Liseyi bitirir
bitirmez, çocukluk aşkım Hidayet'le
evlenip, Devrek'e yerleştik. Eşim Beden Eğitimi öğretmeni. İki yıl sonra kızım
Sunay'ı kucağıma aldığımda eşim
askerde, annem yanımdaydı.
Zor bir doğumdu. Bebişim sağlıklıydı, ben zor toparlandım. Doğum esnasındaki bir
komplikasyon nedeniyle, ikinci kez anne olamayacağımı altı yıl sonra
öğrenecektim.
Annelik zor iş! Çoğu kez güdülerimle hareket ettim, kızımı büyütürken. Akran
eğitimi ve büyüklerin yönlendirmesine de sıkça başvurdum.
Anneliği bölüştük
Derken şansım güldü; Devrek'te bir bankada işe girdim. Üç yaşından itibaren
kızıma bakan Gülderen Hanımla sekiz yıl anneliğimi bölüştüm. Tayinimiz Akhisar'a
çıkınca zor ayrıldık bakıcımızdan.
Kendi yağıyla kavrulan, huzurlu, sevecen birbirine bağlı bir aileyiz. Artık bir
evimizde var. Sunay iyi bir öğrenci oldu hep.
İzmir'de Ege Üniversitesi'nde Sosyoloji'de ikinci sınıfı okuyor. Hayalleri yurt
dışında kariyer yapma üzerine kurulu.
Kafama takalı çok olmuştu
Evlilik kurumu malum. Yıllar sonra rutini paylaşıyorsunuz eşinizle.
Akhisar'da sosyal yaşam renksiz.
Akşamları eşimin antrenmanları oluyor, bende o sabun köpüğü dizileri izliyorum,
yapacak bir şey olmadığından.
Emekli olsam iyice bunalacağım. Sunay, hafta sonunda geldiğinde evimiz
şenleniyor, sonra...
Evimiz yeniden çocuk sesiyle çınlayabilse... Bu evde bir çocuk olmalı.
Doğuramayacağıma göre....
Bankadan arkadaşım Ayşegül'ün uzun yıllar bebeği ol(a)mamıştı. Eşiyle evlat
edinmeye karar verdiklerinde, yaşları tutmadığından 'evlat edinme amaçlı
koruyucu aile' olmuşlar, Özge altı yaşında iken nüfuslarına geçirmişlerdi.
İşte o zaman kafama takmıştım, bir çocuğun koruyucu ailesi olabileceğimize.
Çok küçük olmasın
Elinde olmayan nedenlerle doğurduğunu / doğurttuğunu koruyamayan,
destekleyemeyen, güvenli bir ortam sağlayamayan, maddi gereksinimlerini
gideremeyen, hatta sevemeyen bir ebeveynin / ebeveynlerden birinin devletin
korumasına aldırdığı, yuvada çoklu bakımda olan bir çocuğa bir süreliğine
ana-baba olabilirdik.
Öz ailesinin koşulları iyileşene kadar, o çocuğun bakımını sağlayarak, psiko-sosyal
gelişimine katkı verebilirdik.
Doğa ikinci kez ebeveyn olmamıza izin vermemişti. Ben 40, eşim 43 yaşında
sağlıklı insanlarız. Ekonomik koşullarımız bir çocuğun daha yükünü taşıyabilir.
Yıllarca ikinci bir çocuk muhabbetinin üzerinden hep teğet geçtik, eşimle.
Bir gece eşime "Yuvadaki bir oğlan çocuğun koruyucu ailesi olmaya ne dersin?"
diye sorduğumda beklediğim yanıtı aldım: "Neden olmasın?
"Niye oğlan" diye sormadı ama yaşının iki üç yaşından küçük olmamasının uygun
olacağını söyledi.
Web sitesini ziyaret edince
Ertesi gün
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK) web sitesinden
"koruyucu aile" işleyişine ilişkin bilgilendim.
Koruyucu aile yanına yerleştirilebilen çocukların, öz ailesi olmasına karşın öz
ailesince bir süre için bakılamayan, çeşitli nedenlerle evlat edindirilme
şansını tümüyle yitirmiş olan, kız / oğlan, sağlıklı / engelli, tek / kardeşiyle
birlikte, sosyal hizmet uzmanı tarafından incelenerek, düzenlenen sosyal
inceleme raporu ile koruyucu aile yanına yerleştirilmesi uygun görülen çocuklar
olduğunu öğrendim.
Mahkemece "korunma kararı" verilen bir çocuğun koruyucu aile yanına
yerleştirilirken öz ailesinden muvafakat alınması zorunluluğu da yokmuş. Devlet
bu çocukları ailesinden izin almaksızın kuruluşlara / koruyucu aile yanına
yerleştirebiliyormuş.
