Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 


Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

BİR SOSYAL HİZMET UZMANININ PORTRESİ
SHU.Rıza ELİTOK

  Merhaba sevgili meslekdaşlarım bu yazımda sizlere kısaca; rus sosyal çalışmacı ve pedagojist Makarenko'nun hayatından ve sosyal hizmet, sosyal sorunlarla ilgili çalışma ve eserlerinden bahsedeceğim. Aslında Makarenko' nun çalışmaları ve pedagojist yaklaşımları geniş bir zamanda, bilimsel bir araştırmayla titizlikle ele alınması gereken bir araştırmadır. Türkiye sosyal hizmet literatüründe Makarenko'nun sosyal hizmet uygulama ve yaklaşımları maalesef  hakkıyla ele alınmamış ve keşfedilmemiş bir bilgi hazinesidir. Herhangi bir araştırmacı, internette Makarenko ile ilgili yazı ve eserleri araştırdığında bu konunun yüzeysel bir kaç Türkçe kaynakla sınırlı kaldığını, tam aksine yabancı kaynakların bu konuda oldukça geniş, derin ve bilimsel çalışmalar ortaya koyduğunu rahatlıkla fark edecektir. Temennimiz yıllardır görmezden gelinen veya ihmal edilmiş bu konunun en kısa zamanda, herhangi bir ideolojik veya önyargıdan uzak kalınarak bilimsel düşünceyle bir an önce sosyal hizmet literatüründe hak ettiği yerini almasıdır.        


"Kusurlu olan insanlar değil, aralarındaki ilintilerdir.(Makarenko)

"Her bireyi ayrı ayrı ele aldığınızda, güçlüklerini, kuşkularını, insan sıcaklığını gözönüne getirdiğinizde, belki son derece önemsizdir, ama büyük insan kültürü içinde, müthiş önemlidir."(Makarenko)

M.Gorki'nin A.S.Makarenko'ya mektuplarından

"Nefis bir iş yapıyorsun, eşsiz meyvalar verecektir... Ne olağanüstü insansın -tam da Rusya'nın çok ihtiyaç duyduğu türde bir insan." "Oniki yıldır büyük emek harcadın ve bu emek paha biçilmez sonuçlar verdi. Gerçekleştirdiğin bu devrimci ve şaşırtıcı ölçüde başarılı pedogojik deney bence dünya çapında büyük bir öneme sahiptir." "Çocuklara duyguğunuz sevgiyi, onlara gösterdiğiniz ilgiyi ve çocuk ruhunu ustaca anladığınınızı okuyucu (kitabın) her sayfa(sın)da hisediyor." "Kanımca 'Destan'ınız çok başarılı. "Ne harika insansın, ne nitelikli bir insan gücü bu!"

A.Semyonoviç Makarenko(1888-1939)
(1888 - 1939) Ukraynada doğdu. Henüz 5 yaşındayken okumayı öğrenen Makarenko, 17 yaşında öğretmen olarak babasının çalıştığı demiryolu işletmesine bağlı bir okula atandı. 1916 da Poltaova Öğretmenler Enstitüsünü bitirdi. Ekim Devriminin gerçekleştiği günlerde, Kriyukovada Yüksekokul Müdürü idi. Makarenkonun, pedagojik faaliyetleri 1905 Devrimiyle aynı döneme rastlar. Bu dönemde Makarenko, kendisinin entelektüel gelişiminde Maksim Gorkinin önemli rolünü şöyle belirtir; Gorki bize tarihi hissetmeyi öğretti. İçimizdeki öfke, coşku, daha da fazla iyimserlik ve bırakın fırtına bütün gücüyle patlasın sözlerinin altında yatan o büyük sevinci uyandırdı.1920-1935 yılları arasında kimsesiz çocukların ve sokak çocuklarının eğitimini üstlendi. 1920 de Maksim Gorki Kolonisi 1931de Dzerjinskiy Komününü kurdu ve yönetti. Makarenko pedagojiyi, yaşamın içerisinde, bütünlüklü olarak hayata geçirmeye çalıştı ve başarılı da oldu. Disiplin, kolektifin yüzü, sesi, güzelliği, hareket kabiliyeti, inancıdır. Kolektif yapı içerisinde her şey son tahlilde, disiplin biçimini alır. Disiplin; öncelikle eğitimin bir aracı değil, bir sonucudur ve ancak bundan sonradır ki, bir araç halini alır diyerek eğitimbilimine devrimci bir yaklaşım getirdi. Kimsesiz kalmış, suça itilmiş ve despot Çarlık rejimi tarafından ıslah olmaları için cezaevlerine doldurulmuş çocukları, daha devrimin ilk günlerinde, katlanılamaz zorluklara göğüs gererek ve onların sorunlarının yapısal olmadığına ve sosyalist bir yetişme yöntemi ile giderilebileceğine olan sonsuz inancıyla bir araya getirdi ve burada özverili ve sabırlı bir çaba içerisinde onlarla birlikte yaşadı. Gorki Kolonisinde yaşadıklarını biraraya getirdiği Yaşam Yolu isimli romanı, okuyan herkesi, anlatılanların umut vericiliğiyle ve edebiyatıyla büyüledi. Hizmetlerinden dolayı, Sovyet Hükümeti Makarenkoya 1 Şubat 1939 da Kızıl Bayrak Nişanı verdi.

Makarenko eğitimbilim konusunda hem teorik hem pratik çalışmaları olan bir eğitimcidir. Yaşam Yolu 1-2, onun Türkçe'ye çevrilen kitapları arasında adı en çok duyulan, ve ülkemizde yılardır beğeniyle okunan bir eğitim kitabıdır. Ama, o sadece bir yazar değil, pratiğin içinde biridir.

Makarenko, eğitimini üstlendiği sokak çocuklarının oluşturduğu toplulukta, bir askeri okul düzeni oluşturur. Sabahın altısında kalk borusu çalar. Saat yedide, kahvaltıdan sonra bir borozan sesi daha duyulur. Sonra da tören eşliğinde yeni güne programlı bir biçimde başlanır. O okulda kural da vardı ceza da; ama bunun tespit ediliş mantığı da uygulanma biçimi de burjuva örneklerinden farklıydı. Kurallar, topluluğun genel çıkarlarını gözetirken; cezalandırma, ezme amaçlı değil, kazanma amaçlı olarak gündeme geliyordu.

"Bu trajedide en çok acı, benim payıma düşüyordu belki de. Sekiz yıl süresince çukura atılmış olan bu çocukların yalnızca göze görünen dile gelen acılarıyla değil, ahlak bozukluklarıyla da ilgilenmek durumundaydım. Onlara yalnızca acımakla, hak vermekle, onlara yandaş olmakla kalmamalıydım, bununla yetinmeye hakkım yoktu. Onları kurtarmak için kesin tavırlı, katı ve güçlü olmak zorundaydım. Bunu daha baştan anlamıştım. Onlar, kendilerine karşı nasıl filozofça davranıyorlarsa ben de onların sorunları karşısında öyle filozofça davranmalıydım.
Bu benim trajedimdi. Ve bu notları okurken çok daha derinden, çok daha ağır bir biçimde duydum. Bu hepimizin trajedisi olsa gerektir. Ve bundan kaçınmaya, sakınmaya, açıkçası yan çizmeye hakkımız yoktur. Bu çocukları sevindirmek yolunda tatlı istekler duyan, yalnızca acıma duygularıyla gözlerini sulandırmak zahmetine katlananlar yapaylıklarını bu çok anlamlı olan, ancak ikiyüzlülükleri nedeniyle, bu sulu gözlü kişiler tarafından beş para etmez birer çocuk hıçkırığı sayılan derin acılarla örtmekten başka bir şey yapmıyorlar demektir . (Makarenko, aktaran Gorki, Yaşam Yolu, S:23)

Makarenko, eğitim verdiği topluluk'ta bir öğrencisi, aşık olduğunu söylediğinde, sevinç duyar ve "Güzel sev, dürüst sev, tutumlu-yani nasıl diyeyim, şövalye gibi sev..." diyerek kamçılayıcı bir etki bırakır. Ama aynı Makarenko, sözkonusu öğrencisi, sevgilisi tarafından terkedildi diye intihar edeceğini söyleyince, yanıtı çok farklı olur:
"Öyle mi, git as kendini öyleyse, lanet olası! Sümüklü bebek! Kundak çocuğu! Git as kendini, ama bana bir iyilik et gözünü seveyim, Topluluk'tan uzak bir yerde as kendini, aşk hastası bedeninden çıkacak leş kokusu bize ulaşmasın ."

Böylesi durumlarda sıkça rastlanan "artık yaşamamın bir anlamı yok tepkisi," ya alışkanlıkla (ezbere) verilen bir refleks olmakta ya da kişi, yaşamının anlamını gerçekten o denli daraltmış olmaktan kaynaklı olarak yıkılmakta ve bir daha içinden çıkamayacağı bir boşluk hissine kapılmaktadır.

Makarenko, çeşit çeşit mutluluktan söz eder. Çalışmanın verdiği mutluluk, doğayla, kötü toplumsal koşullarla, serserilerle yapılan savaşımların verdiği mutluluk vardır: Güç, rahatsız edici, huzursuz bir mutluluktur bu. Bu tür mutluluğun bir yerinde bir şiş, bir yerinde bir çürük-çizik, yara vardır her zaman- ama unutma ki, dünyayı döndüren tek şey de budur. Bir de, herşeyini yeterli bulan, başka hiçbirşey istemeyen insanların sessiz sakin mutluluğu vardır

Bugün artık hemen herkesçe bilinen, başarısı ve bıraktığı miras örnek alınan Makarenko 1920'nin koşullarında, Sovyetler Birliği'nde Halk Eğitim Bakanlığı Vilayet Müdürlüğü tarafından kendisine,Sokak Çocuklarının Eğitimi görevi verildiğinde tereddütte bulunur ve şu yanıtı alır: "Yüzüne gözüne bulaştırırmış! Ne demek istiyorsun yani! Anlamadım mı sanki? Becersen de becermesen de, bulaştırsan da bulaştırmasan da bu iş yapılacak, o kadar! (...) bu işi yapmak sana düşüyor! Hiçbirimiz herşeyi anamızın karnında öğrenmedik; sen de öğrenirsin "

Ve Makarenko, ismini tarihe yazdıran bir başarı ile görevini tamamlar. Aynı yerde, devrimden önce de suçlu çocuklar barındırılıyormuş. 1917'de, oradaki herkes, üstelik eğitim gördüğüne dair en ufak bir belirti taşımadan kaçmış. Yapılan araştırmalar, çocukların başında, terfi ettirilmeden emekli edilen subayların durduğunu, eğitim aracı olarak sadece kızılcık sopası kullandıklarını ortaya koydu. Başka türlüsü de beklenemezdi. Bir sorunun müsebbipleri, yani çocukları sokağın davetine eğilimli hale getirenler, o sorunu çözmez, aksine büyütür.  

MAKARENKO' NUN ESERLERİ :  

AİLEDE VE OKULDA ÇOCUK EĞİTİMİ
"Aile, sadece belli ilişkilerin bir araya getirdiği insanlar komşuluğu, ya da üyeleri bir avcı kuş gibi tüketicilerden oluşan bir olgu değil, ihtiyaçları kendi üyelerince yaratan bir kolektivitedir." diyen Makarenko; gerek aile kolektifi içinde gerekse bütün bir hayatı kapsayan ilişkilerde ana, baba ve öğretmenlere, çocuk eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda en doğru ve sağlıklı yöntemlere dayanan öğütler ve dersler aktarmaktadır.
Kitap, tüm koşullara rağmen çocuk eğitimi konusunda ciddî kaygıları olan ve çocuklarını kötü eğitim anlayışlarının etkisinden kurtarmak isteyen ana, baba ve eğitimcilerin çabalarına katkı olacaktır.
(Kitabın Girişinden)  

YAŞAM YOLU 1
Anton Makarenko, 'yaşamımın yapıtı' diye nitelendirdiği Yaşam Yolu'nun birinci cildinde sokak çocuklarıyla çocuk suçları bir araya getirerek onları yeni bir yaşam yoluna çıkarışının öyküsünü anlatıyordu. Çeşitli ödüllerin yanı sıra 'edebiyatın gelişmesi alanındaki başarılarından ötür' de ödüllendirilen, yazdığı romanların tümü, Maksim Gorki'nin kendisini 'coşkuyla' kutlamasına neden olan, eğitibilimsel görüş ve deneyimleriyle dünya çapında ün kazanan Makarenko, bu ikinci ciltte, belki de dünya tarihinde bir daha hiç yaşanmayacak, acı ve seviçlerle dolu bir dönemi, insan olmanın tüm canlılığını, tüm karmaşıklığını, coşkularla, ödüllerle dolu bir savaşımı destanlaştırmaktadır. Maksim Gorki yazarı şu sözlerle kutlamaktadır: 'Sevgili Anton Semyonoviç, kitabınızı sevinç ve coşkuyla okudum. Çocuklara karşı duyduğunuz sevgi ve sevecenlik, insan ruhunu ne denli iyi tanıdığınız, yapıtınızın her sayfasında görülmekte. Sizi bu kitabınızdan ötürü içtenlikle kutlarım' Louis Aragon'sa, Yaşam Yolu'yla ilgili duygularını şu sözlerle dile getiriyordu: 'Bugün, hiçbir dünya yazın tarihinin Yaşam Yolu'nu yokumsayabileceğini sanmıyorum. Çünkü bu, daha önce eşi görülmemiş bir kitaptır, yeni bir yazın türüdür. Giderek büyüyen etkisini ölçebilmek olanaksız olduğu gibi, onu parlak geleceğinden yoksun bırakmak da olanaksızdır.' (Arka Kapak)  

YAŞAM YOLU 2
İç savaşın alevlerinin henüz tümüyle sönmediği ve yaşamın daha yeni yeni normale dönmeye başladığı dönemde, 1920 güzünde, Eğitim Bakanlığı, o zamanlar genç bir öğretmen olan Anton Semyonoviç Makarenko'ya kimsesiz çocuklarla, çocuk suçlular için bir topluluk kurma görevini verdi. 1921 yılında ana babaları iç savaşta ya da hastalıktan, açlıktan ölen sokak çocuklarını bir araya getirdi. Bu toplumdışına itilmiş gençleri değiştirmek ve onları birer dürüst, değerli, üretici insan haline getirmek, Makarenko'nun yaşamının ereği oldu. Buradan elde ettiği zengin yaşam deneyimlerinin ışığı altında yıllar sonra kaleme aldığı Yaşam Yolu kitabıyla da büyük bir eğitimci olduğu kadar büyük bir yazar olduğunu kanıtladı. 'Bu kitap benim her şeyim', diyen Makarenko, bu yapıtını tümüyle olgulara dayandırmış, birkaç ad ve durum dışında hiçbir şeyi değiştirmemiştir. (Arka Kapak)  

ANA BABALARIN KİTABI
"Otuz yıldan beri eğitsel çalışmalarla uğraşıyorum. Bu sürekli çalışma için iki yüz bin saat ayırdım. Elimden üç bine yakın çocuk geçti. Bir eğitimci olarak son on beş yılımı uygulamaya ve kominist eğitim sisteminin yetkinleştirilmesine adadım. Bunun için bin bir güçlükle, tüm savlarımı gerçekleştiren pilot bir kolektiflik kurdum.
Anton S. Makarenko
"Eğitmeyi bilmek de bir sanattır; viyolon ya da piyano çalmak, bir tablo yapmak, iyi bir frezeci ya da iyi bir makine ayarcısı olmak sanatı gibi" diyor Makarenko eşsiz bir biçimde sahip olduğu bu sanatı, Ana Bababaların Kitabı'nda okuyucularıyla paylaşıyor.
Makarenko bu yapıtta, yaşamın büyük deneyimlerini aktarıyor; çeşitli aile tiplemelerini zor çocukları, ana babalarla çocuklar arasındaki karmaşık ilişkileri sergiliyor.Kuşkusuz kesin reçeteler değil, ama pek çok okuyucunun sorunlarına yanıt bulabileceği gönüllü öğütler veriyor. Yaşamın meyve bahçeleri ve çiçekleri arasında, fırtınalar, boralar içinde ve dolu vurgunlarında, yaşamla sonsuz ve son derece karmaşık bir ilişkiler ağına giren çocuğa yardım etmenin en yalın, en alçakgönüllü püf noktalarını sunuyor. İyi bir eğitimci olmanın ancak ve yalnızca, iyi bir eş ve iyi bir yurttaş olmaktan geçtiği gerçeğinden hareketle, aynı zamanda en zor görevin sorumluluğunu yüklüyor omuzlarımıza.
Makarenko'nun eğitsel yapıtları, paylaşma, dayanışma, sevgi ve insan saygısı duygularıyla ve aynı zamanda kendi onuruyla dopdolu. Bu anlamda ona haklı olarak, yazar Pavlenko'nun dediği gibi birsoyluluk işçisi demek hiç de yanlış olmayacak.
Okurken kah öfkelenecek, kah kızacak, kah sevineceksiniz, olay ve anlatımlar sizi sürükleyecek kadar canlı ve ders vericidir. Makarenko'nun anlatımı da, eşler arasındaki emek ve sevginin, çocuklara yaklaşımın nasıl ciddiyetle ele alınması gerektiği konusunda herkesin kafasını açacak ölçüde nettir.
Paylaşma, dayanışma, sevgi ve insan saygısı bu yaklaşımın özünü oluşturur.
Kitap sadece ana-babalar için değil, çocuklar, gençler, yaşlılar kısaca, herkes için bir eğitim kitabı olabilecek bir özelliğe sahip.
Kitap okunduğunda her insanın başta kendisi olmak üzere, tüm ailesini ve aile ilişkilerini yeniden gözden geçirip sonuçlar çıkarabileceği düşüncesindeyiz. Anlatılan her deneyden çıkarılacak sonuçların günümüze, insan ilişkilerine, kendi yaşamımıza dönük yanlarıyla incelenmesi ilerletici ve geliştirici olacaktır.
Makarenko daha kitabın 1. Bölüm girişinde kendisine şunu soruyor.
"Bugünün ana-babaları çocuklarını yetiştirirken, ülkemizin tarihini, giderek dünya tarihini yapacak olan insanı yetiştiriyor. Böyle geniş bir konunun onca ağırlığını taşıyabilecek kadar güçlü mü omuzlarım?" (s. 9)
Makarenko gibi ana-babalar da bu sorunun cevabını açıklıkla verebilmelidir.
Çoğu zaman ana-babalar çocuğunu sevme, koruma görünümü altında onun adına düşünür, onun adına karar verir. Çocuklarını tüketici ve giderek bir asalak haline getirirler. Sevgi adına çocuklarının kişiliğinin gelişmesinin önünde ENGELDİRLER. Çocuklarına İYİLİK değil, KÖTÜLÜK yaparlar.
Evet analar babalar, nasıl çocuklar yetiştiriyorsunuz? Bir "Düşman" mı? Halkına, değerlerine, ana-babasına yabancı, toplumsal olaylara duyarsız, insan sevgisinden uzak, asalak ve tüketiciler mi?
Ana-babalar çocuklarının geldiği noktadan öncelikle kendilerini sorumlu tutmayı öğrenmelidirler. Çocuk eğer, bir "düşman" olarak yetişmişse bunun bir sorumlusu da o ailedir.
Makerenko, aile arasındaki sorunların ana kaynağını oluşturan "para" konusuna da el atmadan geçmemiştir.
"En şeytanca buluş" olan paranın yokluğunun çoğu zaman aileleri, çocukları yuvarladığı "uçurumlar" bilinir.
Makerenko, ailenin çocuk eğitiminde izleyeceği yöntemi de tartışmaya açmıştır. Ana-Babalar nasıl bir yöntem, izleyecektir?
Çocuğun eğitiminde dayağın yeri nedir mesela? Dayak olmalı mı, olmamalı mı?
Makerenko, doğal bir otoriteden yanadır...
Tüm bunların daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle kitabı okumak, aile içinde tartışmak yararlı olacaktır  

KULELERDE BAYRAKLAR

Kulelerde Bayraklar, yalnız dünün değil, bugünün de büyük öyküsüdür. Potansiyel suçlu olarak görülen, sokak çocuklarının yeteneklerinin açığa çıkartılarak özgüvenli insanlar haline getirilmesi ve Sovyet toplumuna kazandırılmasının öyküsü. Ünlü Sovyet eğitimcisi Makarenko'nun, kendi disiplinlerini ve hukuklarını kendileri belirleyen, kendi kendilerini yönetmeyi öğrenen, çalışmayı bir angarya değil de insani bir zorunluluk ve zevk olarak görmeyi öğrenen 1 Mayıs Kolonisi'ndeki gençlerin yaşamı dile getiriliyor kitapta. Bugün bütün dünyada, sokağın vahşetine itilmiş ve ne zaman ne olacağı, ne zaman ne yapacağı belli olmayan "korkunç" bir çocuk ve geçlik yığınından söz ediliyor. Kimileri bu tehlikeden korkuyor, kimileri belli belirsiz acıyarak bakıyor. Ya çözüm? Bir iddiadan, bir öneriden çok fazlasını içeriyor Makarenko'nun kitabı. Rastlantısal veya bireysel değil, sosyalizmin, bir sistem olarak gücü kanıtlanmış gerçekliğini taşıyor. Kitap, sosyalizmin sokak çocuklarını sahiplenme ve topluma kazandırma tutumu ile kapitalizmin "Uygar Batı"da Türkiye'de "sokak çocukları" olgusu konusundaki "çözümleri"ni kıyaslama imkânı da sunuyor
Yozlaşmış toplumun ürettiği serseri, hırsız, aylak, vb. kesimler, Gorki Topluluğu'nda eğitilmek üzere gönderiliyor, hatta bu topluluk öylesine etki bırakıyordu ki, bazı yaşı küçük köprüaltı çocukları kendiliğinden gelip katılıyordu. Toplulukta eğitilen binlerce insandan hemen hiçkimsenin kaçmaması (topluluğun yaşamını sürdüğü 7 yıl boyunca toplam 10 kişi bile orayı terketmemiştir) ve meslek de edinerek eğitimini tamamladıktan sonra toplumsal yaşama katılması, bir sosyalizm farkıdır

 


Bize Ulaşın

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.