Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

Aydınlığa Giden Yolda Sosyal Hizmet

Aziz ŞEKER/Sitemiz yazarı
shuaziz@gmail.com 

Sözü edilen konu; sosyal hizmet uygulamalarını “dinsel temeller” ile “hümanist ahlâk” tercihleri arasında temellendirmekle ilgilidir. Bir üçüncüsü ise küreselleşme ekseninde biçimlenen postmodern avanenin perspektifidir. Sözü edilen bu değer kanalları toplumsal olgulara-sorunlara bakışta da farklılıklar ortaya serer. Ki, sosyal hizmet için üzerinde uzlaşılması gereken tek şey, teolojiyi reddeden ve insana koşulsuz saygıda reellik bulan aydınlanmaya özne hümanist ahlâkı içselleştirmesidir.

Dünya bir karanlığın çıkmazında. Yaşanabilir bir dünya kurma özlemi içinde olan insanlık, özlemlerine yenik düştü. Düşsüzleşti; ütopyasını yitirdi. Dünya emperyalizmin kucağında bir beşik gibi sallanıyor. Dünya bir sömürünün içinde. Dünya satıldı. Bir talan ikliminde soluyor. Dünya halklarının birçoğu gözleri kan bürümüş güçlülerin “demokrasisine” kurban edildi. Yaşam hakları elinden alındı. İnsanoğlu kendi yaşam alanına yapabileceği kötülükleri yaptı. İnsan kendi varlığını çaresizleştirdi. İnsan dizginlenemez aç gözlülüğüyle dünyayı yok etmeye uğraşıyor. Bu nedenle insanlığı umutsuz bir son bekliyor. Artık büyük kurtarıcılar yok. Yol göstericiler yok! Dünyayı talana düşüren insanoğlu, yok etmek ile yalnızca övünmesini bildiği için, Dünya bir karanlığın içinde umutsuzca ığranıyor. Toplumsal sorunlar altında kaldı insanlık. Böyle bir sona gelinmesinde sorumluluk muhakkak ki biz yaşayanların, insanların. Sorumsuzluk da…

Sosyal hizmet disiplin ve meslek olarak bu değin yoğun sorunlar içinde bulmamıştı varlığını. Kimliğini çağa adaptasyon yönlerinden bu kadar meşru bir alana çekme gayretini hissetmemişti… Yalnızlığı belki de bundan. Aydınlık bir dünya tasarısını gerçekleştirme noktasında diğer sosyal güç kaynaklarıyla birlikte sosyal hizmet de önemli bir role sahiptir. Ayrıca dünya sistemini insancıllaştırma, insanı toplumsal yönlerden sosyal kılma, değiştirme ve geliştirme açılarından yadsınamaz nitelikleriyle ancak kavranabilir.

Sosyal hizmet özde aydınlanmayla eş bir disiplin ve uygulamaya dönük bir meslek. Türkiye Cumhuriyeti’nin Çağdaş tarihinin de mirasını içlemine alan bir bakış açısına da sahip. Avrupa tarihinde izine rastlanan Aydınlanmanın Türkiye’deki kabulünün ve toplumsalca benimsenmesinin yanında özgürleşmeden ve akıldan yanadır. İşlevselliği anlamında çabasının güç yanı da bu altı çizilen noktada başlıyor. Cumhuriyet Devrimiyle sırt sırta verdiği için sosyal hukuk devletinin de olmazsa olmazları arasında başköşeye oturuyor. Cumhuriyetin sosyal dönüşümlerinin birçok yönüyle ufuk noktası laik, özde sosyal hizmet dönüşümlü bir toplumu olgunlaştırmaktı. Çağdaşlaşma yolunda sorgulayan, “insanı” insan kılan bir meslek. Aydınlanmanın insana-topluma hizmet ve yönlendirme alanında bilimsel mana da tek referans kaynağıdır da. Ki o da temellerini toplum sözleşmesinin evrensel etik değerlerinden alır. Başka bir ifadeyle insanlığa yön veren hümanist değerlerden… Bunun sosyolojik temelinde ise insan hakları, çocuk hakları, çağdaş bir eğitim, hak-sadaka kavgası, çevre bilinci, gençlik sorunları, şiddet/ayrımcılık karşıtı sözleşmeler, kadın hakları vb. toplumsal sorun öbekleri bulunur.

21. Yüzyıl’da sosyal hizmet teorisyenlerinin üzerinde durmamazlık etmeyeceği, öte yandan birçok toplumsal kesimin kendi değerleri yöneliminde sınırlarını keskinleştireceği ve tavrını koyacağı iki norm kümesi mevcudiyetini koruyacaktır. Ancak bir üçüncüsü de eklenecektir bu sürece. Sözü edilen konu; sosyal hizmet uygulamalarını “dinsel temeller” ile “hümanist ahlâk” tercihleri arasında temellendirmekle ilgilidir. Bir üçüncüsü ise küreselleşme ekseninde biçimlenen postmodern avanenin perspektifidir. Sözü edilen bu değer kanalları toplumsal olgulara-sorunlara bakışta da farklılıklar ortaya serer. Ki, sosyal hizmet için üzerinde uzlaşılması gereken tek şey, teolojiyi reddeden ve insana koşulsuz saygıda reellik bulan aydınlanmaya özne hümanist ahlâkı içselleştirmesidir.

Son tahlilde sosyal hizmet, Cumhuriyet Türkiye’sinin, sosyal hukuk devletinin gereklerinden en önemlisidir. Gelecek için umutsuzluğun her yönüyle kol gezdiği bir Dünya’da ve Türkiye’de sosyal hizmete düşen görev ise onurlu bir yarın için Küreselleşme karşısında dikkatli davranarak Dünya tarihine sosyal devrimler imgeleminde hız verici uygulamalar yapmak, Cumhuriyetin toplumsal tasarısına ulaşma yönünde ise pratiğini gözden geçirerek ve temel değerler bağlamında kimliksel duruşunu süreklileştirmektir.



©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın