|
|
Bu Avrupa Birliği batacak.
Özellikle küresel kriz sürecinde, ciddi ciddi sinyalini verdi ki, bu
mantıkla devam ederse, burnu büyük birlikleri, hüsranla bitecek bir sürecin
sonlarına yakın bir yerde.
Batmaktan; yok olacak, bitecek, mahvolacak değil de sûkutu hayale uğrayacak
ve anlayışını değiştirmek zorunda kalacağını kast ediyorum.
Özellikle Avrupalı liberal aydınlarla, çevre ülkelerdeki liberal aydınlar
için kabus gibi bir şey.
Zavallılar, büyük bir kabusu zaten yaşıyorlar.
Dünyada liberalizm diye bir şey yokmuş.
Onlar da, keşke birer yalan olsalarmış.
Küresel krizde, hiç de liberal davranamayıp, panikle bankaları, şirketleri
kurtarmaya koşan kapitalist yönetimler, ne yapılırsa yapılsın zararı
önleyemeyecekler.
Kapitalizm eriyen kutup buzulları gibi. "Alma mazlumun ahını" derler adama.
Bunlar buzullar kadar sessiz değiller ama. Hemen kızışıp, köpürüyorlar.
Kendini tehlike de gördü mü ne yapacak? Al sana orantısız güç, al sana
silah, al sana savaş, al sana operasyon. Artık yönetimlerden, maskesini bile
zor görürler liberalliğin.
Söylemedi demeyin, bu Avrupa Birliği batacak.
Çünkü hayatı "kapitalize" ediyor.
Çünkü bilerek ya da bilmeyerek, birlik halklarını kapitalizmin krizinin
kollarına itiyor.
Çevre ülkeler, komşu ülkeler gibi, birlik içine almaya hazırlandığı için
kriterlerini dayattığı ülkelerin halklarını da.
Burada, ülkelerini yönetemeyip bir umut, birliğe kulak veren yönetimleri
yanıltıyor, bocalatıyor, iyice şaşırtıyor. Birliğin istediği bir şeyleri
yapabilirlerse, başarılı olacaklarını sanıyorlar. Hem yönetim erklerini ve
iradesini ellerinden çıkarıyorlar hem de uyguladıklarıyla ülkelerini iyice
çıkmaza sokuyorlar.
Avrupa Birliği, hayatı kapitalize ediyor.
Hayatı; marketlerdeki ürünlerin sergilenmesinde olduğu gibi, bir ticari
paralama yapılır gibi, kategori yönetimi şeklinde yönetmeye çalışıyor.
İnsanları, insanların cinsiyetlerini, etnik kökenlerini, inançlarını,
çevreyi raflardaki ürünler olarak algılıyor ve öyle algılamamızı istiyor.
Son günlerde televizyon kanallarını ve internet sitelerini, raflar ve
ürünler olarak kabul edenler beni anlayacaklardır.
Oysa hayat böyle bir şey değil ki?
En azından ve çok şükür ki, bir market değil daha.
Al sana kardeşim, bir raf, bir web sitesi, bir televizyon kanalı, güle güle
kullan.
Bir pazarlama stratejisi gibi, hayatta hiç karşılığı olmamasına karşın, bazı
ürünleri getirip getirip bazılarının gözüne sokuyor.
Bazı ürünlerin hiç hak etmemesine karşın hedef olmasına, afaroz edilmesine
raflardan indirilmesine ve saldırıya uğramasına neden oluyor.
Gerek Avrupa Birliği'nin gerek birliği takip eden yönetimlerin; hayatı,
kapitalize etmeye uğraşmasının ve kategorize edip yönetmeye çalışmasının,
bireylerde başka bir zararı daha ortaya çıkarıyor. Bireyin hayatı bütünsel
algılayışını parçalıyor. Kendi hayatını da dünyadaki hayatı da; parça parça,
tek tek birbiriyle ilişkisi olmayan yaşantılar olarak algılamasına neden
oluyor. Çevreyi ayrı, kadına yönelik şiddeti ayrı, savaşı ayrı, çocuklara
yapılanları ayrı algılıyor. kendi hayatında da öyle. Hangi sınıftan geldiği,
aşkı, geleceği, yaptıkları ayrı ayrı algılanıyor.
Bireyi kendinden ve dünyadan koparıyor, uzaklaştırıyor.
Bireyin burada uyanık olması lazım.
Kendini ve hayatı koruyabilmek için bunu yapması lazım.
Özgürlük taleplerini, "liberal kekler" gibi başkalarına, özellikle Avrupa
Birliğine ihale etmemesi lazım.
Bu Avrupa Birliği batacak.
Çünkü, bu muhteşem hayatı kapitalize etmeye çalışıyor.
Enternasyonal kardeşlik gibi değil onun birliği.
Onun birliği barışı çağrıştırmıyor.
Onun da bu kafadan vaz geçmesi lazım.
Bu yazı
http://guvencin.blogcu.com da yayınlanmaktadır .
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|