|
|
Aydınlığa Giden Yolda Sosyal Hizmet
Sözü edilen konu; sosyal hizmet uygulamalarını “dinsel temeller” ile
“hümanist ahlâk” tercihleri arasında temellendirmekle ilgilidir. Bir
üçüncüsü ise küreselleşme ekseninde biçimlenen postmodern avanenin
perspektifidir. Sözü edilen bu değer kanalları toplumsal olgulara-sorunlara
bakışta da farklılıklar ortaya serer. Ki, sosyal hizmet için üzerinde
uzlaşılması gereken tek şey, teolojiyi reddeden ve insana koşulsuz saygıda
reellik bulan aydınlanmaya özne hümanist ahlâkı içselleştirmesidir.
Dünya bir karanlığın çıkmazında. Yaşanabilir bir dünya kurma özlemi içinde
olan insanlık, özlemlerine yenik düştü. Düşsüzleşti; ütopyasını yitirdi.
Dünya emperyalizmin kucağında bir beşik gibi sallanıyor. Dünya bir sömürünün
içinde. Dünya satıldı. Bir talan ikliminde soluyor. Dünya halklarının
birçoğu gözleri kan bürümüş güçlülerin “demokrasisine” kurban edildi. Yaşam
hakları elinden alındı. İnsanoğlu kendi yaşam alanına yapabileceği
kötülükleri yaptı. İnsan kendi varlığını çaresizleştirdi. İnsan
dizginlenemez aç gözlülüğüyle dünyayı yok etmeye uğraşıyor. Bu nedenle
insanlığı umutsuz bir son bekliyor. Artık büyük kurtarıcılar yok. Yol
göstericiler yok! Dünyayı talana düşüren insanoğlu, yok etmek ile yalnızca
övünmesini bildiği için, Dünya bir karanlığın içinde umutsuzca ığranıyor.
Toplumsal sorunlar altında kaldı insanlık. Böyle bir sona gelinmesinde
sorumluluk muhakkak ki biz yaşayanların, insanların. Sorumsuzluk da…
Sosyal hizmet disiplin ve meslek olarak bu değin yoğun sorunlar içinde
bulmamıştı varlığını. Kimliğini çağa adaptasyon yönlerinden bu kadar meşru
bir alana çekme gayretini hissetmemişti… Yalnızlığı belki de bundan.
Aydınlık bir dünya tasarısını gerçekleştirme noktasında diğer sosyal güç
kaynaklarıyla birlikte sosyal hizmet de önemli bir role sahiptir. Ayrıca
dünya sistemini insancıllaştırma, insanı toplumsal yönlerden sosyal kılma,
değiştirme ve geliştirme açılarından yadsınamaz nitelikleriyle ancak
kavranabilir.
Sosyal hizmet özde aydınlanmayla eş bir disiplin ve uygulamaya dönük bir
meslek. Türkiye Cumhuriyeti’nin Çağdaş tarihinin de mirasını içlemine alan
bir bakış açısına da sahip. Avrupa tarihinde izine rastlanan Aydınlanmanın
Türkiye’deki kabulünün ve toplumsalca benimsenmesinin yanında özgürleşmeden
ve akıldan yanadır. İşlevselliği anlamında çabasının güç yanı da bu altı
çizilen noktada başlıyor. Cumhuriyet Devrimiyle sırt sırta verdiği için
sosyal hukuk devletinin de olmazsa olmazları arasında başköşeye oturuyor.
Cumhuriyetin sosyal dönüşümlerinin birçok yönüyle ufuk noktası laik, özde
sosyal hizmet dönüşümlü bir toplumu olgunlaştırmaktı. Çağdaşlaşma yolunda
sorgulayan, “insanı” insan kılan bir meslek. Aydınlanmanın insana-topluma
hizmet ve yönlendirme alanında bilimsel mana da tek referans kaynağıdır da.
Ki o da temellerini toplum sözleşmesinin evrensel etik değerlerinden alır.
Başka bir ifadeyle insanlığa yön veren hümanist değerlerden… Bunun
sosyolojik temelinde ise insan hakları, çocuk hakları, çağdaş bir eğitim,
hak-sadaka kavgası, çevre bilinci, gençlik sorunları, şiddet/ayrımcılık
karşıtı sözleşmeler, kadın hakları vb. toplumsal sorun öbekleri bulunur.
21. Yüzyıl’da sosyal hizmet teorisyenlerinin üzerinde durmamazlık
etmeyeceği, öte yandan birçok toplumsal kesimin kendi değerleri yöneliminde
sınırlarını keskinleştireceği ve tavrını koyacağı iki norm kümesi
mevcudiyetini koruyacaktır. Ancak bir üçüncüsü de eklenecektir bu sürece.
Sözü edilen konu; sosyal hizmet uygulamalarını “dinsel temeller” ile
“hümanist ahlâk” tercihleri arasında temellendirmekle ilgilidir. Bir
üçüncüsü ise küreselleşme ekseninde biçimlenen postmodern avanenin
perspektifidir. Sözü edilen bu değer kanalları toplumsal olgulara-sorunlara
bakışta da farklılıklar ortaya serer. Ki, sosyal hizmet için üzerinde
uzlaşılması gereken tek şey, teolojiyi reddeden ve insana koşulsuz saygıda
reellik bulan aydınlanmaya özne hümanist ahlâkı içselleştirmesidir.
Son tahlilde sosyal hizmet, Cumhuriyet Türkiye’sinin, sosyal hukuk
devletinin gereklerinden en önemlisidir. Gelecek için umutsuzluğun her
yönüyle kol gezdiği bir Dünya’da ve Türkiye’de sosyal hizmete düşen görev
ise onurlu bir yarın için Küreselleşme karşısında dikkatli davranarak Dünya
tarihine sosyal devrimler imgeleminde hız verici uygulamalar yapmak,
Cumhuriyetin toplumsal tasarısına ulaşma yönünde ise pratiğini gözden
geçirerek ve temel değerler bağlamında kimliksel duruşunu
süreklileştirmektir.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|