|
|
Ana-baba okulu
Ana-baba eğitimi
Sevgili
anne ve babalar
Anne ve babalara çocuk yetiştirmede öneriler
Çocuğunuzla zamınızı geçirin.
Çocuk eğitimimi?anne baba eğitimimi?
SEVGİLİ ANNE VE BABALAR
Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için;
Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin
ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin.
Çocukların kendinize güvenini kazanmak için;
Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde
destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun,
size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin.
Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın
vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz
çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız.
Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için;
Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini
tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç)
Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için;
Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine
getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın.
Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün
mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken
aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen
araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın.
Çocuklara insanları sevdirmek için;
Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden
bahsedin.
Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için;
Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca
taşımayın.
Çocukları kıskanç yapmamak için;
Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu
insanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin.
Çocukları tabiattaki güzelliklerle karşı duyarlı yapmak için;
Onlara Allah’ın sanat harikalarıyla dolu olan tabiatla ilgilenince bu
meraklarıyla alay etmeyin. Çiçekle, böcekle, kurtla, kuşla ilgilenmesini teşvik
edin. Onlara çok küçük yaşta okuma yazma öğretmeyin, seviyesinin üstünde bilgi
vermeyin. Ders çalışmadığı için bedensel ceza vermeyin.
Çocukların hayal ve kabus görmemeleri için;
Onlara sihirden, büyüden, peri masallarından, Kaf dağının ardındaki devden, kötü
kalpli cadıdan vs. bahsetmeyin, ve bu tür film ve dizilerden uzak tutun.
Çocuklarınızın inatçı olmamaları için;
Onların her istediğini yerine getirmeyin. Çünkü böyle bir durumda istediği şeyi
alamayan çocuk inatlaşabilir. Yalnızca onların haklı isteklerini yerine getirin.
Eğer çocuk ‘illa da istiyorum’ diye tepinmeye başlar ve sizde bundan sonra
istediğini yerine getirirseniz çocuk haklı haksız her istediğini elde etmek için
tepinir.
Çocuğun yalancı olmaması için;
Yalan söylemeyin. Ona sürekli yalanın kötülüğünden bahsedin daha küçüktür diye
yalanlarını hoş görmeyin. Eğer çocuk suçunu itiraf ediyorsa onu cezalandırmayın.
Çünkü bazı durumlarda çocuk sırf cezadan kurtulmak için yalan söyler.
Çocuğun kimseye iftira atmaması için;
Çocukların yanında kimseyi çekiştirmeyin. Çocukların nankör ve somurtkan
olmamaları için her şeyin iyi yönünü gösterin hayattan ve kaderinizden şikayet
etmeyin.
Çocukların gayeli, enerjik ve hayata sıcak bakan bir fert yapmak için;
Onlara ders yönünden fazla baskı yapmayın, bunun yerine dersin öneminden
bahsedin oyun oynamak istiyorlarsa onlara gerektiği kadar izin vermeyin. Onun
hoşlandığı ve yeteneği olduğu mesleğe yönlendirin. Çocuğu sosyal faaliyetlere
katın. (spor faaliyetleri, folklor, satranç, resim vb.)
Çocukların tutumlu olmaları için;
Nereye sarf ettiklerine bakmaksızın bol para vermeyin. Çocuğunuzun harcamalarını
nereye yaptığını inceleyiniz. Kumbara alarak harçlıklarını bir kısmını
biriktirmeleri için (ara-sıra bir miktar atarak) sağlamaya çalışınız.
Çocuklara güven duygusu yerleştirmek için;
Çocuklar kendilerini size beğendirmek isterler. Bunun için kendince ev işi
yapar, hoplar, zıplar, bütün bunları taktir edin ve olumlu iş yapmaları için
teşvik edin. Kendi başlarına iş yapmalarına olanak hazırlayın. Bu onları hayata
hazırlayacaktır. Başaramayacakları işleri vermeyin.
Çocuklarınızı düzene ve temizliğe alıştırmak için;
Yataklarını, oyuncaklarını, kitaplarını ve evi düzelttiklerinde tebrik edin ve
onlara ödül verin. Ama her zaman ödül vermeyin. Zira ödül araç olmaktan çıkıp
amaç olabilir. Çocuklara dürüstlük aşılayın mutluluğun sadece parada ve
zenginlikte olmadığını canlı bir örnek ile anlatın.
Onların cimri olmamaları için;
Paraya çok değer vermeyin. Fakirleri, miskinleri, bakıma muhtaçları koruyun.
Çocuğunuzun yanında yardıma ihtiyacı olanlara yardım edin. Bu onlarda merhamet
duygusunu gelişmesine yol açar.
EĞER
-Bir çocuk düşman bir çevrede yaşarsa kavgacılık öğrenir.
-Bir çocuk korku içinde yaşarsa korkmayı öğrenir.
-Bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa nefret etmeyi öğrenir.
-Bir çocuk vermeyi öğrenirse sevmeyi öğrenir.
-Bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa kendine güvenmeyi öğrenir.
-Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa oda taktir etmeyi öğrenir.
-Bir çocuk sevilirse sevmeyi öğrenir.
-Kendine değer veren bir çevrede büyürse bir gayesi olduğunu öğrenir.
-Daima dürüst muamele görürse adaletli olmayı öğrenir.
-Daima dostluk güler yüz ve anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa dünyanın içinde
yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir.
ALTIN KURALAR
-Gülünç duruma düşürülen çocuk çekingen olur.
-Tenkit edilen çocuk her zaman kendini kabahatli bulur ve kendine güveni olmaz.
-Kendisine inanılmayan çocuk, yalancı ve dolandırıcı olur.
-Kin ve nefret içinde yaşayan çocuk, düşmanca duygular geliştirmeye başlar.
-Kendisine sabırla muamele yapılan çocuk, hoşgörülü olur.
-Unutmayın ki; çocuk anne ve babasının ortak eseridir.
SAYIN VELİ;
Yaşamda herkesin başkalarının yardımına ihtiyaç duyduğu dönemler vardır. Bunu
çekinilecek bir olay ya da olumsuz bir durum olarak kabul etmemek gerekir.
Güvensizlik, arkadaşlık, cinsiyet, ruh sağlığı gibi durumlar insanı zaman zaman
rahatsız eder. Bunlara benzer başka sorunlarda eklenebilir. Bütün bunlar insanı
mutsuz kılar, verimli çalışmayı engeller, yaşamın temellerini eksik oluşturur.
Okul çağında, özellikle de çocuğunuzun birden bire değiştiği ortaöğretim çağında
bu gibi durumlarla sıklıkla rastlayabilirsiniz. Yaptığımız test ve anketlerde,
öğrencilerimizin genel görüş bildirimlerinden elde ettiğimiz sonuçlar bizi bu
noktalarda siz sayın velilere bazı öneriler getirme fikrini oluşturdu.
Bu dönemdeki çocuklarımızın arkadaşlarına ve öğretmenlerine olduğu kadar siz
sayın velilerden de yadım ve destek ihtiyaçları vardır. Gerek aile ve gerek okul
eğitimi için gereken en önemli ilke SEVGİ' dir. Çocuğa karşı gerçek ilgi ve
sevgi göstermek iyi bir eğitim ortamının en önemli koşuludur. Yapılan
araştırmalarda; çocuk sevdiği kimsenin ya da kendisi ile ilgilenen kimsenin, ona
sevgisini verebilen kimsenin güvenini yitirmemek için; onun hoşuna gidecek
davranışlarda bulunacak, kendini sürekli yenileyecek ve onu örnek alacaktır.
Böylece davranışlarını geliştirir, zamanla kişilik çatışmasından kurtulur güven
hissetmeye başlar. Bu nedenle; evde anne-baba, okulda öğretmenler çocuğun
duygusal güvenini kazanmasına önem vermek zorundadırlar.
Çocuğunuzla sağlam bir ilişkinin temeli KAYITSIZ ŞARTSIZ SEVGİ' dir. Ancak
böylesi bir sevgi, çocuğunuzdaki potansiyeli tam olarak ortaya koymasını,
çocuğunuzdaki davranışların tam olarak anlayabilmenizi,
yaramazlıklarına-hırçınlıklarına karşı tutumunuz yolunu çizmenizi,
sevgisizlik-güvensizlik-başarısızlık nedenlerini belirlemenizi sağlar.
Sevgi, sizin ve çocuğunuzun hangi noktalarda olduğunu, disiplin dahil her alanda
ne yapmanız gerektiğine işaret eden göstergeler oluşturacaktır. Eğer sevgi
olmasaydı; annelik ve babalık insanı çaresizliğe sürükleyecek bir yük haline
gelirdi. Çocuğunuzu sevgiden ve sevgi göstergelerinizden mahrum bırakmayın. Her
ortamda ve her fırsatta sevginizin-desteğinizin varlığını hissettirin. Bu sayede
gerekli sabrı ve çaresizlikten doğan rahatsızlıklarınızın çıkışlarında
bulabilirsiniz.
Ruh sağlığı güçlü yetişen bir gençlik, başarılı ve mutlu bir toplum oluşturur.
Bu nedenle evde anne-baba olarak yapabildiğinizin tüm özverilerinizin tekrar bir
gözden geçirilmesini; Kendi eksikliklerinizi ya da yanlış gördüğünüz
davranışlarınızı değerlendirmeniz sizin ve çocuğunuzun sürekli bir gelişimini
sağlayacaktır.
Hepimiz bu çocukluk döneminden geçtik belki ancak; gelişen ve değişen yaşam
standartlarımız yeni neslin farklı olmasına sebep olabiliyor. "Ben senin
yaşındayken ......" diye başlayan hiç bir cümle akılda kalmaz, bilakis yeni
neslimizi sıkar ve bocalamalarına neden olabilir. Bu aşamada çocuğumuzun ruhsal
gelişmesine yapabileceğimiz en büyük yardımlardan biri, kendi manevi hayatınızı
çocuğunuzun gelişim düzeyine göre paylaşmanızdır. En uygun yöntem ile onunla şu
anki yaşamınızın iyi ve kötü yanları ile mutlu ve mutsuzluklarınız ve hatta
onunla ilgili duygularınızı paylaşmanız ile onun eğitimine önemli bir adım
atabilirsiniz. Çocuğunuzun ruhsal gelişimine yardımcı olabilecek olayları
sonradan değil de şu anda yaşanırken paylaşmak; çocuğunuzun kendi deneyimleri
ile öğrenmesine yardımcı olacağı gibi sizin deneyimlerinize de katılmasından
dolayı aranızdaki bağın kuvvetlenmesini sağlayacaktır.
Bir çocuk duygusal açıdan doymak için anne ve babası ile (ve başkalarıyla) göz
iletişiminden yararlanır. Anneler ve babalar sevgilerini bir iletme yöntemi
olarak, çocuklarıyla ne kadar çok gözle iletişim kurarlarsa, o çocuk o kadar çok
sevgiye doyar, duygu dağarcığı da o oranda gelişir. Gözle iletişim; Çocuğunuz
ile kurabileceğiniz en önemli kontak yöntemidir. Bu sayede sözlerinizi,
duygularınızı, amaçlarınızı vb. ona aktarabilirsiniz. Onunla iletişim kurmaktan
korkmayın.
Ergenlik belirtilerinin ortaya çıktığı 12-15 yaşlarında çocuklarımızın ilk
gençlik döneminde olumsuz davranışların yoğun yaşandığı görülür. 15-17 yaş arası
güvensizlik ve çekingenliğin belirgin olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde;
hırçınlık, ders çalışmama ve başarısızlık, sorumluluklardan kaçma, can
sıkıntısı, tepkilerini sert dile getirmesinden görüş ayrılığından doğan kuşak
çatışması, çabuk karamsarlığa düşme, alıngan ve huzursuzluk, gezme ve
eğlencelerden kısıtlandığında yalan söylemesi, kardeş çatışmasının yoğun
yaşanması, güvensizlik, başaramama korkusu,sağlıklı arkadaşlık ilişkileri
kuramama vb davranışların çok görülmesi normaldir. Bu çağda gençlerimiz yeni
arayışlar içinde bunalırken bir yandan da kendi bedeni ile ruhsal gelişimini
dengelemeye çalışmakta, ancak doğal olarak tepkilerinde belirgin iniş ve
çıkışlar oluşturmaktadır. Bir yandan büyümek için sabırsızlanırken öte yandan
çocuksu tavırlardan sıyrılamamanın verdiği rahatsızlığı yaşamak,
davranışlarındaki sebatsızlığı açıklayabilir. Çocuklarımız bizden farklı ve ayrı
bir kişilik geliştirebilirler. Bunu makul ve olgun karşılamak, hoşgörü ve sevgi
ile yaklaşmak, bazen de bocalamalarında onlara destek olmak, güven aşılamak
gerekir. Sözcüklerle anlatılan bir hayat felsefesinin, deneme ve yanılma ile
öğrenmenin yanında daha az etkili olduğunu düşünürsek; burada amacımızın yanılma
paylarını en aza indirgemek ve başarı sağlayarak onlara güven duygusunu
aşılamaktır. Doğal olarak hata yapacaklardır. Her ortamda kollanan, yapma
sorumluluğu ona verilen ancak sizlerin tamamladığı davranışlarının sonuçlarını
yaşayarak görüp öğrenmesini sağlayın.
Çocuklarımızın dünyasının, bizim yaşadığımız gerçek dünyadan farklı olduğunu her
zaman sezinleriz; ancak onların dünyasına inmeye bir türlü cesaret edemeyiz
nedense... Belki yetişkinliğimizin bize gerekleridir bu. Çocuklarımızla tam bir
yetişkin gibi konuşur, hatalarımızı kabul etmeyiz. Çocuklarımızda bizim
hatalarımızı görmemeleri için var gücümüzle uğraşırız. Badende onlara ağır
ithamlarda bulunabiliriz. Eğer yetiştin hatasız ve doğru ise çocuğun da bu
ithamların gereklerini yerine getirmesi çok doğaldır. Bunun yanında özür
dileyen, hatalarını kabul ederek doğruyu birlikte tartışarak bulmaya çalışan
yetişkin, çocuğunun dünyasına inebilmiş demektir. O zaman sorunlar birlikte
tartışılarak, çözüm formülü birlikte keşfedilir.
Kısaca; okullarda verilen eğitim-öğretim çalışmalarının, ailedeki eğitim ve
öğretim ile desteklenmesi, çocuğunuzun başarısında sizin de çok önemli
katkılarınızın olabileceğini kabul etmeniz; sevgi, ılımlı yaklaşım, güven ve
destekle adımlarını daha sağlam atmasına yardımcı olabileceğinizi bilmeniz çok
önemlidir. Bu doğrultuda getirebileceğimiz birkaç öneri aşağıda sıralanmıştır.
Çocuğunuzu iyi tanıyın, onun yapabileceği düzeyde verim bekleyin.
Kapasitelerinin üzerinde çalışmalarını düzenlemeyin. Verimli olarak ders
çalışabilmesi için çalışma ve dinlenme saatlerinin programlamlanması
gerekmektedir. Planlı olarak çalışılan dersler, bilinçli olarak öğrenmeyi
oluşturur. Çocuğunuz ezberlemeden, not için değil de öğrenmek için çalışmayı
bilmeli. Ondan not istemeyin, neler öğrendiğini sorun. Kazanılan bir bilgi ancak
bir sonraki bilgi ile transfer edilebilirse öğrenilmiş olur.
Çocuklarınızın sınıf geçmesi önemli değildir. Önemli olan bir üst öğretim ve
eğitime kendini hazır görerek güçlü bir şekilde geçmesidir. Çocuklarımız
temelsiz yetişirse, bir sonraki eğitimlerine de hazırlıksız devam ederler. Bu da
nedenli sağlıklı bir gençlik oluşturur tartışma konusudur. Özellikle bu yaşlarda
yönlendirilen çocuklar; ilgi, yetenek ve çeşitli alanlara göre kaydırılmalı,
alternatiflerini belirlemesinde yardımcı olmalı, başarılı olabilecekleri iş
yaşantılarına yönlendirilmeleri sağlanmalıdır.
Çocuklarınıza kıyas getirmeyin, sürekli başkaları ile kıyaslanan çocuk kendini
güvensiz ve gelişmeye kapalı çocuktur. Onlara olumsuz eleştiriler getirirseniz
bir süre sonra olumsuz davranışları kendilerinde bir görev bileceklerdir. Çünkü
yetişkin her zaman doğru söyler ve hata yapmaz ilkesini kabullenmiştir. Yapıcı
ve teşvik edici her söz, onlara bir adım daha ileri gitmelerini sağlayacak sizin
güveninizden emin olacaklardır.
Çocuklarınızın sizin isteklerinizi yapması için korkutmayın, ağır cezalardan ve
baskıcı tutumlardan uzak durun. Yüksek sesle verilmeye çalışılan hiç bir öğüt
dinlenmez. Sevgi ve ılımlı bir yaklaşımla, yapabileceğiniz arkadaşça
tavırlarınızla iletmek istediğiniz mesajı tam olarak verebilirsiniz.
Anne ve baba olarak ortak kararlar alınız ve davranışlarınızda her zaman doğru
ve tutarlı olunuz. Çelişkili davranışlarınızla çocuğunuz her zaman bocalayacak
ve doğruyu bir başkasında arayacaktır.
Aile içi problemlerin, tartışmalarınızın çocuğunuza yansıması; huzurlu bir
ortamda yetişemeyen çocukların geleceklerini de bu doğrultuda düzenlemelerine
sebep olacaktır. Çocuklar önünde yapılan tartışmalar, okul ve öğretmenler
hakkındaki eleştiriler çocukta bocalamaya, tatta öğretmenlerini eleştirme
hakkına sahip olmasından kaynaklanan eğitim başarısızlığına ve okuldan
soğumasına neden olacaktır.
Çocuğunuzun devam durumunu ve okul ile ev arasındaki geliş-gidiş saatlerini
sürekli kontrol altında tutun. Zararlı alışkanlıklar hakkında iyi bir örnek olun
ki söyledikleriniz sadece lafta kalmasın. Ülkemizde zararlı alışkanlıklara
başlama yaşı bir hayli inmiştir. Bu yaşlarda uyarılan ve gerekli tedbirleri
alınan çocuklarımızın sağlıklı bir gençlik oluşturması için tüm imkanlarımızı
zorlamalıyız.
Çocuklarınızın ihtiyaçlarını karşılarken tutarlı ve titiz olunuz. Her türlü
ihtiyaçlarının karşılanması için, onlardan beklentilerinizin gerçekleşip
gerçekleşmediğini kontrol ediniz.
Çocuklarınızın yaş konum itibarı ile cinsel gelişimlerine başlamış durumdalar.
Onların sorabileceği cinsellikleri ile ilgili konulara da hazırlıklı olunuz.
Yalın ve dürüst bir şekilde makul olarak cevaplayınız. Korkup çekinebileceği bir
ortam yada sır ve gizlerle dolu bir hale girmesini engelleyiniz. Bu konudaki
ılımlı ve destek verici yaklaşımınız, çocuğunuzun çevreden yalan yanlış bilgiler
almasını engeller. Bu çağdaki çocukların beden ve ruhsal gelişimleri doğru bir
orantıda olmayabilir. Beden gelişiminin bir anda hızlanması, ruhsal gelişiminin
ise daha yavaş olması bazı hırçınlıklara ve asiliklere sebebiyet verebilir. Bu
durumu anlayışla karşılamak ve mantıklı bir yaklaşım ile aşılmasına yardımcı
olmak çocuğunuzun cinsel kimliğini kazanmasında en önemli görevdir.
Çocuklara karşı sabır, soğukkanlılık, anlayış, sebatlık ve sevgi ile yaklaşın,
bu onların sizin ile olan ilişkilerinde daha yakın olmalarını sağlayacakladır.
Yüksek sesle söylenen emir verici sözler, ağır eleştiriler ve azarlamalar asla
fayda getirmeyeceği gibi çocuğunuzun sizden kopmasına ve uzaklaşmasına hatta bir
çok konuda yalana başvurmasına sebep olacaktır.
Çocuğunuzun derslerinde ve davranışlarında daha iyiye yöneltilebilmesi için
öğretmenleri ile sıkı bir ilişkiye girilmeli, toplantılara mutlaka katılmalı
çocuğunuzun gelişimi ile ilgili konularda takipçi olmanızda yarar vardır.
Öğretmenlerin alınmasını istediği ders araç ve gereçlerin zamanında temin
edilmesine önem veriniz. Çocuğunuzun kılık ve kıyafetine, temizliğine özen
gösteriniz.
Çocuğunuzun sağlık durumu ile yakından ilgileniniz. Hastalıklardan bir kısmı
çocuğun yaşam enerjisini önemli ölçüde azaltarak onu dermansız bırakabilir. Bir
kısmı ise, neden oldukları devamlı acı ve ağrılar yüzünden çocuğun ilgi ve
dikkatini ders konuları üzerinde toplamasına engel olabilir. (Çocuğunuz asılsız
bedensel yakınmalarda bulunuyorsa bunlarında dikkate alınması gerekir. Bu
yakınmalar aslında onun sorunlarını dolaylı olarak anlatış şekli olabilir.)
Çocuğunuzu kahvaltı etmeden yada yemek yemeden kesinlikle okula göndermeyiniz.
Özellikle orta öğretim çağındaki çocuklar, hızlı bir büyüme ve gelişme dönemi
içindedirler. Bu konuda titiz olunuz.
En iyi dinlenme, uyuyarak yapılan dinlenmedir. Özellikle düzenli olarak
planlanan uyku çocukların yaşamında büyük önem taşır. Sinir sisteminin
dinlenmesi ve enerji toplayabilmesi uyumaya bağlıdır. Bu sebeple çocuğunuzun
uyku saatlerinin düzenli olmasına önem veriniz.
Çocuğunuza yeteri kadar harçlık veriniz. Harçlığını mümkünse aylık veya haftalık
olarak belirleyiniz. Böylelikle kendisini yönetmeyi öğrenecek, sorumluluk
kazanacaktır.
Çocuğunuzun yaşamında en önemli çevre, aile çevresidir. Çocuk yaşamında en
etkili örnekleri ailesinden alır. Anne ve baba olarak tüm davranışlarınızda
örnek olduğunuzu unutmayınız. Çocuklarınızın belirli davranışlarını da anne ve
baba olarak farklı davranışlar göstermeyiniz. Ortak bir karar alarak ikinizde
davranışlarınızda örnek ve tutarlı olunuz. Onun eleştirilerini dinleyerek makul
bir şekilde cevaplandırınız. Hatalarınızı düzeltme yönünde onunla tartışınız,
gerekirse özür dilemeniz bile çocuğunuzun gözünde sizi yüceltecektir.
Çocuğunuzun gerekli tüm sorunları için sınıf ve okul rehber öğretmenlerine
başvurunuz. Bu konuda size yapılan çağrılara mutlaka uyunuz. Onunda sorunlarını
gerektiğinde sınıf ve okul rehber öğretmenlerine anlatması için teşvik ediniz.
Sizin ve çocuğunuzun sorunlarınızın gizliliğe önem verilerek çözülmeye
çalışılacağından emin olunuz.
Çocuklarınızın çoğu evde, aileleri tarafından ders çalışmaya ikazlarının
fazlalığından yakınmaktadırlar. Sürekli dersine çalış ikazı olumsuz etki
yapabileceği gibi aynı zamanda çocuğunuzun çalışma azmini de kıracaktır.
Çocuğunuzun programlı çalışmaya alıştırılması, dinlenme, eğlence saatlerinin
planlanması için onu yönlendirilmesi, dersi öğrenmesi için çalışması gerektiği
aşılanmalıdır. Aksi taktirde saatlerce bilinçsiz olarak çalışılan bir konu
sadece zaman israfıdır. Ders öğrenmek için çalışılır, öğrenmede ancak bir başka
öğrenilen bilgiye transfer edilirse pekişir. Ancak öğrenilen bilgi yaşamda
uygulanabilir. Planlı çalışma ise her zaman düzeni ve bilgiyi oluşturur.
Çocuklarımız, kendilerine güvensiz olmaktan ve sosyalleşememekten rahatsızlar.
Nedenlerini düşünürsek, çözüm yine bizlerde. Çocuğunuza değer verdiğinizi, ona
güvendiğinizi, sorumluluklarını yerine getirebileceğinden emin olduğunuzu ona
her fırsatta belirtin. Ona ve fikirlerine değer verin, onu dinleyin, sosyal
yaşantısında faal olması için onu destekleyin. Okul ve çevresindeki sosyal
faaliyetlere katılması için teşvik edin. Ona değer verdiğinizi, güvendiğinizi
her ortam ve fırsatta övgülü sözlerle dile getirin. Çocuğunuzun şımarmasından
korkmayın; bilakis size ve düşüncelerinize layık olmaya çalışacaktır. Ona olan
güveninizi gösteremezseniz, ondan nasıl güven bekleyebilirsiniz ki...
Çocuğunuzun ders çalışma ortamını hazırlamasına yardımcı olunuz. Mümkünse bir
çalışma odası oluşturunuz. Eş dost toplantılarınızı onun programına uygun hale
getirmeye gayret ediniz, ev işlerini ya da alış-veriş sorumluluklarını ders
çalışma saatlerinin dışında oluşturunuz. Başarabildiği bir boş zaman
etkinliğinin mutluluğunu birlikte paylaşıp, onunla gurur duyduğunuzu her
fırsatta belirtin.
Çocuğunuzun arkadaş çevresi, onun gelişimi ve sosyal hayatının oluşumunda çok
büyük etkendir. Okul dışı zararlı arkadaşlıklar, farklı problemleri de
beraberinde getirir. Zararlı alışkanlıkların bu yaşlarda büyük merak konusu
olduğunu, kişiliklerinin oluşma döneminde yanlış yönlendirilebileceklerini
unutmayınız. Çocuğunuzun arkadaş edinmesi ve bu arkadaşlıklarda beklentilerini
aza indirgeyerek mutlu arkadaşlıkların oluşumunu gerçekleştirebileceklerdir.
Çocuğunuzu sık sık eleştirmekten kaçınınız. Bunu başkalarının, hatta
arkadaşlarının yanında yapmayınız. Beğendiğiniz ve taktir ettiğiniz yönlerini
ona söyleyiniz. Çocuklarınız arasında kıskandırmadan mütekabil azimlerinin
artacağından ya da komşu çocuğu ile kıyaslandığında daha iyiye yöneleceğini
sanmak yanlıştır. Onu kendi yapısı ve kişiliği ile kabul ediniz. hiç kimse bir
başkası olmak istemez, herkes bir başkası gibi olmak için çalışsaydı; hiç kimse
olmazdı.
Çocuğunuzun okul yaşantısı ile ilgileniniz. Anlattıklarını büyük bir sabırla
dinlemeye çalışınız. Mutluluklarını veya Mutsuzluklarını onunla paylaşınız. Son
olarak; çocuğunuz sürekli bir büyüme ve gelişme içinde olduğunu unutmayınız.
Sizin çocuğunuz olsa da; sizden farklı bir kişilik geliştirmekte. Onlara karşı
sabırlı, soğukkanlı ve anlayışlı olunuz. Deneme ve yanılma yolu ile
öğreneceklerdir. Kusurları ve olumsuz hareketleri olacaktır. Çocuklarımızın,
bizim gibi düşünüp bizim gibi hareket ve tavırları göstermiş olsalardı, ailede
ve okulda eğitime gerek kalmazdı.
Okuldaki eğitim ve öğretim çalışmalarının ailedeki eğitim ve öğretim çalışmaları
ile desteklenmesi gerektiğini, çocuğunuzun başarısında sizinde çok önemli
katkılarınızın olabileceğini kabul etmeniz ve ona gereken yardımları yapmanızın
başarısını olumlu yönde etkileyebileceğini kabul etmeniz gerekiyor. Ancak bu
mantıkla yola çıktığınızda onlara istediklerini verebilir ve onlardan
istediklerimizi alabiliriz.
UNUTMAYIN; SİZİN ÇOCUĞUNUZ OLARAK DOĞMAK ONLARIN ELİNDE DEĞİLDİ, ANCAK SEÇME
HAKLARI OLSAYDI, SİZDEN BAŞKA KİMSENİN ÇOCUĞU OLMAK İSTEMEZLERDİ

|
|