Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

29 Nisan Cumhuriyet Mitingi: Bütünsel eleştirinin gerekliliği

Can Küçükali /Sitemiz yazarı
cankucukali@gmail.com

   Cumhuriyet mitinginin ardından medyanın ve hükümetin eylemi görmezden gelmesini bir önceki yazıda dile getirmiştik. Bu nokta önemliydi. Bundan sonra eğer miting görmezden gelinemiyorsa odağı değiştirilmeye çalışılacaktı. Bu bağımlı medyanın çok kullandığı basit bir taktiktir. Mitingin ‘aslında ne hakkında olduğu’ ise hayatidir çünkü mitingin mesajının ne olduğu bir kere yanlış ya da eksik ifade edilmeye başlandığında, odaktan uzaklaşılabilir ve bu konunun muhatabı olanlar meseleyi saptırabilirlerdi. Nitekim gelişmeler de bu yönde olmuştur.



Tepkiler göz ardı edilemediğinde miting laiklik mitingi olarak lanse edilmeye başlandı. Bu tamamen yanlış olmasa bile asıl amaç, Atatürk devrimlerine ve devletin temel niteliklerine sahip çıkılması ise, devletin demokratik, laik, üniter ve sosyal bir hukuk devleti olduğu hatırlanmalıdır. Bunların hepsi birbirleriyle dolaylı yoldan bağlı ilkeler olup, mevcut hükümetin ulusal ve uluslar arası arenada izlediği siyaset, bunun tam tersi özellikler göstermektedir. O halde ilk mitinge dönüp verilen mesajları ve tepkileri yeniden kabaca listelersek, laiklik meselesinin bu kaygılardan sadece bir tanesi olduğunu görürüz. Ama elbette cımbızlama usulü ile mitingin omurgası kaydırılmaya çalışılmıştır. Bu durumda da meseleyi özünden kavramayanlar için hükümetin kendini en az diğer kesimler/ kurumlar kadar ‘laiklik savunucusu’ olarak tanımlaması, bu mitingin aslında çok da gerçekçi olmadığı noktasında ikna edici olabilmiştir ve mitinge karşı eleştirinin de temel noktasını oluşturmuştur.

Oysa durum maalesef bundan daha vahimdir ve bu şekilde hükümet kendisine adeta haksızlığa uğramış havası verebilmiştir. Genelkurmay’ın açıklaması ise bu sürece dolaylı yoldan katkı sağlamış, ortada ise sanki haksız yere eleştirilen bir hükümet ile laik/anti-laik şeklinde köksüz bir sınıflandırmaya tabi tutulup güdük bir tartışmanın içine çekilmeye çalışılan kitleler kalmıştır. Burada en büyük tehlike, kitlenin neyi eleştirdiğini unutmasıdır. İşte bu unutkanlığın bedeli, laiklik alanına sıkıştırılmaya çalışılan tartışmanın şeriata karşı olma noktasına ustaca çekiştirilmesi şeklinde kendisini göstermiştir. Bu nokta ise göz önünde bulundurmaya değerdir.

O halde bir kez daha eleştiri noktalarını hatırlamak yararlı olacaktır:

- Ülkenin yabancı sermayeye kontrolsüz bir şekilde açılması. Kamu mallarının özel sektöre peşkeş çekilmesi, sosyal devletin ortadan kaldırılması.
- Borsanın %70 oranında yabancıların elinde olması ve spekülasyon usulüyle ülkenin servetinin dışarıya transfer edilmesi.
- ABD ve AB emperyalizmi ile onun sözcüleri olan kuruluşlara tam bağımlılık.
- Emekçilerin kazanılmış haklarının ellerinden alınması, mücadele ettiklerinde anti-demokratik uygulamalara maruz bırakılmaları.
- Artan işsizlik ve yoksulluk, buna bağlı artan suç oranı, sosyal adaletsizlik, huzursuzluk ortamı.
- Cemaat eksenli kadrolaşma ve adam kayırma.

İşte yaşadığımız iki miting, asıl olarak bu kaygıların bir toplamının dile getirilmesi noktasında önem kazanır ve eşit derecede öneme sahip bu maddelerin hiçbirinin gölgesi, diğerini kapatacak denli büyük değildir. Bu anlamda miting sırasında ÇYDD başkanı Saylan’ın 1 Mayıs’ a atıfta bulunarak emekçilerin bayramını kutlaması anlamlıdır. Dolayısıyla önümüzdeki 1 Mayıs, bu bütünsel eleştirinin ezilen emekçi kitleler açısından dile getirilmesi ayağı olarak algılanmalıdır. Kitleler, ancak bu zengin ve çok yönlü eleştiri kanallarını açık tuttukları sürece gerçek anlamda bir demokrasiden (halk yönetimi) söz edilebilir.

http://www.toplumvesiyaset.com

   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın