Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

  AİLE

 Sosyal Hizmet Uzmanı. İsmet Galip YOLCUOĞLU

Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
ismetgalip@gmail.com ulaştırabilirsiniz.

   BÖLÜM-1      BÖLÜM-2      BÖLÜM-3       BÖLÜM-4      BÖLÜM-5

 3.7. 51. HÜKÜMET-TANSU ÇİLLER’İN II. DÖNEMİ (20.09.1995-24.12.1995)

Bir önceki 50. hükümetin başbakanı Tansu ÇİLLER tarafından kurulan bu azınlık hükümeti döneminde, DİE'nin 1995 yılı için yaptığı ankete göre fert başına en yüksek gelir elde eden il ile en düşük gelir elde eden il arasında 10 katın üzerinde fark vardır.
Bu veriler, gerek kişiler, gerek bölgelerarası gelir dağılımının son derece bozuk ve dengesiz olduğunu göstermektedir.
Bu durum ülkemizdeki bir çok sorunun da kaynağını teşkil etmektedir.
Kısa süreli bir ömrü olan bu hükümet ciddi icraatlar yapamadan meclisten güvenoyu alamaması üzerine dağılmıştır.



3.8. 52. HÜKÜMET-TANSU ÇİLLER’İN III. DÖNEMİ (24.12.1995-07.03.1996)

20 Eylül 1995 tarihinde 50. Hükümet’ in istifası ve 51. Hükümet’ in TBMM’ den güvenoyu alamaması ile ülkemiz kritik bir demokrasi sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Bu seçim hükümetinin görevi 24 Aralık 1995’de ülkeyi genel seçime götürmektir


3.9. 53. HÜKÜMET-MESUT YILMAZ’IN II. DÖNEMİ (07.03.1996- 6 Haziran 1996)
Hükümet programında aile konusu şu şekilde ele alınıştır;
“Sosyal politikalarımızın hedefi de kaynağı da insandır onun mutluluğu ve refahıdır. Bu hedefe ulaşmada en temel kurum ise ailedir. Ailenin güçlendirilmesi neticede toplumun ve devletin güçlendirilmesidir. Bunun için hükümet olarak yalnızca merkezi plan ve programlara değil, yerel yönetimlerle ve sivil kurumlarla (vakıf ve dernekler) işbirliğine zaruret vardır. Özellikle yaşlılara, kimsesizlere, korunmaya muhtaç çocuklara, sakat ve özürlülere, aile dışına itilmiş kadın ve çocuklara yönelik sosyal hizmet politikalarımızda bu yeni yaklaşım esas olacaktır.
Kadın aile kurumunun en etkili, yönlendirici, yetiştirici, aileyi birleştirici ve koruyucu unsurudur. Türk kadınının toplum içindeki yerini olumsuz olarak etkileyen düzenlemelerin giderilmesi yönündeki çalışmalar sürdürülecek ve Türk kadınının her alanda etkin bir şekilde hizmet görmesini, eğitim düzeyinin yükseltilmesini, karar mekanizmalarında rol almasını sağlayacak yasal ve idari düzenlemeler yapılacaktır.
Ana çocuk sağlığına yönelik hizmetlere önem verilecektir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine, milli ve manevi değerlerimize bağlı bir şekilde fikren, ruhen ve bedenen gelişmeleri temin edilecektir. Gençlik kesiminin sorunlarını gidermek ve gençlerin kalkınma sürecine katkı ve katılımlarını artırabilmek amacıyla bu kesime sunulan hizmetler toplumun temelini oluşturan ve geleceğin güvencesi olan gençlerin eğitim, sağlık, çalışma hayatı, sosyal güvenlik, istihdam ve boş zamanları değerlendirme konularındaki sorunlarının çözümüne yönelik önlemler alınacaktır.”
Mesut Yılmaz’ın Çiller’le dönüşümlü başbakanlık anlaşmalı 53. Hükümet güvenoyu aldı. Ancak Yılmaz-Çiller’in sürekli çekişmeleri 6 Haziran 1996 günü Yılmaz’ın istifasını getirdi ve kısa süreli bu hükümetin programında aile konusunda belirttiği uygulamalar yapılamadan hükümet dağılmıştır.
3.10. 54. HÜKÜMET NECMETTİN ERBAKAN DÖNEMİ (07.06.1996-07.07.1997)

Hükümeti kurma görevini alan Erbakan yine “dönüşümlü başbakanlık” formülüyle ve ilk sıra Erbakan’da olmak üzere Refah-DYP koalisyonu, 8 Temmuz 1996 tarihinde 278 ile güvenoyu almış hükümet programında konu şöyle açıklanmıştır;
“Kamu yatırımları içinde eğitimin payı yüzde 12'ye (1995'te 9.2%).Ana ve çocuk sağlığı hizmetlerine önem ve öncelik verilecektir. Kadınımız toplumun en küçük ve temel kurumu olan ailenin en etkili yönlendiricisi ve yetiştiricisi olup, aile içinde ailenin mutluluğunu ve refahını oluşturmada eşi ile eşit sorumluluklara sahip bir bireydir.
Türk kadınının toplum içindeki yerini etkileyen olumsuz şartların ortadan kaldırılması yönündeki çalışmalara ağırlık verilecektir. Özellikle, kadınların eğitim, sağlık, istihdam ve toplumsal statülerinin yükseltilmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır.
Toplumun temel taşı olan ailenin korunması ve geliştirilmesi esas olacaktır.”
Bu dönemde, sosyal yardım alanında bir iyileştirme yapılarak SHÇEK tarafından temel gereksinimlerini karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere 28.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren, , “Ayni Nakdi Yardım Yönetmeliği” bazı hükümleri 10.04.1997 tarihinde değiştirilmiş, bu çerçevede sosyal yardım hizmetleri biraz daha güçlü bir hale gelmiştir.
Bir diğer önemli gelişme de Aile Danışma Merkezlerinin açılmasını sağlayan kanuni düzenlemedir. Bu merkezler, ailelerin ekonomik, toplumsal, kültürel ve psikolojik sorunlarla baş edebilmeleri için korunması, desteklenmesi ve güçlendirilmesi amacıyla açılan merkezlerdir.
Söz konusu merkezler, 6 haziran 1997 tarih ve 23011 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 572 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2828 Kurum Kanunu’nun 3.Maddesinin “e” bendine eklenen 8. fıkra’ya dayanılarak açılmıştır.

3.11.55. HÜKÜMET III. MESUT YILMAZ HÜKÜMETİ (07.07.1997-12.01.1999)

Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi ülkeyi 54’üncü hükümet tarafından içine düşürüldüğü rejim ve Devlet bunalımından kurtarmak üzere “Anasol-D” hükümetini kurmuş, CHP , hükümeti dışarıdan desteklemiştir.
Bu hükümeti programında “Kadın sorunları ve aile” başlığında konu şu şekilde ele alınmıştır;
KADIN SORUNLARI VE AİLE
“Anayasamızın 41. maddesinde ailenin Türk toplumunun temeli olduğu belirtilmektedir. Aile bağlarını ve dayanışmasını koruyup güçlendiren bir ulusal ve anayasal görevdir.
Hükümetimiz, Türk ailesinin huzur ve refahını artırmaya yönelik çalışmalara önem verecektir.
Aile yardımları günün ekonomik ve sosyal gerçeklerine uygun hale getirilecek, medeni nikahın yaygınlaştırılması suretiyle aile bütünlüğü güçlendirilecek, özellikle kadınlar ve çocukları mağduriyetleri giderilecektir.
Ayrıca toplumumuzu ve aile bütünlüğün sarsan uyuşturucu madde kullanımı, şiddet, müstehcenlik ve cehalet gibi sorunlarla gerek mücadele yapılacak, özellikle aile içi şiddeti önlenmesi amacıyla gerekli yasal düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
Anayasamızın 41 inci maddesinde devletin ailenin korunmasını sağlama teşkilat kurmasına yönelik amir hükmi Anayasa Mahkemesinin iptal kararları hukuki dayanaktan yoksun hale gelmiş bulunan Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı kanunu çıkartılacaktır.
Hükümetimiz kadının ekonomi kültürel ve siyasal yaşama tam olarak sağlanması konusunda kararlılıkla;
-Aile içinde demokrasi teşvik eşitlikçi ve paylaşımcı bir aile ya~ alınacaktır.
-Kadının toplumsal konumunun yi için Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza diğer mevzuatta yer alan ayrımcı maddelerin günün şartlarına uygun düzenlenmesi başta gelmek üzere gerekli idari düzenlemeler ivedilikle yapılacaktır.
-Tüm bu görevleri ülke genelinde etkin bir biçimde yerine getirecek ulusal mekanizmanın Başbakanlığa bağlı Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü olarak teşkilatlanması için gerekli yasal düzenleme gerçekleştirilecektir.

-Tüm kurum ve kuruluşlarda kadın birimlerinin kurulması teşvik edilecek bunlar arasında işbirliği ve koordinasyon sağlanarak, uygulamada politika, plan ve programlara kadın-erkek eşitliği kavramının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılacaktır.

Korunmaya, bakıma muhtaç çocuk, genç ve yaşlılarımızın ihtiyaçlarının karşılanması Hükümetimizin öncelikli hedeflerindendir. Özellikle kimsesiz çocuklarla çalışan çocukların her türlü sorunlarının çözümlenmesi için çaba gösterilecektir.”

Bu dönemde “aile ve kadın” alanındaki en çarpıcı gelişmelerden ve hükümet icraatlarından biriside önemli bir yasal düzenleme olarak, 14 Ocak 1998 tarihli 4320 sayılı “Ailenin Korunmasına Dair” kanundur. Bu kanunun 1. maddesine göre;
“ Türk Medeni kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi maruz kaldığını kendilerinin veya diğer kişilerin cumhuriyet savcılığına bildirmesi halinde, Sulh Hukuk Hakimi re’sen meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak çeşitli tedbirlere hükmedebilir. Bu tedbirler, şiddet kullanan bireyin evden uzaklaştırılması, iletişim vasıtasıyla evdekileri rahatsız etmemesi vb.’dir.”
Görüldüğü gibi bu önemli yasal düzenlemeyle, ailenin, aile bireylerinin ve özellikle kadınların her anlamdaki güvenliği devlet tarafından güvence altına alınmıştır. Buna rağmen bu yasal düzenleme önemli bir yenilik ve güvence getirse de önemli olan yaşamsal düzeyde bu tür yasal düzenlemelerin ve kollluk güçleri ile diğer kamu görevlileri tarafından uygulanabilir olması büyük önem taşımaktadır.
Bu dönemdeki önemli yasal düzenlemelerden birisi de “kadın konukevleri” açılmasıdır. Konu şu şekilde değerlendirilmiştir;
“Kadının ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları sorunudur ve sosyal adaletin bir şartıdır ve sadece bir kadın konusu olarak görülmemelidir. Bunlar, sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplum inşa etmenin tek yoludur. Kadının güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliği, bütün insanlar için politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği başarmanın ön koşuludur.” (Pekin+5 Siyasi Deklarasyonu ve Sonuç Belgesi, KSSGM)
Ancak, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sorun olan kadına yönelik şiddet; kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini, özel yaşamını, işini ve diğer sorumluluklarını yerine getirebilmesinde, kadının güçlenmesi ve ilerlemesinde engel teşkil etmektedir.
“Şiddete uğrayan kadının değerleri, nitelikleri, kararları yok olmakta, “ben” duygusu yitirilmekte, kimlik kaybı görülmekte, sağlık sorunları artmakta, girişimciliği gelişmediği gibi tam tersine kaybolmaya başlamaktadır. Şiddete uğrayan kadınlar kimlik ve düşünce geliştirmekte zorlanmakta ve toplumsal tavır alışlarda yer alamamaktadırlar.” (DPT Kadın Alt Komisyon Raporu, 1993)
Şiddetin yaşandığı ailelerde yetişen kız ve erkek çocuklarda ciddi sağlık sorunlarının yanı sıra uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, intihar girişimi, yasadışı davranış eğilimi, okula devamsızlık ve eğitimini yarıda bırakma gibi eğilimlerin daha yüksek oranlarda görüldüğü saptanmıştır
Çağdaş, demokratik, ileri bir toplum için, kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişletilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk vb. alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan yararlanmalarının sağlanması büyük önem taşımaktadır.
Sosyal hizmetlerin önem taşıyan amaçlarından biri de, insan haklarını güvence altına almaktır. Eşitlik, özgürlük ve onurun insan haklarının dayandığı temel unsurlar olduğu gerçeğinden hareketle, kadınların kendi durumlarını belirlemede, kendi haklarında söz sahibi olma hakkına sahip oldukları bilincine ulaşmalarında, istismara karşı çıkmalarında, statülerinin yükseltilmesinde, onurlarının korunmasında ve böylece demokratik geleneğin gelişmesinde SHÇEK’in küçümsenemeyecek katkıları vardır. Kadının ilerlemesi ve güçlendirilmesi ve şiddete karşı korunmasına yönelik yürütülen hizmetlerle eşitlik politikalarına katkı sağlanmaktadır.
SHÇEK, ulusal kalkınma plan hedefleri, ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, belgeler ve kararların öngördüğü yükümlülükler ve görevler arasında da yer aldığı üzere, kadın istismarını önleme politikalarının geliştirilmesi, yasal önlemlerin alınması, istismara uğrayan yada bu riski taşıyan kadınlar için koruyucu ve destek hizmetlerinin sağlanması gerektiği bilinci ile istismara uğrayan veya bu riski taşıyan kadınlara yönelik hizmetlerini ağırlıklı olarak kadın konukevleri ile vermektedir.
Fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik istismara uğrayan kadınların psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesi sırasında varsa çocuklarıyla birlikte ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici bir süre kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşları olan kadın konukevlerinde; 12 Temmuz 1998 tarih ve 23400 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Kadın Konukevleri Yönetmeliği” uyarınca hizmet verilmektedir.
Kadın konukevlerinde; kadınların durumlarının, aileleri ya da eşleri ile olan anlaşmazlıklarının incelenmesi ve sorunlarının giderilmesine yönelik mesleki çalışmalar yapılmaktadır. Kadın konukevlerine kabulü yapılan kadınlara yönelik mesleki çalışmalar; reşit bireyler oldukları ve “kendi kaderini tayin” ilkesi göz ardı edilmeden yerine getirilmektedir.
Söz konusu çalışmalar ana hatlarıyla aşağıda belirtilmektedir.
-Şiddete uğrayan kadınlarda şiddet sonucu ortaya çıkan umutsuzluk, değersizlik, suçluluk, utanç ve korku gibi duyguların aşılmasına yönelik çalışmalar temel amaçtır.
Bu dönemdeki en önemli ilerleme eğitim alanında yaşanmış ve ilköğretim 1997 yılında, Temel Milli Eğitim Kanununun 24üncü Maddesine göre 5 yıldan 8 yıla çıkartılmıştır.
3.12. 56. HÜKÜMET- IV. BÜLENT ECEVİT DÖNEMİ ( 12.01.1999-28.05.1999)
Başbakan Ecevit, Hükümetin ömrü kısa olacağı için, Hükümet Programını da kısa tuttuklarını ifade ederek şöyle aile ve çocuğa ilişkin politika önceliklerini şu şekilde dile getirmiştir.
“Kimsesiz çocuklar ile kadınların ve bakıma muhtaç özürlüler ile yaşlıların sağlıklı ve güvenli bir yaşama kavuşmaları için Devletin tüm olanakları seferber edilecektir. Özürlülerle ilgili yasal düzenlemeler hızla uygulamaya geçirilecektir.

Sokaklarda yaşayan çocukların topluma ve ailelerine kazandırılmalarıyla ilgilenen kuruluşlar ve hizmetler yaygınlaştırılacaktır.

Dar gelirli aile çocuklarının eğitim giderlerine Devlet katkısını arttırma yolundaki uygulamalar yaygınlaştırılacaktır.”
Toplumun ve ailelerin bütünlüğünü tehdit eden uyuşturucu kullanımı, şiddet, müstehcenlik ve benzeri sorunlarla mücadele ödünsüz sürdürülecektir
Karı koca arsındaki geçimsizlik ve aile içi şiddetin kaynağında çoğu zaman ekonomik sıkıntılar mevcuttur. Ekonomik krizlerle bunalan ailelerde gerginlik sadece şiddetle sonuçlanmayıp, boşanmalara da yansıyor. DİE verilerine göre, 1998 yılında 22.513 aile boşanmış iken, 1999’da bu rakam 33 bine yükselmiştir. Boşanma sebebi olarak % 93.7 maddi geçimsizlik, yüzde 2 terk, yüzde 1 zina ve yüzde 3 diğer nedenler görülmektedir.

3.13. 57. HÜKÜMET V. BÜLENT ECEVİT DÖNEMİ ( 28.05.1999-23.11.2002)

“Kadınlarımızın ekonomik ve sosyal yaşamımızın her aşamasında üretime katılmaları özendirilecek, kadınlarımızın sosyal ve ekonomik statüsünün geliştirilmesine yönelik çabalar hızlandırılacaktır.
Toplumun ve ailelerin bütünlüğünü tehdit eden uyuşturucu kullanımı, şiddet, müstehcenlik ve benzeri sorunlarla mücadele ödünsüz sürdürülecek, gençlerimizi zararlı alışkanlıklara karşı korumak için her türlü önlem alınacaktır.
Kadınlarımızın ekonomik ve sosyal yaşamımızın her aşamasında üretime katılmaları özendirilecek, kadınlarımızın sosyal ve ekonomik statüsünün geliştirilmesine yönelik çabalar hızlandırılacaktır.”
57. Hükümet döneminde aileyle ilgili önemli gelişmelerden birisi “Aile Danışma Merkezleri”nin açılması ve yaygınlaştırılmasıdır. Bu merkezlerin amacı; aile yaşamını korumak, desteklemek ve sorunların çözümüne yardımcı olmak amacıyla aile bireylerine yönelik koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin yanı sıra rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin de verildiği merkezler olup, 11.09.2001 tarih ve 102 sayılı Bakan Onayı ile yürürlüğe giren “Aile Danışma Merkezi Çalışma Esasları Hakkında Yönerge” doğrultusunda hizmetlerini yürütmektedir.
Aile Danışma Merkezlerinde; aile hayatının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi yoluyla ailenin refahı, mutluluğu ve bütünlüğünün sağlanması, uyumlu aile ilişkilerine katkıda bulunulması, aileyi bir arada tutan bağların kuvvetlendirilmesi, aile üyelerinin kişiliklerinin sağlıklı biçimde gelişmesi, birey olma potansiyellerinin güçlendirilmesi ve toplumsal yaşama uyumlarının sağlanması, sağlıklı çocuk yetiştirme bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi ile aile sisteminde özgürlük, sorumluluk ve toplumsal değerler arasında bir denge sağlanması amaçlanmaktadır.
Söz konusu merkezlerde bu amaçlara uygun olarak; evliliğe hazırlık, eşler arası uyumsuzluk, tek ebeveynlik, ebeveyn-çocuk ilişkisinden doğan sorunlar, aile içi rol ve sorumlulukların dağlımı, yaşlı ve engelli üyelerin bakımı, boşanma öncesi ve sonrası yaşanan sorunların giderilmesi vb. konularda ailenin kendi kendine yeterli hale gelmesi yönünde mesleki çalışmalar geliştirilerek sürdürülmektedir.
Ayrıca, kadının toplum ve aile içerisindeki statüsünün yükseltilmesine yönelik programların geliştirilmesi, aile içi şiddetin önlenmesi ve 4320 Sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” un gerekli hallerde yaşama geçirilmesi konusunda aile eğitilerek desteklenmekte, rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilerek ailenin toplumsal ve ekonomik değişimi için uyumuna yardımcı olunmaktadır.
Bir diğer önemli kilometre taşı “ Toplum Merkezlerinin” bu dönemde açılmasıdır.
2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 9.Maddesinin değişik (j) bendi ile 15 inci maddesi hükümlerine dayanılarak düzenlenen “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Toplum Merkezleri Yönetmeliği” 11.07.2000 tarih ve 24106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
“Toplum Merkezleri” hızlı toplumsal değişme, kentleşme ve göçün yarattığı sorunlar doğrultusunda, bireylerin, grupların, ailelerin ve toplumun sorunlarla baş edebilmeleri ve bireylerin katılımcı, üretken ve kendine yeterli hale gelmesi amacıyla; koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, bir arada ve en kolay ulaşılabilir biçimde, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler ile işbirliği ve eşgüdüm içinde sunmakla görevli ve yükümlü bulunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarıdır
Uyumlu koalisyon döneminde yaşanan en olumsuz gelişme Şubat 2001 tarihindeki büyük ekonomik krizdir. Krizinden sonra Dünya bankası başkan yardımcısı Kemal Derviş ekonominin başına getirerek İMF anlaşmalarıyla krizi atlatmış ancak toplumun büyük çoğunluğu, aileler, kadınlar önemli ekonomik zorluklar, çalkantılara maruz kalmışlar ve psiko-sosyal açıdan aşılması belki de uzun yıllar sürecek bir sürece girilmiştir.
Krizin aile yapısında yol açtığı olumsuzluklar ve değişmeler, oluşan sorunlar, ailenin korunmasını, desteklenmesini ve sorunlarının çözümü için yeni politikalar ve hizmet programları geliştirilmesi gereği ortaya çıkmış, sosyal devletin güçlendirilmesi, aileye yönelik sosyal yardım programlarının oluşturulması, aile hizmetlerinin sosyal güvenlik sistemi içerisinde daha köklü çözümlere yönelik ele alınması gündeme gelmiştir.
DPT’nın 2000 yılı planında aile, “kadın, aile ve çocuk” bütünlüğü içinde ele alınmıştır ( DPT,2000:93);” Güçlü bir sosyal güvenlik işlevine sahip olan aileye yönelik destek çalışmalarının kurumsal düzeyde yürütülmesinin önemi toplumdaki hızlı değişme nedeniyle artmaktadır” denilmektedir.
Yaşanılan kriz sürecinde; büyüme yerine gerileme ya da daralma, gelir dağılımında uçurumların yükselmesi,yoksulluğun derinleşmesi, enflasyonun yükselmesi gibi temel süreçler toplumu ve aileleri temelden etkilemiştir.

                                                                                                  DEVAM EDİNİZ

©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın