Ana-baba okulu
Ana-baba eğitimi
Sevgili anne ve babalar
Anne ve babalara çocuk yetiştirmede öneriler
Çocuğunuzla zamınızı geçirin.
Çocuk eğitimimi?anne baba eğitimimi?
ANNE - BABA
EĞİTİMİ
Bir insanın bu dünyada
sahip olabileceği en değerli varlığı çocuklarıdır. Hepimizin çabası ve
endişesi çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmektir. Bu çabalarımızın
bir parçası onların iyi bir eğitim almalarını sağlamaktır. Bugün bir
anne-babanın yapabileceği en değerli yatırım, çocuklarına iyi eğitim
imkanları hazırlamaktır. Eskiden ana-babalar, çocuklarını çok sevdikleri
için, ileride sıkıntıya düştüğünde işine yarasın, zorluk çekmesinler
diye, evler, arsalar, mülkler, miraslar bırakıyordu. Çocuklarımızın bu
mirası korumakta zorluk çektiğine birçoğumuz tanık olmuşuzdur. Halbuki
bugün çocuklarımıza sağlayabileceğimiz en önemli mirasın eğitim olduğu
kabul ediliyor. İyi bir eğitim almış ve kendine güvenen çocukların
istediğini elde edebileceğine inanıyoruz.
Bir çocuğun eğitiminden istenen sonucun alınabilmesi, ancak aile ile
eğitim kurumunun sıkı ve samimi işbirliği ile gerçekleştirilebilir. Bir
çocuğun eğitiminin sadece onu bilgi sahibi yapmak ve sınavlara hazır
hale getirmek olmadığının bilinmesini istiyoruz. Çocuklarımızı sınavlara
hazırlamanın yanında onların duygusal, sosyal, bedensel, ahlaki
ihtiyaçlarının ve sorunlarının karşılanması da eğitimlerinin önemli
parçalarını oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile biz; kendi kendine
yeten, atak, girişken, sorumluluk alan, soru soran, araştıran kurallara
niçin uyması ya da uymaması gerektiğini bilen, hakkını arayan,
gerektiğinde itiraz eden, liderlik vasıflarına sahip, kendisi ve çevresi
ile barışık bir insan yetiştirme felsefesine inanıyoruz.
Paylaşmak istediğimiz düşüncelerimiz sizlerin haberdar olmadığı bilgiler
değil. Bütün anne-babaların iyi niyetli olduklarından ve çocukları niçin
iyi şeyler yapmak istediklerinden hiç şüphemiz yok. Bununla birlikte
bilimsel araştırmalar, çocuklarımızın dengeli ve sağlıklı gelişimlerinin
ve eğitimlerindeki başarıların, aile içi ilişkilerden ve ana-baba
tutumlarından birinci derecede etkilendiğini söylemektedir. Bu itibarla
çocuklarımız ile ilişkilerimizi ve ana babalık anlayışlarımızı, aşağıda
özetlenen bilgiler çerçevesinde yeniden gözden geçirmemiz gerektiğine
inanıyoruz:
1- Sadece “seni seviyoruz” demekle yetinmeyiniz. Sevgi, duygu ve
düşüncelerin paylaşılmasıdır. Evinizin sevinçlerine ve sıkıntılarına onu
ortak ediniz. Sevgi saydam olmalıdır. “İçinden sevmek” şeklinde bir
sevgi biçimi yoktur.
2- Çocuğunuza sevginizi karşılıksız veriniz. Çocuk şartsız
sevilmelidir. “Ön şartlı sevgi” diye bir sevgi biçimi olamaz.
3- Sevginiz hoşgörüdür, fakat vurdumduymazlık ve boş vermek demek
değildir. Çok sevmek adına her davranışı hoşgörü ile karşılamanın çok
olumsuz sonuçları olacaktır. 4- Sevgi, çocuğun kendisini
tanımasına ve yeteneklerini geliştirmesine yardım etmektir. Onun kendini
tanımasına, ifade etmesine ve yeteneklerinin farkına varmasına ortam ve
fırsatlar hazırlayınız.
5- “Sen benim söylediklerimi yap, gittiğim yoldan gitme”
yaklaşımı son derece yanlıştır. Unutmayınız; çocuklarımız bizim
söylediklerimizden çok yaptıklarımızı benimserler. Çocuklar sizin
söylediklerinize değil, yaptıklarınıza dikkat eder.
