|
|
BEDEN
DİLİ VE İLETİŞİM-1
İKİNCİ BÖLÜM
İletişim sözcüğünün, özünde yalın bir ileti
alışverişinden çok, toplumsal nitelikli bir etkileşimi ve paylaşımı
içerdiğini söyleyebiliriz. İnsanlar arasında iletişim yaşamın kendisi kadar
doğaldır. Daima bir şeyler iletiriz. Ancak, ne yazık ki her zaman doğru bir
iletişim kuramayız, İletişim yaşamın öyle ayrılmaz bir parçasıdır ki, her
düşüncemizin, her davranışımızın ve ilişkilerimizin ardında isteyerek ya da
istemeyerek alıp verdiğimiz iletiler vardır. İletişim sadece sözlü, yazılı
ileti ve dilden ibaret değildir.
İleri doğru uzatılmış ve yukarı doğru dönmüş bir avuç,
çatılmış kaşlar, kısık gözler, konuşurken araya konan mesafe, yakaya takılan
kırmızı bir karanfil, giydiğimiz elbisenin, oturduğumuz odanın,
kullandığımız arabanın rengi veya sadece bir karikatür, iletişim kodlarının
örnekleridir. Kişi açısından özel amaçları ne olursa olsun, iletişimin temel
amacı çevre üzerinde etkili olmak, başkalarında davranış, tutum geliştirmek
ve değiştirmektir. Bu nedenle toplumsal yaşamın temelidir. İnsanların duygu
ve düşünce alışverişinin amacı anlatmaktır. Kişilerin anlatma eylemlerinin
iletişim açısından amacı ise anlaşılmaktır. İletişimde anlaşmaya zemin
hazırlayacak ve anlaşmayı kolaylaştıracak bazı özellikler vardır. Bunlara
iletişimin özellikleri diyoruz. Şimdi bu özellikleri inceleyelim.
İletişimde, “İlk dakika (İlk İzlenim)” önemlidir.
İnsan davranışları, diğer insanlar üzerinde yaratılan "ilk izlenim"
sonrasında şekillenir. İletişimde tekrarlanamayacak tek şey, "ilk
izlenim"dir. İnsanlar üzerinde yarattığımız ilk izlenim 30 saniye içinde
oluşur. Bu süreyi bilinçli bir şekilde kullanmak karşımızdakiler üzerinde
istediğimiz düşünce izleniminin doğmasına imkan verir.
“Duruşundan hiç hoşlanmadım”, “Bakışını sevmedim” ,“Bir görüşte ısındım” vb.
İletişim bilgi alışverişi değildir. Duygu ve düşüncelerin bir bilgi olarak
aktarılmasındaki eylemler ve bu eylemlerin biçimi ile bilgiyi veriş biçimi
önemlidir.
İletişimde bilgilenmek ve
öğrenmek “Anlamak” değildir. İletişimin ana amacı anlayarak kavramaktır. Bir
kişiyle yapacağınız konuşmada doğru iletişimin yardımcı öğelerinden olan
beden dilini değerlendiremezseniz, o gün onun ne yaptığını öğrenir, ancak
neler yaşadığını öğrenemezsiniz. İletişim kişiye değil kişiyle yapılır.
İletişim onu oluşturan bireylerden birinin aktif oluşu, diğerinin ise bu
eylemi seyredişi ile kurulamaz. Mesajları verenin duygu ve düşünceleri,
iletişim sürecinin herhangi bir yerinde sözü edilen konunun tamamen
dışındaki duygu ve düşüncelerle kesilebilir. İletişimde ortak bir platformda
buluşmaya gerek vardır. İnsanları fiziki varlıklarıyla aynı ortamda
bulunmaları iletişim içerisinde oldukları anlamına gelmez. İletişim bir
bütündür. İletişimi kelimeler, eller ve gözler gibi bütünlüğünden
soyutlayarak ve süreçteki sadece bir kesite bakarak değerlendirmeye kalkmak
bizi yanıltabilir. İletişim biçimindeki bütün özellikler ve iletişim süreci,
iletişimin birbirinden ayrılmayan parçalarıdır.
Temel iletişim varsayımlarına baktığımızda;
İletişim kuramamak olanaksızdır. Aynı sosyal ortam içinde bulunan kişiler,
birbirleriyle sürekli iletişim içindedir. Hiçbir şey yapmamak, eylemsiz
kalmak da bir mesajdır. İletişimin ilişki ve içerik düzeyleri vardır. İlişki
düzeyi, içerik düzeyine anlam veren çerçeveyi oluşturur. Sen Yemek yiyecek
misin ? Siz yemek yiyecek misiniz ? Yemek yemeyi düşünüyor musunuz ? Mesaj
alışverişinde dizesel yapının kendi başına bir anlamı vardır. İlişki türü,
mesajların oluşturduğu sıralamaya göre değişebilir. Öğretmen, maaş aldığı
için mi öğretir, yoksa öğrettiği için mi maaş alır ? Mesajlar sözlü ve
sözsüz olarak iki tiptir. Sözlü iletişim akıl, mantık ve düşünceyi, sözsüz
iletişim duyguları ve ilişkileri en etkili ifade eder. “Zihnin mesajı,
sözle; gönlün mesajı bedenle ifade edilir” İletişim kuran kişiler ya eşit ya
da eşit olmayan ilişkiler içindedir. İletişim etkileşimleri, benzerlik ya da
farklılığa dayanarak, ya eşit ya da eşit olmayan ilişkiler içinde yer alır.
Ben çalışkanım, konuştuğum da çalışkan, Ben çalışkanım, konuştuğum kişi
tembel, İletişim sürecinde yer alan unsurlar yansıda görülmektedir.
İletişimi kolaylaştıran etkenler yansıda sunulmuştur. Gürültü kaynakları
yansıda görülmektedir.
İletişim engelleri yansıda sunulduğu gibidir. İletişim
sınıflandırılma şeması yansıda görülmektedir. Yazılı iletişim, insanın zaman
ve mekandaki iletişim sınırlılıklarını genişletmede, en etkin bir iletişim
biçimidir. Uzaktan haberleşmede, bilgi ve deneyimleri zamanda biriktirmede,
sözlü iletişime göre daha güvenilir bir yol olan yazı ile iletmenin kökeni
mağara resimleridir. Ekonomik nedenlerle ortaya çıkan yazı, 15 nci yüzyılda
matbaanın icadıyla yazılı iletinin hızla çoğalmasına neden olmuş, Ancak,
toplumdaki okur-yazarlık oranı yazılı iletişimde en önemli zafiyetti
oluşturmuştur.
Sözel iletişimi oluşturan konuşma dili bir simgeler sistemidir. Dil,
toplumsal ve kültürel bir etkinliktir. Dil bir anlamlandırma haritasıdır,
dile getirilmek istenen anlamlar için seçenekler sunduğu gibi, bu anlamları
biçimlendirir ve sınırlandırır.
Ancak ortak dil yaşantılarına
sahip olanlar için sözel iletişimden bahsedilebilir. Konuşma ile verilen
mesajlar, söz ve ses olmak üzere ikiye ayrılır. Sözel unsur, sözcükler ve
onların gerçek anlamlarını içerir, sözel etkileşimde öğrenme, söylenen
sözcüklere karşıdakinin verdikleri anlamlarla ilgilidir. Verilen anlamlar,
karşıdakinin farklı kişisel deneyimlerinin sonucu olarak sözcükleri akıl
süzgeçlerinden geçirmeleri ile değişmektedir. Sözel mesajın öğrenilmesini
etkileyen faktörler: Düzenleme, zıt unsurluluk dil yoğunluğu, somutluk,ses
unsuru ve konuşma hızından oluşmaktadır.
Düzenleme: İyi
düzenlenmiş sözel bilgiler iyi öğrenilir. Zıt unsurluluk: Karşıt fikirleri
içeren mesajlar iyi öğrenilir. Dil yoğunluğu: Yorumlanmış ve
değerlendirilmiş mesajlar iyi öğrenilir. Somutluk: Somut mesajlar iyi
öğrenilir. Temel içerik somut mesaj verirken bozulmamalıdır. Ses unsuru:
Sesin şiddeti, vurgusu, telaffuzu, tonu ve hızı gibi özellikleri vardır.
Mesajı vurgulamanın yanı sıra sözcüklerin anlamı da değişir.
Örneğin: “Buraya gel” ve
“Otur” ifadeleri sesin şiddeti vurgusu ve tonuna bağlı olarak farklı anlam
taşır. Konuşma hızı da önemlidir. Hızlı konuşan bir kimse, “Konunun çok
önemli olmadığı, bu nedenle kısa sürede geçilmesi gerektiği” mesajını
verebilir Çok yavaş ve çok derinden gelen ses ile yapılan konuşmalar ise
dikkatin mesajın ayrılmasına neden olabilir. Karşımızdaki birey üzerinde tüm
etkiyi, üç kanaldan bırakırız. Bu üç kanal yansıda görüldüğü gibi; ses tonu,
söz ve beden dilidir. İnsanlar hayat boyunca çoğunlukla farkında olmaksızın
beden dilini son derece etkili olarak kullanırlar. Ancak bedenlerini
kelimeleri kontrol ettikleri gibi kontrol edemezler.
Bedenimiz olaylara ve durumlara karşı çok daha fazla kendiliğinden tepki
verir. Gerçek duygu ve düşüncelerimizi kelimelerin arkasına gizlemek belki
mümkündür ama, beden dilimizi gizlemek çoğu kez mümkün değildir. Hiç kimse
beden dilinin ifadelerinden kaçamayacağı veya bunu başaramayacağı için, bu
dili öğrenmeye çalışmak çok yararlı olacaktır. Böylece kendi dünyamızı
yansıtma biçimimiz ile birlikte yaşadığımız insanların iç dünyalarıyla
ilgili önemli bilgilere sahip olma ve kişilerin kabiliyetlerini, zayıf ve
kuvvetli taraflarını, biyografileri ile ilgili bilgileri tespit etmede
yardımcı olacaktır.
Eğer beden dilimize önyargısız ve
cesaretle yaklaşırsak, birçok görüşme sonucunu başarılı kılmamız mümkün
olacaktır.
DEVAM EDİNİZ
|
|