|
|
|
 |
HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA HALKIN SESİ OLABİLMEK
Sosyal Hizmet Uzmanı Ali SONGÜL/Sitemiz
Yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve
yorumlarınızı
uzm.alisongul@mynet.com ulaştırabilirsin |
Haksızlıklar Karşısında Halkın Sesi
Olabilmek; Halkı aydınlatarak bilgilendirmek ve halkın ilk bakışta
göremediği gerçeklerin toplum tarafından fark edilip anlaşılmasını sağlamak
bilim adamının, memleket aydınının, basının, meslek odaları birlik ve
derneklerin olduğu kadar sosyologların, sosyal hizmet uzmanlarının ve
eğitimcilerin de üzerlerine düşen bir görevdir.
Nerede bir haksızlık varsa (nerede rant elde etmek için çeşitli sektörlerde
işgalcilik yapılıyorsa, nerede çevre talan ediliyor, nerede bir emek
sahibinin sofrasından ekmeği çalınıyor, kursağından geçmesi gereken gıda
geçirilmiyor, bebeğinin sütünden çalınıyor, alın teri döken işçinin
güvencesi elinden alınıyor ve nerede insanımızı aptal yerine koyan
fırsatçılar varsa ve nerede hayvanlara eziyet ediliyor, nerede çocuk
hakları, insan hakları, hasta hakları ve birey özgürlüğü ihlal ediliyorsa)
orada yasal bir yolunu bulup bunları yapanları enseletmek ve toplum içinde
deşifre olmalarını sağlamak ortak sosyal bilincimizin, haksızlıklar
karşısında sorumlu ve duyarlı insanlara yüklediği ayrı bir görevdir.
Hep Bir Ağızdan.. Hep bir ağızdan sürekli yapılan istekler bir gün mutlaka
karşılık bulur..
“Tıklım tıklım otellerin 12 saat süreyle asgari ücrete çalıştırılan özel
güvenlik görevlileri ve diğer personelin özlük haklarını “nasıl olsa kriz
var asgari ücrete muhtaçlar, iş arayan çok, beğenmeyen işi bırakır gider,
yenisi gelir.” diyerek Turizm emekçilerinin haklarını hiçe sayan otel
ağalarını insafa çağırıyoruz.
Diğer taraftan..hep bir ağızdan ifade etmiliyiz ki..
“Kumsallarımız hepimizin serbestçe girip yararlandığı ortak
zenginliğimizdir, kumsallar turizm işletmelerinin tapulu malı değildir,.
toplumun ortak malıdır. Kumsala inşa edilmiş tesislerden paranızla hizmet
almanıza izin vermeyerek, otel müşterisi olmanız gerektiğini ileri sürenlere
kumsala kondurulmuş restoran veya benzeri tesislerin tapusunu sorun. Tapusu
yoksa paranızla hizmeti satın alma hakkına sahipsiniz demektir. Kıyı
şeridinde yaya geçişini engelleyen ve plajları bu suretle halkın
yararlanmasına kapatan otel işletmeleri bir hak ihlali içindedirler.”
Bu yüzden hep bir ağızdan dile getirelim ve gidip üşenmeden kumsalların
nimetlerinden yararlanalım. Başka türlü bu işler düzelmez.
“Özel plaj” adı altında etrafı çevrilerek kapatılmış tüm halkımızın
yararlanması için kamuya açık plajlarımız, bir kısım turizm işletmeleri
tarafından çeşitli yapılarla ticari kazanç adına işgal edilemez, oteller
tarafından kumsal üzerinde kurulmuş restoran ve benzeri tesislerden, o
otelin müşterisi olmasanız dahi sahildeki uzantılarından ihtiyaç
duyduğunuzda paranızla yararlanma hakkına sahipsiniz.”
“Otel müşterileri için, denilerek kumsal üzerinde kurulmuş tesislerden
yararlandırılmayıp geri çevrilmeniz halinde işletmeye şunu söyleme hakkına
sahipsiniz. Öyleyse kumsalda ne işiniz var, kamuya açık alan burası, o halde
bu hizmeti otelinizde vermelisiniz”
“Kumsal üzerine kurulmuş tesis yalnız otel müşterilerine hizmet ediyorsa
kumsalı da sahiplenmiş demektir. Oysa kanunen bu mümkün değil. Ancak herkese
hizmet veriliyorsa, bu tür yapılara kumsalda inşa edilebilir. Kumsalın
tapusu otelin olamaz, olmuşsa bir göz yumma, bir ihlal söz konusu demektir.”
“Kıyı şeridinde yaya geçişini engelleyen ve plajları çevirerek bu suretle
halkın yararlanmasına kapatan otel işletmelerinin sahipleri kanunlar
çerçevesinde yaptırdıkları engelleri kaldırıp halkın parası ile hizmet
alabileceği kumsaldaki tesisler ve restoranlar olarak yeniden yapılanmaları
ile ancak yöre ziyaretçilerine ve yöre halkına yapılmakta olan haksızlık
giderilmiş olacaklardır.” Bunun sağlanması her şeyden önce yerel yönetimlere
ve turizm bakanlığına bağlıdır.
BİR ÇÖZÜM YAKLAŞIMI OLARAK, ORTAK SOSYAL BİLİNCİN ORTAK SESİNİ BULABİLMEK VE
ORTAK SESİ OLUŞTURAN MESAJLARIN ÖNEMİ :
Birtakım sosyal ve çevresel sorunlar zamanla insanda öfke ve kızgınlık
yaratır. Bireysel ve toplumsal beklentilerin sayısı arttıkça ve beklentilere
olan ihtiyaç yoğunlaştıkça artan öfke, kimi zaman yerini güvensizlikle
beraber boş vermişliğe bırakırken, kimi zamanda yakın sosyal çevremizi ve
olayları doğru algılama yeteneğimizi çeşitli biçimlerde olumsuz etkilemeye
başlar. Böylece top yekun bir sosyal travma formaları döngüsü yaşanmaya
başlar ve yeni sorunlar baş gösterir.
Bu olumsuz yansımaların çaresi, güvensizliği giderici çözümler üretmede ve
bu çözümleri bilgilendirerek paylaşmakta bununla beraber bilimsel ve akılcı
çözümleri yaşama geçirmekte yatmaktadır.
Bu konuda önemli engeller ise, beklentilerin ve ihtiyaçların öncelikli
olarak gündeme gelmemesi ile kamuoyunun ortak sosyal bilincinin yeterince
oluşmamış ve ortak bir sese ulaşılmamış olmasıdır.
Bu engellerin aşılması, kamuoyunun ortak sosyal bilincini oluşturacak ortak
sesin bulunması ve bu sesin çözüme ulaşılıncaya dek seslendirilmesi ile
kolaylaşır. Sosyal bilincin ortak sesine sağlıklı bir biçimde ulaşıldığında
ortaya çıkan ürün, ilk görünüşte bize bir slogandan ibaret gibi görünür,
oysa slogan niteliğindeki mesajların temelinde yatan ana fikir toplumu
yönlendirme gücüne sahiptir. Diğer bir deyişle sürekli dile getirilen toplum
tarafından benimsenmiş mesajlar, toplumsal telkin niteliği taşır. Bu telkin
toplumu zamanla etkisi altına alarak gün gelir sosyal yaşantıları, siyasal,
kültürel ve sanatsal gelişmeleri şekillendirir. Yeni politikaların oluşması
ve toplumsal algının yönü ve düzeyini belirlemek de bu sıkça ifade edilen
mesajların beslediği ana fikirlerle kolaylaşır.
Sloganlaşmış mesajlar; eğer, toplumun ortak bilincinin ortak sesini vurgular
ve geniş ve etkin kesimlerce benimsenir ise, çok etkili bir sivil toplum
gücü olarak kullanılabilir. Bu gücün kontrolü, toplumda sevilen, güvenilen
toplum liderlerinin, bürokratların, siyasi parti temsilcilerinin,
sanatçıların ve medya kuruluşlarının bir bütün olarak ortak sesi oluşturan
sloganlaşmış mesaja sahip çıkması ile ve mesajın benimsenmiş bir hedef
olarak toplumda kabul görmüş bir anlayış olarak görülmesi ile sağlanabilir.
Bu gücün toplumun refahına ve yaşam kalitesine uygun amaçlar için
kullanılması halinde sosyal gelişmişlik düzeyi, yaşam kalitemiz yükselmiş ve
böylece bir kısım sosyal sorunlara çözümler geliştirilmiş olacaktır.
Sloganlaşmış mesajların toplumun sosyal refahına ve yaşam kalitesine hizmet
edecek biçimde uygun hedefler içermesi, mesajın sağlıklı bir biçimde doğru
bilginin üzerine inşa edilmesiyle ve sebep-sonuç ilişkilerinin doğru
ölçülmesiyle mümkündür. Mesajın yönetilmesi çok yönlü kültürel, sosyal,
sanatsal ve çevresel desteğin alınmasıyla sağlanabilir. Aksi halde cılız bir
mesaj olarak kaybolur gider. Mesajlar yasalara uygun ve kamu oyunu
incitmeyecek ifadeler taşımalıdır. Etkili mesajların keşfedilmesi mevcut
sorunların titizce araştırılmasıyla ortaya çıkarılmalıdır.
İnce elenip, sık dokunduktan sonra topluma yararı olacak ortak sesi’in
mesajlarının belirlenmesi ile hep bir ağızdan toplum tarafından dile
getirilmeye başlanan benimsenmiş klişe ifadeler zamanla etkisini göstermeye
başlayacak ve sosyal sorunların çözülmesi ve yeni politikaların
oluşturulması söz konusu olabilecektir.
Ortak sosyal bilincin sağlıklı bir temelde ortak sesi oluştuğunda, medya
araçlarında yer bulmaya başlayan mesaj, bireylerin bakışının soruna odaklı
hale gelmesini ve sosyal duyarlılığın, vatandaşlık bilincinin gelişmesini
destekleyecektir. Bu destek bireyleri kişisel haklarının korunması ve
geliştirilmesinde rol almaya cesaretlendirecektir.
Öyleyse; sağlıklı mesajların keşfedilmesi ve geliştirilmesi için gözlem ve
izlenimlerin araştırma ve incelemeye dayalı bir süreçten beslenmesi
zorunludur. Sorunun toplumun gereksinimleriyle ilgili yeniden
değerlendirilmesi ile verilmesi gereken mesaj belirlenebilecektir. O zaman,
sosyal sorunların, birey ve topulumun beklentilerinin çözümünde ortak sesi
oluşturacak mesajları gündeme getirmek yararlı olabilecektir. Daha önemlisi
bir takım kişisel ve sosyal hakların elde edilmesi için de mesaj veren
sloganların geliştirilmesi söz konusu olacaktır.
Sonuç olarak, “Hep bir ağızdan” ifade edilecek mesajların beklenti ve
ihtiyaçların karşılanmasına hizmet etmesi için sosyal söylemlerin ortak ses
olarak paylaşılması gerekecektir. Örneğin çevre sorunları ile ilgili bir
mesaj geliştirilip yaygınlaşması, çevre sorunlarına duyarlılığı
artıracaktır. Bir başka örnek “Dumansız Hava Sahası” afişlerinin toplumda
oluşturduğu olumlu duyarlılığı gösterebiliriz. Bu hem bir duyarlılığın
gelişmesi hem de bir desteğin toplum tarafından algılanmasına yol açmıştır.
Böylece toplum sağlığına ilişkin bir ortak ses bulunmuş ve benimsenmiştir.
O zaman diyorum ki; “Dumansız Hava Sahamızı Koruyalım” afişlerinde olduğu
gibi bir mesajın topluma verdiği hedef gibi, bir çok alanda gereksinim
duyulan mesajın topluma ulaşıp yarar sağlaması için, öncelikle sosyal ve
çevresel sorunlara yönelik mesajlar içeren sloganlaşmış söylemler
oluşturmalıyız. Burada afişlemeden bahsetmiyorum. Esas olarak afişlemeksizin
benimsenmiş, bir ortak sosyal bilincin oluşturduğu sesin mesajının
belirlenmesinden bahsediyorum. Bu mesajların belirlenmesi herkesden önce
sosyal hizmet uzmanlarına, sosyologlara, yazarlarımıza, aydınlarımıza,
akademisyenlerimize ve politikacılarımıza düşmektedir. Bu anlamda sosyal
hizmet uzmanı olarak bu tür toplumsal yararı olabilecek mesajların
belirlenmesinde çeşitli sosyal ve çevresel sorunların yaşandığı yaşam
alanlarına ilişkin gözlem, izlenim ve değerlendirmelerim ışığında elbette
çok sayıda önerimiz olacaktır.
(Bu yazı milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
,
|
|