Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

 Sosyal Hizmet Bir Hiç Midir?!
Aziz ŞEKER
       (Sosyal Hizmet Uzman/Sitemiz Yazarı)

Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı      
 shuaziz@gmail.com  ulaştırabilirsiniz.

“…bir insan birden değişmez, bir toplumun düşünüşü de…”
Romaın Rolland (Jean-Christophe)


Vicdan kaygısıyla biçimlenen bir sosyal hizmet konsepti, bilimi temsil etme yeteneğini ortadan kaldırmasa bile, onu gericileştirecek bir zemine sürükler. Ve onu zamanın uysal dokunuşlarıyla gericileştirir. Onu rasyonelliğinden arındırıp yok eder. Böylece bilimin yalnızca kavram olarak isminin geçtiği bir fasit daire oluşur. Bir disiplin, bir meslek için ne acı bir sonuç…




Vicdani sosyal hizmet günümüzde “nakdi” yardımların ulaştığı boyutlarda somut tezahürünü buluyor. Belki de bu nedenle sosyal hizmetin, bilimsel düşünce özgürlüğü diye üzerinde durması gereken bir sorunsal söz konusu edilemez. Ya da edilmelidir. Belirleyenle-üniversiteler-kurumlar arasındaki etkileşimi bilince çarparak doğruya odaklı bir değerlendirme yaparak ulaşılacak bir sonuç bunun en güzel kanıtlarını ortaya çıkaracaktır. Bir sonuç alınması bakımından… Toplumsal sorunların ekonomik-politik doğasına mesafeli yaklaşımı adet edinmek de deyimlemek istediğimiz konuyu anlamamız acısından bir görüş kolaylığı sağlar bizlere. Bu nedenle değişimi özne bilen sosyal hizmet bilgisi, temelleriyle birlikte bir kritikten geçmelidir. Geçirilmelidir. Açıkçası bunda geç kalınmıştır. Bu yapılmasa sosyal hizmet bir hiçtir, hiç konumuna gerileyecektir. Hiç olacaktır!

21. yüzyılda sosyal hizmet, küresel kapitalizm karşısında kendisini sosyal odaklı bir muhalefet projesi içinde ancak yeniden tanımlayabilir. Ekonomi politiğin en kolay sızdığı bir meslek olan sosyal hizmetin somutluk bulduğu kuruluşlarda hizmet alan kesim de böyle bir sürecin “etkilerine” hep maruz kalmaktadır. Kalacaktır da. Toplumsal refahı ve toplumsal adaleti var kılma mücadelesinin nimetleri bu kesime yansıyacağı gibi toplumsal korumaya gereksinim duyan bütün toplum kategorilerine yansıyacaktır. Ancak bilinmesi gerekenler vardır ki, o da geçmişini yordayan ancak daha çok eleştiren akademisyenler ve uygulayıcılar geçmişin yanlışlarını artık 21. yüzyılın sosyal hizmet dokulanışının paratoneri olarak görmemeli aksine yönelimini bütünselliğe / diyalektiğe aktarmalıdır; bir şartla; doğru bir sosyal hizmet tarihi bilinciyle; yüzleşmeyi bilmek öngörüsüyle… Ancak böyle bir praksiste hiçlikten kurtulabilinir.

Sosyal hizmet bilgisini ürettiğini iddia edenler bilmelidirler ki, tutarlı bir tutumla desteklenmeyen bilgi sağlıksız sonuçları da beraberinde getirir; yani türlü karmaşaları, aşağılık tutarsızlıkları, sahtekârlıkları, kıyıda köşede kalmış şarlatanlıkları… Sosyal hizmetin, şarlatanlara ihtiyacı yoktur!

Türkiye’de kamuda sosyal hizmet, Hegelyan bir açılımla devlet eksenlidir, özelde ise neoliberaldir. Bilim kurumu da öyledir. Özde Hegelci bir felsefi arka plana sahiptir. Ancak inatçıdır. Orta sınıf “devletçi-seçkinci” istemin bir kurbanı da değildir, uygulamayı bir köşeye itmiş, mutsuz hale gelmiş olan sosyoloji gibi... İncelendiğinde kurucu öğede yer alması gereken olmazsa olmaz ilkelerle bağlantılandırılabilecek yapısı sosyal hizmetin, zamanla değişime uğramıştır da. Pasifivize edilmesi bunun temel nedenidir.

