Giriş:
Aile toplumun en küçük ve en temel birimidir. Aileyi toplumsal bir
sistem,toplumsal bir birim , toplumsal bir birlik,grup,insan topluluğu
olarak tanımlayan sosyologlar olduğu gibi,toplumsal bir kurum olarak
tanımlayanlar da vardır.
İletişim,tüm canlılar ve insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen
temel bir olgudur. İletişim hem bireysel,hem kurumsal düzeyde toplumsal
yaşamın temel ve vazgeçilmez bir özelliğidir. Bireyin gelişiminde ve
eğitiminde önemli bir işlevi olan aile,iletişim bakımdan da çok önemlidir.
Çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri anne-baba ile çocuklar arasında
etkili bir iletişimin kurulmasına bağlıdır..
Ancak aile,ülkeden ülkeye,kültürden kültüre farklılıklar gösterdiği
gibi,aynı ülke içinde de kentten kırsal kesime,ekonomik duruma ve yörelere
göre de farklılıklar gösterir. Bu nedenle ailenin kesin ve evrensel tanımını
yapmak,sosyolojik,coğrafik ve ekonomik farklılıklar göz önüne alındığında
pek olası görülmemektedir.(1)
Bütün toplumlarda hemen her birey,bir aile grubunun içinde doğar ve orada
yetişir. Her toplumda değişik örgütleniş biçimleri gösterse de bir aile
sistemi vardır. Ailenin bilinene en basit tanımı,bir birine kan bağı ile
bağlı bireylerin oluşturdukları bir grup olarak yapıla bilir. (2)
Birsen Gökçe’nin tanımı ise şöyledir; “Aile,anne-baba-çocuklar ve tarafların
kan akrabalarından meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir birliktir.” (3)
Ozankaya’nın tanımı, “Aile ,içinde insan türünün belli bir biçimde
üretildiği topluma hazırlanma sürecinin belli bir ölçüde ilk ve etkili
biçimde gerçekleştiği,cinsel ilişkilerinin belli biçimde düzenlendiği,eşler
ve anne-babalarla çocuklar ve diğer yakınlar arasında belli bir ölçüde
içten,sıcak,güven verici ilişkilerin kurulduğu,yine içinde bulunulan
toplumsal düzene göre ekonomik etkinliklerin az ya da çok bir ölçüde yer
aldığı bir toplumsal kurumdur.” Şeklindedir. (4 )
Görüldüğü gibi ailenin tek ve evrensel tanımını yapmak güçtür. Yalnız kesin
olarak bilen bir şey vardır ki,aile toplumda ki en eski ve en temel
kurumlardan biridir. Ailenin temel bir toplumsal kurum olarak görülmesinin
iki temel nedeni vardır. Birinci neden,insan türünü üretmesi ve devam
ettirmesi,ikinci neden ise ailenin başka kurumların da kaynağı olmasıdır.
Çağımızda başka kurumlar tarafında üstlenilen bazı hizmetler önce aile
içinde gelişmektedir. Bu hizmetler; ekonomik
etkinlik,eğitim,eğlence,dinleme,toplumsal denetim vb.’dir. Ailenin toplumsal
kurum halinde oluşması,kendi kendine yeterli bir örgüt olmak dan çıkıp,yavaş
yavaş genişleyen toplum içinde özel görevleri olan bir birim haline gelmesi
ile oluşmuştur (5 )
Aile ile ilgili başka bir kavramda akrabalık ilişkileridir. “Akrabalık,
bireylerin sosyal ilişkilerinin gerçekleştiği evlilik,kan bağı veya soy-sop
ilişkilerine dayalı bir sistemdir.” (6)
Aile her iki yönlü birimdir ve bir yönü ile erkek ve akrabaları,diğer yönü
ile kız ve akrabaları içerir . akrabalığı ilk temelleri biyolojik bağlardan
kaynaklanır. Evlilik sonucu kadın ve erkek arasında oluşan ilişki ise
toplumsal içeriklidir. Bu nedenle akrabalığı doğmasında kan bağı ve
toplumsal anlaşma bağı gibi etkenin belirleyici olduğu görülmektedir.
Aile Türleri; baba egemenliğine dayalı “babaerkil”,anne egemenliğine dayalı
“anneerkil” ve anne –babanın eşit egemenliğine dayalı “eşitsel aile” aile
olarak 3 tip aile görülmektedir. Günümüz toplumlarında aile kurumunun
sınıflandırılabilmek için; “geleneksel aile” ve “çekirdek aile” tipleri
ayrımı yapılmaktadır. Geleneksel aile tipi için; bu alanda ,geniş aile,eski
aile,köy ailesi ve geleneksel aile terimleri de kullanılmaktadır. Çekirdek
aile için ise şehir ailesi,küçük aile,dar aile,modern demokratik aile ve
çağdaş aile terimleri kullanılmaktadır.
Aile,insan yaşamında en önemli ve ilk toplumsallaşma kurumudur.
Toplumsallaşma,bireysel ve toplumsal öğelerin karşılıklı etkinleşmesini
içerir. ( 7 )Toplumsallaşma olgusu her şeyden önce bir toplum içinde
oluşmaktadır. Birey o toplumun bir üyesi olarak toplumda ki rollerini
üstlenmekte ve topluma eğemem olan kuralları benimsemektedir. Birincil
toplumsallaşma etmeni olan aile,tüm değişmelere karşın bu özelliğini
korumaktadır. Çünkü birey toplum içinde aile ortamında doğar ve büyür.
Bireyin ilk deneyimlerinin kazandığı ilk tutum ve davranışlarının
belirlendiği ortam ailedir. ( 8 ) Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı
takılan davranış,ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Bu dönemde
çocuk toplumun bir bireyi olacağını öğrenirken aynı zamanda en küçük
ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele de gereksinim doğar. Kişiliğin
oluşumu için gerekli olan özdeşleştirme aile içinde ki üyeler ile
gerçekleşir. Çocuk toplumda alacağı rollere de bu dönemde de hazırlanır. (9
)
Ailede kadının geleneksel olarak cinsiyet temeline dayalı iki rolü vardır.
Bunlar anne ve eş rolleridir. Baba ise üretim ve koruma ile görevli,dış
çevrede ki sosyal ve fiziksel sorunları çözen kişidir. Bu nedenle aile
içindeki ekonomik güçü temsil eden erkek belirleyici,kadın ise düzenleyici
bir roldedir.
Günümüzde kadınlar ev kadını,iş kadını,anne ve eş olarak aile içindeki
rollerini sürdürürken,erkekler ağırlıklı olarak iş erkeği rollerini
sürdürmektedirler.
Aile - İçi İletişim ; İletişim,tüm canlılar özellikle de insanlar arasında
yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. İnsanlar zaman içinde daha
etkili iletişim araçları ,yöntemleri becerileri geliştirmektedirler. Bireyin
gelişinde ve eğitiminde bir çok görevi ve işlevi olan aile,iletişim
bakımından da çok önemli bir kurumdur. Çünkü çocukların iyi bir gelişme
gösterebilmeleri için anne-baba çocuklar arasında etkili bir iletişim
kurulması gerekmektedir. Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı
olarak bir birlerini düşüncelerini ve duygularını anlamalarını
sağlar,işbirliği,yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar,çocukların
gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin
gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız bir kişilik
geliştirirler. Düşünme,düşünce ve duygularını açıklama özgürlüğü ve
alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin
oluşturulamadığı,iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların
gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen , düşünce ve duygularını
açıkça dile getiremeyen bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli
sorunlarla karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında,özellikle
anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok
önemlidir. ( 10 )
İletişim,aile sisteminin işleyişinde ve işbirliği,karar verme gibi işlevler
için gereklidir. Aileler ile yapılan çalışmalarda da iyi iletişimin
bulunduğu ailelerde,aile ilişkilerinden sağlanan doyumu daha fazla olduğu
ortaya çıkmıştır. İyi bir iletişim ailede kişilerin birbirlerine daha iyi
tanımalarına,kaynakların kullanımda beraberin sağlanmasına,davranışlarda
koordinasyona amaçların belirlenmesine,kişilerin kendilerine ve diğer
kişilere saygı duymalarına olanak sağlamaktadır. İletişimin aile empati,uyuşum
ve saygı aktarımda çok önemli bir yeri vardır. Aile içinde
sevgi,mutluluk,neşe,kızgınlık,üzüntü,korku vb gibi duyguların aktarılması
ancak üyeler arası etkileşim ile olur. Karşısında ki ile empati kurma,onu
anlama veya onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı veya sağlıksız
olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde,iletişim vardır. ( 11
)
Ailede Eşler Arası İletişim ; Ailenin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir.
Sağlıklı bir ilişki,iki kişinin bilinçli olarak,düşünüp taşınıp,sorumluluk
içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki içine giren bireyler,diğerini
değerli ve onurlu görür,onu olduğu gibi kabul eder bu kişiler kendi
sınırlarının farkındadırlar,sürekli etkileşim ve dayanışma olmaktan
çekinmezler,olgun insanlardır. Evliliğin yaşaması için,kendi gereksinimleri
ile “Yuvanın” gereksinimleri arasında bir denge kur ararlar bu disiplin
sayesinde eşler uzun vadeli mutlulukları,kısa vadeli geçici doyumlara
yeğlerler kendi davranış,düşünce ve duygularından kendilerini sorumlu
tutarlar. Doğru bildiklerini söylemekte ısrar ederler ve gerçekçi olmaya
özen gösterirler manevi yaşama zenginleştirmeyi,kendi bencil sınırları içine
kapanıp kalmamaya özen gösteririler . İki olgun insan anne- baba olmaya
karar verdiği zaman,davranışlarıyla olgun insan modelini çocuklarına
gösteririler. Bu kişilerin kendilerine ve diğerlerine saygıları vardır.
Çocuk yetiştirmeyi dünyanın en sorumlu görevi kabul ederler. Böyle
anne-babanın kurduğu aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri doğal
olarak karşılanır. Çocuklar bu güven ve sevgi ortamı içinde kendi
benliklerini bulabilmek için değişik deneyimlere girebilme cesareti
gösterirler. Bu aileler de çocuklar,anne-babanın kendi gereksinimlerini
gidermek aracı olarak kullanılmazlar . Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve
mutsuz baba ise kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini
karşılayamadıkları için,gereksinimlerini karşılamada çocuklarını araç olarak
kullanırlar çocukların kendi gereksinimleri ve kişisel gelişimsel
potansiyelleri böyle anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde
çocuklar gelişemezler ve kendi kişiliklerini bulamazlar. ( 12 )
Ailede Anne-Baba ve Çocuklar arası iletişim: Anne-Babanın ve aile içindeki
diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun aile içindeki
yerini belirler.Aile çocuğun ilk sosyal deneyimini edindiği yerdir.Çocuğa
yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır,bu ilk yaşantıların
örülmesinde büyük önem taşır.Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar,ailenin çocuk
üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu
kanıtlamıştır.Evlerinde yakın bir ilgiye,demokrasinin birleştiğini gören
çocuklar,en etkin,özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar
olmaktadırlar.Buna karşı daha sert bir denetim altında tutulan yada eğitim
yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve
saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç
dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler.Dengeli,duygusal ve toplumsal
etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında,yeterli güven,sevi ve sevecenlik
içinde büyüyen çocuklar,gelişimleri için gerekli deneyimleri elde
edebilirler.Hor gören cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan
anne ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip
olmaktadırlar.Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkileri,diğer
bireylere,nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırlar,benimsediği tutum ve
davranışların temelini oluşturur.Aile aynı zamanda çocuğa,aile ve toplumun
bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temellerini
atar.Anne-Baba-Çocuk ilişkisi,temelde anne ve babanın tutumuna
bağlıdır.Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok olaya,yeterli ve
uygun olmayan ilk anne-baba-çocuk ilişkilerinin neden olduğu
saptanmıştır.Anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimi şimdiki
tutumlarında etkili olabilir.Çocukluk yılarında kendi anne babasıyla
sağlıklı bir iletişim kuramayan,yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı
baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü deneyimler nedeni ile
olumsuz olabilir büyüme aşamalarında başarılı olan çocuklar,iyi aile
ilişkileri içinde yetişmiş bireylerdir.Aile içinde gerçekleşen başarılı
ilişkiler,mutlu,arkadaşça,bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu
sağlar.Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen
çocuklar,büyük bir sevgi açlığı gösterirler,bu açlıkta bir takım davranış ve
uyum bozukluklarına neden olabilir.Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan
ergenlik dönemin de gencin,sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve zorluğa
uğramadan aşabilmesi,geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır.Çocukluk
döneminde sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk,mutlu bir ergen
adayıdır.Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir iletişim kurabilen
çocuk,zorlu ergenlik döneminde de aynı arkadaşça ilişkilerini
sürdürerek,kişisel sorunlarını kolaylıkla çözebilir. (13)
Ailede İletişim Sorunları,Nedenleri ve Çözüm Önerileri: Aile-içi iletişim
çok önemli olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir konudur.Yaygın
olarak görülen iletişim biçimi “gereksinme iletişimi” denilen durumdur.Bu
iletişim durumunda,iletişimi belirleyen etmenler günlük gelişen
geresinimmelerdir.İletişim kodları da buna uygun sözcük
formatlarıdır.Yemekte ne olduğu,çocukların okuldaki durumları,günlük
olayların kısa notları,telefon faturaları ya da beklenmeyen olaylar kısa
konuşmalarla aktarılırken,birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek,TV
program yorumları,gündemdeki konuların kısa değerlendirilmeleri ev içi
iletişim mesajları olmaktadır.Daha derinlerde yer alan beklenenler,düş
kırıklıkları,geleceğe ilişkin duygular,insanlar arasındaki olumlu ya da
olumsuz iletiler günlük iletişim içinde kendine yer bulmamakta,bu nedenle de
mesajlar örtülmekte,duygular sessizce geçiştirilmektedir.Aile-içi
iletişiminin düşük yoğunluğu,sıklığı,azlığı giderek insan arası ilişkileri
de zayıflatmaktadır.Aile içinde yabancılaşma görülmekte,etkin iletişim aile
dışındaki gruplar arasına kaymaktadır.Baba iş yerindeki arkadaş
grubuyla,anne kadınlar arasındaki gruplarla,çocuklar da arkadaş gruplarıyla
etkin iletişim kurmayı yeğlemekte,duygu ve düşüncelerin paylaşımın da ev
dışına taşımaktadır. Ev içinde zayıflayan iletişime karşın buna karşın ev
dışında canlanan ilişkiler,insanlar arasında ki yapancılaşmayı
artırmaktadır. Bu durum da değişen insan davranışlarını fark etmeyi
engellemektedir. Bu durumun yarattığı doyumsuzluk,evde ki bütün bireylerin
davranışlarına yansıyarak ev içi gruplaşmalarına yol açmaktadır.
Anne-oğul,baba-kız ya da çocuklar arası koalisyonla anne – babaya karşı
cepheleşme eğilimleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum iletişimi büsbütün
bozmakta sosyal rolleri sertleştirmektedir. Bütün bunların çözümü,ev içinde
eşitlikçi,sosyal rolleri arkadaşça yumuşatan ,aile disiplini kimseyi
yaralanmadan kurup yürüten,anlayışlı,şevketli,ilkeli bir aile yapısını kurup
sürdürebilmektedir. Eşler arasında ki anlayış ve davranış bütünlüğü
iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerin benimsemelerine yol acar.
Böylece aile – içi iletişimde aile dışındaki iletişimde doğru bir temele
oturmuş olur.
Dipnotlar
(1) Genel İletişim”(2003).Ankara Pegem A.Yayıncılık 260 (11 ):10 S.217
(2) Özkalp,Enver.Sosyolojiye Giriş.Eskişehir: Anadolu Üniversitesi ESBAV
Yayın No: 87,1987.
(3) Gökçe,Birsen.a.g.e
(4) Ozankaya,Özer. Toplumbilime Giriş.Ankara: A.Ü. S.B.F Yayın No: 431,1979.
(5) Lundberg.George A.,Clarence C.Schrag,Otto N.larsen.Sosyoloji Cilt:II.Çeviren
Özer Ozankaya,Ankara:Ayyıldız matbaası,1970.
(6) Özkalp,Enver.a.g.e.1990
(7) Kağıtcıbaşı, Çiğdem. “Türkiye’de Ailenin Sürekliliği ve
Değişimi”.Türkiye’de Ailenin Değişimi Toplum Bilimsel İncelemeler. Ankara:
Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları Editör: Türköz Erder,1984.
(8) Aziz,Aysel.Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. Ankara: A.Ü .BYYO Yayın
No: 2,1982.
(9) Yavuzer,Haluk. “ Çocuğun Toplumsal ve Duygusal Gelişimlerinde Ailenin
Rolü” Aile Çocuk 1982-1983 Seminer Konferansları. İstanbul: İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları 1983.
(10) Dönmezer,İbrahim. Ailede İletişim ve Etkileşim. İstanbul : Sistem
Yayıncılık ,1999.
(11) Bulut,Işın Ruh Hastalığının Aile İşlevlerine Etkisi. Ankara : T.C.
Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları Genel Yayın No:
74,1993.
(12) Çüceloğlu,Doğan. a.g.e.
(13) Yavuzer,Haluk.Çocuk Psikolojisi. İstanbul:Remzi Kitapevi 19.Basın,2000