|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

Benim Annem Huzurevinde
SHU.Şadiye
DÖNÜMCÜ dsado@mynet.com
Sitemiz Yazarıdır.

Pazar
günleri huzurevi yakınındaki pazara gidiyorlar. Nadiren oyun odasında konken
oynuyorlar. Benim de çok sevdiğim hayat dolu Leman Teyze ve sigara içtiği
için bazen sorun yaşadıkları çok süslü olduğu için "kokona" diye
takıldıkları Necmiye teyzeyle...
Annem 79 yaşında. Babamı kaybettik. Babamla uzun süren beraberlikleri bir
şekilde sona ermişti ancak boşanmadıklarından babamdan kalan maaşı alıyor.
Dayıma ait bir evde oturuyordu. Kreş sonrası kızıma ortaokula başlayana
dek baktı.
Yakın oturduğumuzdan çoğu kez onun evinde yedik, içtik. Bana büyük destek
oldu. Ana-kız birbirimizle önemli sorunlarımız olmadı. Ağabeyimi trafik
kazasında kaybettikten sonra, yaşamla bağları gevşedi.
Evden zorunlu olmadıkça çıkmaz, evde kendini oyalayacak sınırsız şeylerle
günlerini geçiriyordu. Kalp hastası.Romatizma ağrıları nedeniyle yürümekte
güçlük çekse de, bu günlük yaşamını fazlaca etkilemiyordu.
Arkadaşının peşinden
İlkokul arkadaşı Mehlika Teyzenin huzurevine yerleşmesi ile birlikte "ben
de huzurevine yerleşeceğim" cümlesini sıkça terennüm etmeğe başladığında,
ciddiye almamıştık.
Bir gün "Ben Mehlika'nın kaldığı huzurevine başvurdum.Yarın hastaneden
heyet raporu almaya gideceğim. Bana eşlik eder misin?" dediğinde şok oldum
adeta.
" Emin misin? Sen bilirsin. İstiyorsan gelirim elbette" falan dedim ama o
geceyi de uyumadan geçirdim.
Kaygılar, kaygılar...
"Annemi huzurevine yerleştirmeğe karar verdik" yazısında sözü edilen
kaygılardı beni düşündüren. Çevremizdekiler ne der? Tekli yaşamdan çoklu
yaşama uyum sağlar mı? Alışkanlıklarını sürdürebilir mi? Hiç tanımadığı
bir dolu insanla etkileşimde zorlanır mı? Falan, filan..
Eşimin "Karar onun kararı.Hayat da onun. Sana / bize düşen yeni yaşamını
kolaylaştırmak. Destek vermek." cümleleri beni kendime getirdi. Öyle
yapmalıydık. Kızımın " Artık ben anneannemle hiç yatamayacak mıyım
geceleri !!" cümlesi içimi acıttı ise de...
Heyet raporunu çıkarttık. Müdürlüğe teslim ettik.Yer boşaldığında, bize
çağrı yollayacaklardı, kabul için.
Yas sendromu mu?
Artık annem huzurevi ile nişanlanmıştı. Nişanlılık sürecinde evde
temizliğe girişti. Atılacaklar, kızıma anı/çeyiz olarak verilecekler,
kuzenimin kızının bekar evine gönderilecekler, giymese de atmaya
kıyamadığı giysileri apartman görevlisi aracılığıyla dağıtmalar...
Annem bu işleri yaparken kendine yük olan bi dolu yükten, anıdan
arınıyordu sanki. "Yas Sendromu" denen eskiye, geçmişe bağımlılık diye
özetlenebilecek olayı / duyguları yaşamamak adına yapıyordu bunları, çok
bilinçli olmasa da..
İşini kolaylaştırıyordu aklınca, huzurevi kararını pekiştirmek adına.
Sandık ve gelen yazı
Yalnız kaldığımız bir gün, içinde babamın askerde iken yazdığı mektupları,
düğünlerinde gelen telgrafları, aile fotoğraflarını, bir-iki değerli
takısını, benim ve ağabeyimin karnelerini falan koyduğunu düşündüğüm Maraş
oyması kilitli sandığı anahtarıyla birlikte bana teslim ederken, ölmeden
önce açmayacağıma dair benden söz aldı.
Beş - altı ay sonra bir gün işyerime telefon etti.Telaşlı, heyecanlı -
belki de biraz burukça- bir sesle " yazım geldi.Bir haftaya kadar
gitmeliymişim " diyordu.
Yıllık izin aldım, hazırlıklarına destek olmak için.Gerçi yapacak iş
bırakmamıştı ama. O beş günü dolu dolu beraber geçirmekti asıl amacım.
Çeyizlerle...
Yastığı, üç küçük kırlenti, yatak örtüsü, nevresimleri, kışlık giysileri,
çamaşırları, bir- iki tabak,çatal-kaşık bıçak, bardak, temizlik
malzemeleri, minik radyosu, ilaçları ve benzerlerinden oluşan uzun bir
seyahate giderken götürülecek kadar eşyası iki bavula sığmıştı. 37 ekran
TV'sini de götürecektik. Evde kalan eşyaları talimatları doğrultusunda
dağıtmayla görevlendirildim.
