ÖZÜRLÜLER İÇİN BAKIM SİGORTASI ÖNERİSİ
Doç.Dr.Ertan
KAHRAMANOGLU
Sosyal Devlet olmanin kosullarindan en basta geleni, vatandaslarin her
bakimdan huzur ve güvenlik içinde yasamalarini ve sosyal refahlarini garanti
altina almaktir. Bunu saglamanin yollarindan birisi de insanlarin sosyal ve
ekonomik açidan güvenceli hale getirilmesi çarelerinin hayata
geçirilmesidir. Artik, çagdas devlet anlayisinda, toplumdaki insanlarin
tümünün tam iyilik haline yani sosyal refaha sahip olmasinin saglanmasi
Devletin asli sorumluluklari arasinda yer almistir. Devlet bu görevini ya
dogrudan kendisi ya da toplumun potansiyelini kullanarak kendi
sorumlulugunda kurdurdugu, izleyip denetledigi örgüt ve hizmetler araciligi
ile yerine getirmektedir. Bu çerçevede, Devletin önemle üzerinde durmasi
gerekli konulardan biri de vatandaslarin sosyal güvenlik haklarindan
yeterince yararlanmasinin gerçeklestirilmesi olmaktadir.
Özel ihtiyaç Gruplari
Toplumun tüm bireylerinin esitlik ilkesine uygun bir sekilde sosyal güvenlik
haklarindan yararlanmasi anlayisi dogrultusunda, genel nüfus içinde çesitli
nedenlerle özel ihtiyaç gruplari olarak adlandirabilecegimiz vatandaslar
için özel türdeki hizmetlerin gelistirilmesi Sosyal Devlet açisindan ayri
bir öneme sahip bulunmaktadir. Sahip olduklari psikolojik, biyolojik, sosyal
ve ekonomik kökenli bazi belirgin güçlük, sorun ve engeller, yeti kaybi,
hastalik gibi nedenlerle toplum yasaminda tam ve etkin bireyler olarak yer
alamayan ve baskalarinin destek, yardim ve müdahalelerine ihtiyaç duyan
insan gruplari seklinde tanimlanabilecek özel ihtiyaç gruplari özelliklerine
göre çesitlilik göstermekte ve önlemlerin de buna göre alinmasi gerekli hale
gelmektedir. Özel ihtiyaç gruplarini asagidaki gibi belirlemek olasidir.
* Bedensel, zihinsel veya ruhsal yönden normal fonksiyonlarini yerine
getirmekte engelleri olan, bu nedenle toplum yasaminda etkin bireyler olarak
yer almalarinda güçlükleri bulunan ve baskalarinin sürekli bakim ve
ihtimamina ihtiyaç duyan kisiler.
* Kendi ellerinde olmaksizin, normal çalisma kosullarinda istihdam sürecine
giremeyen ve bu nedenle geçimlerini saglamaya yetecek ücret geliri elde etme
olanagindan yoksun bulunanlar.
* Istihdam sürecine girmis oldugu halde, çalisma dönemi içinde geçici veya
uzun süreli hastalik, kaza ve benzeri sosyal riskler nedeni ile gelir
kayiplari veya gider artislari ile karsilasan, böylece kendisinin ve
ailesinin geçimini saglamakta güçlük çeken kisiler.
* Istihdam sürecine girebilme olanaklarina sahip olmalarina, gelir getirici
bir iste çalisabilecek yas ve güçte bulunmalarina, çalisma istegi içinde
olmalarina karsin is bulamama nedeniyle geçimlerini saglamaktan yoksun
olanlar.
* Bir gelire sahip olmakla birlikte, kendi gelirlerinin çok üstünde ve
karsilayamayacagi kadar yüksek giderlere neden olan beklenmedik risklerle
karsilasanlar.
* Ekonomik yönden yeterli bir düzeye sahip olmakla birlikte sosyal
nedenlerle belli türde ihtisas hizmetleri olmadigi takdirde yasamlarini
sürdürmek veya belli bir düzen kurmakta güçlük çeken yani sosyal yoksunluk
içinde bulunanlar.
