Toplumumuz hızlı bir değişim sürecindedir. Anne – baba rolleri büyük ölçüde
farklılaşma göstermektedir.
Anne- Çocuk İletişimi, annenin çocuğa verdiği şeylere, onu yaşama
hazırlamasına, beslenmesine ve özen göstermesine bağlıdır. Anne ile çocuk
arasında tamamen özel bir ilişki biçimi vardır. Bebek henüz dış dünya ile
kendini ayırt edemez. Çocuğun bu ilişkiyi tek annesi ile kurduğu ve onun
varlığı içinde yer aldığı söylenebilir. Anne, çocuk için bir takım
deneyimler oluşturur. Çocuk gereksinimlerini karşılamayı,çeşitli durumlarda
bir anlam elde etmeyi öğrenir ve kendini tanıma fırsatı bulur. Bebek için
annesi, varlığın temel öğesi ve yaşamda yol göstericisidir.
Çocuğun ilk seveceği kişi ve ilk ilişki kurduğu insan annesidir. Anne, çocuk
için, içinde yaşanılan dünyanın yorumlanmasında ve toplumun temsil
edilmesinde öncü ve ilk örnektir. Çocuk annesinin gözetimi ve denetimi
altında, yakın çevresini ve her şeyin anlamını keşfeder. Annesinin
hareketlerini ve etkinliklerini izleyerek nasıl davranacağını ve
yaşanılacağını öğrenir. Böylece ilk ortak yaşam, özdeşleşme ve taklitle
sürer. Çocuk ilk bilgilerini annesinden edinir. Ana dilini keşfedilmesi anne
ile başlar. Anne çocuk ilişkisi çocuğu iletişim yeteneğini gelişmesinde
etkilidir. Dil ve iletişim sayesinde çocuk yeni kavramlar edinerek soyut
kavram ile ilişkileri öğrenir. Çocuk otoriteyi de ilk kez annesi aracılığı
ile tanır.
Baba – Çocuk İletişimi, doğumdan sonra tıpkı annede olduğu gibi babanın da
çocukla duygusal bir ilişkiye girebilmesi için onunla fiziksel temasa
gereksinimi vardır. Bunun içinde babanın çocuğun bakım ve oyun
etkinliklerine katılmasına gerekir. Araştırmalar,babaların da anneler kadar
çocukların gereksinimlerine yanıt verebileceklerini, onların psiko-sosyal ve
zihinsel gelişimlerinde temel rol oynayabilecek yetenekte olduklarını ortaya
koymuştur.
Günümüzde baba, çocuğu bakımında katılabileceği ölçüde ona yararlı olur.
Çocuk, babası aracılığı ile farklı bir insan biçimini tanır ve güvenliği
tehlikede olmadan uyum sağlamayı öğrenir. Babanın varlığı, çocuğun babası
ile kurduğu ilişkiler, annesi ile olan ilişkilere yeni bir değişiklik, yeni
bir çeşitleme olarak girer . Gerçekte baba, çocuğu kadın ve erkeği ayırt
etmekten kurtarır. Bebeklerin sosyalleşmesinde anne kadar babanın da önemli
rolü vardır. (1)
Anne-Babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve
etkileşimi çocuğun aile içindeki yerini belirler.Aile çocuğun ilk sosyal
deneyimini edindiği yerdir.Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan
tavır,bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır.Sosyal uyum
üzerindeki çalışmalar,ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece
önemli olduğunu kanıtlamıştır.Evlerinde yakın bir ilgiye,demokrasinin
birleştiğini gören çocuklar,en etkin,özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde
en başarılı çocuklar olmaktadırlar.Buna karşı daha sert bir denetim altında
tutulan yada eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise
karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek
istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluk
çekmektedirler.Dengeli,duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile
ortamında,yeterli güven,sevi ve sevecenlik içinde büyüyen
çocuklar,gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler.Hor gören
cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan anne ve babaların
çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaktadırlar.Çocuğun aile
üyeleri ile olan ilişkileri,diğer bireylere,nesnelere ve tüm yaşama karşı
aldığı tavırlar,benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur.Aile
aynı zamanda çocuğa,aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve
uyum biçimlerinin temellerini atar.Anne-Baba-Çocuk ilişkisi,temelde anne ve
babanın tutumuna bağlıdır.
Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan bir çok olaya,yeterli ve uygun
olmayan ilk anne – baba çocuk ilişkilerinin neden olduğu saptanmıştır. Anne
ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimi şimdiki tutumlarında etkili
olabilir. Çocukluk yıllarında kendi anne-babasıyla sağlıklı bir iletişim
kuramayan,yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı baskı altında büyümüş
bir annenin tutumları bu kötü deneyinler nedeniyle olumsuz olabilir. Büyüme
aşamalarında başarılı olan çocuklar,iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş
bireylerdir. Aile içinde gerçekleşen başarılı
ilişkiler,mutlu,arkadaşça,bunalımdan uzak yapıcı bireylerin oluşumunu
sağlar. Anne – babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen
çocuklar,büyük bir sevgi açlığı gösterirler,bu açlıkla da bir takım davranış
ve uyum bozukluklarına neden olabilir.
Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik döneminde de
gencin,sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve zorluğa uğramadan
aşabilmesi,geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır. Çocukluk döneminde
sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk,mutlu bir ergen adayıdır. Daha
o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir iletişim kurabilen çocuk,zorlu
ergenlik döneminde de aynı arkadaşça ilişkilerini sürdürerek,kişisel
sorunlarını kolayca çözebilir. ( 2 )
Sosyo-kültürel yapımıza bağlı olarak yaptığımız çocuk yetiştirme
usullerimizde geçmiş dönemlerdeki hatalı uygulamalarımız azalmaktadır.
Örneğin günümüzde bebek kundaklamanın olmadığını,buna paralel belli feodal
usullerin yerini modern çocuk yetiştirme yöntemleri almıştır. Hızla gelişen
Sosyal Hizmet Mesleği,Psikoloji,Çocuk Gelişimi,Aile Danışmanlığı anne –
babaların çocukları ile daha sağlıklı iletişim kurmasında rehberlik
yapmaktadırlar.
İnternetin yaygınlaşması, Tv kanaların artması anne-baba çocuk iletişiminde
belli riskleri getirmektedir . Bu teknolojik gelişmeler çocuklarımızın
bizlerden uzaklaşarak onları sosyal otistik olarak tanımlayacağımız bir
davranışa itebilir. Bu riskleri önleme anne – babanın en önemli görevidir.
Bu görevini yapması için çocukları ile empatik tutum ve davranış içinde
çocuğunu anlayarak , onun değer ve tutumlarını göz ardı etmeden
iletişimlerini sürekli kılmalıdırlar.
DİPNOTLAR
( 1 ) Dönmezer,İbrahim .a.g.e
( 2 ) Yavuzer, Haluk. Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitapevi 19.
Basım,2000