|
|
21. YÜZYILDA SOSYAL ADALET ARAYIŞINDA SOSYAL HİZMET
(Sosyal Politika Aracı Olarak Sosyal Hizmet Yazıları)
MESLEK OLARAK SOSYAL HİZMETİN AMAÇLARI
Sosyal hizmetin amaç diyalektiği; “sefaleti / sadakayı / sosyal
dışlanmışlığı / ötekileştirmeyi yaşayanların psikososyal iç görülerini
geliştirmek, yaşadıkları toplumsal gerçeği değiştirmelerini, zorunluluğun
bilincinden hareket ederek sosyal işlev yüklenmelerine yol açarak aydınlığa
ve refaha giden sosyal mücadelede yolu görmelerini kolaylaştırır. Bu
minvalde, toplumsal mücadele güçlerini bir çatı altında örgüleyerek sosyal
devlet yapısını, sosyal yurttaşlığı güçlendirir.
Sosyal hizmet, Türkiye’nin modernleşmesi ve demokrasisine hizmet etmek
amacındadır. Sosyal hizmet, felsefesinin özü gereği buna zorunludur da. Öyle
ki, sosyal hizmet mesleği, insancıl ve demokratik ideallere dayalı bir
meslektir. Sosyal hizmetin mesleki etkinliğinin odağı, bireyin toplumsal
işlevselliği ve çevresi ile olan etkileşimi1 olarak
kavramsallaştırıldığından dolayı mesleki rol bağlamında;
birey-grup-toplulukların psikososyal-ekonomik sorunlarının çözümünde
yardımcı olup, toplumsal refahlarının gelişimini hedefler. Bu bakış açısıyla
hareket için davranış bilimlerinin yanı sıra, kendi kuram ve uygulamalarının
birikiminden de yararlanır. Sorunlara bütünsel olarak bakar. Sosyal hizmeti
diğer disiplinlerden ayıran nokta da burası; insan varlığını ele alıştaki
özgünlüğü… Bireyi özgüllüğü ve çevresiyle / sistemlerle etkileri dâhilinde
ele alır. Toplumsal koşulları göz ardı etmediği gibi sosyal uyuma yönelik
olarak çalışır.
Sosyal hizmet işleyişinin yukarıda sözü edilen “dualistic” yapısı sosyal
reform yönünü ortaya çıkarmıştır. Bireyin sosyal sorunlarını çözmeye
yardımcı olurken, toplum kaynaklarının kullanılabilirliğini artırmak, bu
yolda sosyal adaleti inşa etmek ve olumsuz toplumsal koşulları sosyal
gereksinimlerin giderilmesi yönünde düzenlemek, sosyal hizmetin olmazsa
olmaz nitelikleridir. Bu yönleriyle sosyal hizmet dünyeviliği ön planda
tutar.
Demokratik değerlere ve katılımcı ilkelere sahip bir meslek olan sosyal
hizmet, toplumda çeşitli nedenlerle yoksunluklar ve eşitsizlikler içinde
bulunan kişi, grup ve toplumların sorunlarını önlemek ve refahını sağlamakla
ilgilenirken 2 iki önemli esas değeri mesleki kimliğine kodlar. Bunlar; 1.
Kişinin haysiyet ve vakarı ve kapasitesini son haddine kadar geliştirme
hakkında sahip olduğu. 2. İnsanların birbirine bağımlı oldukları ve buna
dayalı olarak, kendi kapasiteleri çerçevesinde birbirlerine karşı
sorumlulukları olduğudur. Bu ise değerlere ilişkin önerme ve varsayımlarla
şu iki temelde somutlaşmaktadır. 1. İnsanın özgürlüğüne, haysiyet ve onuruna
saygı 2. Bireyin kendi kaderini tayin etme hakkını kabul.3 Sosyal hizmet
bütün mesleki sosyal çabalarını yerine getirirken temeline yukarıdaki
değerleri öz alır.
İnsanlığın sosyal yardım tarihine baktığımızda, hem kutsal dinlerde hem de
gönüllü çalışmalarda yoksulluk sınırı altında yaşayan toplumsal kesimlere
öncelik verilmek koşuluyla sosyal yardımların yapıldığını görürüz. Sosyal
hizmet düşüncesi ise bu kısmilikten yana olmaktan ziyade, “sosyal
hizmetlerden” tüm toplum kesimlerinin, “ihtiyaç” doğrultusunda sorunlarının
giderilmesine yardımcı olur. Bu durum toplumsalın insancıllaştırılmasıyla
ancak açıklanabilir. Görünen o ki; sosyal hizmetlerin teknolojik gelişmeyi
insancıllaştırma ve toplumları sosyalleştirme amacının yanı sıra bireylerin
gelişmelerine ve toplumun değişen koşullarına uyum sağlamalarına yardımcı
olmak, kişilerin, refahlarını sağlamak ve sosyal değişmeyi etkilemek,
bireyin sosyal işlevselliğini engelleyen tıkanıklıkları açmak, birey-toplum
etkileşimini güçlendirmek, sosyal bilinci geliştirmek, insan haklarını
güvence altına almak, toplumsal refah ve kaynakların dağılımını dengelemek
gibi amaçları vardır.4 Başka bir açıdan ise sosyal hizmet uygulamalarının
amacı, kişi aile ve grupların sosyal fonksiyonlarını geliştirmektir.
İnsanların sosyal fonksiyon düzeyini yükseltmek, bunu engelleyen faktörleri
ortadan kaldırmak olarak belirtilmektedir.5
Benzer bir analiz biçimiyle Kongar’da sosyal hizmetin amaçlarına
değinmektedir. Kongar’a göre; sosyal hizmet uygulamasının amaçları
şunlardır; a) Kişiler ve gruplara, kendileri ile çevreleri arasındaki
dengesizlikten doğan sorunların belirlenmesi, çözülmesi ya da etkisiz hale
getirilmesi için yardım etmek. b) Dengesizliğin meydana gelmesini önlemek
için kişiler ya da gruplarla çevreleri arasındaki potansiyel dengesizlik
alanlarını belirlemek. c) Bu tedavi edici ve önleyici tedbirlere ek olarak,
kişilerin gurupların ve toplumların en yüksek gelişme güçlerini aramak,
belirlemek ve kuvvetlendirmektir.6
Sosyal hizmet meslek aktörü sosyal sorun içindeki birey, grup, toplulukların
kendi dinamikleri / güçlerini mesleki amaçlar çevreninde kanalize edebildiği
gibi, uygulamada toplumsal yapı içindeki sosyal kurumlardan da destek alır.
Kurmuş olduğu mesleki ilişkiyle müracaatçıların yüksek yararını gözetir. Bu
sosyal araçlar gereksinim grupları için detaylıca kullanılır. Böylece sosyal
hizmet pratiği, birey-grup-toplum arasında refahın dağılımında adaleti
sağlama rolü görmüş olur. Sosyal-ekonomik denge, sosyal hizmetin hedefi
olarak netlik kazanmaktadır. Sosyal hizmet kaderci değildir. 20. Yüzyılda,
21. Yüzyılda yaşanan sosyal sorunların nedenlerini bireylerin ve toplumların
kaderlerinde aramaz. Ki, sosyal hizmetin amaç diyalektiği; “sefaleti /
sadakayı / sosyal dışlanmışlığı / ötekileştirmeyi yaşayanların psikososyal
iç görülerini geliştirmek, yaşadıkları toplumsal gerçeği değiştirmelerini,
zorunluluğun bilincinden hareket ederek sosyal işlev yüklenmelerine yol
açarak aydınlığa ve refaha giden sosyal mücadelede yolu görmelerini
kolaylaştırır. Bu minvalde, toplumsal mücadele güçlerini bir çatı altında
örgüleyerek sosyal devlet yapısını, sosyal yurttaşlığı güçlendirir.
Sosyal hizmet mesleğinin amaç boyutu, Türkiye açısından sorunsalın içeriği
nedeniyle gerçekçi bakış açılarını zorunlu kılıyor. Besin, Türk toplumunda
yer alan sosyal hizmet mesleğinin temel amacını; kalkınmaya katkı ve
kalkınma da pay almakta fırsat eşitsizliğinden doğan sorunların önlenme,
tedavi ve sonuçlarının giderilmesi olarak tanımlarken7 analiz boyutunu
toplumsal yapıyla sınamaktadır.
İnsanlık tarihi, savaşımların tarihidir. Uygarlığın yerleşmesi, gelişiminin
temelinde; çelişkiler / savaşımlar / kazanımlar vardır. 19. Yüzyıl bu
yönlerden üzerinde durulmaya değer bir Yüzyıldır. Çünkü endüstrileşmenin
dünyanın yüreğine tam anlamıyla oturduğu bu yüzyılda insan-toplum gerçeğine
dair geniş çaplı şekillenmelerin tohumları atılmıştır. Akıl, bu dönemde
özgürleşmiş, özneleşebilmiştir. Dünya bu yüzyılda “aydınlığı” yaşama umudunu
diri tutarken, yüzyıl sonrasının karanlığının ilk tohumlarını da atmıştır.
Bu adresin adı sömürüdür. Dolayısıyla emek-sermaye çelişkisinin doruk
noktaya ulaştığı 19. Yüzyıl, 20. Yüzyıla evrilirken; toplumsal stres / yaşam
koşulları, sosyal ekonomik durumlar da sosyal bilimlerin ortaya çıkmasını
kolaylaştırmıştır. 20. Yüzyılda sosyal hizmet ancak mesleki anlamda
biçimlenmiştir. 20. yüzyıl boyunca içeriğini doldurmuş özellikle de sosyal
devlet / sosyalizm yaşanmışlıklarından kimliğini süzüp özgül bir meslek
konumuna gelmeyi başarmıştır.
Sosyal devlet açıklanan; betimlenen özellikleriyle sosyal hizmetin varlık
koşuludur. Kullanılabilir toplumsal kaynakların ortaya çıkması /
yetkinleşmesi / sosyal mevzuat / toplumsal korunmayı yükleme alan sosyal
devlet, sosyal hizmet uygulamalarını / sosyal güvenliğe / sosyal yardıma
sosyal ekonomik güven oluşturma çabasıyla yönelir. Meslek ve disiplin
dolayımında sosyal hizmetin yanı sıra sosyal hizmet alanları; toplumsal
koşulların refaha dönük olarak değişmesi için kurgulanır. Sosyal hizmet,
sosyal politika belirleme rolünü burada devreye sokar. Sosyal sorun
yaşayanların acı dolu yaşamlarıyla ilgilenirken, ulusal düzeyde sosyal
tedbir alınması için sosyal hizmet politikasını işlevsel kılar. Yerel
toplumsal özellikleri dikkate almasının yanında eşitlik-özgürlük sosyal
hizmetin ütopik hedefidir; gerçekleşebilecek olandır.
Son tahlilde sosyal hizmetin amaçları olarak; bireyin toplumsal işlev ve
rollerini yerine getirebilmek, toplumsal koşulları bireyin gelişmesine
olanak sağlayacak biçimde değiştirmek ve geliştirmek. İnsan haklarını
güvence altına almak. Toplumun gelir ve hizmet dağılımını dengelemek olarak
sıralanabilir.8
DİPNOTLAR
1. Kut, S: Sosyal Hizmet Mesleği Nitelikleri Temel Unsurları Müdahale
Yöntemleri, Ankara, 1988. s.11-14
2. Koçyıldırım, Şener: Toplumsal Hizmetlerde Halk Katılımı. Ankara, 1992, s.
5
3. Kut, S: A.g.e.,1988: 42-65
4. Kut, S: A.g.e.,1988: 3
5. Turan, Nihal: Sağlık Alanında Tıbbi Sosyal Hizmetler. Ankara, 1988,
s.14-51
6. Kongar, Emre: Sosyal Çalışmaya Giriş. Sosyal Bilimler Derneği Yay. G-2.
Ankara, 1972. s. 21
7. Besin, Elkin: Sosyal Hizmet Mesleği ve Eğitimi. H.Ü. Sosyal Çalışma
Bölümü. Teksir, Ankara, 1970
8. Kut, Sema: “İnsani Gelişme ve Sosyal Hizmet” Nesrin G. Koşar’a Armağan.
HÜ. SHYO Yay. 009 Ankara, 2001, s. 9-15
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|