|
|
Başlarken
Anton Semyonoviç Makarenko hakkında daha önce sitede kısaca hayatı ve
eserleri üzerine eğilmiştik. Ve demiştik ki, Makarenko’nun zengin ve
işlevsel sosyal çalışma pedogojisi ve uygulamaları Türkiye’de sosyal
hizmet eğitiminde akademik düzeyde neredeyse hiç ele alınmadığı gibi,
herhangi bir akademik tez konusu bile yapılmamış, derslerde dile
getirilip tartışılmamıştır. Bunun akademik düzeyde büyük bir eksiklik
içerdiğini kaydetmiştik. Makarenko’nun dünya görüşü ne olursa olsun,
benimsenir ya da benimsenmez bu bir yana; pedogoji, eğitim ve çalışma
disiplini hakkında uygulamada da başarılı olduğu kanıtlanmış sosyal
çalışma deneyimleri bu alanda çalışma yürüten eğitmen ve öğrenciler için
muazzam bir kaynak teşkil etmektedir. Bunun bilincinde olarak burada,
Makarenko ile ilgili çalışmalara ve incelemelere ön ayak olmak üzere
sosyal çalışma alanında ki deneyimlerini yansıtmayı ve okuyucuda genel
bir fikir oluşturmayı amaç etmekteyiz. Bu nedenle Makarenko’nun zengin
deneyimlerine bir başlangıç olarak, daha çok Makarenko’nun eserleri ve
kendisi ile ilgili yazılmış kitaplardan önemli bulduğumuz yerleri
doğrudan alıntılayarak bazı yerlerde de parantez içinde ülkemizdeki
uygulamalarla karşılaştırmalar yaparak ele alacağımız bu yazı dizisiyle;
Makarenko’yu ve Pedagojik deneyimlerini genel ve yüzeysel bir şekilde
okuyucu ile buluşturmak, Makarenko’nun çalışmalarına dikkat çekmek,
ilerde eğitmenler ve öğrenciler tarafından Makarenko’nun deneyimlerinin
bilimsel zeminde daha geniş ve derin bir araştırma konusu yapılarak
ülkemiz sosyal çalışma uygulama ve eğitimine katkı verilmesini sağlamayı
ümit etmekteyiz.
Öğretmen Makarenko
Makarenko 1905 yılında diplomalı bir devlet okulu öğretmeni olarak,
babasının çalıştığı demiryolu işletmesine bağlı demiryolu okuluna
atandı. Kısa bir süre sonra da, iki sınıflı büyük bir demiryolu okuluna
öğretmen oldu. Demiryolu ilkokulları, özellikle de daha ileri iki
sınıflı okul tipleri, o dönemde diğer okullara göre daha iyi organize
edilmiş okullardı. Demiryolu Dairesi, bunları oldukça iyi finanse
etmekteydi. Binaları, araç ve gereçleri iyiydi. Bir çoğu, genel eğitim
konularına ek olarak el emeğine dayalı işler de (marangozluk, terzilik
ve tornacılık) öğretirdi. (bizde ki Endüstri Meslek Lise’lerine denk
gelen bir yapı olduğu söylenebilir. Farklı olan çalışma disiplininin
ilkokuldan itibaren verilmesi.) Bu okulların öğretmenleri daha yüksek
ücret alır ve kural olarak diğer okullardakilerden daha nitelikli
olurlardı.
Makarenko’nun pedagojik faaliyetlerinin ilk yılları, birinci Rus devrimi
ile aynı döneme rastladı. Makarenko’nun dünya görüşü bu yıllarda
şekillenmeye başlar. Anılarında “Tarih anlayışımızı Bolşevik eğitim ve
devrimci olaylar ortamı içinde edindik… .” Der. Bu dönemde Makarenko’nun
entelektüel gelişiminde, Maksim Gorki önemli bir rol oynar. Makarenko,
pedagojik faaliyetlerinin başında, Gorki’nin oynadığı bu rolü “Gorki,
bize tarihi hissetmeyi öğretti. İçimizde öfke, coşku, daha da fazla
iyimserlik ve ‘Bırakın fırtına bütün gücüyle patlasın’ sözlerinin
altında yatan o büyük sevinci uyandırdı.” Der.
1914’te Makarenko Poltova Öğretmen Enstitüsü’ne girdi. Burada
öğretmenler daha üst düzeydeki ilkokullarda çalışmak üzere
eğitiliyorlardı. Makarenko Poltova Enstitüsü’ndeki bazı eğitimcilerin
üzerindeki büyük etkisini kabul eder. “Bu eğitimciler, bizlerin içinde
en iyi insanlık ülkülerini yetiştirip besleyen gerçek insanlardır. Benim
kendi pedagojik gelişmem içinde, pedagojik düşüncenin temel ilkeleriin
onlar oluşturdular, kişiden yapabileceğinin en fazlasını istemek ve ona
olabilecek en büyük saygıyı duymak.” Der.
Makarenko Poltova Öğretmen Enstitüsü’nden altın madalya alarak mezun
olur. Enstitü’nün kendisine verdiği sertifikada “ Anton Makarenko
yetenekleri, bilgisi, gelişmesi ve çalışkanlığı itibariyle parlak bir
öğrencidir. Pedagoji ve sosyal bilimlere özel bir ilgi göstermiş, bu
konularda çok okumuş ve mükemmel ödevler yazmıştır. Bütün derslerde,
özellikle de tarih ve Rus dili konularında çok iyi bir öğretmen
olacaktır.” Sözleri yazılıdır. (Tarihini bilmeyen, geleceğini de bilmez.
Makarenko’nun bütün konular dışında, öğrencilik dönemlerinde sahip
olduğu geniş tarihsel bilgi dağarcığı ve tarihe olan merakı, Rus dili
konularındaki başarıları ile donanımlı, inançlı, idealist ve birikimli
bir pedagojist olarak çalışma hayatına atıldığı ve hayatının ileri ki
dönemlerinde bu sağlam birikim üstünde, deneyimlerinden pedagojik
dersler çıkararak sürekli araştırmalarını sürdürdüğü ve kendisini aştığı
ortaya çıkacaktır.)
Bitirme sınavlarından sonra Makarenko annesinin yaşadığı Kriyukov’a
döner. 1 Eylül 1917’den itibaren buradaki ortaokulun müdürü olarak
çalışır. Ekim Devrimi, sevinç ve büyük umutlarla karşıladığı devrim, onu
burada bulur. “Devrimden sonra önümde büyük ufuklar açıldı. Bu ufukların
çapı biz öğretmenlerin gözlerini kamaştırmıştı” diye yazar. Daha o
zamandan büyük bir enerji ile yeni eğitim biçim ve yöntemlerini,
pedagojide tutulacak yeni yolları araştırmaya başlar.
Gorki Çalışma Kolonisi (Suç İşlemiş Çocuklar Kolonisi)
1920 sonbaharında Poltova Eğitim Dairesi, Makarenko’yu suç işlemiş
çocuklar için bir koloni örgütlemekle görevlendirir. Koloniye
Poltova’dan altı kilometre kadar uzakta, içinde birkaç yıkıntı halinde
yapı bulunan elli dönümlük bir arazi verilir. Devrimden önce burası genç
suçlular kolonisi olarak kullanılmıştı.
Daha önceki bu koloninin tüm araç ve gereçleri çalınmıştı. Arazi ve
yapılar yağmalanmış, pencerelerin camları çıkarılmış, kapılar
menteşelerinde sökülmüş, ocaklar tuğla tuğla sökülüp taşınmıştı. Meyve
ağaçları bile kökünden sökülerek götürülmüştü. İki aylık sıkı bir
çalışmadan sonra yatakhanelerin biri az çok yaşanır hale getirildi. Araç
ve gereçlerin bir kısmı bulunup geri getirildi ve depoya iki buçuk ton
un koyuldu.
Onbeş ile on sekiz yaşları arasında erkek çocuklardan oluşan ilk suçlu
çocuklar grubu, aralık ayında koloniye geldi. Çocuklar aylak aylak
geziniyor, gecelerini dışarıda geçiriyor ve öğretmenlerine açık açık
karşı geliyorlardı. Harkov’a giden ana yolda geceleri soygunlar
yapılıyordu. Koloniden bile yiyecek ve para çalınıyordu. Kavgalarda
zaman zaman bıçaklar çekiliyordu. Bu ilk kolonist grubu içinde, büyük
zorluklarla, disiplini biraz andıran bir şeyler sağlandı. Ama Şubat
geldiğinde çocukların sayısı elliye çıkmıştı.
Makarenko bu insanlardan birden bire çok fazla şey talip edemeyeceğinin
farkındaydı. Bunun yavaş yavaş, fakat kararlı bir şekilde yapılması
gerektiğini biliyordu. Makarenko’nun bu kararlılığı ve hatta
korkusuzluğu, sonsuz özdenetimi, onların kendi çıkarları konusunda
gösterdiği usanmaz ve fedakarca titizlik, koloni üyelerini çok etkiler.
Öncelikle bir militan çekirdek örgütleyerek koloni üyelerini bir küçük
toplum haline getirmeye başladı. Anayolu soygunculara karşı güvenlikli
bir yer haline getirmek ve ormanı kaçak ağaç kesimine karşı korumak için
koloni üyelerinden oluşan bir muhafız ekibi kurdu. “Devletin ormanını
korumak kendi gözümüzde değerimizi oldukça yükseltti, önümüze çok
eğlenceli bir iş koydu ve son olarak da bize hiç de azımsanmayacak bir
kazanç sağladı.” Diye yazıyordu Makarenko.
Koloni çevresinde eskiden bir toprak ağasına ait olan yarı yıkıntı
halinde bir malikane vardı. Makarenko bu çiftlikte yeniden tarım
yapılmasını sağlamak üzere işe girişmeye karar verdi. Beraberindekilere,
“Eğer bu işi gerektiği gibi yaparsak” dedi, “bir-iki yıl içinde
koloninin bol bol ekmeği, sebzesi, kirazı ve elması olur. Mandıracılığa
ve domuz üreticiliğine bile başlayabiliriz. Böyle açlık içinde yaşamamız
sona erer.” Der. Zor bir işle karşı karşıyaydı. Hiçbir alet ve tohum
yoktu. Evin kapısı, penceresi yoktu. Fakat Makarenko, çocukların
heyecanını uyandırmayı başardı. Önerisini yürekten desteklediler.
Bir hafta sonra elinde malikanenin tapusu, koloni üyelerinin arasında
duruyordu. Makarenko şunları yazmıştı: “Yatakhanenin ortasında, bütün
bunların sadece bir düş olmadığına inanmakta güçlük çekerek, etrafımda
heyecanlı bir çocuk kalabalığı, bir coşku fırtınası, ‘Biz de bakalım’
diye yukarıya uzanmış kollar ormanı içinde duruyordum.”
Bir yıl içinde malikane tanınmaz hale gelmişti. Tabi koloni üyeleri de.
Böylelikle önüne zorlu hedefleri koyarak, kendisi örnek olup, gerektiği
gibi davranarak, koloni üyelerinin her birine ustalıklı bir yöntemle
yaklaşarak, kendilerini bu işe adamış öğretmenlerden oluşmuş gruplar
örgütleyerek yavaş yavaş kolektif bir kurum –eğitimini temeli- inşa
edildi.
Zorluklarla yaratılan bu kolektif daha ayakları üzerinde kalkamadan sık
sık dağılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Yeni suçlu çocuklar
koloniye katıldığında böyle oldu. Makarenko, böyle durumlarda, “her
türlü acayipliğin gündeme gelebileceği, manevi bir yalnızlık içinde
moral çöküntüsüne uğramış yarı barbar kişiliklerin dışa vurulabileceği
geniş bir boş alan kalıyordu. Manzara genel hatlarıyla yeterince üzüntü
verici olduğu halde geçirdiğimiz ilk kış sırasında kendini göstermeye
başlayan kolektif ruh filizleri, küçük topluluğumuz içinde gizemli bir
şekilde tomurcuklanıyordu. Bu filizlerin her ne pahasına olursa olsun
korunması gerekliydi, taptaze yeşilliklerini hiçbir yabancı otun
boğmasına izin verilmemeliydi. Asıl başarımın o sırada bu önemli
gelişmeye dikkat etmiş ve değerini doğru takdir etmiş olmakta yattığını
düşünüyorum… Buradaki kurtarıcı faktör- uslanmaz bir iyimser olarak-
zaferi hep hemen bir adım ötemde görmem olmuştur. Bu dönemde hayatımın
her günü; bir inanç, sevinç ve umutsuzluk karışımı idi. “ diye bahseder.
Suçlu çocuklar arasına yeni katılmış bu çocukları, yılların serseriliği
sırasında oluşmuş alışkanlıklardan kurtarmak, hiç de kolay bir iş
değildi. Koloniye her hafta sokaklardan toplanmış yeni kimsesiz çocuklar
ve suçluların geliyor olması, işleri daha da zorlaştırıyordu. Olaylar
hızla birbirini kovalıyordu. Kâh bazı çocuklar gizlice koloni üyesi
Yahudi çocuklara eziyet ediyor, hatta dövüyordu, kâh bir grup kolonist
köylülerin ambarlarını basıp domuz yağı, krema ve diğer erzaklarını yok
ediyordu. Makarenko’nun çaresizlik içinde “Ama ne yapabilirim? Ne
yapabilirim?” diye kıvrandığı günler oluyordu.
Bazı çocukların koloniden uzaklaştırılması gerekti. Bu önlem
Makarenko’yu derin bir üzüntüye boğdu. Bunu bir başarısızlık işareti,
pedagojik yöntemlerinin işe yaramamasının belirtisi olarak alıyordu.
İşin getirdiği büyük gerginlik altında yıpranan öğretmenler, çabalarının
hiçbir umut vaat etmediğine dair konuşmaya başladılar. Fakat makarenko,
böyle ümitsiz ruh hallerine ve kendi deyimiyle “zayıf” düşüncelere pabuç
bırakacak bir yapıda değildi. Zaman saman aklına üşüşen kuşkularla
mücadele ederek üstün bir özdenetim gösteriyor ve bezgin, yorgun
öğretmenlere cesaret veriyordu. Büyük bir “olayı” olayı izleyen zor
günlerde, işine hiçbir şey olmamış gibi devam ederdi. Böyle günlerde
koloni üyelerinden ve öğretmenlerden talepleri her zamankinden çok daha
net, verdiği görevler daha fazla dikkat ve özen gerektiren işler olurdu.
Kurulduktan iki yıl sonra koloni sakinlerinin sayısı yüz yirmi dörde
çıkmıştı. Büyüyen çiflikte on altı inek, elli kadar domuz, sekiz at,
büyük bir boksan ve yetmiş hektar kadar tahıl ekili arazi vardı.
Çiftliğin idaresi için bir ziraatçı tutulmuştu. Dönüşümlü olarak hangi
tahılların ekileceğini o belirliyor ve arazide yapılacak işler organize
ediyordu. Koloni üyeleri çalışmak için müfrezeler halinde
örgütlenmişlerdi. Her müfreze, yapacağı işin cinsine göre değişik sayıda
erkek ve kız koloni üyesinden oluşuyordu. Her müfrezenin başında bir
komutan vardı. Başlangıçta komutan Makarenko tarafından atanırdı. Daha
sonra bu işi, komutanlar konseyi yaptı. Bu sabit müfrezelere ek olarak,
geçici nitelikte karışık müfrezeler de oluşturulurdu. Karışık müfrezenin
komutanı, genellikle sabit müfrezelerin üyelerinden biri olurdu. Bu,
koloni üyelerinin bir çoğunun sadece başkasının emri altında değil, aynı
zamanda organize etme konumunda da çalışmasına fırsat veriyordu.(bizdeki
yurt başkanlığı ve yurt temsilciliği ile karşılaştırılabilir, fakat
görevlerin kağıt üzerinde kalmadığı daha organize ve kolektif bir yapı)
Bu çalışma düzeni Makarenko’nun da işaret ettiği gibi koloni üyelerinin
“pratik ve organizasyonel farklılaşmaya sahip, genel kurul demokrasisi,
yoldaşlar arası bir düzen ve itaat ilişkisi olan, gerçek ve sağlam bir
kolektif halinde kaynaşmasını sağlıyordu.”
Müfreze komutanları, Komutanlar Konseyini oluşturuyorlardı. Bu, bütün
koloninin yaşamına aktif olarak katılan koloni üyelerinden oluşan
görkemli bir organdı. Komutanlar Konseyi, yaşamın düzenlenmesi ve
çiftlik organizasyonu ile ilgili tüm önemli sorunları tartışır ve karara
bağlardı(bizde ki KODE toplantılarına benzer bir yapı fakat, tamamen
koloni üyelerinden oluşan bir yapı). Koloninin harcamalarını, kültürel
yaşamın organizasyonunu, yeni üyelerin kabulünü, vb. tartışırdı. Suç
oluşturan olayları inceler ve cezalar verirdi.
Makarenko’nun pedagojik taktiklere ilişkin değişmez kurallarından biri
koloni üyelerinin geçmişlerini, özellikle işledikleri suçları, tümüyle
geçmişte bırakmaktı. Onu ilgilendiren çocukların geçmişleri değil
gelecekleriydi. Kendisinin de belirttiği gibi bu ilkenin doğru bir
şekilde uygulanmasının önünde bir çok zorluk vardı. Hem koloni üyeleri
hem de öğretmenler, işin başlarında yeni gelenin koloniye niye
gönderilmiş olduğu konusunda büyük ilgi gösteriyorlardı. Makarenko,
başlangıçta kendisinde bile doğan bu merakı bastırmak zorunda kaldığını
itiraf ediyor. “Çocuğun niye koloniye gönderilmiş olduğunu, gerçekten ne
yaptığını öğrenme konusunda sinsi bir istek hep vardı. Zamanın genel
geçer pedagojik mantığı, tıbbı maymun gibi taklit ederek şu akıllıca
kuralı benimsemişti : ‘Bir hastalığı tedavi etmek için, onu ilk önce
bilmek gerekir.’ Bu mantık, bırakın iş arkadaşlarımı ve Halk Eğitim
Dairesini, bazen beni bile yanlış yere götürüyordu. Çocuk
suçlularKomisyonu, bize teslim edilen çocukların dosyalarını gönderirdi.
Burada hastalığın incelenmesine yardımcı olacağı varsayılan çeşitli
sorgulamalar, yüzleştirmeler ve bir sürü saçmalıkla ilgili çok ayrıntılı
anlatımlar yer alırdı.”
İlk bakışta insanın bu dosya kayıtlarını bilmesi, koloniye
gönderilenlerin nasıl bir insan olduğunu, geçmiş “günahlarını” silmek
için ne gibi önlemler alınması gerektiğini ve nelere dikkat edilmesi
gerektiğini bilmesi yararlı gibi görünüyordu. Ancak Makarenko olağanüstü
bir pedagojik ustalık göstererek, kendisinin bu geçmişle ilgili en ufak
bir merak göstermesinin, diğer öğretmenlerde de aynı tür bir merak,
diğer koloni üyelerinde yeni gelene karşı sağlıksız bir ilgi doğması
anlamına geleceğini kavradı. Koloni üyelerinin soracağı sorular, kendi
kafalarında da geçmişleriyle ilgili anıları uyandıracak ve ikinci olarak
da, bu büyüme çağına yeni girmiş evsiz çocukların karakteristik özelliği
olan kabadayılık yapıp kurusıkı atma ve genellikle abartılıp süslenmiş
eski maceraları, zevkini çıkara çıkara anlatma alışkanlığına davetiye
çıkartmış olacaktı. Bütün bunlar kaçınılmaz bir bölünme unsurunu
beraberinde getirecekti.
“Bizim komünarlarımız, yaşamlarının tek bir dakikasını bile geçmişleri
üzerinde harcamazlar. Ben de bundan gurur duyuyorum” diyordu Makarenko.
Makarenko’nun, sorumluluğu altındaki çocukların lekeli geçmişlerini
araştırmayı red etmesinin temel nedeni, her bir koloni üyesinin insan
olarak kişiliğine duyduğu saygı idi. Bu çocuklara hiçbir zaman eski
suçlular gibi davranmadı. Onların her birinde, her şeyden önce, insanı
gördü. Onların iyi niteliklerini seçip çıkartmaya çalıştı, her koloni
üyesinin potansiyel yeteneklerine ve yapabileceklerine inandı, ve bazı
tek tek istisnalar dışında, her birinde bu potansiyel yetenekleri ve
kendine saygı duygusunu harekete geçirmeyi başardı. Makarenko ve
sorumluluğu altındaki çocuklar, birinin koloni üyelerine eski suçlular
veya suçlu çocuklar gözüyle bakmasını hakaret kabul ederlerdi. (Biz de
bırakın geçmişi karıştırmayı; kimsesiz, suça karışmış ve sokakta kalmış
çocukların ‘sokak çocukları’, ‘tinerci’, ‘ballyci’ olarak açıktan açığa
etiketlenmeleri dahi söz konusu. Bu duruma sitede ‘Şu Bizim Arsız
Çocuklar’ adlı yazımda da dikkat çekmiştim.)
Koloniye yeni gelen birinin yakın geçmişi ile övünme yönünde yapacağı
her türlü girişimin yolunu, eski koloni üyeleri daha baştan keserler, o
da, burasının bu öykülerin yeri olmadığını kısa sürede kavrar, hatta
geçmiş “macera”larından söz etmekten utanç bile duyardı.
Koloni, birinci yılının sonuna doğru Maksim Gorki’nin anısına “Gorki
Çalışma Kolonisi” adını aldı. Makarenko gençliğinde ateşli bir Gorki
okuyucusuydu. İnsanın değerini ondan öğrendi. “Gorki’nin Hayatımdaki
Yeri” makalesinde “Çocuk yaştaki suçlularla ilgili geçmiş deneyimlerin
bana hiçbir yararı olmadı. Bana yol gösterebilecek hiçbir yeni deneyim
ya da kitap yoktu. Durumum çok zor, hemen hemen umutsuzdu. Hiçbir
‘bilimsel’ çıkar yol bulamıyordum. İnsanla ilgili kendi genel
kavrayışlarımdan hareket etmek zorunda kaldım; bu da benim için Gorki’ye
dönmek anlamını taşıyordu”
Gorki7de insana yeni yaklaşım yönteminde, gururlu bir yan vardı. Gorki
her insanda “çok geniş olanaklar” barındıran bir zenginlik görüyordu.
Makarenko’nun, sorumluluğu altındaki çocuklarda Gorki’nin eserlerine
karşı ilgi uyandırmaya çalışması doğaldı. Uzun kış gecelerinde, büyük
Rus yazarlarının eserlerini okuma oturumları düzenlerdi. Gorki’nin
yaşamı ile ilgili anlattığı öyküler, koloni üyelerinde, bu büyük işçi
sınıfı yazarı ve hümaniste karşı sevgi uyandırdı.
Makarenko şöyle yazıyordu : “Onlara Maksim Gorki’nin hayat hikayesini
ilk anlattığımda, bana inanmadılar. Şaşkınlığa uğramışlardı ve birden
bire kafalarına dank etti : ‘Demek Gorki de bizim gibiydi! Bu güzel
işte!’ Bu düşünce onları derinden etkiledi ve neşeye boğdu. Maksim
Gorki’nin yaşamı, sanki bizim yaşamamızın bir parçası haline gelmişti.
Onun yaşamındaki çeşitli olaylar bize, karşılaştırma yapabileceğimiz
örnekler sunmaktaydı.”
Koloninin, Gorki ismini alması doğaldı. Bu, hem o bunaltıcı Çocuk
Suçlular Kolonisi isminden kurtulmaya yardımcı oldu hem de öğretmenlerin
pedagojik hedefini ve sorumlulukları altındaki çocukların özlemlerini,
güzel bir şekilde tanımladı.
Devam
ediniz |
|
 |
|
|