|
|
21. YÜZYILDA SOSYAL ADALET ARAYIŞINDA SOSYAL HİZMET
(Sosyal Politika Aracı Olarak Sosyal Hizmet Yazıları)
SOSYAL HİZMETİN TARİHSEL GELİŞİMİNE GİRİŞ (1)
Sosyal hizmetin bilim haline gelişidir; 20. Yüzyılı yetenekleriyle
mutlu kılıp sosyal arayışlardan alıkoyan, 21. Yüzyılı da akıldışılaştıran…
20. Yüzyılın mesleği ve disiplinidir sosyal hizmet. 20. Yüzyıl bir bakıma
sosyal hizmetin yüzyılıdır. Açıkçası bu Yüzyılın yıldızıdır; yararlı
güzelliğidir sosyal hizmet. Toplumsal nedenleri gün gibi ortadadır bunun.
Temel nedeni tarihsel sosyal değişmedir. Halkın sosyal faydasına yönelik
olan sosyal diplomasidir. Özetle toplumsal değişme! Aslında bilimsel ve
teknik değişmelerle gelen sanayi devrimi… Ancak mesleki bir gerçeklik olarak
algılanmasında, 19. Yüzyılın düşünsel akımlarının, toplumsal dönüşümlerinin
büyük etkisi olmuştur; ayrıca bilgi gövdesinin şekillenmesinde de. Sosyal
hizmetin köklü oluşumu bu sonuçta görkemli kılıyor parlaklığını.
Her tarihsel dönemde toplumsal dönüşümlerin / değişmelerin / gelişmelerin
etkisini yapısında işlevsel olarak gören sosyal hizmet, insan ve toplum
beklentilerine, gereksinimlerine yönelik değerlerini toplumsal koşulların
insancıllaştırılması yönünde aktarıp, hedef kitlesine hizmet sundukça
mesleki yöntem ve tekniklerini biçimleyebilmiştir. Geliştirip yetkin
kılmıştır. Belirginleştirmiştir. Onay görmüştür. Siyasal ve sosyal
devrimlerin etkisini de unutmamak gerek sosyal hizmetin beslenme noktalarını
çözümlerken…
Sosyal hizmetin varlık nedeni; insanın sürekliliğidir, tarihselliğidir;
insanın toplumla etkileşiminde yaşadığı rol kaybıdır, çelişkileridir.
İnsanın sosyal sorunlarıdır. Çözmede yetersiz kaldığı, çözümü kollektif bir
çaba gerektiren sorunlarıdır. İnsanın iyileşebilme olanağına olan güvenidir.
Özde insanlığın yaşadığı sosyal sorunlar sosyal hizmet mesleğini ortaya
çıkarmıştır. İnsanlığın bildiklerinin en iyisidir. Bir koşulla; insanın
gerçek gereksinimlerini fark edebilmesidir sosyal hizmeti var eden de…
Sosyal sorunların yoğunlaşması sosyal hizmet disiplininin ve mesleğinin
yapısını devamlı etkilemiştir. Onu sosyal sorunların çözümünde harekete
geçirmiştir. Öyle ki, sosyal refah hizmetlerinin sunumunda da onu kilit
noktaya taşımıştır. Sosyal hizmetin anahtarıdır bu anlatılanlar. Bir de ona
düşen bir görev vardır; toplumsal gerçekliğe epistemolojisini yöntemsel
olarak verip tarihsellik kazanmak!
Uygarlık tarihi penceresinden baktığımızda sosyal hizmet disiplininin ve
mesleğinin Batı’da kimlik bulduğunu / geliştiğini görürüz. Sosyal hizmet
mantığı, öz açısından Batı düşüncesinin / modernizminin ürünüdür. Belki de
bu temel yönüyle Türkiye sosyal hizmet sorunsalına eğilirken, Batı sosyal
hizmet yaklaşımının bir belirlenim olarak yıllarca anlamını kaybetmediği
gerçeğiyle de karşı karşıya kalıyoruz. Batıya dayalı bir değerler dizisi…1
Bir sosyal didişmenin çıktısıdır bu. Sosyal hizmetin Doğu toplumlarında
tutunmayışının en çarpıcı örneği de bu gerçekliğin altında aranmalıdır. Var
olmanın silahını elinde tutanın üstünlüğüdür sosyal hizmet. İleride ve önde
olanındır! Batı’ya ait bir tasarıdır. Bunun nedeni açıktır; endüstrileşme ve
sosyal ekonomik gelişme Batı’da ancak bir kavrayış bulabilmiştir. Akıl ancak
Batı’da diyalektiğin jilet yüzlü koridorundan geçmeyi başarabilmiştir. Batı
yönetimlerin desteği zamanla sosyal hizmeti maaşa bağlamıştır. Toplumsal
gerçek Batı’da bu koşulların dolayımında değişebilmiştir. Hem de sancılı
sosyal süreçlerle… Batı, dünya çapında bir öznedir. Sosyal adalet ve sosyal
mutluluk ancak ve ancak sosyal hizmet de eteğe kemiğe bürünebilir… Adaletin
gözlemevi… Bu nedenle Batı sosyal hizmetin üzerine önemle düşüyor. Her ne
kadar küreselleşmenin etkisiyle bir gerilemenin kokusu ayyuka çıkmış olsa
da!
Kuşkusuz, sosyal hizmetin bir model olarak ortaya çıkmasında birçok unsur /
neden bütünsellik dinamiğinde belirleyici olmuştur. Bilgisizlik ve cehalete
duyulan inanç değil! Batı bu sosyal refah işinin ortaya çıkışının nesnel
koşullarını içleminde başarıyla kodlar. Bu nedenle Batı, bir model olarak
sosyal hizmeti çevre ülkelere sunumunda da baskınlığını korumaktadır.
Yıllarca da koruyacak gibidir. Çevre ülkelerde tarihsel özgüllük göz ardı
edildikçe koruyacaktır da. Çünkü kapitalizm başat olandır. Güçlü olandır.
Güçlü olansa belirleyendir. Günümüz için kazanandır da! Çünkü yıldızlar
evreni Batı’dan sorulur…
Sosyal refah hizmetlerinin tarihsel olarak Amerika’da daha bir yoğunlukta
kimlikleşmesi ise ileride de bu orijinde etkin bir şekilde yol olmasını
beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz sanayileşme yolunda ilerleyen ülkelerde
birçok sorun; sanayileşme koşullarının niteliği ve istemleri tarafından
belirlenmiştir. Kültür olgusu ve sanayileşme sosyal hizmetin yönünü
çıkarsar. Örnek olarak göçmenlere sunulan sosyal hizmetler, göç ve toplumsal
bütünleşme için yapılan sosyal çalışmalar, alt kültürleri adaptasyon için
sosyal hizmetlerin kullanılması vb. verilebilir. Gelir dağılımı
adaletsizliğinin sosyo-ekonomik sonuçlarını çözümlemek için sosyal hizmete
duyulan gereksinimin boyutları da evrensel kabul görmüş sosyal hizmet
yöntemlerine örnek gösterilebilir. Bunların yanında sosyal hizmet varlık
bulduğu toplumsal yapıyla etkileşir. Toplumsal yapının özellikleri sosyal
hizmetin duruşunu etkiler. Etkilemektedir de.
Geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi Yüzyılımızda da sosyal ölçeğin altında; güç
koşullarda yaşayan insanların sosyo-ekonomik gereksinimleri sosyal hizmeti
gerekli başka bir deyişle zorunlu kılar. Sosyal hizmet işte burada
sosyal-ekonomik iyilik halini gözeterek uygun sosyal içerikli sosyal
uygulamalar yapar. Başka bir açıdan sosyal hizmet pratiği toplumsal gerçeğin
temsilidir. Bu temsil özenle total bir dönüşümü yansıtır. Bu dönüşüme konu
olan; güç koşullarda yaşayan, baskı altında tutulan gruplar vardır:
Kadınlar, yoksullar, engelliler, çocuk işçiler, işsizler, sığınmacılar,
gençler, korunmaya muhtaç yaşlılar vb. gruplar... Kapitalist toplumun
disipline ettiği sosyal hizmet farklı özellikteki bu grupların
teorileştirilmiş özbilincidir. Tarih sicili bu diyalektik akıntıdan gelir;
özce insanın toplumsal bir varlık oluşundan. İnsanın bir sosyal varlık
olarak kendisini var edememesinden. Toplumsal sorunlara sürekli bir
çatışma-değişme diyalektiğinde sosyal reformist yanıtlar bulur. Bu dinamik,
geliştirilen teorik yaklaşım ile toplumsal gerçek arasındaki bilgisel
köprüye de bir işlev yükler. Her defasında ‘iktidar ve toplumsal eşitsizlik’
arasında bir arabuluculuk görevi yüklenir. Sosyal hizmet sosyal politika
arayışını iktidar çerçevesine uygun bir bilgi pratiğinde yerine getirir. O,
bu özelliğiyle herhangi bir iktidarın sosyal uyum araçlarından en
önemlisidir aslında.2 Bunu da yöntem ve teknikleriyle yapar. Bir yanda
iktidar olsa da; sosyal hizmet uygulamaya ve toplumsal gerçekliği sosyal
adaletten yana değiştirmeye dönüktür. Buna özü gereği zorunludur.
Anlatılanlardan da görüyoruz ki; sosyal hizmet, insanı ve toplumu konu alan
bir meslek ve disiplindir. Sosyal hizmeti öteki toplumsal ve beşeri bilim
dallarından ayıran nitelik, uygulamaya yönelmiş olmasıdır. Bir başka
deyişle, sosyal hizmet insanın ve onun meydana getirdiği toplumların
sorunlarına yönelmiştir. Amacı, çok kısaca, bu sorunları belirlemek ve
çözümlerine yardımcı olmaktır.3 Sosyal hizmetin sosyal tarihi de bu
saptamayı doğruluyor…
Bu yazı dizisi ile sosyal hizmet disiplininin ve mesleğinin Dünyada ve
Türkiye’deki tarihsel gelişimine göz atacağız. Anlamlı bir disiplin ve
meslektir anlatacağımız; gözünüz sosyal şarkılarda olsun; sosyal
sıkıntılardan damıp gelmiş kederle yoğrulu şarkılarda. Belki de yeni bir
kitabı birlikte yazacağız…
Dipnotlar
Şeker, Aziz: Sosyal Hizmetin Hayaletleri –Başka Bir Sosyal Hizmet Mümkün-
Sabev Yay. Ankara, 2007, s. 15
Şeker, Aziz: Küreselleşen Dünya’da Geleceğin Sosyal Hizmeti. Sabev Yay.
Ankara, 2004, s. 8
Kongar, Emre: Sosyal Çalışmaya Giriş. Sosyal Bilimler Derneği Yay. G-2.
Ankara, 1972, s.1
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|