
"çözümleri"ni kıyaslama imkânı da sunuyor
Yozlaşmış toplumun ürettiği serseri, hırsız, aylak, vb. kesimler, Gorki
Topluluğu'nda eğitilmek üzere gönderiliyor, hatta bu topluluk öylesine etki
bırakıyordu ki, bazı yaşı küçük köprüaltı çocukları kendiliğinden gelip
katılıyordu. Toplulukta eğitilen binlerce insandan hemen hiçkimsenin
kaçmaması (topluluğun yaşamını sürdüğü 7 yıl boyunca toplam 10 kişi bile
orayı terketmemiştir) ve meslek de edinerek eğitimini tamamladıktan sonra
toplumsal yaşama katılması, bir sosyalizm farkıdır


|
|