Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

 




 

8 MART HATIRLANDIĞIM GÜN

                               Sosyal Hizmet Uzmanı  Şerafettin SAYAR  
                                    
  sayar1964@mynet.com
                                           Sitemiz Yazarı



Mart, 2007, ANTALYA

Kezban henüz yirmisindeydi. O anın şokunu üzerinden atamamıştı. Bir travma geçiriyordu. Kendini ifade edemiyor, yaşadıklarını anlatamıyordu. Anlamsız bakışları vardı. İki elini bacaklarının arasına almış titrek bir haldeydi. Başındaki yazması gelişi güzel bağlanmış, üzerindeki basma entarinin çiçekleri küs küs duruyordu sanki.


Telefonun öbür ucundaki ses “karakoldan arıyorum, ben komiser Alaattin Gönlüzengin, burada cinayet zanlısı genç bir kadın var. Savcılık serbest bıraktı evine gitmek istemiyor. Ne yapmamız gerekiyor.” dediğinde, Kezban’ın Sosyal Hizmetlere yönlendirilmesi talep edilir ve Kezban dosyası ile birlikte bir polis refakatinde sosyal hizmet bürosuna getirilir. Kezban tutanak karşılığı teslim alınır. Polis görevini yapmanın ya da Kezban’dan kurtulmanın mutlu olunmuşluk hissiyle görevine döner.


Kezban’ın dosyası incelendiğinde yetmiş yaşındaki kocasını bıçaklayarak öldürdüğü yazıyordu. Henüz ömrünün baharını yaşamaya aday Kezban kendisinden elli yaş büyük bir insanla evlendirilmiş ve daha başından hayatına ipotek konulmuş anlaşılan. Kezban’ın umutları vardı belki, emsali sevgilisi ile telli duvaklı düğün yapacaktı, çocukları olacaktı üç- beş tane, bir genç kızın hayalleri kadar derin ve güzel hayallere sahipti belki de. İşte o gece tüm umutların söndüğü o gece bıçak darbeleri art arda gelmiş Kezban’ın eliyle, nereye savruldukları belli olmadan, istermiydi ki bir adamı öldürsün, ömründe bir karıncayı bile incitmemişken.


Bir serçe gibi ürkek ve korkak, sanki fırsatını bulsa uçacak gibi karşımda sessizce oturan Kezban ile göz göze gelmeyi, gözlerindeki o korkuyu anlamayı keşfetmeye çalışırken yaşadıklarını kendisi ile paylaşabileceğimi söyledim. Anne ve babasını sordum. Neredeler, ne iş yaparlar dedim. O da ürkek bir ses tonuyla tane tane heceleyerek köyde olduklarını, çiftçilik yaptıklarını yanlarına gitmek istemediğini ifade etti. Kendisini bir kadın sığınma evine yerleştirebileceğimizden bahsettim. Bir süre orada yaşayabileceğini, yaşadığı olayın etkisinden kurtulduğunda kendisine bir yaşam tercihi yapabileceğinden bahsettim, ancak hukuki sürecin nasıl gelişeceğini bilmeden.


Kadın Sığınma Evine yerleştirilmesi için tüm formaliteler en hızlı bir şekilde tamamlanır ve Kezban yeni hayatına başlamak üzere yola çıkar. Kadın Sığınma Evine kabulü yapılmıştır Kezban’ın. Kendini kısa sürede toparlamıştır, olayların ve yaşadıklarının farkındadır artık, sağlıklı düşünmeye başlamıştır. Kadın sığınma evindeki görevlilerce de desteklenir, sosyal hizmet uzmanının ilgisi moral olur, görevlilere evine dönmek istemediğinden bahseder, iş ister, kendisine iş bulunur ve çalışmaya başlar. Kezban için yeni bir hayat başlamıştır.


Aylar sonra Kezban’ın anne ve babası sosyal hizmet bürosuna gelirler. Belli ki kızlarını aramaktadırlar. Kendilerine detaylı bilgi verilemeyeceğinden bahsedilir. Pişmanlıkları her hallerinden bellidir. Bir hata yaptık derler, kızımız istemedi ama biz kendisine sorma gereği bile duymadık. O yaşlı adama verdik kızımızı, böyle olacağını nerden bilirdik. Anne ve babaya kızlarının kendi hayatı hakkındaki kararları kendisinin verebilecek durumda olduğu, kendisi istediğinde sizlerin yanına gelebileceği, fakat yerini ve telefon numarasını söylemenin mümkün olmadığı anlatılır.


Yıllar sonra bir 8 Mart günü Kezban bir konferans da kadınların istismarının önlenmesi konusu yanında özellikle kızların okumaları, erkek hegoman toplumda kendi kaderlerini tayin haklarını kullanabilmeleri için mücadele vermeleri üzerine bir sunum yapar. Kadınların iş hayatında daha çok yer almalarından, kadına yönelik cinsel temaların medyada işlenmesinin önlenmesi gerektiğinden, magazin programlarında nedense sürekli cinsellik ağırlıklı kadın konularının işlenmesine anlam veremediğinden bahseder. Kadınların istismar edilmesinin, cinsel tema olarak algılanmalarının, sömürülmelerinin önlenmesinin yine kadınların kendi güçlerinde olduğunu vurgular. Özellikle kırsaldaki ve varoşlardaki kızların ve kadınların daha çok mücadele etmeleri gerektiğine değinir. Tabi ki kadını sömüren, istismar eden erkeğin-erkek hâkim anlayışının da değişmesi gereğine………………………



 



Bize Ulaşın