6- Çocuklar ile sağlıklı ilişki kurabilmenin en iyi yolu, önce
onu duymak, dinlemek ve söylediğini anlamaya çalışmaktır. Lütfen
çocuklarınızı dinleyiniz. Dinlemek onlarda “önemsenmek” ve “değerli
görülmek” anlamlarına gelir ve “ait olma” ihtiyacını ve duygusunu
karşılar.
7- Çocuğunuzun içinde bulunduğu gelişim dönemine ait ihtiyaçları
ve sorunları da vardır; onların öncelikle bu dönemdeki ihtiyaçları
karşılanmalı ve yaşadığı döneme ait sorunlarının çözümünde yardımcı
olunmalıdır. Özellikle psikolojik ve sosyal alanda, çocuğunuzun gelişim
dönemine ait özelliklerini ve ihtiyaçlarını öğreniniz ve bunları
karşılayınız.
8- Çocuğun sağlıklı eğitimi ancak eğitim kurumu ile ailenin etkin
işbirliği ile gerçekleşir. Çocuğunuzun eğitim gördüğü kurumları sıklıkla
ziyaret ediniz ve öğretmen ve uzmanlarla görüşünüz..
9- Çocuğunuzda mülkiyet fikrini oluşturunuz ve özel hayatın
gizliliği ilkesini, onun özel yaşantısına saygı göstererek kazandırınız.
Bu anlamda, çocuğunuza ait eşyaları izinsiz almamak, odasına kapısını
vurarak girmemek gibi davranışlar çok önemlidir.
10- Çocuğunuzu bazen tanık, bazen de yargıç olarak kullanmayınız.
Yakın çevremiz ile ya da eşimiz ile olan tartışmalarımızda
çocuklarımızdan tanık, yargıç ya da iletişim aracı olarak yararlanmak,
onların ruh sağlıklarına ciddi zararlar verir.
11- Ona faal olma fırsatı tanıyınız. Bütün işlerini onun yerine
siz yapmayınız. Unutmayınız, gelişme, olgunlaşma ve öğrenme ancak
yaşantılar yolu ile gerçekleşir. Çocuklarımızın “problem çözebilen”,
“baş etmeyi” bilen, ve “kendi kanatları ile uçabilen” bireyler
olabilmesi onlara etkin olma fırsatları tanıdığımız oranda gerçekleşir.
12- Kontrolsüz bir biçimde TV programları izlemesine göz
yummayınız. Seviyesine hiç uygun olmayan cinsel içerikli ve saldırganlık
dolu programları izlemesine, yapıcı ve seçenek getirici bir yaklaşımla
engel olunuz.
13- Korkuya dayalı bir eğitim uygulamayınız. Korkutularak
yetiştirilen çocukların zamanla korkan ve korkutan insanlar olacağını
hatırlayınız.
14- Ufak tefek hatalarını görmemezlikten geliniz ve toleranslı
olunuz. Ondan kesinlikle mükemmel olmasını beklemeyiniz. Aldırış etmiyor
gibi görünseler dahi, bizim düşünce ve görüşlerimiz çocuklarımız
üzerinde çok etkilidir. Onlardan mükemmel olmasını beklemek, psikolojik
sağlıklarını bozacaktır.
15- Çocuklarınızı “iyi komşu çocukları ile” kıyaslamayınız.
Çocukların ruh sağlıklarında kalıcı olumsuz etkiler meydana getiren
önemli yanlışlarımızdan birisi de kıyaslamaktır. Eleştirileriniz
acımasız olmamalı, yapıcı olmalıdır. Tenkitten çok taktir etmek
konusunda cömert olmak zorundayız. Eleştirmek gerektiğinde ise,
eleştirimizi doğrudan çocuğumuza veya onun kişiliğine değil, yaptığı
davranışa yöneltmek gerekir.
Sevgili anne-baba;
Önemli olan mükemmel bir anne baba olmak değildir. Bu konuda kendini
geliştirme isteğini duyan ve çaba harcayan; yaptığı hataları gördüğünde
bunda ısrar etmeyerek, hatadan dönme olgunluğunu gösterebilen ana-baba
olabilmektir.
Doç. Dr. Hasan YILMAZ
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi