BÖLÜM-1
BÖLÜM-2
BÖLÜM-3
BÖLÜM-4
BÖLÜM-5
3.7. 51. HÜKÜMET-TANSU ÇİLLER’İN II. DÖNEMİ
(20.09.1995-24.12.1995)
Bir önceki 50. hükümetin başbakanı Tansu ÇİLLER tarafından kurulan bu
azınlık hükümeti döneminde, DİE'nin 1995 yılı için yaptığı ankete göre fert
başına en yüksek gelir elde eden il ile en düşük gelir elde eden il arasında
10 katın üzerinde fark vardır.
Bu veriler, gerek kişiler, gerek bölgelerarası gelir dağılımının son derece
bozuk ve dengesiz olduğunu göstermektedir.
Bu durum ülkemizdeki bir çok sorunun da kaynağını teşkil etmektedir.
Kısa süreli bir ömrü olan bu hükümet ciddi icraatlar yapamadan meclisten
güvenoyu alamaması üzerine dağılmıştır.
3.8. 52. HÜKÜMET-TANSU ÇİLLER’İN III. DÖNEMİ (24.12.1995-07.03.1996)
20 Eylül 1995 tarihinde 50. Hükümet’ in istifası ve 51. Hükümet’ in TBMM’
den güvenoyu alamaması ile ülkemiz kritik bir demokrasi sorunu ile karşı
karşıya kalmıştır. Bu seçim hükümetinin görevi 24 Aralık 1995’de ülkeyi
genel seçime götürmektir
3.9. 53. HÜKÜMET-MESUT YILMAZ’IN II. DÖNEMİ (07.03.1996- 6 Haziran 1996)
Hükümet programında aile konusu şu şekilde ele alınıştır;
“Sosyal politikalarımızın hedefi de kaynağı da insandır onun mutluluğu ve
refahıdır. Bu hedefe ulaşmada en temel kurum ise ailedir. Ailenin
güçlendirilmesi neticede toplumun ve devletin güçlendirilmesidir. Bunun için
hükümet olarak yalnızca merkezi plan ve programlara değil, yerel
yönetimlerle ve sivil kurumlarla (vakıf ve dernekler) işbirliğine zaruret
vardır. Özellikle yaşlılara, kimsesizlere, korunmaya muhtaç çocuklara, sakat
ve özürlülere, aile dışına itilmiş kadın ve çocuklara yönelik sosyal hizmet
politikalarımızda bu yeni yaklaşım esas olacaktır.
Kadın aile kurumunun en etkili, yönlendirici, yetiştirici, aileyi
birleştirici ve koruyucu unsurudur. Türk kadınının toplum içindeki yerini
olumsuz olarak etkileyen düzenlemelerin giderilmesi yönündeki çalışmalar
sürdürülecek ve Türk kadınının her alanda etkin bir şekilde hizmet
görmesini, eğitim düzeyinin yükseltilmesini, karar mekanizmalarında rol
almasını sağlayacak yasal ve idari düzenlemeler yapılacaktır.
Ana çocuk sağlığına yönelik hizmetlere önem verilecektir. Çocuklarımızın ve
gençlerimizin Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine, milli ve manevi
değerlerimize bağlı bir şekilde fikren, ruhen ve bedenen gelişmeleri temin
edilecektir. Gençlik kesiminin sorunlarını gidermek ve gençlerin kalkınma
sürecine katkı ve katılımlarını artırabilmek amacıyla bu kesime sunulan
hizmetler toplumun temelini oluşturan ve geleceğin güvencesi olan gençlerin
eğitim, sağlık, çalışma hayatı, sosyal güvenlik, istihdam ve boş zamanları
değerlendirme konularındaki sorunlarının çözümüne yönelik önlemler
alınacaktır.”
Mesut Yılmaz’ın Çiller’le dönüşümlü başbakanlık anlaşmalı 53. Hükümet
güvenoyu aldı. Ancak Yılmaz-Çiller’in sürekli çekişmeleri 6 Haziran 1996
günü Yılmaz’ın istifasını getirdi ve kısa süreli bu hükümetin programında
aile konusunda belirttiği uygulamalar yapılamadan hükümet dağılmıştır.
3.10. 54. HÜKÜMET NECMETTİN ERBAKAN DÖNEMİ (07.06.1996-07.07.1997)
Hükümeti kurma görevini alan Erbakan yine “dönüşümlü başbakanlık” formülüyle
ve ilk sıra Erbakan’da olmak üzere Refah-DYP koalisyonu, 8 Temmuz 1996
tarihinde 278 ile güvenoyu almış hükümet programında konu şöyle
açıklanmıştır;
“Kamu yatırımları içinde eğitimin payı yüzde 12'ye (1995'te 9.2%).Ana ve
çocuk sağlığı hizmetlerine önem ve öncelik verilecektir. Kadınımız toplumun
en küçük ve temel kurumu olan ailenin en etkili yönlendiricisi ve
yetiştiricisi olup, aile içinde ailenin mutluluğunu ve refahını oluşturmada
eşi ile eşit sorumluluklara sahip bir bireydir.
Türk kadınının toplum içindeki yerini etkileyen olumsuz şartların ortadan
kaldırılması yönündeki çalışmalara ağırlık verilecektir. Özellikle,
kadınların eğitim, sağlık, istihdam ve toplumsal statülerinin yükseltilmesi
için gerekli çalışmalar yapılacaktır.
Toplumun temel taşı olan ailenin korunması ve geliştirilmesi esas
olacaktır.”
Bu dönemde, sosyal yardım alanında bir iyileştirme yapılarak SHÇEK
tarafından temel gereksinimlerini karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük
düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere 28.09.1986 tarihinde
yürürlüğe giren, , “Ayni Nakdi Yardım Yönetmeliği” bazı hükümleri 10.04.1997
tarihinde değiştirilmiş, bu çerçevede sosyal yardım hizmetleri biraz daha
güçlü bir hale gelmiştir.
Bir diğer önemli gelişme de Aile Danışma Merkezlerinin açılmasını sağlayan
kanuni düzenlemedir. Bu merkezler, ailelerin ekonomik, toplumsal, kültürel
ve psikolojik sorunlarla baş edebilmeleri için korunması, desteklenmesi ve
güçlendirilmesi amacıyla açılan merkezlerdir.
Söz konusu merkezler, 6 haziran 1997 tarih ve 23011 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren 572 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2828
Kurum Kanunu’nun 3.Maddesinin “e” bendine eklenen 8. fıkra’ya dayanılarak
açılmıştır.
3.11.55. HÜKÜMET III. MESUT YILMAZ HÜKÜMETİ (07.07.1997-12.01.1999)
Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi ülkeyi
54’üncü hükümet tarafından içine düşürüldüğü rejim ve Devlet bunalımından
kurtarmak üzere “Anasol-D” hükümetini kurmuş, CHP , hükümeti dışarıdan
desteklemiştir.
Bu hükümeti programında “Kadın sorunları ve aile” başlığında konu şu şekilde
ele alınmıştır;
KADIN SORUNLARI VE AİLE
“Anayasamızın 41. maddesinde ailenin Türk toplumunun temeli olduğu
belirtilmektedir. Aile bağlarını ve dayanışmasını koruyup güçlendiren bir
ulusal ve anayasal görevdir.
Hükümetimiz, Türk ailesinin huzur ve refahını artırmaya yönelik çalışmalara
önem verecektir.
Aile yardımları günün ekonomik ve sosyal gerçeklerine uygun hale
getirilecek, medeni nikahın yaygınlaştırılması suretiyle aile bütünlüğü
güçlendirilecek, özellikle kadınlar ve çocukları mağduriyetleri
giderilecektir.
Ayrıca toplumumuzu ve aile bütünlüğün sarsan uyuşturucu madde kullanımı,
şiddet, müstehcenlik ve cehalet gibi sorunlarla gerek mücadele yapılacak,
özellikle aile içi şiddeti önlenmesi amacıyla gerekli yasal düzenlemeler
gerçekleştirilecektir.
Anayasamızın 41 inci maddesinde devletin ailenin korunmasını sağlama
teşkilat kurmasına yönelik amir hükmi Anayasa Mahkemesinin iptal kararları
hukuki dayanaktan yoksun hale gelmiş bulunan Aile Araştırma Kurumu
Başkanlığı kanunu çıkartılacaktır.
Hükümetimiz kadının ekonomi kültürel ve siyasal yaşama tam olarak sağlanması
konusunda kararlılıkla;
-Aile içinde demokrasi teşvik eşitlikçi ve paylaşımcı bir aile ya~
alınacaktır.
-Kadının toplumsal konumunun yi için Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza diğer
mevzuatta yer alan ayrımcı maddelerin günün şartlarına uygun düzenlenmesi
başta gelmek üzere gerekli idari düzenlemeler ivedilikle yapılacaktır.
-Tüm bu görevleri ülke genelinde etkin bir biçimde yerine getirecek ulusal
mekanizmanın Başbakanlığa bağlı Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü
olarak teşkilatlanması için gerekli yasal düzenleme gerçekleştirilecektir.
-Tüm kurum ve kuruluşlarda kadın birimlerinin kurulması teşvik edilecek
bunlar arasında işbirliği ve koordinasyon sağlanarak, uygulamada politika,
plan ve programlara kadın-erkek eşitliği kavramının geliştirilmesine yönelik
çalışmalar yapılacaktır.
Korunmaya, bakıma muhtaç çocuk, genç ve yaşlılarımızın ihtiyaçlarının
karşılanması Hükümetimizin öncelikli hedeflerindendir. Özellikle kimsesiz
çocuklarla çalışan çocukların her türlü sorunlarının çözümlenmesi için çaba
gösterilecektir.”
Bu dönemde “aile ve kadın” alanındaki en çarpıcı gelişmelerden ve hükümet
icraatlarından biriside önemli bir yasal düzenleme olarak, 14 Ocak 1998
tarihli 4320 sayılı “Ailenin Korunmasına Dair” kanundur. Bu kanunun 1.
maddesine göre;
“ Türk Medeni kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin
veya çocukların, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin
aile içi maruz kaldığını kendilerinin veya diğer kişilerin cumhuriyet
savcılığına bildirmesi halinde, Sulh Hukuk Hakimi re’sen meselenin
mahiyetini göz önünde bulundurarak çeşitli tedbirlere hükmedebilir. Bu
tedbirler, şiddet kullanan bireyin evden uzaklaştırılması, iletişim
vasıtasıyla evdekileri rahatsız etmemesi vb.’dir.”
Görüldüğü gibi bu önemli yasal düzenlemeyle, ailenin, aile bireylerinin ve
özellikle kadınların her anlamdaki güvenliği devlet tarafından güvence
altına alınmıştır. Buna rağmen bu yasal düzenleme önemli bir yenilik ve
güvence getirse de önemli olan yaşamsal düzeyde bu tür yasal düzenlemelerin
ve kollluk güçleri ile diğer kamu görevlileri tarafından uygulanabilir
olması büyük önem taşımaktadır.
Bu dönemdeki önemli yasal düzenlemelerden birisi de “kadın konukevleri”
açılmasıdır. Konu şu şekilde değerlendirilmiştir;
“Kadının ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları
sorunudur ve sosyal adaletin bir şartıdır ve sadece bir kadın konusu olarak
görülmemelidir. Bunlar, sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplum inşa
etmenin tek yoludur. Kadının güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliği, bütün
insanlar için politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği
başarmanın ön koşuludur.” (Pekin+5 Siyasi Deklarasyonu ve Sonuç Belgesi,
KSSGM)
Ancak, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sorun olan kadına
yönelik şiddet; kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini, özel yaşamını,
işini ve diğer sorumluluklarını yerine getirebilmesinde, kadının güçlenmesi
ve ilerlemesinde engel teşkil etmektedir.
“Şiddete uğrayan kadının değerleri, nitelikleri, kararları yok olmakta,
“ben” duygusu yitirilmekte, kimlik kaybı görülmekte, sağlık sorunları
artmakta, girişimciliği gelişmediği gibi tam tersine kaybolmaya
başlamaktadır. Şiddete uğrayan kadınlar kimlik ve düşünce geliştirmekte
zorlanmakta ve toplumsal tavır alışlarda yer alamamaktadırlar.” (DPT Kadın
Alt Komisyon Raporu, 1993)
Şiddetin yaşandığı ailelerde yetişen kız ve erkek çocuklarda ciddi sağlık
sorunlarının yanı sıra uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, intihar girişimi,
yasadışı davranış eğilimi, okula devamsızlık ve eğitimini yarıda bırakma
gibi eğilimlerin daha yüksek oranlarda görüldüğü saptanmıştır
Çağdaş, demokratik, ileri bir toplum için, kadınların güçlendirilmeleri,
etkinlik alanlarının genişletilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset,
hukuk vb. alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan yararlanmalarının sağlanması
büyük önem taşımaktadır.
Sosyal hizmetlerin önem taşıyan amaçlarından biri de, insan haklarını
güvence altına almaktır. Eşitlik, özgürlük ve onurun insan haklarının
dayandığı temel unsurlar olduğu gerçeğinden hareketle, kadınların kendi
durumlarını belirlemede, kendi haklarında söz sahibi olma hakkına sahip
oldukları bilincine ulaşmalarında, istismara karşı çıkmalarında,
statülerinin yükseltilmesinde, onurlarının korunmasında ve böylece
demokratik geleneğin gelişmesinde SHÇEK’in küçümsenemeyecek katkıları
vardır. Kadının ilerlemesi ve güçlendirilmesi ve şiddete karşı korunmasına
yönelik yürütülen hizmetlerle eşitlik politikalarına katkı sağlanmaktadır.
SHÇEK, ulusal kalkınma plan hedefleri, ülkemizin de taraf olduğu
uluslararası sözleşmeler, belgeler ve kararların öngördüğü yükümlülükler ve
görevler arasında da yer aldığı üzere, kadın istismarını önleme
politikalarının geliştirilmesi, yasal önlemlerin alınması, istismara uğrayan
yada bu riski taşıyan kadınlar için koruyucu ve destek hizmetlerinin
sağlanması gerektiği bilinci ile istismara uğrayan veya bu riski taşıyan
kadınlara yönelik hizmetlerini ağırlıklı olarak kadın konukevleri ile
vermektedir.
Fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik istismara uğrayan kadınların psiko-sosyal
ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesi sırasında varsa çocuklarıyla birlikte
ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici bir süre kalabilecekleri yatılı
sosyal hizmet kuruluşları olan kadın konukevlerinde; 12 Temmuz 1998 tarih ve
23400 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan “Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Kadın Konukevleri Yönetmeliği”
uyarınca hizmet verilmektedir.
Kadın konukevlerinde; kadınların durumlarının, aileleri ya da eşleri ile
olan anlaşmazlıklarının incelenmesi ve sorunlarının giderilmesine yönelik
mesleki çalışmalar yapılmaktadır. Kadın konukevlerine kabulü yapılan
kadınlara yönelik mesleki çalışmalar; reşit bireyler oldukları ve “kendi
kaderini tayin” ilkesi göz ardı edilmeden yerine getirilmektedir.
Söz konusu çalışmalar ana hatlarıyla aşağıda belirtilmektedir.
-Şiddete uğrayan kadınlarda şiddet sonucu ortaya çıkan umutsuzluk,
değersizlik, suçluluk, utanç ve korku gibi duyguların aşılmasına yönelik
çalışmalar temel amaçtır.
Bu dönemdeki en önemli ilerleme eğitim alanında yaşanmış ve ilköğretim 1997
yılında, Temel Milli Eğitim Kanununun 24üncü Maddesine göre 5 yıldan 8 yıla
çıkartılmıştır.
3.12. 56. HÜKÜMET- IV. BÜLENT ECEVİT DÖNEMİ ( 12.01.1999-28.05.1999)
Başbakan Ecevit, Hükümetin ömrü kısa olacağı için, Hükümet Programını da
kısa tuttuklarını ifade ederek şöyle aile ve çocuğa ilişkin politika
önceliklerini şu şekilde dile getirmiştir.
“Kimsesiz çocuklar ile kadınların ve bakıma muhtaç özürlüler ile yaşlıların
sağlıklı ve güvenli bir yaşama kavuşmaları için Devletin tüm olanakları
seferber edilecektir. Özürlülerle ilgili yasal düzenlemeler hızla uygulamaya
geçirilecektir.
Sokaklarda yaşayan çocukların topluma ve ailelerine kazandırılmalarıyla
ilgilenen kuruluşlar ve hizmetler yaygınlaştırılacaktır.
Dar gelirli aile çocuklarının eğitim giderlerine Devlet katkısını arttırma
yolundaki uygulamalar yaygınlaştırılacaktır.”
Toplumun ve ailelerin bütünlüğünü tehdit eden uyuşturucu kullanımı, şiddet,
müstehcenlik ve benzeri sorunlarla mücadele ödünsüz sürdürülecektir
Karı koca arsındaki geçimsizlik ve aile içi şiddetin kaynağında çoğu zaman
ekonomik sıkıntılar mevcuttur. Ekonomik krizlerle bunalan ailelerde
gerginlik sadece şiddetle sonuçlanmayıp, boşanmalara da yansıyor. DİE
verilerine göre, 1998 yılında 22.513 aile boşanmış iken, 1999’da bu rakam 33
bine yükselmiştir. Boşanma sebebi olarak % 93.7 maddi geçimsizlik, yüzde 2
terk, yüzde 1 zina ve yüzde 3 diğer nedenler görülmektedir.
3.13. 57. HÜKÜMET V. BÜLENT ECEVİT DÖNEMİ ( 28.05.1999-23.11.2002)
“Kadınlarımızın ekonomik ve sosyal yaşamımızın her aşamasında üretime
katılmaları özendirilecek, kadınlarımızın sosyal ve ekonomik statüsünün
geliştirilmesine yönelik çabalar hızlandırılacaktır.
Toplumun ve ailelerin bütünlüğünü tehdit eden uyuşturucu kullanımı, şiddet,
müstehcenlik ve benzeri sorunlarla mücadele ödünsüz sürdürülecek,
gençlerimizi zararlı alışkanlıklara karşı korumak için her türlü önlem
alınacaktır.
Kadınlarımızın ekonomik ve sosyal yaşamımızın her aşamasında üretime
katılmaları özendirilecek, kadınlarımızın sosyal ve ekonomik statüsünün
geliştirilmesine yönelik çabalar hızlandırılacaktır.”
57. Hükümet döneminde aileyle ilgili önemli gelişmelerden birisi “Aile
Danışma Merkezleri”nin açılması ve yaygınlaştırılmasıdır. Bu merkezlerin
amacı; aile yaşamını korumak, desteklemek ve sorunların çözümüne yardımcı
olmak amacıyla aile bireylerine yönelik koruyucu-önleyici,
eğitici-geliştirici, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin yanı sıra
rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin de verildiği merkezler olup,
11.09.2001 tarih ve 102 sayılı Bakan Onayı ile yürürlüğe giren “Aile Danışma
Merkezi Çalışma Esasları Hakkında Yönerge” doğrultusunda hizmetlerini
yürütmektedir.
Aile Danışma Merkezlerinde; aile hayatının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi
yoluyla ailenin refahı, mutluluğu ve bütünlüğünün sağlanması, uyumlu aile
ilişkilerine katkıda bulunulması, aileyi bir arada tutan bağların
kuvvetlendirilmesi, aile üyelerinin kişiliklerinin sağlıklı biçimde
gelişmesi, birey olma potansiyellerinin güçlendirilmesi ve toplumsal yaşama
uyumlarının sağlanması, sağlıklı çocuk yetiştirme bilgi ve becerilerinin
geliştirilmesi ile aile sisteminde özgürlük, sorumluluk ve toplumsal
değerler arasında bir denge sağlanması amaçlanmaktadır.
Söz konusu merkezlerde bu amaçlara uygun olarak; evliliğe hazırlık, eşler
arası uyumsuzluk, tek ebeveynlik, ebeveyn-çocuk ilişkisinden doğan sorunlar,
aile içi rol ve sorumlulukların dağlımı, yaşlı ve engelli üyelerin bakımı,
boşanma öncesi ve sonrası yaşanan sorunların giderilmesi vb. konularda
ailenin kendi kendine yeterli hale gelmesi yönünde mesleki çalışmalar
geliştirilerek sürdürülmektedir.
Ayrıca, kadının toplum ve aile içerisindeki statüsünün yükseltilmesine
yönelik programların geliştirilmesi, aile içi şiddetin önlenmesi ve 4320
Sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” un gerekli hallerde yaşama
geçirilmesi konusunda aile eğitilerek desteklenmekte, rehberlik ve
danışmanlık hizmeti verilerek ailenin toplumsal ve ekonomik değişimi için
uyumuna yardımcı olunmaktadır.
Bir diğer önemli kilometre taşı “ Toplum Merkezlerinin” bu dönemde
açılmasıdır.
2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun
9.Maddesinin değişik (j) bendi ile 15 inci maddesi hükümlerine dayanılarak
düzenlenen “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Toplum
Merkezleri Yönetmeliği” 11.07.2000 tarih ve 24106 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
“Toplum Merkezleri” hızlı toplumsal değişme, kentleşme ve göçün yarattığı
sorunlar doğrultusunda, bireylerin, grupların, ailelerin ve toplumun
sorunlarla baş edebilmeleri ve bireylerin katılımcı, üretken ve kendine
yeterli hale gelmesi amacıyla; koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici,
rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, bir arada ve en kolay
ulaşılabilir biçimde, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler,
üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler ile işbirliği ve eşgüdüm
içinde sunmakla görevli ve yükümlü bulunan gündüzlü sosyal hizmet
kuruluşlarıdır
Uyumlu koalisyon döneminde yaşanan en olumsuz gelişme Şubat 2001 tarihindeki
büyük ekonomik krizdir. Krizinden sonra Dünya bankası başkan yardımcısı
Kemal Derviş ekonominin başına getirerek İMF anlaşmalarıyla krizi atlatmış
ancak toplumun büyük çoğunluğu, aileler, kadınlar önemli ekonomik zorluklar,
çalkantılara maruz kalmışlar ve psiko-sosyal açıdan aşılması belki de uzun
yıllar sürecek bir sürece girilmiştir.
Krizin aile yapısında yol açtığı olumsuzluklar ve değişmeler, oluşan
sorunlar, ailenin korunmasını, desteklenmesini ve sorunlarının çözümü için
yeni politikalar ve hizmet programları geliştirilmesi gereği ortaya çıkmış,
sosyal devletin güçlendirilmesi, aileye yönelik sosyal yardım programlarının
oluşturulması, aile hizmetlerinin sosyal güvenlik sistemi içerisinde daha
köklü çözümlere yönelik ele alınması gündeme gelmiştir.
DPT’nın 2000 yılı planında aile, “kadın, aile ve çocuk” bütünlüğü içinde ele
alınmıştır ( DPT,2000:93);” Güçlü bir sosyal güvenlik işlevine sahip olan
aileye yönelik destek çalışmalarının kurumsal düzeyde yürütülmesinin önemi
toplumdaki hızlı değişme nedeniyle artmaktadır” denilmektedir.
Yaşanılan kriz sürecinde; büyüme yerine gerileme ya da daralma, gelir
dağılımında uçurumların yükselmesi,yoksulluğun derinleşmesi, enflasyonun
yükselmesi gibi temel süreçler toplumu ve aileleri temelden etkilemiştir.