Hemen arkadaşımı da aradım
Birden fazla çocuğa da koruyucu aile olunabiliyormuş. Bekar insanların da
koruyucu aile olabileceğini öğrenince, yıllardır bekar kalmayı tercih eden ama
annede olmak isteyen Devrek'ten
arkadaşım Gülçin'e haber verdim.
Düşüneceğini söyledi.
Kızıma da konuyu bir süre sonra doğum gününde açtık. "Neden bu kadar geciktiniz?
Hep kardeşim olsun istedim. Şimdi kardeşim olacak, ama ben uzakta olacağım!"
dedi ve ardından da ekledi "Bana çok güzel bir doğum günü hediyesi verdiniz!"
Ailelerimize, yakınlarımıza ve arkadaşlarımıza konuyu açtığımızda kararımıza
-saygıyla karışık- şaşırdılar. İşleyiş çok yaygın olmadığından, evlat edinme
diye yorumladı bir bölümü. Onları da bilgilendirdik.
Koruyucu aile başvuru koşullarına sahiptik. T.C. vatandaşıydık. Türkiye'de
sürekli ikamet ediyorduk. Okur yazardık.
Bir de bizi kutladılar
Eşimle birlikte; nüfus ve evlenme cüzdanı örneklerini, ikametgah belgesi iş ve
gelir durumumuza ilişkin belgeleri hazırladık, adli sicil raporu çıkarttık.
Hastaneden de fiziksel engelimiz, ruhsal rahatsızlığımız ve bulaşıcı
hastalığımız olmadığına ilişkin rapor aldık. Bir doktor çocuğumuz olmasına
karşın bu işe kalkıştığımız için bizi kutladı.
Manisa İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne eşimle gittik, başvuru için. Sosyal
Hizmet Uzmanı Berra Hanım, hizmet
esasları, işleyişi ve aileye yerleştirilecek çocukların özellikleri hakkında
detaylı bilgi verdi bize.
Özellikle çocuğun yakın çevresindeki akraba, komşu ya da aile dostlarını tercih
ettiklerini söyleyince "hiç mi şansımız yok!" dedim. "Elbette, var. Ben yalnızca
bir tercihten söz ettim." yanıtını alınca rahatladım.
Ziyaretler
SHÇEK tarafından koruyucu aileye yerleştirilen her bir çocuk için aylık bakım
ücreti, yılda bir kez bakım ücretinin iki katı eğitim ödeneği, yılda iki kez
bakım ücretinin iki katı giyim ödeneği verildiğini, her çocuğa sağlık karnesi
çıkarıldığını, ailenin hastalanan çocuğun ayaktan ve yataklı muayene ve tedavisi
için harcama yapmadığını, bu giderleri kurumun karşıladığını, çocuk okula
gidiyorsa servis aracı ücretinin ödendiğini, çocuğa da okul harçlığı verildiğini
söyledi uzman hanım.
Müdürlükten ayrıldıktan sonra eşimle konuştuk: devlet tarafından yapılacak olan
ödemelerin tümünü bankada oğlumuz için biriktirecektik.
Uzmanımız, bizi evimizde, işyerimizde ziyaret edeceğini, kızımızla da
görüşeceğini iletti.
Bu görüşmelerdeki amacının; ailemizin ve çevremizin yerleştirilecek çocuğa her
açıdan uygun olup olmadığını belirlemek olduğunu, ekonomik koşullarımız, kişilik
özelliklerimiz,evlilik ve sosyal ilişkilerimiz, çocuk yetiştirme konusunda tutum
ve davranışlarımıza ilişkin sosyal inceleme raporu hazırlayacağını söyledi.
Raporun sonucuna göre bize çocuk yerleştirilebilir imiş.
Heyecanlı bekleyiş
Koruyucu aile olarak çocuğun çok yönlü sağlıklı gelişmesi için gerekli koşulları
sağlamak, eğitim ve öğretimi için çaba göstermek, öz ailesi ve akrabaları ile
uygun görülen şekil ve zamanda görüşmesini sağlamak,sosyal hizmet uzmanlarının
çocuğu ve bizi izleyebilmesi için gerekli koşulları hazırlamak bizim
yükümlülüğümüzde.
Ayrıca adres ve ikametgah değişikliklerini ve çocukla birlikte yurt dışına
gidileceğinde önceden İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne bildirmemiz gerekli imiş.
Manisa'da çocuk yuvası olmadığı için başvurumuz kabul edilir ise, Ankara'ya
Genel Müdürlüğe bildireceklermiş.
Çevre illerdeki yuvalarda kalan çocuklardan biri bizim oğlumuz olabilecek imiş.
Bir süre bekleyeceğiz.
N'apalım, doğa bile dokuz ay sonra kucağına aldırtıyor bebeği. Biz hiç değilse
yürüyen, konuşan bir oğlumuz olacağını biliyoruz. (ŞD/BA)
* Şadiye Dönümcü, sosyal Hizmet
Uzmanı
NOT: Bu yazı
http://www.bianet.org da yayınlanmaktadır.
