Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 




Çevre Sorunları-Dağlarımız,Yörüklerimiz ve Göç


Sosyal Hizmet Uzmanı Ali SONGÜL/Sitemiz Yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı uzm.alisongul@mynet.com  ulaştırabilirsin


Soruyorum; hangi halimize gülüp, gerçeği mizah gözlüğünden görüp farkına varalım ?

O kadar Tiraj-i Komik durum, olgu ve olay, davranış ve politika var ki, hangi birini ele alsak bilemiyorum.

Deveye sormuşlar; Neren eğri diye, Nerem doğru ki demiş. Ağaçlardan sevileni çoktur, lakin sevmezler kavak ağacını ancak dosdoğrudur gövdesi.

Evet, şu çevre konusunu sizinle konuşalım. Ne dersiniz?

Kimler çevrecidir ?

Böyle bir soru olur mu ? Hepimiz tüketirken, birileri çevreci, birileri değil. Görevin kardeşim olmak zorundasın çevreci ! Sen kirlet, ben temizleyeyim. Sen sorumsuzluk yap, ben duyarlı olayım. Yok öyle yağma .

Peki ya duyarsızlık diz boyu ise, birileri kirletirken dünyayı, sürerken sefasını, birileri derdini tasasını çekiyorsa adalet mi bu? Peki ne yapmalı?

Elbet önce uyarmalı, kınamalı belki biraz utandırmalı. Sonra kurallar belirlenmeli ve uyulmalı, uymamakta ısrar edenler maddi olarak çevre kanunları düzenlenerek cezalandırılmalı.

Yeter mi ? Yetmez. Her şeyden evvel öğretilmeli eğitilmeli bireyler. “Ağaç Yaşken Eğilir” atasözü gereği çocuklar önce benimsetilerek bilinçlendirilmeli. Yetişkinler örnek olabilmeli değil mi ?

Ya sürüp giden duyarsızlık, sorumsuzluk, boş vermişliklere ne demeli ? Arkadaşlar !

Belki İfşa etmeli ve bir de sahnede benim gibilerin diline düşmeli elbet.

Örneğin şu bahçenin temizliğinde taze ot ve çalılarının yakılması konusuna değinmek istiyorum. Ben haftanın beş günü sahil yollarındayım.

Çokça şahit olmuşumdur. İlerlerken yolda, ileride bir duman kaplar tarlaları yolları, ilk zamanlar acaba kaza mı var yolda, duman kaplamıştır ortalığı diye endişe eder ve umarım insan hayatına bir zarar gelmemiştir diye temenni ederim.

Ya da orman yangını var her halde der üzülürüm. Gerçi orman yangınlarına da rastladık çokça akdeniz kıyı şeridinde o ayrı mevzu. Fakat her ikisi de değildir tabi ve genellikle bahçe temizliği adına yeşil otlar, dallar çalılıklar yakılıyordur. Ve ortalığı kesif bir koku ve duman kaplamıştır. Daha çok ilk bahar ve son bahar mevsiminde görülür.

Sözüm ona bu tarla ve bahçe sahipleri çiftçiler yakılması gerektiğine dair de bir kanıları vardır . Aksi halde bahçenin tarlanın adam olmayacağını savunurlar. Onlara bu konuyu sorduğumda hemen savunmaya geçerler oysa bu oldukça yanlış anlayış ve uygulama. Tıpkı hasat sonrası ekin tarlalarının yakıldığı gibi. Hem orman yangınlarının önemli bir sebebidir de bu anlayışın sonucu.

Aslına bakarsanız işin gerçeği çöp dökme alanına taşıma masrafından sığınılan bir bahanedir bu. Diğer taraftan o çalı ve otlarla birlikte yanan yararlı börtü-böcekler ayrı bir zararı ortaya çıkarmakta.. ister bilinçli olsun ister bilinçsiz bu tür temizleme metotları üstelik bir turizm bölgesi olan Antalya ve havarisinin hem havasını bozmakta hem de görüntü kirliliği oluşturmakta, küçük canlılara verdiği zarar ayrı.

Öyleyse buradan sesleniyoruz çevre il ve ilçe müdürlüklerine bu tür uygulamalar önlensin ve çevreyi hem görsel hem de atmosferik anlamda kirletenler önce uyarılsın tekrarı halinde de çok ağır para cezaları ile caydırılsın diyoruz. Yetkilileri bu konuda harekete geçmeye davet ediyoruz. Özellikle sera bahçe atıklarının rast gele alanlara dökülerek yakılması tam karbondioksit istilası oluşturmakta, insan sağlığı ve çevre için olduğu kadar turizm içinde zararlı. Lütfen tepkimizi gösterelim diyorum ve hemen başka bir konuya geçiyorum.

Bu konuyu kapatıyoruz.

Bir başka konuya geçiyoruz. Ormanlarımızın ve yaylalarımızın adeta doğal korucuları Yörüklerimize…

Yörüklerimiz, köklerimizdir bir çoğumuzun. Torosların çocukları. Torosların yamaçları tanır onları, yaban otları, çam ormanları, keçisi kuzusu tanır onları, kayaları pınarları çayırları tanır onları, yolda kalanlar belde gezenler tanır onları da kurdu kuşu tanır da, birileri inadına tanımaz. Tanımakla da kalmaz. Dağları yurt-yuva edinmiş dağlarımızı, yaylalarımızı, ormanlarımızı adeta gönüllü bekçileri, keçi sürüleri ormana zarar verecek diye kente göçe zorlanan yörüklerimiz Köylerinde geçimini küçükbaş hayvancılıkla sürdürebilen dağ köylülerimiz, hayvancılık yanlış politikalarla bitirildiğinde köylerini terk ederek kentlere göç etmekte yeni sorunlar ortaya çıkmakta. Keçini kes, dağları boşalt der gibi. Boşalttığında bu dağları kimsesiz ve öksüz kalır yaylaları. Daha kötüsü keçilerini kesip, tavuklarını da alıp giden köylüm boşalttığında torosları önce keneler basar sonra kim bilir belki milletin kanını emen çokuluslu şirketler basar, milletin ortak doğal ve yer altı kaynakları,ormanları, ekolojik yaşam talan edilir diye korkarım. Ya da kuş uçmaz kervan geçmez kanyonlarda Allah muhafaza kimler yuvalanır ?

Yapmayın beyler.. Zararın neresinden dönülse kardır. Dağ köylülerimizin yaşam kalitesi artırmak için ne yapılsa az gelir. Onları kalkındırmak, göçü önlemek ve dağlarımızı terk edilmişlikten kurtarmak için top yekun destek vermeliyiz. Destek için çobanına maaş, keçisine kuzusuna yem, barınağının yerine yeni bir ev, işsizine yaşadığı yerde iş ve meslek, orman köylüsüne yerinde yeni iş sahaları, soysal ve kültürel alanlar ayağına götürülmelidir. Diyoruz vesselam.

(Bu yazı milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır) 
http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=1062283&rn=C5

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.