|
|
Bir milletin geleceği hakkında
kehanette bulunmak isteyenler, o milletin yetişmekte
olan nesline baksalar verecekleri karar yüzde yüz
isabet eder…(Anonim)
Bu yazıyı siz ailelerle bilgi ve birikimlerimizi
paylaşmak için yazdım.Kesinlikle; Sizlerden daha
başarılı ve kusursuz bir baba olduğumu iddia
etmeyeceğim.Mutlaka sizler dünyanın en iyi anne
babalarısınız.
Amacım sadece anne baba tutumları hakkında siz
okuyuculara genel bilgiler aktarabilmektir.
Anne baba ve çocuk ilişkisi; temelde anne ve babanın
tutumlarına bağlıdır. Çocuklarda gözlenen bir çok
uyum probleminin temelinde yeterli ve uygun olmayan
ilk anne ve baba ilişkilerinin olduğu saptanmıştır
Anne ve babaların tutum ve davranışlarını oluşturan
nedenler incelendiğinde tüm tavır alışlarda olduğu
gibi anne ve babaların çocuklarına karşı aldıkları
tavırlarında öğrenme ürünü olduğu görülmektedir.
Aşırı Koruma Tutumu:
Anne ve babanın çocuğu aşırı koruması, çocuğa
gereğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına
gelir. Bunun sonucunda çocuk ,diğer kimselere aşırı
bağımlı kendine güveni olmayan,duygusal kırıklıkları
olan bir kişi olacaktır.Bu bağımlılık çocuğun yaşamı
boyunca sürebilir.Aynı koruma duygusunu eşinden
beklediği için de evlilikleri uzun mesafeli
olamaz.Bağımlılıkla bağlılık arasındaki ince çizgiyi
de iyi irdelemek gerekir.
Müdürü olduğum okulda bir öğrencimizin velisi bir
gün konuşma sırasında, çocuğunun bir gün büyüyüp
askere gittiğinde askerde üşütüp hasta olacağı
endişesinden uykularının kaçtığını anlatırdı.O
günlerde öğretmenlerin israrı ile bu anne ikna
edilerek 5 m.uzaklıktaki simitçiden simit alması
zorla gerçekleştirilmişti.
Bir komşumuz diğer komşunun yarım metre boyundaki
ceviz fidanını kırdığı için kavga etmişlerdi.
Ceviz fidanı kavgasının diyalogu aynen şöyle idi:
1.Komşu:-Neden kırdın fidanı, küçücük fidandan ne
istedin?
2.Komşu:-Benim 2 yaşında bir oğlum var, oğlum
büyüyor ceviz fidanı da büyüyor.Oğlum bir gün
büyüdüğünde bu fidan da ağaç olacak.Ya oğlum bu
ağaca çıkar ve düşer de ölürse kim verecek hesabını…
Daha ilginç bir örnek; 15 yaşındaki bir kolej
öğrencisinin (erkek öğrenci) tuvalet temizliği,
tırnaklarının kesilmesi, banyosunun yaptırılması ve
saçlarının taranması annesi ve babası tarafından
yaptırıldığını biliyoruz.
Bu tür ailelerde; Çocuğa genellikle evde seçim hakkı
verilmemektedir. Her şeye çocuk adına anne ve baba
karar vermektedir.
Kazandırmak istedikleri davranışları ısrar ve aşırı
şefkat yöntemini kullanarak geliştirirler. Çünkü
çocuğu mutlu edememe endişesi taşımaktadırlar. Buna
rağmen çocuklar daima mutsuzdurlar.
Hoşgörü Sahibi,Kabul Edici Ve Güven Verici Aile
Tutumu;
Anne ve babaların çocuklarına karşı hoşgörü sahibi
olmaları, bazı kısıtlamalar dışında arzularını
diledikleri bir biçimde gerçekleştirmelerine için
vermeleri anlamına gelir.Bu durumda birey evine
dönük bir birey olacaktır.
Duygusal ve model alma boşluğu yaşamayacağı için eve
dönük olacaktır diyoruz.Çünkü aradıklarının tamamını
evde ailesinde bulacaktır.Hoşgörünün fazlası çocuğu
bencil doyumsuz ve sınır tanımayan bir birey
yapabilir. Eğer anne ve babanın hoşgörüsü normal bir
düzeyde ise çocuğun kendine güvenen yaratıcı ve
toplumsal bir birey olmasına yardım edilmiş
olacaktır.
Bu tutumu benimseyen ailelerde;
Sevgi, saygı, huzur, güven ve şeffaflık olan ailede
çocuk tüm yönleriyle kabul edilir. Anne-baba,
davranışları ile çocuğa uygun birer model ve çok iyi
rehberdir. Çocuğa yol gösterir, ama alacağı kararlar
konusunda serbest bırakır. Ona bir çok alternatif
sunulur ama seçim çocuğa aittir. Problemlere anne
baba ile birlikte çözüm arayarak zamanla bu
becerisini geliştirebilen çocuk, seçimlerinin
sonuçlarına da kendisi katlanabilmektedir. Aile
içinde kurallar ve sınırlar herkes için ve hep
birlikte belirlenir ve bu sınırlar içinde çocuk
özgürdür. Kuralların mantıklı açıklaması
yapılır.Aile fertlerinin hepsinin eşit söz ve oy
hakkı vardır. Aileyi ilgilendiren kararlar birlikte
alınır. Her konuda çocuğun düşünce ve fikirleri
dinlenir. Fikirleri mantıksız da olsa saygı
gösterilir.Anne-baba birbirlerine ve çocuklarına
karşı olan duygularında tutarlı ve nettir.
Kabul Edici, Güven Verici ve Demokratik Anne-Baba
Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimine Etkileri
Demokratik ve güven verici bir ortamda yetişen
çocuk, kendine ve çevresine saygılı, sınırları
bilen, yaratıcı, aktif, fikirlere saygı duyan,
fikirlerini rahatlıkla söyleyebilen, kişilik ve
davranışları açısından dengeli, sorumluluk duyguları
gelişmiş, hoşgörülü, işbirliğine hazır, arkadaş
canlısı, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu
bir birey olarak yetişir.Anne babanın tutarlı ve
kararlı tutumu çocuğun kendisine ve çevresindekilere
güven duygusunu geliştirir.Basit de olsa bu yaşlarda
karar vermeye ve kendi başına işler yapmaya alışan
çocuk, ilerde rahatlıkla kendi adına kararlar
almaktadır. Kendi haklarını savunurken başkalarının
haklarına da saygı duymaktadır.
Ayrıca; bu tür tutuma sahip anne baba çocuğu olduğu
gibi kabul eder.Bu duygularını ise çocuğu sevgi ve
sevecenlikle ele alarak davranışa yansıtırlar.Kabul
tutumu içinde olan anne ve baba çocuğun
yeterliklerini ve ilgilerini göz önüne alır.Onun
yeteneklerini geliştirecek ortam hazırlarlar.Kabul
edilen çocuk sosyal, işbirliğine hazır arkadaş
canlısı duygusal açıdan dengeli ve mutlu ayrıca
eleştiriye tahammülü olan birey olacaktır.
Aşırı Hoşgörü Ve Düşkünlük Tutumu:
Aşırı hoşgörü ve düşkünlük çocuğu bencil yapar.O
daima diğerlerinin dikkatini çekmek ister.Ayrıca
kendisine hizmet edilmesini ister.(Allah benim
dışımdakileri bana hizmet etmesi için yaratmış
felsefesi korkunçtur).Bu tür aile çocukları ev
içinde ve ev dışında oldukça zayıf bir sosyal uyum
gösterirler.Beş yaşındaki Ayşe genç yaşta çocuk
sahibi olan bir anne babanın çocuğudur.Anne ve baba
kızlarının tüm arzularını anında yerine getiren
aşırı düşkünlük ve aşırı hoşgörü tutumu içinde
bulunan kimselerdir.Öyle ki çocuk annesinden bir
bebek isterken,farklı renkteki bir bebeği babasından
da bekleyebilecek duruma gelmiştir.Bu ortam
içerisinde büyümüş olan çocuk bencilleşmiş ve
arkadaşları ile uyum sağlayamayan bir birey haline
dönüşmüştür.Bu da yetmezmiş gibi; Zamanla izlediği
korku filmlerindeki korku sahneleri ile
arkadaşlarını korkutmaktan haz duyan onların
oyunlarını bozan bir çocuk olmuştur.Bu sırada Ayşe
anne ve babayı yönlendirme yolunda çeşitli
metotlarda denemeye başlamıştır.Örneğin geçirdiği
küçük bir ateşli hastalığı kullanması bunlardan
biridir.
”Eğer istediğimi yapmazsanız havale geçiririm
bayılırım” şeklinde tehditlerle istediklerini
gerçekleştirme yoluna gider olmuştur.
Bu tür aile çocukları;Çocuk merkezli bu tür
ailelerde çocuğun yaptıkları hoş görülür ve çocuk
aşırı özgür bırakılır.Aile bireyleri çocuğun
isteklerine kayıtsız şartsız uydukları için çocuk
genelleme yapabilir. "Annem,babam ,halam,dedem....
Komşular her dediğimi yapıyor. Demek herkese her
istediğimi yaptırabilirim." düşüncesi çocukta hakim
olabilmektedir. Anne baba çocuğun haklarına,
rollerine, özgürlüğüne, sorumluluklarına fırsat
vermeli ve mutlaka sınır koymalıdır. Oysa aşını
hoşgörü tutumuna sahip alilerde sınır yoktur.
Çocuğa neyi yapıp neyi yapmaması gerektiği
anlatılmayabilir, kesin kurallar belirtilmeyebilir.
Çocuk kendisine zarar verebilecek davranışlarda bile
etkili denetimden uzaktır. Örneğin, çocuk yanan
sobaya doğru gitmektedir."Eli birazcık yansın sonra
bir daha değil sobaya, sobanın etrafına dahi
yanaşmaz."denilebilmektedir. Çocuk sobanın sıcak bir
madde olduğunu ve fazla yaklaşınca insanın canını
yaktığını acı bir tecrübe ile öğrenmiş olur.
Keşke soba ile sınırlı kalabilse(uyuşturucu vs.
alışkanlıkları da deneme yanılma ile öğrenirse ciddi
zararlar görecektir. En pahalı öğrenme türü budur.
Anne-babalar, çok büyük bir problem olduğunda sert
çıkışlarda bulunabilirler. Bazen nedenini
açıklamadan ceza da verebilirler.
Aşırı Hoşgörülü Aile Tutumunun Çocuğun Kişilik
Gelişimine Etkileri :
Aşırı hoşgörülü tutum ile yetiştirilen çocuklar bir
süre sonra anne babasını denetim altına alabilmekte
ve onları tehdit edebilmektedirler. Örneğin
"Dediğimi yapmazsanız hasta olurum. Yemek yemem.
Oyuncaklarımı kırarım..."gibi tehditlerde
bulunabilir;dediği olmayınca da çoğunlukla
tehditlerini uygulamaya çalışmaktadırlar.Eleştiriye
açık olmadıkları için kendilerini geliştirmekte
zorluk çekebilirler. Kuralsızlığa alışan çocuklar,
okuldaki kurallarla karşılaşınca okula ve arkadaş
çevresine uyum sağlamakta zorluk çekebilirler. Her
istediğini elde ettikleri için belli bir süre sonra
doyumsuzluk yaşayabilirler. Sorumluluk duygusu
gelişmeyen, kırılgan, her dediğinin anında olmasını
isteyen, sabırsız, şımarık, anti sosyal olabilirler.
Sosyal ortama girdiklerinde ve her dediklerinin
olmadığını gördüklerinde hayal kırıklıkları
yaşayabilmekte, kendi kabuklarına çekilebilmekte ya
da agresif olabilmektedirler. Her isteklerini
yaptırmayı alışkanlık haline getirebilir ve zamanla
kurallara uymakta zorluk çekebilirler.
Reddetme Tutumu:
Çocuğun bir anlamda fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını
karşılamayı aksatarak ona düşmanca duygular beslemek
şeklinde tanımlanır. Bu ortamda yetişen çocuk yardım
duygusundan uzak sinirli duygusal kırıklıkları olan
diğerlerine özellikle kendinden küçük ve zayıflara
karşı düşmanca duygular besleyen bir birey
olacaktır. Örnek;Yeni çocuğu dünyaya gelen bir anne
ilk çocuğunun varlığından zaman zaman eşine şikayet
eder olmuş, babasının sevgisinden kıskandığından ”
Bu çocuk ölse hiç üzülmeyeceğim, ya o ,ya ben
diyerek reddetme duygusunu dile getirmektedir.Başka
bir anne ise çocuğu doğunca özgürlüğünün
kısıtlandığından şikayet etmiş ve çocuğundan nefret
ettiğini dile getirmiştir.Bir baba ise doğum
sırasında ölen eşinin sorumluluğunu bebeğe
yükleyerek reddetme tutumu takınmıştır.
Baskı Altında Bulundurma Tutumu:
Anne ve babadan birisinin ya da her ikisinin baskısı
altında kalan çocuk,nazik ve dürüst olmasına
karşın,çekingen başkalarının etkisinde kolayca
kalabilen aşırı hassas bir kişilik yapısına sahip
olur. Suçlayan cezalandıran ve sürekli karışan anne
baba çocuklarının kolayca ağlayan çocuklar olduğu
görülür.Bu tür çocuklarda ayrıca isyankar tavırlar
olabileceği gibi aşağılık duygusu da görülebilir.Bu
tür ailelerde;Çocuğun bedensel ve ruhsal
gereksinmelerini karşılamayacak kadar olumsuz
duygular beslenebilir. Çocuğa şefkat, sevgi ve
sıcaklık yeterince verilemeyebilir, yaptıkları
eleştirilebilmektedir. Çocuğun iyi, olumlu yönleri
yerine, olumsuz yönleri dikkate alınmaktadır.
Otoriter yani baskıcı aile tutumunda evde söz hakkı,
özgürlük ve otorite anne-babanındır. Çocuğun yaptığı
her şey göze batar ve çocuk genellikle ceza
almaktadır. Yaptıkları olumlu olsa da, ceza almak
korkusu ile bunları söyleyemez.
Çocuklara Boyun Eğme Tutumu
Bir kısım anne ve babalar çocuklarının evde ve
dışarıdaki egemenliğini kabul etmişlerdir.Bu tür
ailelerde çocuk anne ve babaya yada ikisine birden
hükmeder hale gelir.Çocuklar anne ve babalarına çok
az saygı gösterirler.Bu çocuklar zamanla sadece anne
babası ile yetinmezler dışarıdaki ya da okul,sosyal
çevredeki çocuk ve bireylere de hükmetme yollarını
ararlar.Bu nedenle en ciddi uyumsuzluk gösteren
zaman zaman gruptan dışlanan çocuklar durumuna
düşerler.Çok az sayıda arkadaşları
vardır.Arkadaşları da genellikle içine kapalı
kendini ifade edemeyen özgüveni düşük daha zayıf
çocuklardan oluşur.
Çocuk Ayırma:
Tüm aileler bütün çocuklarını eşit düzeyde
sevdiklerini iddia ederler.Ancak yapılan gözlemler
bazı anne ve babaların bazı çocuklarını daha fazla
en azından diğer çocuklarından daha fazla
sevdiklerini göstermektedir.Bu durumdaki anne
babalarda kayırma davranışı görülür.Aşırı sevgi
gören çocuklar,daha çok anne ve babalarıyla oyun
oynamayı yeğlerken akranlarıyla olan ilişkilerinde
saldırgan ve baskıcı olabilirler.Örneğin;Dilara
ailenin büyük kız çocuğudur.Küçük kız kardeşine anne
ve babası tarafından daima ayrıcalıklı
davranıldığını görerek büyümüştür.Dilara daima küçük
görülerek küçümsenmiştir. Anne ve babayı bu
tutumları nedeniyle uyaranlar olmuştur ancak
önemsememişlerdir. Dilara üniversite yıllarında
zaman zaman eve geç gelmeye ve alkol almaya
başlamıştır. Evde aradığı sevgiyi dışarıda olumsuz
arkadaşlarda ve çevrede aramaya başlamıştır.Ne yazık
ki üniversiteden mezun olduğu ay yaşamına son
vermiştir.
Mükemmeliyetçi Aile Tutumu
Mükemmeliyetçi anne baba her şeyin en iyisini
çocuğundan bekler. Kendi gerçekleştiremediği
yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister.
Mükemmeliyetçi anne babanın çocuğu sınıfın birincisi
ve hatta okulun birincisi olmalıdır.Ayrıca çok iyi
resim yapmalı,şarkı söylemeli,iyi konuşmalı,lider
olmalı, iyi yüzmeli,koşmalı herkesin parmakla
göstereceği örnek davranışlar sergileyen çocuk
olmalıdır.!Böyle ailelerde çocuk asla çocuk
olmaz.Çocukluğunu,yaşayamaz.
Bu tutumda olan anne babalar çocuğu olduğu gibi
kabul etmez.Onun her zaman (bir numara) olmasını
isterler.Bilgi yönünden iyi yetişmiş olmasını
istediği gibi bedensel,zihinsel yönden gelişmesi
için özel eğitime tabii tutarlar.Çocuğun eksik
olduğu kısımlar var ise özel derslerle bu yönü
telafi etmeye çalışırlar.Çocuğun kaldırabileceğinden
çok daha fazlası ona yüklenir. Çocuğun yanlış
yapmaya kesinlikle hakkı yoktur. Mükemmeliyetçi
ailelerde anne babaların kuralları ve kalıpları
vardır. Çocuklarda bu kurallara uymak zorundadır.
Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı din,
ahlak ve toplum kurallarına uyum beklerler. Kendi
çocuklarına bütün çocukça davranışlar
yasaklanır.Çocuğun arkadaşlarının seçimi de aileye
aittir.
Örneğin:
Çocuk sonradan bir problem çıkmasına engel olmak
için annesine gelerek "Anne karşı mahalleden
Ahmet/Sema var, babası işçi ,onunla arkadaş olabilir
miyim?" diye sorar.Anne hemen "O çocuğun ailesi iyi
değil,Kendiside oldukça görgüsüz ve pis,Ahmet/Sema
sana uygun bir arkadaş değil (Kişilik,
görünüm,maddiyat,eğitim, aile yapısı ...ve diğer
nedenler)nedeniyle o çocukla arkadaş olman uygun
değil bir daha seni onun yanında dahi görmek
istemiyorum." der..
Anne babalar çocuklarının kendi çocuklarına benzeyen
çocuklarla arkadaşlık kurmasını isterler. Diğerleri
için çocuğa kesinlikle izin vermezler. Çocuk anne
babanın kurallarına ters olan hareketlerde
bulunduğunda çocuğa verilen cezalar da katı ve sert
olmaktadır.Önce duygusal sömürü demagoji "Saçımı
senin için süpürge ettim, hayırsız evlat,ölürsem
hakkımı helal etmeyeceğim....gibi"eğer bunlar işe
yaramazsa fiziksel şiddet yani dayak
uygulanmaktadır. Ve tüm bunlar "Çocuğumun iyiliği
için“ mantığından yola çıkılarak yapılmaktadır.
Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı
titizlik ve temizlik beklerler.Çocuğun azıcık üstünü
kirletmesi dahi büyük bir olay haline getirilir.
Dört dörtlük insan projesi çocuğa çizilerek "İşte
sen böyle olmalısın. " denilir.Anne babanın çocuktan
beklentileri çocuğun kapasitesinin çok
üstündedir.Çocuk devamlı onların istedikleri kalıba
uymak zorundadır.
Evde daha çok askeri eğitim sistemi hakimdir.Sabah
kalkış saat 8.00,kahvaltı 8.30...çocuğun akşam yatış
saati 21.30 şeklindedir.Evde her şey bir kurala
bağlanmıştır. Karne günü okuldan evden kaçan ve
intihar eden öğrencileri düşünün eminim daha iyi
anlayacaksınız.
|