|
|
|
 |
BAĞIRMAK…
Özgür KARAKAYA
ozgkara@hotmail.com
İletişim Uzmanı |
Bağırmak hayatımızın
çeşitli alanlarında karşımıza çıkan bir aksiyondur. İnsanoğlu şüphesiz
içinde bulunduğu duruma göre tepki verir. Kimi zaman bir korkuyla, kimi
zaman bir harekete karşılık olarak bu tepkiyi sergiler.
Gelin önce günlük yaşam içinde sık karşılaştığımız bu davranış biçimimizle
ilgili diyaloglardan ilkini anımsayalım.
Kimi zaman da hakaret olarak algılandığından örneğin “ne bağırıyorsun sağır
mıyız?” şeklinde karşımızdakine benzer biçimde iade ettiğimiz davranış
anında doğar.
Bağırmak fiiliyle ilgili can alıcı sözler…
Bağır bağır bağırıyorum koşun kurşun eritmeye çağırıyorum diyor “Kerem Gibi”
adlı şiirinde Nazım Usta. Buradaki eylem politik bir çağrıyı ifade eder ve
çok anlamlıdır.
Bağırmanın yaşamdaki halleri…
Bağırmak eyleminin bizde nasıl dönüşümleri oluyor ya da ne kazandırıp bize
ne kaybettiriyor…
Yüksek sesle sesleniş sinirlenmek sonucunda sesi fazla yükseltmektir. Kimi
zaman bir bakıma kişinin kontrolden çıkma noktasıdır bağırmak. Bireyin
kendini ifade ediş çabasında sesle ilgili yani modülasyon sürecinde son
nokta…
Karşımızdakiler bizi anlamadığında istem dışı olarak sesimizi yükseltebilir
hatta haykırırız. Çoğu zaman ise bunu kabullenmeyip “ne bağırması ya
bağırmıyorum ki sadece söylüyorum” şeklinde sözler sarfederiz. Aslında ifade
edemeyiş anında gayri ihtiyari yapılan bir harekettir bu. Konuyu
anlattığımızda karşı taraf anlamamışsa eğer biz de o gün sinirliysek bu
eylem gerçekleşir. Ya da birine bir konu anlatıyorsanız ve bu konu size çok
basit geliyorsa ve o kişi de anlamamışsa yine bağırmak eylemimiz
gerçekleşebilir. Burada bir an önce konuyu anlaşılır kılmak isteğimiz
bulunur oysa her insanın algılama sürecinin aynı ölçülerde
gerçekleşmeyeceğini akıldan çıkarmamak gerekir.
Kişilerin her biri aynı yöntemle anlayamayabilirler bağırmak o zaman kişiye
baskı yapar, konsantrasyon bozar hatta gerginlik yaratır ve ters tepki
olarak olumsuz sonuçla karşımıza çıkar. Böylesi durumlarda başarısızlık
kaçınılmaz olur ve anlatamadığımıza üzülürüz, olaya yaklaşımımızın önemi
büyüktür burada…
Anlatırken ya da kendimizi ifade ederken o anki psikolojik durumun da önemi
vardır. Bizler biliyorsak da karşımızdakinin bilmesine gerek yoktur.
Acelecilikte vardır. Sorulduğunda burada ne oluyor diye anlatmak istememe
hali de vardır.
Bağırmak öfkenizi dışarıya boşaltmanın, kendinizi rahatlatmanın hatta bazen
içinizdeki sıkıntı veya üzüntüyü söküp atmanın en kolay yoludur ama
insanların kulaklarını tırmalamamak açısından bir odaya kapanıp yapmakta
fayda vardır! Bencillikten uzak durmuş oluruz odaya gittiğimizde ve ortamdan
uzaklaşırız ve düşünürüz neden bunlar oluyor diye kendi kendimize sorarız.
Bu durum bir bakıma olayları gözden geçirmektir.
Harcadığımız çaba, nasıl oldu neden oldu şeklindedir. Sonraki kendimi
tutamadım sıkıntı, gerginlik oluyor işte ne yapacaksın özür dilerim veya
kusura bakma böyle olmasını istemezdim şeklinde bir tezahürdür.
Grup Kızılırmak “Çığlık” adlı albümünde yer verdiği “Acının Rengi” adlı
şarkının sözlerinde “öfke çaresizliktir bilirim” diyor. Evet, öfkelenmek
bazen çaresizliktir ama çaresiz olmayalım da… Olaylara bakışta “elden ne
gelircilik” anlayışını bırakıp gücümüz yettiğince sabırla ve anlayışla
hayatımıza devam edelim. Hele böylesi zor zamanlarda mücadele bunu
gerektiriyorsa…
Kendisinden uzak kalmış olanlar çok bağırır…
Böyle durumlarda ise senin olduğunun farkındayım mesajı vardır “seni gördüm,
sen de beni gördün” ün bir göstergesidir bu da... Selamı ulaştırabilme
çabasıdır. Ses duyulmuyor diye değil duyulsun diye yapılandır, kendini
başkalarına farkettirmedir. Karşımızdaki kişinin kulakları zor işitiyorsa
başvurulan yöntemlerden biridir, anlasın diye. Özellikle ileriki yaşlarda
insanlar bunu kabullenmezler. Türk sinemasının ünlü bir repliğinde olduğu
gibi “karşında sağır mı var ne bağırıyorsun be” denir. Hatta söylediğin aksa
kara denir. Halk arasında bilinmeyen durumlar için kullanılan sağır duymaz
uydurur sözü de eylem anının bu durumu için geçerlidir. Azarlamak eylemini
gerçekleştirenlerin, olmazsa olmazıdır bu. Hata yapıldığında ortaya çıkar
amaç hatanın yapılmamasını sağlamaktır. Halbuki ters teper azarlanan kişi o
kişiye kızar eğer gayretli ise “sanki bir suçlu ben miyim” diye karşılık
alır.
Bazı öğretmenlerle yöneticilerin başvurduğu yöntemlerden birisidir bağırmak.
En fazla yapılan hata ise birçok kişinin önünde ortaya konuşudur. Kişinin
üzülmesine neden olur hatta o kadar kişi içinde küçük düşürüldüğünü düşünür
karşıdaki kişi. Kızar hatta ortamdan ayrılmayı dahi düşünür. Bu durum
tartışmalara dahi yol açar. Oysa böyle durumda da yapılması gereken o kişiyi
kazanmaktır. En önemlisi samimiyetten şüphe etmemektir. Hata varsa birebir
konuşmadır.
Askerde her gün ses tellerimizi yırtarcasına yaptıktan sonra sivil
hayatımızda özlenebilen eylem biçimimiz…
Ayrıca kuvvetli motivasyon aracımız…
Bir bakıma beyin yıkama fonksiyonu görerek konsantrasyon sağlamaktadır.
Söylenen sözler kısadır hareketle uyumludur, bağırılarak beyine işlenmesi
sağlanmaktadır. Dikkat çekme unsuru vardır.
Ya da bir karlı bir dağın zirvesinde bulunuyorsanız bu eyleminizle bir çığ
düşmesine sebep olabilirsiniz. Yani her yerde ve her durumda yapılmaması
gerek! Çünkü bağırmak burada basınca neden olduğundan kardan koca bir
kütlenin altında bırakabilir bizi. Birilerini canından bezdirebilirsiniz bu
yükün ağırlığı altında. Canından edebilirsiniz.
Chatte büyük harf yazmak…
Büyük harfle yazı yazmak bağırmak anlamına gelmektedir. Sanal ortamda ses
yok, yazı ve anlam yükleme var sadece.
Bunun neticesi olarak ta bir biçimleniş ve davranış var…
“İsyanınız sesinize dökülsün, sesiniz sel olsun bağırsın”…
|
|