Evi dağıtmak onun düşüncesiydi. Biz bir süre sonra dağıtmaktan yana isek
de o sanırım o " evi durursa, güvenir huzurevine uyum sağlayamam," diye
düşünüyordu.
Annemin çeyizleriyle birlikte yeni evine - huzurevi- gittik. Artık nikah
kıyılmıştı. Annem bugün huzureviyle evlenmişti.
İlk gün
Güler yüzle karşılandık.Sosyal serviste sosyal hizmet uzmanı Pınar Hanım
bazı bilgilerimizi kaydetti. Depozitoyu yatırdık. Annemin huzurevine
oryantasyonu için; yemekhaneyi, sağlık servisini, döner sermaye odasını,
lobiyi, oturma salonlarını, kafeteryayı, berber -terzi salonlarını,
mescidi, çamaşırhaneyi gezdirdi.
Yönetici ve meslek elemanları ile tanıştırdı. Asansör ve ankesörlü telefon
kullanımın öğretti. Mehlika Teyze de bu arada bize mihmandarlık yapıyordu,
keyifle.
İşleyiş hakkında detaylı bilgilendirildik. Sosyal, ekonomik ve psikolojik
sorunları için sosyal servisteki sosyal hizmet uzmanı ve psikologa, sağlık
hizmeti için hemşire ve doktora, beslenme ve diyet için diyetisyene
başvuracaktı.
Poliklinik saatleri, nöbet hizmeti işleyiş, oda ücreti ödeme zamanı ve
şekli, kıymetli eşya ve parasını emanete verme koşulları, izin alma şekli,
ziyaret saat ve kabul yeri, telefon görüşmeleri, banyo gün ve saatleri,
huzurevine gidiş - geliş koşulları vb. Kafamdaki her sorunun yanıtını
belli bir sistematik içinde aldık..
Kurallar
Annemin de uyması gereken kurallar vardı. Oda / kat / kuruluş yaşlıları
ile geçimli olmak, oda - özel eşyalarını düzenli tutmak, muslukları açık
bırakmamak, yerlere ve pencere dışına çöp atmamak, odada elektrik alet
kullanmamak, kuruluşu izinsiz terk etmemek, yaşlılar ve personelle
tartışmamak, yüksek sesle konuşmamak, izin dönüş saat /günlerine uymak,
odasında ve yasak alanlarda sigara içmemek, personelle para alışverişi
yapmamak, odadaki TV ve radyonun sesini çok yükseltmemek, yemekhaneden
odaya- kata yiyecek çıkarmamak, gecelik ve pijama ile oda dışında
dolaşmaması gerekiyordu.
Bu kurallara uymaz ise, Huzurevi Yönetmeliği'nin disiplin maddeleri
uyarınca gereğinin yapılacağını da ekledi uzmanımız.
Pınar Hanımla birlikte annemin odasının bulunduğu kata çıktık.Kattaki
yaşlılarla ve personelle tanıştırıldık. Odamız istediğimiz gibi tek
kişilikti.
Kuru soğan da isterdi
9 metre karelik bu oda artık annemin yeni dünyasıydı. Özel banyo ve
tuvaletinin olması annem için önemliydi.
Dolabını yerleştirmek fazla eşya getirmediğimizden kolay oldu. Annemin
hazeran sallanır koltuğunu ve küçük bir buzdolabı getirmek istediğimizi
söylediğimde "olur"ladı Pınar Hanım. Sabit telefon da bağlatabilecektik.
Öğlen yemeği kuru fasulye, pilav ve yoğurttu. Annem sevdiği bir mönüydü
ama, kuru soğanla yerdi. Hiçbir şey söylemeden yemekhanede birlikte yedik.
Sonradan görevlilerden isteyebileceğini öğrendik.
Bir yıl oldu şimdi
Huzurevinden ayrılırken kızımı 19 aylıkken bırakmak zorunda kaldığım
kreşten ayrılırkenki tarifsiz yaman duygu çöreklendi boğazıma. Teşekkür
etmek için Pınar Hanımın odasına gittiğimde, çay-sigara eşliğinde
otururken bir ara göz yaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim.
İlk gün, ilk hafta , ilk ay ikimize de zor geldi, karşılıklı duygu
transferi yolunu seçmesek de....
Annem yaklaşık bir yıldır huzurevinde...
Kahve ve ıhlamur
Her öğlen-akşam birbirinden farklı üçer kap yemek önünde. Beğenmediği ya
da doymadığında dışarıdan telefonla yemek getirtiyor.
Kahvaltıya içinde mutlaka böğürtlen reçeli kavanozunun bulunduğu bir kutu
ile ekstra yiyecek götürüyor. Dolabında meyvesi eksik olmuyor.
Mehlika Teyze onun için bulunmaz bir nimet. Odaları arasında misafircilik
oynuyorlar. İdareden gizledikleri elektrikli cezve ile kahve pişirip,
içiyorlar, bazen de suç ortağı olan personelin eşliğinde. Öğle sonraları
da ıhlamur faslı.
Koro için ısrarım işe yaramadı
Pazar günleri huzurevi yakınındaki pazara gidiyorlar. Nadiren oyun odasına
gidip konken oynuyorlar. Yeni arkadaş oldukları benim de çok sevdiğim
hayat dolu Leman Teyze ve sigara içtiği için bazen sorun yaşadıkları çok
süslü olduğu için "kokona" diye takıldıkları Necmiye Teyzeyle.
Ahşap boyama kursuna başlangıçta hevesliydiler, sonra nedense vazgeçtiler.
Geçen sezon bir grupla tiyatroya gittiler.
Balıklıova'ya balık yemeğe de gitti, yaşlı haftasında. Türk Sanat Müziği
Korosuna ısrarıma rağmen girmedi, "bu yaştan sonra olur muymuş?" diye
Aralarında karar almışlar aylık maaşlarını aldıklarını her cuma öğle
yemeğine gideceklermiş.
Sinema da sıraya girdi
Geçen hafta uğradığımda öğrendim ki; Leman Teyze Uzman Pınar Hanım'a
"Babam ve Oğlum" filmine
gitmek istediklerini söylemiş. Gideceklermiş. Oysa annem yıllardır
sinemaya gitmemiş bir insan.
Nasıl mutlu oluyorum bu gelişmelerden bir bilseniz.
Tüm personelle ilişkilerinde sorun yok. Bakıcıların bazı sıkıntılarını
paylaştıklarını, bazen onlara yol gösterdiğini anlatmaktan keyif duyuyor
ban. İlaçları zamanında veriliyor, 24 saat bulunan hemşirelerce. Hafta içi
doktor bulunuyor.
Aliye tek başına
İsterse sohbet edeceği insan çok. Özel günlerde huzurevi ziyaretçiyle
dolup taşıyor. Ve annemde bu trafikten çok memnun. Demanslı kendi halinde,
93 yaşındaki Müzeyyen Teyzenin koruyucusu, hamisi oldu.
Yemekhaneye inmeden önce katta onun yemeğini yediriyor, bazen de onun
hayal dünyasına eşlik ediyor. Benden sıkça yaprak sarması istiyor
sevdikleriyle birlikte yemek için. Geçenlerde katta "kısır" yapmak için
malzeme istediler benden.
Seda Sayan'ın programını
dinlenme salonunda arkadaşlarıyla, Aliye
ve müdavimi olduğu diğer dizileri odasında izliyor. Konken
grubuyla ortak gazete alıyorlar. Zorlanıyorsa da, kızıma başladığı dantel
perdeyi örmeyi de sürdürüyor.
Kavgalar ve personel
Kimsenin etlisine, sütlüsüne karışmıyor. Bir şekilde kendi dünyasını
kurdu. Sınırlarını çizdi ve izinsiz kimsenin o dünyaya adım atmasına izin
vermiyor; "7'sinde neyse 70'inde de aynı" hesabı.
Dört ay önce bir kalp spazmı geçirdi. Eğer evde tek başına olsaydı, sonuç
üzücü olabilirdi. Nöbetçi hemşirenin çağırdığı Hızır ambulansla hemen
hastaneye ulaştırılmıştı.
Onu mutsuz kılan şeyler var elbette. Yaşlılar arasındaki ufak yada büyük
çaplı kavgalar. Bazı personelin hoş olmayan davranışları. Sabah erken,
gece geç saatlerdeki bağırtılar.
Ölüm korkusu azaldı mı ne?
Yemeğin bazen bozuk olan kalitesi. Ücretsiz yaşlılara verilen eşyaların
kıymetini bilmemeleri. Annemin "nankörlük" diye nitelediği bazı yaşlı
yakınmaları; yemek beğenmeme, istediklerinin zamanında olmamasına
tahammülsüzlükleri falan.
Ölüm korkusu bile zayıfladı sanki oraya gideli.
Arada bir bize "evci" çıktığında kızım anneannesiyle uyuyor. Hiç durmadan
konuşuyor; ne çok anlatacağı şey var oradaki yaşamıyla ilgili bir
bilseniz. Farkındayım ki; huzurevini özlüyor bizdeyken. Bu da beni mutlu
ediyor.
Sıra propaganda da
Evet, kaygı düzeyimiz yüksekti ilk günler. Ama kaygılarımızın tümü azaldı
ya da yok oldu bu sürede.
Ölen büyük dayımın eşi Firuzan Yengem de annemin keyfini gördüğünden bu
yana çocuklarına "Ben de huzurevine gitçem." diyormuş. Bizim ki
başlangıçta yargılayanları mahkum etti anlayacağınız.
Sıkça gittiğim ziyaretlerle benim bile dünyaya bakışım değişti.
Artık huzurevi konusunda propaganda yapıyorum. Hatta bazen de misyoner
gibi çalışıyorum. (ŞD/BA)
* Bu yazı bir yaşlı yakınıyla yapılan
söyleşiden yararlanılarak yazılmıştır.
NOT: Bu yazı
http://www.bianet.org da
yayınlanmaktadır.

|
|