Şimdi sosyal devlet algısında kırılmalar yaratan girişimci sol aktörlere dönelim gülümseyişini yitirmeye başlamış olan yüzümüzü. Sosyal hizmet, sosyal devletin parametrelerinden birisidir. Sosyal refahın hukuksal-iktisadi-sosyal boyutunu düşündüğümüzde en önemlisidir de diyebiliriz. Sosyal hizmet / ler yurttaşlar açısından devlet sorumluluğundadır. Bundan dolayı kamusal bir hizmettir. Gelir dağılımındaki eşitliği kurmada bir rol olarak iradidir. Bu durumun pratiğini savunan, döneminin kimi genç sol “aktörleri” her nedense ilk gençlik yıllarının heyecanını buğulu şiirler yazılan ve demli çay kokan öğrenci evlerinde, yerleşke kafeteryalarında bırakınca (bırakmak zorundaymış gibi) toplumsal mücadele alanını arkalarına bakmadan, bırakıp / terk edip, bal çalınmış parmağa yöneldiler. Leyleğin ömrü laklakla geçermişçesine... Bal, hüzünlü bir acı gibi gelse de… Hem de parmaklarında sigara tütünün acımtırak tadı, dağlarına bahar gelmeyen memleket türküleriyle, dudaklarında bir filmden çalınmış sözler ve bağ bozumu şarapların tadıyla…

Sosyal hizmetin özelleştirilmesinde yer almak; sosyal hizmet burjuvazisinin oluşumuna hizmet etmez. Sola da, sağa da… Eşitsizliğin yüzüne gül atmaktır bu; sevgiye yalan, düşünceye su katmaktır… Sosyal hizmeti hiçleştirmektir bu gerileyişe özne olmak.

Sol, kendi çapında savunanların bir kısmı tarafından Türkiye’de sakat bir burjuvazinin oluşumuna hizmet etmesi yönünde tetiklendi, yaşadığı düşünce kırılmalarıyla. Üretmeyerek, ürettiğini sanarak. Hayal kırıklığı da çabası… Sağa ise söyleyecek bir laf yok. Çünkü gelişim yok!

Solu, sosyal hizmeti, sosyal refahın neliğini Türkiye’nin somut koşullarına göre tanımlamak bir gerekliliktir artık. Sosyal hizmet bilim üreticisine düşen de küreselleşmenin bulanık bir yüze çevirdiği dünyada sosyal sorunlarını, var edilebilecek bir onurlu yaşamın ütopyasına, yaşama sarılıp gibi sarılıp ele almaktır. Dolayısıyla başından beri ifade etmeye çalıştığımız gibi sosyal hizmetin değerini insanlık açısından kavramak gerekiyor. Çünkü yüzyılımızda devletlerin “sosyal tedbir”leri hızla işlev kaybına uğratılmaktadır. Uğramaktadır… Etiketlenmenin ve sosyal dışlanmanın karanlık yılları hiçte uzak değil. Yaşanıyor da…

Sosyal hizmetin önünde duran temel sorular;

Sosyal hizmet nasıl bir tarih okuması yapmalıdır?
Sosyal hizmetin 21. yüzyılda dokulanışına alması gereken temel savlar neler olmalıdır?
Sosyal hizmet, “geç kapitalizmin kültürel mantığının” insan usuna ve yüreğine dayatmalarıyla gelen yabancılaşmaya nasıl karşı çıkabilecektir?
Sosyal hizmet neyi talep ediyordu? Neyi talep edecek?
Küreselleşme yanlılığı ve de karşıtlığı iki farklı çizgi, sosyal hizmetin konumunu hangi açıdan kavramamız gerekir?
Türkiye’de sosyal hizmetin bir geleneği var mı?
Var olmalı…
Türkiye’de sosyal hizmetin yönünü belirleyecek öğeler neden hâlâ açıkça ileri sürülemiyor?
Sürülmeli…
İçinde yaşadığımız tarihsel süreçte toplum temelli aktöre düşen görev ya da görevsizlik?
Sosyal hizmet bir hiç midir?
 

 


Bize Ulaşın