|
|
BEDEN
DİLİ VE İLETİŞİM-2
BİRİNCİ BÖLÜM
Duyguların ve düşüncelerin kelimelere dökülmediği
durumlarda bunu çok açık olarak hissederiz. Böyle anlarda bir bakışın,
savunucu bir mimiğin binlerce kelimeden daha çok anlam taşıdığı görülür.
İnsan davranışları; kelimelerden çok daha kolay anlaşılma özelliğine
sahiptir. Bu bakımdan bedenin bir bütün olarak kullanılması önem arz
etmektedir. İnsanın kendini dış dünyaya karşı koyuş biçiminin temelini
"bedenini kullanma biçimi" oluşturur. İnsanların başka hiç bir özelliğine
bakılmaksızın, sadece göğüs bölgesine, iki omuzu arasındaki mesafeye bakarak
kişilik yapısı ve içinde bulunduğu duygu ve düşünce durumu konusunda bilgi
sahibi olmak mümkündür.
Peki bu denli önemli olan sözsüz iletişimin (beden dilinin) özellikleri
nelerdir? Bu özellikleri;
• İletişimsizliği olanaksız kılma,
• Duygu ve coşkuları dile getirme,
• İnsanlar arasındaki ilişkileri tanımlama,
• Sözel içerik hakkında bilgi verme,
• Güvenilir mesajlar sağlama,
• Kültüre göre biçimlenme,
• Çift anlamlılık,
• Belirsizlik, olarak incelememiz mümkündür. Sözsüz iletişimin (beden
dilinin) bölümlerine gelince;
• Yüz ve beden (jest ve mimikler),
• İkincil jest ve mimikler
• Esas jest ve mimikler
• Mekan kullanımı,
• Ses ile ilgili olgular,
• Bedensel temas,
• Araçlar’ı sıralayabiliriz. İkincil jest ve mimiklerinin çoğunluğu bedenin
gereksinimleri olduğu için, toplumsal nitelikli olmayan bu tür hareketler,
iletişim durumunda olunmadığında da ortaya çıkar. (Esneme, Hapşırma,
Öksürme, kaşıma, uzun süre ayakta durunca bacakları oynatma vb.)
Gözleri yere dikmek, ayakların yerini değiştirmek, sürekli esnemek yapılan
konuşma ile ilgili duygu ve düşünceleri yansıtır. Esas jest ve mimikleri
inceleyecek olursak; Anlatım jest ve mimikleri; özellikle yüz ifadelerinde
ortaya çıkan biyolojik ve psikolojik kökenli temel duyguları dile getiren
hareketlerdir.(Mutluluk, korku, öfke, şaşkınlık, üzüntü ve tiksinti)
Toplumsal jest ve mimikleri; toplumsal özelliklere bağlı olarak gerçekleşen
jest ve mimiklerdir.(Yorgun olunmasına karşın misafire gösterilen güler yüz,
selamlaşmak, işyerine üstü girince ayağa kalkmak, vb) Oyun gereği olan rol
hareketleri ise; bir olayı anlatan şematik jestler ile bir işi ve mesleği
yapanların işle ilgili ortak teknik ve kod jestleridir. Yüz ifadelerini,
alını, kaşları, göz kapaklarını, gözleri, burunu, ağzı, dili, dudakları,
çeneyi, deriyi, saçı ve sakalı kullanarak yaklaşık 250.000 ifadeyi çıkarmak
mümkündür.
Duygusal ifadelerin aktarılmasında, kültürler arasında ortak yüz
ifadelerinin olduğu saptanmıştır. Kişi hakkında biyografik bilgiler veren en
belirgin ve en keskin anlamlar yüzümüzdedir. Bakar, güler, anlatırız; bazen
de bakmaz, gülmez ama yine anlatırız. Bir yüzde yüzlerce anlam gizlidir.
İnsanların genellikle duygu ve yüz ifadeleri birbirleri ile doğrudan
ilişkilidir. Baş hareketi ile en çok kullanılan "Evet" anlamına gelen başın
yukarıdan aşağıya hareketi ile "Hayır" anlamına gelen aşağıdan yukarıya veya
sağdan sola hareketidir. Baş hareketleri ile karşımızdaki insanları
cesaretlendirici, destekleyici veya reddedici mesajlar veririz.
Eller insanın kendini ifadesinde en duyarlı ve etkili organlarıdır. İnsan
beyninin düşünüp hayal ettiğini, eller gerçekleştirir. Bir kişinin ellerini
yatay bir şekilde hareket ettirmesi tartışmayı bitirme isteğini ortaya
koymaktadır. Yine bir elin çenede durması sıkıntının giderek arttığını
göstermektedir. Ellerin açılması, kişinin dünyayla ilişki kurmak için
harekete hazır olduğunu; kapanması da, bu konudaki isteksizliğini gösterir.
İnsanlar genelde ellerini iki şekilde kullanırlar. Avuç içinin açık olarak
havaya bakması ve Avuç içinin yere dönük olması. Havayı hassas bir şekilde
kavrama; anlatılan konuya hassasiyet kazandırmak ya da anlatılan konu ile
ilgili gücünü gösterme olduğu gibi, havayı güçlü bir şekilde kavrama; bir
konuda kararlılığı gösterme ve gerekirse en sert mücadeleye bile hazır
olduğumuz anlamını taşır. İki elin makas gibi yana doğru açılması; şiddetli
bir reddediş, elin yumruk olarak kullanılması ise; elle yapılan kışkırtıcı
ve saldırganca bir jesttir. Parmağın havaya kalkması; konuşmaya otoriter bir
hava veren ve kişinin ısrarcılığını gösterir. Avuç içinin yukarı bakması;
kendini ortaya koyan ve dinleyicileri fikrine katılmaya davet eden bir
jesttir. Avuç içinin aşağı bakması; gerginliği kontrol etmeyi amaçlayan
soğukkanlı bir yaklaşımdır. İki elin avuç içlerinin karşıya bakması;
kendisine yönelen sözlü tehdidi durdurmaya çalışan ve karşısındakine
sınırlarını belirten jesttir. İki elin avuç içlerinin kişinin kendi göğsüne
bakması; kişinin kendi göğsüne bakan elleri, karşısındaki veya fikri
kucaklamak ve uyum içinde olmak isteğini yansıtır. İki elin avuç içinin
birbirine bakar şekilde yanda olması; düşüncelerini karşısındaki kişiye
ulaştırmayı amaçlayan yumuşak ve rahatlatıcı bir jesttir.
Ellerini kendisinden uzaklaştırma; kişinin hoşuna gitmeyen bir durumu veya
bir şeyi reddetmek anlamında kullanılmışken, sıkılmış yumrukla, işaret
parmağıyla istikamet göstermek; mazeret kabul edilmeyeceğini gösteren bir
jesttir. Başı geriye atarak kendini yükseğe ve uzağa alan elleri ile sınır
çizen bir durumu belirten el hareketi; sınır ve hakimiyet jestidir. Eller
bedeniyle bütünleştirilmiş, baş geride ve yukarıda bir jest; buranın sahibi
benim, benim dediğim olur mesajını vermektedir. Masada arkaya yaslanarak,
elleri ensede kenetlemek; kesin bir sahiplik ve üstünlük jestidir Elleri
bedenin arkasında kavuşturmak; otoriteyi temsil eden öğretmenler, askerler
ve polisler arasında çok sık görülen bir jesttir. Bu da kendinden emin,
güvenli ve üstünlük belirten bir jesttir. İşaret parmağı ileride, başparmak
dik ve diğer üç parmağı avuç içine toplayarak yapılan hareket saldırgan
tutum ve duyguların ifadesidir. Başparmağın işaret parmağından ayrı olarak,
iki elin parmaklarının birbirine değer şekilde tutulması, üstünlük ifadesini
gösteren bir jesttir. Açık avuç içine diğer elin parmaklarıyla temas etmek,
kişinin karşısındakinden bir şeyler beklediğinin işaretidir. Ellerini
birbirine sürtülmesi farklı anlamlar taşıyabilir. Kararını veren ve harekete
geçmeye hazırlanan bir kişi, girişim için ısınıyor olabilir anlamını taşır.
Avuç içlerinin çapraz olarak birbirinin içine konması ve parmakların diğer
eli sarması sükunet ve teslimiyet ifade eder. El sıkışma biçimlerine
geçtiğimizde; İnsan davranışları konusunda hiçbir fikri olmayanlar bile,
elini sıktıkları kişiyle ilgili bazı ip uçları yakalayabilirler.
El sıkma biçimi insanın kişiliğini ortaya koyma yollarının en başta
gelenlerinden biridir.İnsanların birbirleriyle el sıkışma biçimlerinde esas
olarak üç mesaj hakimdir, bunlar;
• Üstünlük,
• Eşitlik,
• Dostluktur. Yansıda;
• Üstünlük kuran (baskın) bir el sıkma,
• Dostça bir el sıkma,
• Güvenli ve dengeli bir el sıkma,
• Güvensiz ve çekingen bir el sıkma şekilleri görülmektedir. El sıkışırken,
sol el ile karşıdakinin koluna veya omuza dokunmak da o kişiye karşı duyulan
özel duyguları gösterir. Ancak, ilk defa karşılaşılan veya çok az tanınan
bir kimseyle bu şekilde el sıkışma, o kişiden bir çıkar beklentisi içinde
olunduğu izlenimini düşündürebilir. Yine yansıda; bir üstünlük belirtisi
olarak omzun tutulması ve bir dostluk yaklaşımı olarak kolun tutulması
örneklendirilmiştir. İnsanın kendine teması gerginliğin yaşandığı durumlarda
kişiye rahatlık verir. İnsanların kendilerine en çok temas ettikleri ve
gerginliklerini hafiflettikleri konusunda ipucu veren yüzlerce davranış
incelendiğinde en çok tekrarlanan davranışlardır. Bunlar; Çeneye yaslanmak,
Saçı okşamak, Yanağa yaslanmak, Ağza temas etmek, Şakağa yaslanmak, Elleri
cebe sokmak, Kollarla bedene sarılmaktır. Yansıda artmış olan iç gerginliğin
kendine temas yoluyla hafifletilmesi. Topluluk içinde insanın kendi
bedeniyle buluşmasının en sık yaşanan biçimi.
Dikkati yoğunlaştırma biçiminin bir örneği sunulmuştur. Parmakların gömlek
ve boyun arasındaki boşluğu genişletmeyi çalışmak; kişinin daha çok havaya
ve alana ihtiyacı olduğunu, başka deyişle zor durumda olduğunu gösterir.
Enseyi ve ensedeki saçları okşamak; kişinin daha çok sıkıntılı durumda
olduğunu sevilme ihtiyacı olduğunu belirten bir harekettir. Dinleme,
değerlendirme, eleştiri şeklindeki davranışlara gelince, dinledikleri konuya
ilgi duyanlar; çoğunlukla bir elleri kapalı olarak yanakta durur ve işaret
parmakları da şakak boyunca yukarı bakar. Konuya ilgi duyan kişi; ilgisini
en belirgin olarak bedenini öne doğru eğerek gösterir. Başın hafif yana
yatması da dinleyicinin konuya ilgi duyduğunun işaretidir.
İlgiyle dinlemenin bir başka işareti başın hafifçe yana doğru yatması,
Kaybolan ilgiyle birlikte ortaya çıkan sıkıntılı dinleme biçimi yansıdaki
örneklerde görülmektedir. Eleştirisel dinlemede ise işaret parmağı dik
olarak yanak boyunca uzanır, avuç içi çeneye destek olur. Birçok kimse
kollarını alışkanlıktan kavuşturduklarını söyler. Oysa, insanlar kollarını
çoğunlukla istenmeyen bir durumdan kaçınmak ve kendilerini korumak için
kavuştururlar. Bu davranışı insanın en çok kendini güvensiz hissettiği
anlarda kullanır. Elleri önde kavuşturmak ise başka bir savunma
davranışıdır. Böyle yapmakla kişi kendi sınırlarını daraltır ve her şeyi
kabullenir. Kişinin saatini veya kol düğmesini tutarak aksesuarları
kullanarak oluşturduğu engel, kişinin kendisini güvende hissetmesine
yardımcı olan bir davranıştır. Yansıda Yabancılarla çevrili bir kokteyl ve
partide yarım kapanma biçimi, yabancılarla çevrili bir kokteyl ve partide
artan rahatsızlık sonucu bacaklarda kullanılarak oluşturulan tam kapanma ve
savunma biçimi görülmektedir. Bacak bacak üstüne atma biçimi çok sayıda
anlam taşır ve kişinin iç dünyasıyla ilgili çok değerli ipuçları yansıtır.
Olumsuz ve savunucu bir tutumun ve artmış olan iç gerginliğin işareti
olabileceği gibi, karşılıklı ilişkilerde incelik ve zarafeti de
yansıtabilir. Yansıda çeşitli şekillerde bacak bacak üstüne atmanın
anlamları görülmektedir. İnsanların oturma biçimleri, kişilik özellikleri ve
iç dünyasıyla ilgili olarak önemli bilgiler verir.
Ancak oturma biçimlerini doğru olarak değerlendirebilmemiz için bu biçimleri
dört açıdan incelemek gerekir. Bunlar:
• Kaplanan alan,
• Beden duruşu,
• Bacakların kullanılış biçimi,
• Oturmak için seçilen yerdir. Oturulan alanı tamamıyla kaplamak, durumdan
memnun olunduğu ve oturulan alandan uzun süre kalkılmayacak düşüncesini akla
getirir. Oturacak boş yer olmasına rağmen bir koltuğun koluna oturanlar
kendilerine fazlasıyla güven duyan kimselerdir ve çevrelerine kendilerini
kabul ettirme eğilimindedirler ve çoğunlukla etrafındakilere üstünlük
sağlamak isterler. Yansıda bulunduğu yerden memnun olmayan, ve orayı terk
etmeye hazırlanan birsinin oturma biçimi görülmektedir. Bu oturuş biçimi
kalkmaya hazır oturuş biçiminden farklıdır. Kadınlar biraz çapraz oturarak
ayaklarını paralel biçimde yana uzatırlar. Bu erotik bir sinyal olduğu gibi
kadına estetik bir görünüm kazandırır. Yine yansıda kendini sıkışmış
hisseden, görüşlerini değiştirmek istemeyen ve sandalyenin ayaklarından
destek alan bir oturuş biçimi tehdit altındaki kişinin sınırlarını
daralttığı bir oturuş biçimi örneklendirilmiştir. İç gerginliğin daha fazla
arttığı durumlarda görülen bir oturma biçimi, kendine fazlasıyla güvenen,
sınırlarını genişleten, saldırgan bir oturma biçimi örneklendirilmiştir. Bir
insanın ayakta dururken ve oturma biçimi sırasında bedeninin üst bölümünü
kullanma biçimi, onun iç dünyası konusunda fikir verir. Dik bir oturuş
canlılık ve hayat enerjisini gösterir. Buna karşılık çökük bir oturuş
çekingenliği ve kişinin azalmış hayat enerjisini gösterir. Bedenlerini çok
fazla açarak kullanan insanlar ya da omuzların geriye doğru gitmesi ve
kolların genişleyerek yana doğru açılması (kişinin sınırlarını genişlettiği
bu görünüş), onun dışarıdan gelen her türlü uyarana daha şiddetli karşılık
vereceğini düşündürür. Bir odaya girdiğiniz zaman seçtiğiniz yer kendinize
güveninizin ve o mekan içinde bulunanlar arasında kendinizi nerede
gördüğünüz konusunda fikir verir. Yapılan araştırmalar, odaya girdiklerinde
kapıya yakın koltuk veya sandalyeye oturanların özgüvenleri düşük kimseler
olduğunu ortaya koymuştur. Karşı karşıya oturmak genellikle rekabeti ifade
eder.
Karşı karşıya oturmak tıpkı bir satranç maçında olduğu gibi masadan bir
galip birde mağlup çıkacağını hissettirir. Muhatabını masasının karşısına
oturtmak amirce bir tavırdır. Eğer verilecek bir emir, yapılacak bir uyarı
varsa, bu oturma biçimi uyarı ve emrin şiddetini artırır. Tabi ki her oturuş
rekabeti temsil etmez, işte rekabeti düşündürmeyen bir oturma biçimi.
Yansıda görüldüğü gibi insanlar arası ilişkilerde mesafe ve bedensel temas
vardır. Mahrem alan; 0 ila 35 cm.lik bir mesafedir. İnsanın psikolojik
korunma sınırdır.
Sadece özel duygusal ilişkisi olan insanları yakınlaştırır. (Aile bireyleri,
eşi, sevgilisi) Kişisel alan (Samimi mesafe), 35 ila 80 cm.lik mesafedir.
Kendimizi çok yakın hissetmediğimiz insanların girmesine izin vereceğimiz en
yakın alandır.(Yakın arkadaşlar, akrabalar ve tanıdıklar) Toplumsal (sosyal)
alan; 80 cm ila 2,0 m.lik mesafedir. (Selamlaşma gereği duyulan iş yerindeki
arkadaşlar, tamirci, kapıcı gibi kimselerin yakınlaşabileceği alandır.)
Genel (Topluma açık) alan; topluma açık yerlerde bulunan tanımadığımız
insanlarla olan mesafemizdir. En az 2,0 m.dir. Beden dilinin insan iç
dünyasıyla ilgili verdiği en önemli ip uçlarından bir tanesi, göğüs ve ayak
uçlarıyla işaret edilen yönün, insanın bulunmak istediği yeri göstermesidir.
Birbirlerini dinleyerek, grubu genişletmeye imkan verecek 90 derecelik bir
duruş açısı Özel paylaşımlar içerisinde olan ve diğer insanlara kapalı bir
duruş açısı Kişilerin birbirlerine hissettikleri duygular açısından üç
kişinin oluşturduğu dengeli bir üçgen, İlginin arkadaşına yoğunlaştığını
hisseden ortadaki kadını yapmış olduğu ve ilgiyi üzerine çekmeye çalıştığı
hareket Üçüncü kişinin kabul edilmediği bir durum Masanın sağında oturan
bayanın, ilginin arkadaşına kaydığını fark ettikten sonra küçük bir dirsek
hareketiyle onu iletişimin dışında bıraktığı bir durum Otururken üçüncü bir
kişiyi dışlama tutumlarına örnekler Tüm bu anlatılanlardan sonra diyebiliriz
ki; beden dili insanın içinde bulunduğu durumu karşı tarafa rahatlıkla
hissettirecektir. Bizler beden dilimizi uygun kullanırsak, karşımızdaki
kişilere verdiğimiz gizli mesajlarla istediğimiz duygu, düşünce ve tutum
oluşturma konusunda her zaman bir adım önde oluruz
KAYNAK : http://www.kesfetkendini.com
DEVAM EDİNİZ
|
|