|
|
…Çocukluğumdan beri, gözlerin, Bağdat, gözlerimde
uyuyan iki yıldız olmuştur… Bağdat… Tutku ve ihtiras kitabında sana dair ne
söylesem? Bağdat… Seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya binlerce kitap yetmez.*
Nizar Qabbani
Ilham Al Madfai’nin eşsiz
yorumuyla Nizar Qabbani’nin Bağdat’ını dinliyorum tekrar tekrar. Ardı arkası
kesilmiyor Irak haberlerinin: Saddam, ABD, İşgal, Sünniler, Şiiler, Kürtler…
Sayılar, istatistikîler birbirini takip ediyor…
***
Irak: İnsan yaşamı sayılarla ifade edilemeyecek karmaşıktır. Doğumlar ve ölümler
kesin sayılarla tarihe geçebilir ancak. Günlük yaşamın getirdikleri; kişisel
tercihler, hisler, şanslar, göçler sayılarla çok kolay tanımlanabilir gibi
gelmiyor artık. Hatta dürüstçe derlenen istatistikler bile hata verebiliyor
yaşamı anlatırken.
Irak: Tarih çoğu zaman kazananların ağzından yazılmaz. Bazen ‘sıradan’ kişiler
en güzel şekilde anlatır yaşananları, kendi tarihini yazar.
***
Irak farklı kültürlerin, dinlerin, etnik grupların yüzyıllar boyunca beraber
yaşadığı bir coğrafyaydı. Ülke, 2003’ten bu yana, milyonlarca Iraklıyı göçe
zorlayan bir çıkmazın içinde. İşgalin başladığı zamandan bu güne ülke içinde ve
komşu ülkelere göç edenlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor.
Oysa Irak’ta beraber yaşamak günlük yaşamın doğal bir parçasıydı. Mezopotamya
tarihi çok farklı ırk ve dinden insanın beraber yaşadığı bir coğrafyanın
tarihiydi. Modern Irak bu geleneği bir şekilde sürdürmüş hatta Bağdat, Basra ve
Musul ticaret ve eğitimin önemli şehirleri olmuştur.
Saddam rejimi, birçok etnik ve kültürel yapıyı barından Irak’ta, Sünni-Şii,
Arap-Kürt gruplar arasında tansiyonu yüksek tutan politikalarla dolu geçmiştir.
2003’te Saddam’ın dehşet ve korku rejimi bittiğinde Amerikan demokrasi
havarileri Irak’ta doğan yeni günün ‘müjde’sini veriyordu. Ama üzerinden çok
geçmeden Iraklılar güvenli, bombaların patlamadığı ve normal günlük yaşamı arar
olmuştu. Bugün Irak radikal silahlı grupların ve işgal kuvvetlerinin günlük
yaşamı her an ve her yerde kana bulayabilecek bir sahası haline gelmiştir.
Amerikan demokrasi havarilerinin iddialarının aksine, Irak daha da kötüye
gitmekte ve şiddet toplum içinde derinleşerek yayılmaktadır. Artık kimsenin
kimseye tahammülü kalmamıştır. Her gün daha fazla insan radikal gruplara
katılmakta; ‘biz ve bizden olmayanlar’ söylemi her zamankinden çok duyulur
olmuştur.
İnsanlar kalıp ölmek ile kaçıp her şeyi geride bırakmak arasında bir yaşam
tercihiyle güne uyanmaktadır.
Irak’ta sayılar artık ne dehşeti ne de yerinden yurdundan olan insanları
anlatabilir hale gelmiştir. Radikal Sünni ve de Şii liderler için şiddet ve göç
varolan tarihsel yaşamın bir uzantısıdır artık.
Şii gruplar için Irak ‘ Sünnilerin Şiileri ortadan kaldırıp, Sünni bölgelerde
Taliban devleti kurma savaşıdır’. Radikal Sünni grupların gözüyle bakıldığında
ise ‘ Irak artık Sünnilerin yerinin olmadığı, Amerikan yapımı Iran tarzı bir
devlettir’. Böylesi bir ortamda şiddet radikal gruplar için varolma nedeni
olmaya devam ediyor.
***
2003 öncesi Irak Saddam rejiminin şiddet ve göç politikaları ile yine
gündemdeydi. Bu durum radikal grupların otoritesini kullandığı bölgelerde bugün
de devam etmektedir. Sünniler Sünnilerin güçlü olduğu bölgelere, Şiiler Şii
bölgelerine, Kürtler kuzeye ve Hristiyanlar da genelde ülke dışına; komşu
ülkelere göç ediyor. Sonuç: radikal gruplar ‘temizlenmiş’ bölgelerde güçlerine
güç katıyor.
Yalnız radikal etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmalar değil ABD
önderliğindeki işgal kuvvetlerinin ardı arkası kesilmeyen operasyonları da o
bölgelerde hayatta kalan Iraklıları yerlerinden ediyor.
Daha çok farklı etnik ve dini yapıyı barındıran şehirlerde insanlar daha çok
yollara düşüyor. Göçün şekli farklılaşıyor. Bugün yerinden olan insanların
sayısını tahmin etmek giderek zorlaşıyor. İnsanlar farklı nedenlerden dolayı
gittikleri bölgelerde kayıtlı olmadan ‘kaçak’ yaşama devam ediyor ve politik
nedenlerle gerek Irak içindeki gerekse komşu ülkelere olan göçün rakamları
manipüle ediliyor.
Birleşmiş Milletler kaynakları komşu ülkelerde-Suriye, Ürdün, Lübnan, Türkiye-
yaşayan Iraklıların sayısının iki buçuk milyonu geçtiğini tahmin ediyor. Bununla
beraber, ülke içinde yer değiştiren yaklaşık 750 bin Iraklının varlığından
bahsediliyor.
Ne ‘milli’ Irak hükümetinin ne de ABD işgal kuvvetlerinin henüz net bir planı
yok. Olmayacak. Korku ve şiddet günlük yaşamın bir parçası olmaya devam ederken
sayılar ve istatistikler onlar için de önemsizleşiyor.
***
…Aslında şiir felakettir
ve sürgündür
Birbirini tamamlar…
Ve biz bir yaşamdan fazlasını düşlemedik
yaşam gibi ölüm de bize özgü olsun istedik:
Irak, Irak, hiçbir şey fakat Irak.* Mahmoud Darwish
Amerikan ‘demokrasi’sinin yağmaladığı Babil bahçeleri bunu asla hak etmiyor.
* Şiirler kendi çevirim.
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|