Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

  AİLE

 Sosyal Hizmet Uzmanı. İsmet Galip YOLCUOĞLU

Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
ismetgalip@gmail.com ulaştırabilirsiniz.

   BÖLÜM-1      BÖLÜM-2      BÖLÜM-3       BÖLÜM-4      BÖLÜM-5

 3.2. 46. HÜKÜMET- II. ÖZAL HÜKÜMETİ DÖNEMİ (14 Aralık 1987-31.10.1989)

Doğrudan aileye ilişkin olarak hükümet programında şu görüşlere yer verilmiştir:
“Aile toplumun temelidir. Kadını toplumumuzun ve aile müessesemizin en önemli unsuru olarak görüyoruz. Kadınlarımızın haklarının korunması ve ülkemizin gelişmesine daha fazla katkılarının sağlanması hedefimizdir.”
Kapalı aile politikası uygulayan Türkiye’de sosyal politikanın, sosyal sektörlerdeki gelişmelerden ziyade, ekonomik sektörlerdeki gelişmelere odaklanmış olması ailenin yoğun ihmalinin önemli nedenlerindendir. Açık aile politikası uygulamalarına yönelik ilk somut adım, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989) 1987 yılı programında atılmıştır. Toplumun refahını arttırmak amacına yönelik olarak ailenin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi bütünlüğünün korunması, toplum içinde güçlü bir müessese olarak fonksiyonunu sürdürebilmesi için; kalkınmanın nimetlerinden faydalanmada, istihdam ve sosyal hizmetlere katılmada ve bunlardan yararlandırılmada aile biriminin temel hedef olarak alınacağı ifade edilmiştir (Kontaş 1992:96).
Bu hedeften hareketle, 1987 yılında Türkiye’de ailenin durumunun ve sorunlarının tespiti amacıyla Devlet Planlama Teşkilatı tarafından bir özel ihtisas komisyonu kurulmuştur. Konu ile ilgili resmi kuruluşların uzmanları ile akademik çevrelerin katıldığı Aile komisyonunca hazırlanan raporda, ailenin özellikleri ve sorunları ayrıntısıyla açıklanmış, ele alınan konularda geniş kapsamlı bir araştırmaya olan ihtiyaç ifade edilmiştir. Hazırlanan rapor, hem VI. Beş Yıllık Kalkınma Planına, hem de devletin aileye yönelik politikalarına etki etmiştir. Aynı yıl “Türk Aile Yapısı” araştırması yapılmıştır. 1988 yılı programında, aile konusundaki gelişme ve sorunlar arasına 1987 yılı programında farklı olarak Türkiye’de evlenmelerin özellikleri de ele alınmıştır. Erken yaşta evlilikler, akraba evliliklerinin yarattığı sorunlar üzerinde durulmuştur. Her iki programda da ortak olan nokta, ailenin güçlendirilmesi ve korunması ilkesinden hareketle, aile hayatını daha yaşanır, daha çekici kılacak ve ortaya çıkması muhtemel aile sorunlarının daha kolay çözülmesini sağlayacak eğitim faaliyetlerinin televizyon ve radyo gibi yayın araçlarının kullanımı ile topluma sunulması üzerinde durulmasıdır. 1989 yılı programına da önceki programlara ek olarak, aile konusuna kadın ve çocuk hakları konuları da dahil edilmiştir.



1989 yılında, aileye yönelik politikaların bir bütünlük içinde ele alınması amacıyla daha önce Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Başbakanlığa bağlanmış ve aynı düzenleme çerçevesinde kurum bünyesinde “Ailenin Bütünlüğünün Korunması Dairesi” kurulmuştur.
1989 program yılı döneminde ayrıca 1987 ve 1988 yılı programlarında sözü edilen “Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahın arttırılması için gerekli araştırmaları yapmak, projeler geliştirmek, bunların uygulamaya konmasını sağlamak ve aile ile ilgili ulusal politikanın oluşmasına yardımcı olmak üzere” Aile Araştırma Kurumu 29.12.1989 tarih ve 21911 sayılı kanun hükmünde kararname ile kurulmuştur. Bu kurumun faaliyetlerinden de bir devlet bakanı sorumlu kılınmıştır.
Bu kanunun amacı, “ Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılması için gerekli araştırmaları yapmak ve projeler geliştirmek, bunların uygulamaya konulmasını sağlamak, aile ile ilgili milli bir politikanın oluşmasına yardımcı olmak üzere Aile Araştırma Kurumunun kurulmasıdır.”
Konut yardımları da aileyi destekleyen hizmetler kapsamındadır. Bu hizmet genellikle çok çocuklu ve az gelirli aileleri odak almaktadır. Genelde kira yardımları biçiminde sunulmaktadır. Ayrıca konut politikası uygulayan Avrupa ülkelerinde aileler doğrudan düşük kredilendirme ile konut hizmetlerinden de yararlandırılmaktadır. Batı Avrupa ülkeleri bu uygulamaya iyi bir örnektir. Bu ülkelerde öncelik sırasına göre, yeni evlilere, tek ebeveynli ailelere ve özürlü çocuğa sahip ailelere konut hizmeti sunulmaktadır. Türkiye genel nüfusu içinde çok sayıda ailenin konut sahibi olduğu bir ülkedir. Tabi bu noktada göçü ve beraberinde getirdiği ülkemize özgü- gecekondulaşma olgusunu da bu oluşumda dikkate almak gerekir.
46. Hükümet döneminde ülkemizde geniş çaplı bir “Gecekondu Affı” yasası çıkartılmış ve kırsal kesimden göç eden aileler bu kararı sevinçle karşılarken toplumun büyük kesimi de bunu bir hukuksuzluk örneği ve oy almaya yönelik bir politika olarak yorumlamışlardır.
* Konut sektöründe 1983 yılında inşaat ruhsatı alan konut sayısı 169 bin iken, 1988’ de 473 bine ulaşmıştır.

3.3. 47. HÜKÜMET- YILDIRIM AKBULUT HÜKÜMETİ ( 09.11.1989-23.06.1991)

Turgut ÖZAL’ın Cumhurbaşkanı olması üzerine 47. Hükümet Yıldırım AKBULUT Başbakanlığında kurularak bir önceki Özal hükümetlerinin programında doğrudan aileye ve kadına ilişkin olarak söylenenler aynen şu şekilde yinelenmektedir.
“Toplum hayatının ahenkli ve sağlam bir şekilde devam ettirilmesinde, gençlerimizin yetiştirilmesinde, ahlakın, milli ve manevi değerlerin korunmasında; aile
yapımızın tabii ve tarihi vasıfları olan, örf ve an’ anelerimiz ile perçinleşmiş bulunan, sevgi, feragat ve fedakarlığın rolü herşeyin üzerindedir. Fert ve toplum
seviyesinde sosyal güvenliğin ilk ve önemli teminatı ailedir.
Kadını toplumumuzun ve aile müessesemizin en önemli unsuru olarak görüyoruz. Kadınlarımızın haklarının korunması ve ülkemizin gelişmesine daha fazla
katkılarının sağlanması hedefimizdir.
Okur-yazar nüfusunun oranı 1983 yılında yüzde 76 iken 1989 yılında yüzde 89’ a yükselmiştir.
Türkiye’de ilk kez 1990’da uygulamaya giren Uluslar arası Çocuk Hakları Bildirgesi her ne kadar uygulamada değerini bulamasa da yasal düzenleme açısından çocuklar adına bu dönemdeki önemli bir gelişmedir.
Tamamiyle renkli televizyon yayına iktidarımız döneminde geçilmiş, ikinci ve üçüncü kanal TV başlatılmış, ayrıca Güneydoğu Anadolu Bölgemiz için özel bir yayın kanalı devreye sokulmuştur. Televizyon haftalık yayın saati 1983 yılında 37 saat iken, 1989’ da 213 saate yükselmiştir.
1983’ te sosyal güvenlik kapsamındaki nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 48.1 iken bu oran 1989 yılında yüzde 59.1’ e ulaşmıştır.
1990 yılı programı uygulama dönemindeki en önemli gelişmelerden biri “Türk kadınının eğitim seviyesini yükseltmek, tarım, sanayi ve hizmetler kesiminde ekonomik hayata katılımını arttırmak, sağlık, sosyal ve hukuki güvenliğini sağlamak ve böylece kadının statüsünü genel olarak geliştirmek üzere eşitlik içinde sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda hak ettiği statüyü kazandırmak üzere” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı “Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün kurulması olmuştur. Genel Müdürlük daha sonra bir devlet bakanının sorumluluğuna bırakılmıştır. Böylece Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Aile Araştırma Kurumu ve Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü aynı devlet bakanlığına bağlanarak aile kadın ve çocuğa yönelik politikaların bir bütünlük içinde tespit ve uygulamasına imkan sağlanmıştır.
Kurumsallaşma ve hizmette bütünlük oluşturma çabalarının yanı sıra, 1990 yılında Türkiye’de ilk Aile Şurası düzenlenmiştir. Bununla birlikte, her yıl 6 Mayıs’ı takip eden haftanın “Aile Haftası” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. Bir de “Aile Danışma Merkezleri”nin sayısının ve hizmet ağının yaygınlaştırılması çalışmaları hızlandırılmıştır (Kontaş 1992:104).

3.4. 48. HÜKÜMET- MESUT YILMAZ DÖNEMİ ( 23.06.1991-20.11.1991)

ANAP hükümetlerinin sonuncusu Mesut YILMAZ Başbakanlığında kurulan 48. hükümettir. Hükümet programında diğer ANAP hükümetlerinden farklı olarak sosyal güvenlik politikalarından bağımsız bir biçimde programın temel ilkeleri arasında şöyle yer almaktadır:
“Toplumumuzun temeli ve milli varlığımız aile kurumuna büyük önem veriyoruz. Bu konuda Anayasalarımızda öngörülmüş olan ve iktidarımız döneminde kurulan teşkilatları daha etkin hale getireceğiz.”
Programda sağlık politikaları bağlamında da “sağlıklı bir nesil yetiştirmek amacıyla aile planlaması, ana ve çocuk sağlığı çalışmalarına özel önem verileceği” ifade edilmektedir.

3.5. 49. HÜKÜMET DYP-SHP KOALİSYON HÜKÜMETİ (20.11.1991-16.051993)

7. Kez Başbakan olan Süleyman DEMİREL’in başbakanlığında SHP ile kurulan koalisyon hükümeti döneminde konu programda şu şekilde ele alınmıştır; “Hükümet ve hükümet dışı kuruluşlarla yerel yönetimlerin kadınlarla ilgili çalışmaları, işbirliği ve koordinasyon içinde değerlendirilerek kadınlara ilişkin
politikalar oluşturulacaktır.
Başta Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği ve Türkiye tarafından onaylanan “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığının Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi” ve
diğer uluslararası kararları ile, Avrupa Konseyi, İLO, OECD, AGİK gibi kuruluşların kadınlara yönelik kararları doğrultusunda iç mevzuatımızda
düzenlemelerin yapılması uluslararası boyutta Türkiye tarafından konulan çekincelerin kaldırılması için gerekli çalışmalar gerçekleştirilecektir.
Bu amaçla Hükümetimiz bünyesinde “Kadın, Aile ve Çocuk Sorunları Bakanlığı” kurularak anlamlı bir adım atılmaktadır. Uluslararası çocuk hakları
deklarasyonuna uygun bir biçimde çocuk haklarının korunmasını düzenleyen yasa çıkarılacaktır”
1993’de Süleyman Demirel ve Tansu Çiller’in Başbakanlıklarında enflasyon, %106, memur maaşı artışı %30 artmış, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve halkın satın alma gücündeki azalma toplumun geniş kesimlerini, aileleri ve çocukları olumsuz etkilemiştir.

3.6. 50. HÜKÜMET-TANSU ÇİLLER’İN I. DÖNEMİ (16.05.1993-20.09.1995)

Aile konusu hükümet programında şu şekilde ele alınmıştır;
“Gelecek kuşakların iyi yetişmesini sağlayacak bir Aile Planlaması benimsenecektir. Kadınların eğitim düzeylerinin yükseltilmesi ve mesleki eğitim imkanlarından daha fazla yararlanmak suretiyle tarım dışı sektörlerde istihdamlarının yaygınlaştırılması, özellikle uygulanacak teşvik politikaları aracılığıyla kadınlarımızın kendi iş yerlerine sahip olma imkanları geliştirilecektir. Kadın işgücünün ekonomiye katkısı sağlanacak ve kadınların karar mekanizmalarına daha etkin katılabilmeleri için yeni politikalar gerçekleştirilecektir.
Aile korunacak, desteklenecektir. Toplumun en küçük ünitesi ve demokrasinin en küçük birimi olan aile, değişen ve gelişen bir dünyada bu değişikliklerden en çok etkilenen bir kurum olarak, devletin özenle koruması gereken bir konumdadır.
Bu amaçla, aile yapımızın gösterdiği değişimi, bu değişimden doğan sorunları, bunlara getirilecek çözüm yollarını saptamaya yönelik gerekli araştırmalar en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.
Korunmaya muhtaç çocukların aile ortamı içinde yetiştirilmesine özel önem verilecek ve evlat edindirmenin yasal işlemleri kolaylaştırılacaktır.”
Birleşmiş Milletler tarafından 1994 yılında başlatılan seferberlik (Uluslar arası Aile Yılı) ailenin yoksullukla mücadelede ve toplumsal kalkınmada dinamik bir kavram olarak bütün toplumlar için büyük önem taşıdığı gerçeğini gündeme taşımıştır.
1994 yılında ülkemizin içine düştüğü ağır ekonomik buhran ve buna bağlı olarak yaşanan sosyal problemlerin çözümü konusunda getirilen önerilerin yeni bir bakış açısıyla ele alınmasında aile merkezli politikalar oldukça önem arzetmektedir.
1994 DİE Gelir Dağılımı Anketine göre nüfusun en fakir yüzde 20'si milli gelirden yüzde 5 pay alırken, en zengin yüzde 20'sinin gelirden aldığı pay yüzde 55 tir.
Mevcut sorunlar karşısında toplumun en önemli direnç noktası olarak kabul edilen “aile” büyük ölçüde yıpranmış ve işlevlerini yerine getiremez hale gelmiştir. Yeniden toparlanma sürecindeki Aile Araştırma Kurumu misyonu gereği önemli bir yükümlülükle karşı karşıya bulunmaktadır.
Devalüasyon, 5 Nisan 1994 istikrar önlemleri ile ekonomide iç talep iyice daraltılmış, halkın alım gücü düşmüş, kamu açıkları artmış, Türk ekonomi tarihinin en kara yılı yaşanmıştır.
Bu dönemde toplumsal yapı içindeki en dinamik ve değişime ve gelişmelere en hızlı tepki veren “aile” kurumunun aile içi ilişkilerinde bozulmalar artmış, çatışma ve çelişkiler derinleşmiştir.
Kriz, ailenin toplumsal konumunu, rollerini, aile bütçelerini, işgücüne katılım biçimlerini, ev içi sorumlulukların dağılımını, ailenin varlık durumunu, ailelerin toplumsal çevre ile ilişkilerini ve toplumsal yaşama katılım eğilimlerini etkilemiştir. Değişen koşullar, ailenin yaşam kalitesini göreli olarak olumsuz yönde etkilemiş, ailenin yoksullaşması, işsizlik yaşam standartlarında düşüş, iç ve dış ilişkilerde iletişim çatışmaları yaşanmış, ailenin temel gereksinmelerini karşılama, yaşanılan sorunları çözme olanakları daralmıştır. Toplum ve aile içinde yaşayan bireylerin göreli refah algılamaları, kriz nedeniyle olumsuz yönde nitelik kazanmış doyumsuzluk ve mutsuzluk artmıştır ( Cılga 2001: 135).

                                                                                                   DEVAM EDİNİZ


©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın