|
|
ALKOL BAĞIMLILIĞI
1. TANIMLAR
Alkol : Alkol, diğer bazı zehirleyici maddeler gibi, keyif verici,
alışkanlık ve iptila yaratan bir maddedir. İçki olarak kullanılan alkol
etil alkoldür (C2H5OH).
Alkollü İçki : Bileşiminde çeşitli oranda alkol bulunan ve içildiği zaman
geçici bir keyif ve sarhoşluk veren, zamanla da vücutta zehirleyici
tesirler yapan ve birçok insanda alışkanlık yaratan içkilere denir.
Başlıca Alkollü İçkiler: Bira,Cin, Konyak, Rakı ,Şarap,Şampanya, Viski,
Rom, Kokteyl....
Alkolizm: Bireyin beden ve ruh sağlığını, aile, sosyal ve iş uyumunu
bozacak derecede sık ve fazla alkol alma ve alkol alma isteğini durdurmama
ile beliren bir bozukluktur.
Alkolik Şahıs: Dünya sağlık örgütü içki içenle alkoliği ayırmak için şu
tanımı yapmaktadır. "İçkinin işine engel olduğunu değilde, işinin içki
içilmesine engel olduğunu düşünmeye başlayan kişi alkoliktir."
2. TARİHÇE
Alkol ve Alkol kullanımı insanlık tarihi kadar eskitir. Taş devrinde
yaşayan insanların bile alkol kullandığı sanılmaktadır. Anadolu,
Mezapotomya, Mısır ve diğer Akdeniz ülkelerinde yaşamış eski insanların
M.Ö. 5-6 bin yıl önce biraya benzer bir içki yaptıkları biliniyor.
Efsaneler kuşaktan kuşağa aktarılan öyküler şarabın tufandan sonra Nuh
peygamber tarafından dünyaya yayıldığını anlatmaktadır. Ayrıca dünyanın
değişik yerlerinde adı efsanelere karışmış birçok peygamberin, mitoloji
kahramanının çeşitli içkiler kullandığını anlatan öyküler kuşaktan kuşağa
aktarılarak günümüze dek gelmiştir. Atinalı'ların Dionssas ve Romalı'ların
Bacehus adında içki ve şarap tanrıları olduğu bilinmektedir.
İlk Babil krallık ailesinden gelen altıncı hükümdar olarak bilinen
Hammurabi (M.Ö. 1728-1686) yasalarında şarabın elde edilişini ve
alışverişini belirleyen hükümler olduğu görülmüştür.
16. Luis döneminde mayalanmış içkiler tıpta yer almıştır. 18. y.y. şarapla
eşdeğer tutulmuş olan alkol terimi günümüzde etil alkol içeren (C2H5OH)
maddeler ve özellikler için kullanılmaya başlanmıştır.
Alkol insan sağlığı ve davranışı üzerinde en önemli kötü etkenlerden biri
olarak tanımlanmaktadır. Bu yüzden içkiye karşı ilk tepki M.Ö. 6.yüzyılda
Isparta'da Salon yasaları ile olmuştur. Bu yasalar içki ve şarap tanrısı
olan Dionisos adına düzenlenen törenleri yasaklamış, sarhoş olanların
sokakta dolaştırılarak herkese gösterilmesini, alkol etkisiyle suç
işleyenlerin çeşitli bir biçimlerde cezalandırılmalarını, hatta suçun
niteliğine göre ölüm cezasına çarptırılmalarını buyurmuştur. Bu tepkiler
zaman zaman birçok toplumda görülmüştür. En son olarak 1878'de Kanada'da,
1919-1934 yılları arasında Amerika'da alkollü içkilerin üretimi ve
tüketimi yasaklanmıştır. Osmanlı padişahları arasında IV. Murat döneminde,
alkol, afyon, tütün yasaklanmış, içenlere ölüm dahil çok ağır cezalar
verilmiştir.
3. ALKOLİZMİN NEDENLERİ
Alkolizmin nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Alkolizmde tek neden
aramak ve çok etkenli bir bozukluk olduğunu kabul etmek gerekir. Yapılan
araştırmalara dayanarak henüz kanıtlanmamış olsa bile ileri sürülen
nedenler iki başlık halinde özetlenebilir.
1. Biyolojik Nedenler
Araştırıcılara göre, soyaçekimle gelen sinir sistemi bozukluğu nedeniyle
dengesiz kişilik yapısı gösterenler alkolik olmakta, alkoliklerde kişilik
bozulmakta, böylece alkolün oluşturduğu kısır bir döngü ortaya
çıkmaktadır.
İçinde alkolik kişilerin bulunduğu bir çevrede yetişen çocuk ve gençlerin
soyaçekimle olmasa bile, "soya benzemeyle" alkolik olabilecekleri görüşü
bugün içinde güncelliğini korumaktadır.
2. Psikososyal Nedenler
a) Kişilik Etkeni
Alkoliklerin alkole başlamadan önce ve çocuklarında hiperaktif-tutarsız,
amaç ve değerlere fazla duyarlı olmayan, sosyapatiye eğilimli olduklarına
dair bulgular ağır basmaktadır. Yine kişiliği oluşturan, içgüdü ve dürtü
katmanından başlayarak yukarıya doğru bütün katmanlarda ki
takıntı-saplantı yada bozuklular alkolizmin ortaya çıkmasını kolaylaştıran
birer etken olarak kabul edilmiştir.
b. Toplumsal Etkenler
Din ve töreleri ile alkolü onaylamayan toplum kesimlerinde alkolizmin
oranı düşüktür. Sosyo-ekonomik bakımından üst tabakalarda daha sık
görüldüğü kesindir. Refah toplumlarında ise alkolizm en önemli sağlık
sorunlarından biridir.
Kentleşme, sanayileşme, toplumsal çalkantılar göçler alkol tüketimini ve
alkolizmi artıran toplumsal nedenlerin başında yer alır.
4. Birazda İstatistiki Veriler
Bağımlılık yapan maddelerden biri olan alkolün istatistiki bir dökümünü
sunduğumuzda işin vahameti daha iyi anlaşılacaktır.
Irza tecavüzlerin %80'ni, Trafik kazası yapanların %61'ni, yangına
sebebiyet verenlerin %16'sını alkol alan kişiler oluşturmaktadır. Alkol
alan kişilerin almayanlara göre, 16 kat fazla düştükleri ve 30 kat fazla
zehirlendikleri acı bir gerçektir.
Dünya sağlık örgütünün 30 ülkeyi kapsayan (ülkemizin de içinde olduğu)
araştırma raporunda "ortalama vukuat yüzdeleri" şöyledir; Cinayetleri
%85'i, Irza Tecavüzlerin %50'si, Şiddet Olaylarının %50'si, Trafik
kazalarının %60'ı, Eşlerini dövenlerin %70'0i, İşe gitmeyenlerin %60'ı bu
suçlarını alkollü iken işlemekte....
Akıl hastanelerinde yatanların %40 ile 50'sinde Genel tutuklamaların
%50'sinde alkol temel sebebi oluşturmakta....
İntihar olaylarında da alkolün etkisi içmeyenlere oranla 58 kat daha
fazladır.
Ülkemizde alkollü içki tüketimi 1994 yılında 900 milyon litre iken, 1995
yılında 1 milyar 200 litreye, 1996 yılında ise 1.5 milyar litre olarak
tespit edilmiştir. Dünya alkol tüketimi sıralamasında 3.sıradayız.
Ülkemizde kişi başına düşen alkollü içki miktarı 15 litredir. (1970
yılında 1 litre, 1992 yılında 10 litre)
Alkol kullanan kadın ve erkekler, doğacak yeni nesillere büyük zararlar
vermektedirler. Bu konuda aşağıda vereceğimiz "hamile iken içkiye devam
eden kadınlarda" sakatlık türü ve yüzdesi yeterli bir fikir verebilir.
İçkiye devam eden annelerin çocuklarında;
Psikolojik sorunlar %89
Konuşma bozukluğu %80
Doku bozukluğu %80
Saldırgan tavırlar %72
Hormonal ve Cinsel bozukluk %46
Normalden küçük doğum %98
Duyma bozukluğu %41
Göz bozukluğu %25
Ortopedik arıza %33
Dudak ve parmaklarda bozukluk %91
Cilt ve tırnak arızaları %30
Kalp zafiyeti % 29
İçkiye devam eden hamile annelerden doğacak 100 çocukta meydana
gelebilecek yukarıdaki arızaların toplamı 930'dur. 100 çocukta 930 arıza.
"1 çocukta 9.3 arıza demektir." Bu durumda içkiye devam eden hamile
annelerin sağlam çocuk doğurma ihtimali sıfırdır.
AMATEM'e göre "Her yıl 1 milyon çocuğun içkiye başladığı ifade
edilmektedir."
5. Alkol Kullanımının Neden Olduğu Sorunlar
Alkolizm, insan sağlığını, aile huzurunu, cemiyetin temel değerlerini
ahlakı ve ülke ekonomisini, hatta savunma gücünü tahrip eden ve sayısız
kötülüklere sebep olan bir alışkanlıktır.
Alkol, vücudun ihtiyacı olan bir besin maddesi değildir. Vücudun iç
organları alkole (zehir) yabancı muamelesi yaparak, bu maddeyi vücuttan
bir an önce atmak için aşırı derecede faaliyet gösterirler. Normalin
üstünde yapılan bu çalışma ise, bu organların aşırı derecede yorulmasına
ve yıpranmasına neden olur. Alkolün doğrudan ve dolaylı tesiri ile vücudun
çeşitli organlarında rahatsızlık meydana gelir.
1. Alkolün Merkezi Sinir Sistemi Üzerine Etkisi
Alkolün vücutta en hızlı etkisini gösterdiği yer beyin, yani merkezi sinir
sistemidir. Alkol başlangıçta beyin faaliyetini hızlandırmasına rağmen bu
hızlanma giderek azalmakta ve beyin faaliyetleri yavaşlamaktadır. Alkol
önce beyni etkileyerek algılama, heyecan, zeka, uyum, muhakeme ve
davranışları da etkilemektedir. Algılama ve hareket işlevlerinin
koordinasyonunu sağlayan omurilikte alkolden etkilendiği için, beceri,
refleks ve hareket gücü bozulmaktadır. Aşırı alkol solunumun durmasına da
neden olabilir.
Alkolün beyin ve sinirler üzerine yapmış olduğu etkilerin sonucunda birçok
sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunların en önemlileri şunlardır; Sinirlerde
iltihap ve felçler, hayaller görmek, Aşırı kıskançlık ve aldatılma korkusu
biçiminde ortaya çıkan düşünce bozukluklarıdır v.b.
Yine, "görme siniri bozukluğu ve çift görme, sara nöbetlerinde artma ve
delirme" gibi hastalıklarda kendini göstermektedir.
2. Alkolün Sindirim Sistemi Üzerine Etkisi
Alkol karaciğerin glikoz deposunu azaltmakta ve oksijenleşmesini
bozmaktadır. Karaciğer hücresi ise oksijensizliğe karşı hassastır. Alkolün
karaciğer üzerine zehirli etkisi, karaciğer yağlanması, iltihaplanması ve
sonuçta "siroz" meydana gelmesi şeklinde olmaktadır. Sirozda normal
faaliyet görecek karaciğer hücrelerinin yerini bağ dokusu, bağ dokusu
hücreleri almıştır. Karaciğer sertleşmiş ve normal faaliyetlerini
yapamayacak hale gelmiştir. Alkoliklerde siroz görülme oranı normal
şahıslardan 8 kat daha fazladır.
Alkolü devamlı kullananlarda sindirim sistemi ile ilgili olarak ağızda
kanser, yemek borusu iltihabı, yemek borusu kanseri, mide iltihabı,
hazımsızlık, beslenme bozuklukları, alkole bağlı sarılık ve karaciğer
kanseri gibi hastalıklara rastlanmaktadır.
3. Alkolün Solunum Sistemi Üzerine Etkisi
Alkol solunum yollarını tahriş eder, fazla alınırsa solunumu felç ederek
öldürür. Yapılan araştırmalar sonucu, alkoliklerde ağız, yutak ve
gırtlakta alkol kullanmayanlara göre daha fazla kanser oldukları ortaya
konmuştur. Bununla beraber müzmin solunum yolları ve akciğer hastalıkları
ile akciğer veremi, normal fertlere göre, alkol kullananlarda yüksek
oranda görülmektedir.
4. Alkolün Dolaşım Sistemi Üzerine Etkisi
Alkolün dolaşım sisteminde en fazla etkilediği organ kalptir. Bütün iç ve
dış organlar faaliyetlerini kan sayesinde yaparlar. Kan dolaşımını kalp
idare eder. Devamlı alkol alanlarda kalp atışı daima hızlıdır. Bu hızlılık
ise kısa zamanda kalbin etrafında yağ bezleri meydana getirir. Her uzvun
kendine mahsus hacim ve satıhları anormalleşir, şahsın normal teneffüsünü
zorlaştırır. Zira kalp etrafında yer alan yağ bezleri sadece teneffüsü
ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda damarların genişlemesine,
sertleşmesine ve tansiyonun yükselmesine sebep olur. Normal çalışmasını
kaybeden kalp, kısa zamanda durabilir.
5. Alkolün Diğer Vücut Sistemlerine Etkisi
Yüz ve Ciltteki Etkisi
Alkol olan bireylerin yüz ve ciltleri daima kırmızıdır. Yüz ve derideki
kılcal damarlar genişler. Yüzler ve burun şişer, bu bölgelerde nokta nokta
kızarmalar görülür.
Süt ifraz eden guddeler üzerindeki etkisi
Alkol alan anaların sütüne karışan alkol emzikteki çocuğa zararlı tesirler
yapar. Ve süt guddelerini çalışamaz hale getirir. Alkol ana sütüne 20-40
dakika sonra karışır.
Cinsi iktidar üzerindeki etkisi
Alkol seks organlarının hormonal fonksiyonlarını etkileyerek, sperm
oluşumunu azaltır.
Alkol bağımlılarında görülen Ruhsal bozuklukları şu şekilde
sıralayabiliriz:
Patolojik Sarhoşluk; Çok az miktarda alkol alındıktan sonra aşırı
taşkınlık, saldırganlık ve bilinç bulanıklığı. Uyandıktan sonra hiçbir şey
hatırlamaz.
Nesnike Halusinozu; İşitme sanrıları ve bunların sonucunda çeşitli
davranış bozuklukları.
Beyincikte Bozulma; Dengesizlik, durma ve yürüme güçlüğü vb. nöbet nöbet
gelen içki içme isteği (Dipsomania).
Renk Görme Bozukluğu, Alkol Paranoyası, Korkosaf Psikozu (Bellek
bozuklukları ve bilinç bulanıklığı söz konusudur. Sonuç bunamadır.), Alkol
sarası (Kasılma ve koma halidir.)
İntihara ya da başkalarını öldürmeye yol açabilen alkolizmin ilk uyarıcı
işaretleri şunlardır; Artan tüketim, Aşırı davranışlar, Hatırlama
güçlüğü,Sabahları içme davranışı.
6. Tedavi
Alkol bağımlılarının tedavisinde temel gaye, alkol içilmesinin kesilmesi,
alkol almaya yol açan ruhsal nedenlerin ve toplumsal sorunların çözülmesi
ve bağımlı olan bireylerin alkol nedeniyle yitirdiği toplumsal rol ve
konumuna yeniden dönmesi, eski başarı ve becerilerini kazanmasıdır.
Tedavi Şekilleri
a. Antabus Tedavisi: Antabus veya benzeri ilaçlardan biri
hastaya verilince hastada kriz meydana gelir. Baş dönmesi, göz kararması,
tansiyon düşmesi, vücutta kızarıklık, terleme, ateş basması, uyuşukluk,
kalp atımında hızlanma gibi belirtiler oluşur. Hasta paniğe kapılır, ölüm
korkusu hisseder. Bu şekilde birçok tatbikat yapılır. Tedavi, hastanın
alkol arzusu kayoboluncaya kadar sürer.
b. Nefret Terapisi: Emetine ve apomorphine gibi maddeler
şartlandırma esasına kullanılır. Enjeksiyon sonucu meydana çıkacak olan
bulantıdan önce hastaya alkol verilmekte böylece içkinin kokusu, görüntüsü
ve tadının, kusma ile ilişkilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu işlem
tekrarlandıkça, klasik koşullanma sayesinde amaca ulaşılmakta, hastanın
içkiden nefret etmesi ve tiksinmesi sağlanmaktadır.
c. Psikoterapi: Alkolik, alkolün yol açtığı zararlara karşı
uyarılır. Bunlardan kurtulmasının alkol kullanmamaya bağlı olduğu
hatırlatılır. Şahsiyet yapısının güçlendirilmesine yardım edilir.
d. Sosyoterapi: Alkol konusunda eksiksiz bir tedavi
programı genellikle, alkoliğin yaşamını ve çevresini değiştirmeye yönelik
çalışmaları da içerir. Bu da yapılacak sosyoterapilerle ve diğerbazı
etkinliklerle mümkündür.
e. Hipnoterapi: Bu metodun esası ya alkoliğe içkiden zevk
almadığını ya da içince hasta olacağını telkin etmektir. Hasta bu gibi
telkinlere uzun süre dayanamamaktadır.
Zararlı alışkanlıklardan olan alkol zaman zaman edebiyata da girmiştir. C.
Sıtkı Tarancı bir şiirinde alkolü şöyle anlatıyor:
"Haydi Abbas! Vakit tamam
Akşam diyordun işte oldu akşam
Kur bakayım çilingir sofrasını
Dinsin artık bu kalp ağrısı
Şu ağacın gölgesinde olsun
Tam kenarında havuzun
Aya haber Sal çıksın bu gece
Görünsün şöyle gönlümce"
Bir süre sonra Tarancı, "Paydos" şiirinde bakın ne diyor.
"Paydos bundan sonra çılgınlıklara
Sert konuşmaya başladı aynalar
Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra
Bitirdi beni bu içki, bu kumar."
Kaynak:http://www.alkol.gen.tr
|
|