Bu saydigimiz nitelikteki özel ihtiyaç gruplari içinde en belirgin olanlari
hiç tartismasiz özürlülerin yer aldigi gruplardir. Bu nedenle, özürlülerin
tümünü kapsayan sosyal refah önlemlerinin alinmasi bir toplumsal
yükümlülüktür. Ancak, özürlüler arasinda da öyle bir grup vardir ki, bunlar
günlük yasamin gereklerini yerine getirmekten bütünüyle aciz durumda olup
sürekli bakima ve korunmaya ihtiyaç duymaktadir. Ülkemizde sayilari oldukça
kabarik olan bu grubun özel nitelikli koruma ve bakim hizmetlerine
ihtiyaçlari diger özel ihtiyaç gruplarina nazaran daha bir ayricalik
göstermekte ve önem kazanmaktadir. Bu grubun ihtiyaçlarinin karsilanabilmesi
ise yasal olarak güvence altina alinmis, sistemli, kalici ve güçlü
uygulamalarla olanaklidir.
Ülkemizde, özürlülerin korunmasi, bakilmasi ve rehabilitasyonlari ile ilgili
hizmetlerin sosyal hizmetler ve sosyal güvenlik uygulamalari kapsaminda
gerçeklestirilmeye çalisildigi görülmektedir. Ancak, bu hizmetlerin nitelik,
nicelik ve ülke çapindaki yayginligi bakimindan üzerinde durulmasi ve yeni
uygulama yollarinin arastirilmasi önem kazanmaktadir. Temel özellikleri
itibariyle sosyal hizmetler kapsaminda yer alan bakim hizmetleri açisindan
ülkemizde sosyal güvenlik yönünden de yeni uygulamalara geçilmesi
kaçinilmazdir. Bu uygulamalardan birinin bakim sigortasi olabilecegi
düsünülebilir. Yeni bir uygulama modeli olarak Bakim Sigortasi, ülkemiz için
de önerilebilecek bir özellige sahip bulunmaktadir.
Günümüzde sosyal güvenlik klasik anlamdaki yaslilik, hastalik, ölüm gibi
risklerin yani sira yeni riskleri de konu edinmeye baslamistir. Bu
risklerden biri de bakima muhtaç olma halidir.
Kisinin içinde bulundugu bakima muhtaçlik hali, bireyin kendisi, ailesi ve
toplum ile ilgili çok yönlü bir etki alanina sahip bulunmaktadir.
Bakima muhtaç olma veya bir baska deyisle baskasina bagimli bulunma hali,
her seyden önce kisi için örseleyici özellikler tasimaktadir. Günlük yasamin
gereklerini tek basina yerine getirememesi, öz bakimini saglayamamasi,
üretkenlikte basari gösterememesi ve kendini bütünüyle baskalarina bagimli
hissetmesi onun üzerinde psikolojik ve sosyal yönden olumsuz etkiler
yaratmakta, bu ise stres, sürekli kaygi, islevsizlik duygusu, çesitli
komplekslere sahip olma ve iliski bozukluklarina yol açabilmektedir.
Bakima muhtaç bir kisinin varligi aileyi de olumsuz yönde etkilemekte, hatta
ailenin dirlik ve bütünlügünü tehdit edici özelliklere sahip bulunmaktadir.
Sosyal, psikolojik ve ekonomik içerikli bütün güçlüklere karsin bakim ve
koruma islevini yerine getiren ailenin desteklenmesi, sorunlarinin çözümünde
yardimci olunmasi ve gönül huzuruna kavusturulmasi toplumsal bir
yükümlülüktür. Bu yükümlülük çerçevesinde önemle üzerinde durulmasi gerekli
bir konu vardir ki o da “ben ölünce o’na kim bakacak” endisesinden
kaynaklanan duygudur. Bir çok unsuru içinde tasiyan, genis anlamli ve
öncelikle giderilmesi gerekli olan bu duygu agirlikli olarak sosyal
hizmetler ile iliskili gibi görünüyor ise de sosyal güvenligin de konusu
olmaktadir.
Bakima muhtaçlik halinin toplum yönünden anlami ise büyüktür. Toplum içinde
toplumsal yasama tam olarak katilamayan, islevlerini tam olarak yerine
getiremeyen bagimli kisilerin varliginin toplumu sosyal ve ekonomik yönden
olumsuz olarak etkilenmesi kaçinilmaz bir gerçektir. Bu etkilerin en aza
indirilmesi yollarinin aranmasi hem birey ve hem de toplum refahi açisindan
bir zorunluluk olarak karsimiza çikmaktadir.
Bakima muhtaçlik riski ile karsi karsiya kalan özellikle bakima muhtaç
özürlüler gibi özel ihtiyaç gruplari için sosyal hizmetlerin yani sira
sosyal güvenlik uygulamalarina da ihtiyaç kendini önemli bir sekilde
hissettirmektedir. Çok yönlü ve çok boyutlu bir görünüme sahip olan özürlü
bireylerin bakim ve korunmasi konusuna çok yönlü yaklasilmasi ve çözümler
üretilmesi kaçinilmazdir. Bu önlemlerden biri de, sosyal güvenlik
uygulamalari çerçevesinde Bati Dünyasinda yer almaya basladigina tanik
oldugumuz Bakim Sigortasi uygulamasidir.
Bakim Sigortasi, mevcut sosyal güvenlik sistemi içinde yer almayan bir
sigorta koludur ve bakima muhtaç olup baskasina bagimli olan kisileri
kapsamina almaktadir. Bakim Sigortasi uygulamasinda “bakima muhtaçlik” bir
risk olarak kabul edilmektedir.
1 Ocak 1995 tarihinde Almanya’da evde bakim hizmeti ile baslayan (daha sonra
1 Nisan 1996 tarihinde kurum bakamina da geçilmistir) örneginde de
gördügümüz üzere, Bakim Sigortasi bakima muhtaç kisilere gelecek
yasamlarinin garanti altina alinmasi duygusunu saglayan katilimli yani
primli sisteme dayali bir sosyal güvenlik uygulamasidir. (Bakiniz, 1: DILIK,
1998; 4: SCHEIL-ADLUNG, 1995)
Bakim Sigortasi, çesitli yönlerden yararli bir uygulama özelligine sahip
bulunmaktadir. Sosyal bakim hizmetlerinin maliyetlerinin ve finansmaninin
düzenlenmesi, finansman yönteminde vakti geldiginde ödeme sistemi ve fon
olusturulmasi, katilim esasinin söz konusu olmasi nedeniyle bakima muhtaçlik
riskinin toplum kesimleri tarafindan ortaklasa karsilanmasi, bakim
zorunlulugunun hukuki açidan garanti altina alinmasi gibi hususlar Bakim
Sigortasi’nin saglayacagi yararlar arasinda sayilabilir. Ancak, Bakim
Sigortasina sadece bir finansman kaynagi olarak bakmamak, saglik ve sosyal
hizmetler ile bagini güçlü bir sekilde kurmak gerekmektedir.
Bakim Sigortasi’nin Olusturulmasinda Bazi Temeller
Bakim sigortasi kurulurken bazi temel konularin dikkate alinmasi ve bunlarla
ilgili ayrintili degerlendirmeler yapilarak bütün açikligiyla
belirginlestirilmesi gereklidir. Bu baglamda, Bakim Sigortasi kurulurken
asagida belirtilen esaslarin göz önünde tutulmasinin yararli olacagi
düsünülmektedir.
a) Kapsanan Risk Türü: Bu konu ile ilgili olarak öncelikle bakima muhtaç
kisinin ve bakima muhtaçlik riskinin çok açik bir biçimde tanimlanmasi,
derecelerinin belirlenmesi ve hangi ihtiyaçlarin karsilanacaginin
kararlastirilmasi önemlidir.
b) Finansman Yöntemi ve Kaynagi: Kurulacak hizmet aginin finansmaninin hangi
sistem çerçevesinde ve nasil yerine getirileceginin, kaynaklarin neler
oldugunun, prim türlerinin ve bu primlerin kimlerden ve hangi esaslara göre
toplanacaginin, fon olusturma tekniklerinin ve kullanilmasindaki esaslarin
belirlenip planlanmasi bir diger önemli konuyu olusturmaktadir.
c) Yarar Türü: Bakima muhtaç kisilere hangi kosullarda ne gibi hizmetlerin
sunulabileceginin kesin hatlariyla belirlenmesi, hak sahibi olduklari sosyal
yardimlarin (ayni ve nakdi) nitelik ve türlerinin açikliga kavusturulmasi
gerekmektedir.
d) Örgütlenme: Bütün bunlarin hangi örgütsel yapi ve isleyis içinde
gerçeklestirilecegi, örgütlenmenin hangi yönetim sistemi içinde nasil
olusturulacagi konusu en ince ayrintilarina göre düsünülüp tasarlanmasi
gerekli, güç ancak hayati öneme sahip öncelikli konular arasinda yer
almaktadir.
Yukarida deginilen temel konulara açiklik getirilmeden yapilacak her
girisimin basarisizlikla sonuçlanacagi açiktir. Bu nedenle, ülkemizde de
Bakim Sigortasi gibi yeni bir uygulamaya geçilmesi düsünüldügünde konunun bu
esaslar çerçevesinde enine boyuna tartisilmasi, her yönünün özenle ele
alinmasi ve netlige kavusturulmasi önemlidir.
Türkiye’de Bakim Sigortasinin Kurulmasi
Sosyal güvenlik alaninda halen birçok sikintinin yasandigi, sistemin yeni
bastan düzenlenmesinin tartisildigi ülkemizde yeni bir uygulama olarak Bakim
Sigortasina geçilmesi pek kolay gibi gözükmemektedir. Ancak, basta özürlüler
olmak üzere yaslilar ve hastalar için ihtiyaçlar göz önünde tutuldugunda
Bakim Sigortasi gibi çagdas bir uygulamanin baslatilmasi da kaçinilmaz bir
gerçek olarak karsimiza çikmaktadir. Bu gerçekten hareketle, ülkemizdeki
sosyal güvenlik, saglik ve sosyal hizmetler alanlarindaki kosullari göz ardi
etmeksizin konuyu ele almak ve Bakim Sigortasini hiç olmazsa simdilik bir
pilot uygulama biçiminde ve özürlüler gibi belirli bir hedef grubuna yönelik
olarak baslatmak için olanaklari arastirmak ve girisimde bulunmak
gerekmektedir. Baslatilacak böyle bir uygulamadan elde edilecek verilerin ve
deneyimlerin degerlendirilmesi ile hizmetin zaman içinde genisletilmesinin
gerçeklesmesi söz konusu olacaktir.
Bakim Sigortasinin ülkemizde öncelikle özürlülere yönelik olarak
baslatilmasi düsünüldügünde bizim için ilk endise kaynagini örgütlenme ve
finansman konulari olusturmakta bunlarin yani sira bugünkü sinirli gibi
gözüken kaynaklar çerçevesinde ne gibi yararlarin nasil saglanabilecegi
konulari da önem kazanmaktadir. Asagida, bu konulara iliskin bazi seçenekler
üzerinde durulacak ve olabilirliklerin belirlenmesine çalisilacaktir.
Örgütlenme
Özürlüler için Bakim Sigortasinin ülkemizdeki örgütlenmesinden bazi
seçenekler üzerinde durulabilir. Söyle ki:
a) Mevcut Sosyal Sigorta Kuruluslarindan biri tarafindan Bakim Sigortasi
uygulamasinin yerine getirilmesi.
b) Diger kamu sosyal sigorta kuruluslarinin yani sira ayri ve özgün yeni bir
kurulusun kurulmasi.
c) Bakim Sigortasinin, kurulus hazirliklari sürdürülen ve yasa taslagi
hazirlanmis olan Genel Saglik Sigortasi (yeni adi ile Kisisel Saglik
Sigortasi) kapsamina alinmasi.
d) Bakim Sigortasinin, özel sektör eli ile özel sigortacilik kuruluslari
tarafindan yerine getirilmesi.
e) Özürlüler için bakim hizmeti veren mevcut kurulus tarafindan Bakim
Sigortasi uygulamasinin gerçeklestirilmesi.
Ülkemizde mevcut Sosyal Sigorta Kuruluslarindan birince yeni risk alani
olarak “Bakima Muhtaçlik Riski” nin sisteme dahil edilmesi yoluyla Bakim
Sigortasi uygulamasina baslanilmasi oldukça zor bir seçenek gibi
görünmektedir. Halen ülkemizde Sosyal Sigortalar Kurumu, Bag-Kur ve Emekli
Sandigi ayri yapi ve uygulama standartlari çerçevesinde ayri hedef
gruplarina yönelik olarak hizmetlerini olusturmaktadir. Bu kuruluslarin
bugün içinde bulunduklari darbogazlar bilinmektedir. (Bakiniz, 2: KENAR,
1996). Bu kuruluslar çözümü hayati öneme sahip güçlüklerle karsi karsiya
iken onlara bir de Bakim Sigortasi gibi yeni, herkesin kapsama özelligine
sahip ve oldukça külfetli bir sorumlulugun yüklenmesi pek gerçekci
gözükmemektedir.
Diger kamu sosyal sigorta kuruluslarinin yani sira ayri ve özgün yeni bir
kurulusun kurulmasi maliyeti yüksek bir seçenek gibi görünmektedir. Böyle
bir kurulusun hem primleri toplamasi, hem prim disi finansman kaynaklarini
idare etmesi, hem de ihtiyaç duyulan hizmet ve yardimlari yürütmesi için çok
genis bir örgütlenmeye gitmesi gerekmektedir. Bu ise hem insangücü,
araç-gereç, malzeme, yer ve finansman açisindan büyük bir yük ve sorun
yaratabilecek hem de gerçeklesmesi uzun bir süreyi gerektirebilecek
özellikler tasimaktadir. Bu nedenle bu seçenek, simdiki kosullarda olanaksiz
gibi gözükmektedir.
Bakim sigortasinin Genel (Kisisel) Saglik Sigortasi kapsamina alinmasi
seçenegi de gündeme getirilebilir. Her ne kadar, benzer bir uygulama örnegi
Almanya’da sürdürülmekte ise de ülkemizde bu seçenegin gerçeklesmesi pek
kolay gibi görünmemektedir. Kuskusuz, saglik ve bakim hizmetlerinin birbiri
ile yakin iliskisi bulunmaktadir. Hatta bu iki hizmet türü birbirinin içine
geçmis ve bir digerinin tamamlayicisi durumundadir. Bu nedenlerle ülkemizde
de bu yönde bir uygulamanin gerçeklestirilmesi düsünülebilir. Ancak, bunun
saglanmasi bugünkü kosullarda ülkemiz açisindan son derece güçtür. Her
seyden önce Genel (Kisisel) Saglik Sigortasi henüz bir yasa taslagi olarak
toplum gündeminde beklemektedir. Saglik hizmetlerindeki yogun güçlükler ve
ülkemizin içinde bulundugu ekonomik darbogazlar Genel (Kisisel) Saglik
Sigortasinin kurulmasini geciktirmektedir. Öte yandan, birçok yönü ile
giderek karmasik bir konu haline gelen saglik hizmetlerinin yani sira bu
sisteme bir de farkli bir hizmet anlayisi, yaklasimi ve uygulamasini
gerektiren “bakim hizmetleri” gibi agir bir sorumlulugun yüklenmesinin Genel
(Kisisel) Saglik Sigortasinin gerçeklestirilmesini daha da geciktirebilecegi
düsünülebilir.
Üzerinde durulabilecek dördüncü seçenek Bakim Sigortasinin özel sektör eli
ile özel sigorta kuruluslari tarafindan yerine getirilmesidir. Bu seçenegin
gerçeklesmesi, özel sigorta kuruluslarinin hem finansman hem de bakim
hizmetlerini olusturma yönünde gösterecekleri ilgi ve saglayacaklari
garantiye baglidir. Bu konuda, özel sigorta kuruluslarinin üzerinde
duracagini sandigimiz bazi önemli sorularin varligi akla gelmektedir. Her
seyden önce,
¨ ¨ Primler kimden ve nasil toplanacaktir?
¨ ¨ Prim ödemesi ile yükümlü kilinacaklarin sayisi nedir?
¨ ¨ Genellikle ekonomik yönden güçsüz kesimlerden gelen özürlüler için
primler sürekli olarak ve yeterince tahsil edilebilecek midir?
Finansman konusunda, yeterli Devlet katkisi saglanacak midir?
¨ ¨ Ivazlarin niteligi ne olacaktir?
¨ ¨ Bakim hizmeti bu kuruluslarca nasil olusturulacak ve hak sahiplerine ne
gibi güvenceler saglanabilecektir?
¨ ¨ Oldukça pahali olan bakim hizmetinin gerektirdigi insangücü ve isletme
giderlerinin karsilanma kapasitesi hangi düzeyde olacaktir?
¨ ¨ Özel sigorta kurulusu sadece prim toplayip bakim hizmetini satin almayi
düsündügünde, mevcut bakim hizmeti veren kamu ve özel kuruluslarla anlasma
yapma olanagi ne derecede vardir?
¨ ¨ Var ise, özel sigorta kurulusunun sigortaliya karsi girecegi taahhüdün
sürekliligi nasil güvence altina alinacaktir?
gibi sorularin cevaplanmasi önem kazanmaktadir. Bu sorulara verilebilecek
cevaplar düsünüldügünde, bu seçenegin de gerçeklesmesinin pek kolay olmadigi
anlasilmaktadir.
Son seçenek, özürlüler için bakim hizmeti veren mevcut kurulus tarafindan
Bakim Sigortasi uygulamasinin gerçeklestirilmesidir. Bu konuda çalisma yapan
ve hizmet vermekle yükümlü bulunan Ülkemizdeki en etkili kurulus Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürlügüdür. SHÇEK, 2828
Sayili Kurulus Yasasi ile öncelikli olarak özürlülerin de içinde yer aldigi
muhtaç kisilerin sürekli bakim ve rehabilitasyonlarini saglamakla yükümlü
bulunmaktadir. Nitelik ve niceligi tartismali da olsa bugün bu yönde
SHÇEK’in önemli hizmetler olusturdugu görülmektedir. Bakim hizmeti açisindan
SHÇEK’in önemli bir bilgi birikimi ve deneyimi vardir. Kamu tüzel kisiligine
sahip katma bütçeli bir kurulus olmasi itibariyle örgütsel yapisi ve yönetim
biçimi açisindan da müsait bir görünüme sahiptir. Bu nedenlerle, SHÇEK
bünyesinde kurulucak örnegin bir “bakim sandigi” araciligi ile Bakim
Sigortasi uygulamasinin baslatilmasi belki de diger seçeneklere nazaran daha
kolay gibi gözükmektedir. Böylece SHÇEK zaten yürütmekle yükümlü oldugu
hizmetler için özürlüler bakimindan hatiri sayilir bir finansman kaynagina
da sahip olacaktir.
Finansman
Bakim Sigortasinin gerçeklestirilmesinde çesitli finansman kaynaklari
üzerinde durulabilir. Bu kaynaklar Devlete büyük bir yük getirmeyecek
sekilde, toplum potansiyelinin ve toplumsal sorumluluk duygusunun bir geregi
olarak düsünülüp düzenlenebilir. Söyle ki:
a) Bakmakla yükümlü oldugu özürlünün ailesinden (prim yatirma gücüne
ekonomik yönden sahip olan aile) veya kendi öz geliri olan yetiskin
özürlüden geliri oraninda belirli miktarlarda tahsil olunacak primler.
b) Prim yatirma gücüne sahip olmayan aile veya özürlü için Devletin prim
karsiligi olarak sisteme katkida bulunmasi.
c) Her çalisanin istege bagli olarak, bakmakla yükümlü özürlü bir kisinin
var olmasi halinde ise zorunlu olarak sisteme dahil edilmesi ve ücretinden
belirlenecek bir oranda prim tahsil edilmesi (örnegin, Almanya’da 1996
yilindan bu yana bu oran %1.7 olarak gerçeklesmekte, bunun yarisi isçi ve
diger yarisi da isveren tarafindan ödenmektedir.)
d) Sosyal Yardimlasma ve Dayanismayi Tesvik Fonundan saglanacak belirli
miktardaki katki.
e) Prim disi diger finasman kaynaklarinin harekete geçirilmesi ile
saglanacak gelirler.
Yararlar
Bakim sigortasi kapsaminda özürlüler için olusturulacak bakim hizmeti ve
yararlarin ilke olarak, özürlünün yasamini kolaylastirici, ona gereken
destek ve gücü saglayici, sosyal iliskilerini düzenleyici, onun kendi
kapasitesi oraninda üretici olmasini saglayici ve toplum yasamina etkin
olarak katilimina yardim edici bir içerik ve nitelikte gerçeklestirilmesi
amaçlanmalidir. Bu yönde olusturulacak hizmet türlerinin evde bakim hizmeti,
koruyucu aile yaninda bakim, kurumda bakim, saglik yardimlari,
rehabilitasyon hizmetleri, ayni ve nakdi yardimlar seklinde
gerçeklestirilebilecegi düsünülebilir.
Sonuç
Bakim Sigortasinin, ülkemizde bugünkü kosullarda kurulmasinin saglanmasi
gerçekte pek kolay gibi gözükmemektedir. Ancak, var olan güçlükler nedeniyle
olanaksiz oldugunu düsünmek de dogru degildir. Saihip oldugumuz mevcut
kaynaklarin rasyonel olarak kullanimi yönünde alinacak politika kararlari ve
bu kararlar dogrultusunda yerine getirilecek güçlü bir planlama ile ilk
asamada özürlüleri kapsama alarak pilot uygulama seklinde de olsa Bakim
Sigortasinin kurulmasinin gerçeklestirilebilecegi düsünülebilir.