|
|
‘Atalet’
son zamanlarda belki de sıkça duymaya başladığımız bir kelime olarak çıkıyor
karşımıza. Bizimle her ortamda iç içe olan atalet, artık incelenen ve baş
edilmesi gereken bir konu halini aldı.
Peki, atalet nedir?
Atalet; tembellik, eylemsizlik, üşengeçlik anlamına gelen bir kelimedir. Şu
noktadan sonra daha da tanıdık gelen bu durum, herkesin kendinde görüp de
adlandıramadığı bir his halini aldı son dönemde.
Yıllardır ‘Pazartesi Sendromu’ olarak adlandırdığımız, hafta sonu tatilinden
sonra işe gitmek istemeyişler ya da işte keyifsiz olma durumları, çalışma
planları yapıp bir türlü uygulayamamalar, bir kitap alıp bir türlü
başlayamamalar veya bitirememeler, düzeltilmeyi bekleyen dolap ya da
çekmeceler, ziyaret edilmeyi bekleyen kişiler, vb. örnekler hep atalet
unsurunun oluşturduğu ve bireylerin bu duruma yenik düşmesinin bir sonucu.
Yapamadıklarımız ya da uygun olmayan yaptıklarımıza her daim bir sebep bulma
çabamızı da ataletin kılıflandırılışı olarak isimlendirebiliriz.
‘Bugün biraz yorgunum sonra çalışmaya başlarım.’ , ‘Bu işi bitirmek için
daha çok vaktim var.’ , ‘İnsan bazen de dinlenmeli.’ , ‘Planların
uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum.’ , vb. sözleri sıkça söylemeye
başlamışsak tembellik temellerini atmışız demektir.
Neden atalete yenik düşeriz?
İnsanoğlunun doğası gereği rahatlığa çabuk alışma veya tembellik yapmaya
meyilli bir yapısı bulunmaktadır. Elbette insan başarılı olma, takdir görme
isteğiyle de doludur. Ancak işte tam da bu noktada eğer kişilerin iç
disiplini iyi değil ise dış unsurlara ihtiyaç duyulur. Örneğin kurallar,
ödüller ya da cezalar, riskler, kayıplar, vb. dış unsurlar bizlere iş
yapmada hız kazandırır. Misafir geleceği zaman ev toplama işinin hızlanması,
denetleme olacağı zaman yarım kalan işlerin tamamlanması, vb….
Ataletin kaynağı ister karakter yapısı ister insan doğası olsun, önemli olan
nokta onunla nasıl başa çıkacağımızdır. İşleri bitmediği için keyifsiz,
keyifsiz olduğu için tembel olan bireyin, bu kısır döngüyü kırabilmesi için
elbette yapması gereken birtakım şeyler bulunmaktadır.
Olumlu bakış açısı
Ataleti yenmede temel öğelerden biri olumlu bakmaktır. Olaylara olumlu
bakmanın gerçeği görmezden gelmek olduğu düşüncesi yanlıştır. Sözüm ona,
sürekli düşük not aldığına hayıflanan birinin, ‘Zaten yapamıyorum niye
çalışayım ki’ demek yerine ‘Bir sonraki sınavda iyi not alabilmek için
elimden gelene yapacağım’ demesi olumlu bir ifadedir. Hep örnek verildiği
gibi, yarısı su dolu bir bardağın kimisi boş kısmına dikkat eder kimisi dolu
kısmına. Eğer yaşadıklarımızın dolu kısımlarına dikkat edip eksik
kısımlarını doldurmaya çalışırsak her daim ilerleme kaydetmiş oluruz.
Kararlılık
Bazen bir şeylerden usanıp son noktaya geldiğimizde, bazen bir film-bir
kitap-bir insandan etkilendiğimizde, bir konuşma bizi kendimize getirdiğinde
birden silkelenip kendimize hedefler belirleriz ya da hep yapmak istediğimiz
bir işin ucundan tutarız. Fakat sonucu göremeden, hedefe ulaşamadan
enerjimizin, isteğimizin kaybolduğunu fark eder işi yarım bırakırız. Bu
aşamada kararlılık bizi sonuca götürecek güçtür. Bir şeyi ne kadar çok
istiyorsak o oranda kararlı ve dolayısıyla o oranda başarılı oluyoruz. Çünkü
her türlü engele rağmen hatta kendimize rağmen –kararlılıkla- çizdiğimiz
yoldan sapmıyoruz.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|
|